Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi9
Bugün Toplam149
Toplam Ziyaret1262120
HABER VİDEOLARI
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
SİYASİ AYAK 5: TARİKAT BAĞLANTILARI
17/12/2019

 

 Bir yanda Halidi Nakşî Tarikatı, bir yanda Barzani Ailesi, bir yanda Ermeniler, bir yanda Siyonist Yahudiler, bir yanda Haçlı Dayanışması, sonra Marksist PKK. …

 

Hepsinin ortak, tek hedefi ise Türk Milleti ve Türk Devleti’nin geleceği. Bunlara bir de tarih şuurundan yoksun seçilmişleri eklerseniz, tadından yenmez olur..

 

Tarikatla başlayalım isterseniz. Çünkü tüm yollar tarikata götürüyor bizi.

 

Halidi Nakşî tarikatı bir imparatorluk gibiydi. Abdülmecit gibi bazı padişahlar da onların içindeydiler. Nakşî şeyhleri saltanat ailesinden saygı görür, taşrada Devletin egemenliği bunlarla paylaşılırdı. Tekkeler kapatılınca (1925), şeyhler eski itibarlarını kullanamaz oldular.  Halbuki  şeyhler, “Keramet sahibi evliyalardan sayılır, sakalı şerifleri tekkelerde saklanırdı. Gaipten haber verdiklerine, şeytan ve cinlere hükmettiklerine, hayvanın kemiklerini   okuyup dirilttiklerine, ramazan ayında süt çocuğu iken –oruç tutmak için- anne memesi emmediklerine, kızdığı adamı bin yıllık mesafelere fırlattıklarına,  Allah ve peygamberle görüştüklerine inanılırdı. Felçli hastaları nefesle iyileştirir, kabirdeki ölülerle haberleşir, yılana ruh verip zikir yaptırır, Karadeniz’in ortasında batacak gemileri kurtarır, kara büyülerle insanın elini kolunu felce uğratır, alev ortasındaki adamı ateşin yakma hassasından korurdu…”

 

Cumhuriyet, tarihte görülen diğer devrimler (Fransız ve Rus) gibi kanlı değil kansız gerçekleşmiş; Osmanlı hanedanı burnu kanamadan sürgüne gönderilmişti. Buna karşın,  saltanat ve hilafetin sunduğu dünya nimetlerinden, kasa ve masadan uzaklaşan medrese, tarikat ve tekke kültürü, şeyhleri, dervişleri, müritleri, meczupları ve mehdileriyle, kendi dehlizlerine çekilerek  hem uygarlığa, hem de Cumhuriyete nefret kustular. Aslında Cumhuriyet dine değil hurafeye dokunmuş, Allah’a ve Peygamber’e vekillik ettiğini sanan,  halkın sürüleşmesine sebep olan kurum ve anlayışları saf dışı bırakmıştır.  Merkezdeki desteği kaybolan medrese ve tarikatlar, yanlarında  eskisi gibi tekkeden yetişme Yeniçeri zorbalarını değil, İstiklal Harbini  kazanmış milli bir orduyu buldular.   Bedeller ödeyip tevekküle çekildiler; doksan sene geçse de bekleyebilir, fırsatını bulunca sahte “demokrasi” aracına binebilir; uygarlık nereye evrilirse evrilsin,  taassup ve intikamdan vazgeçemezlerdi.

 

Rahmetli gazeteci Uğur Mumcu eserlerinde Cumhuriyet karşıtı isyanlarla tarikat şeyhleri arasındaki ilişkiyi bulup ortaya çıkartan ilk kişidir. Diyor ki: “Nakşibendî, 1300’lü yıllarda Buhara kenti yakınlarındaki Kasrı Arifan’ın Nakşibent köyünden Mehmet Bahattin-ül-Üveys-ül Nakşibendî adlı bir Türk’ün öncülüğünde kurulan bir İslam tarikatı idi. Bu tarikatı Kürtler arasında yayan Mevlana Halid’dir. Bağdat’ta oturan Mevlana Halid, Nakşibendî Kürtler arasında Bağdadî diye tanınıyordu. Destur vererek müritlerinin bazılarını halife yapmıştı. Bu müritlerden biri Şemdinli’nin Nehri köyünden Seyit Taha Hakkâri, öbürü de Bismil’in Cilustun köyünden Palulu Şeyh Ali Septi’ydi.”

 

Mesut Barzani, “Kürtlüğü şüpheli” kendi aile kökünü, “Barzani ve Kürt Ulusal Hareketi” adlı eserinde Nehri’li Seyit Taha’ya götürür ve “Biz Nakşidendî tekkesiyiz,” diye yazar. Dedesi Şeyh Birinci Abdusselam’a halifeliği bizzat Mevlana Halid’in verdiği iddiasındadır. Abdusselam’dan öncesini yazmaz. Yazamaz, çünkü orası karanlıktır.

 

Kaldı ki Sadate Nehri de denilen Seyit Taha, Kürt değildir. Aile kökü Irak’ta olan bu ailenin Türkiye’ye çıkış noktası Şemdinli’dir. Tarikat Irak’ın kuzeyinde Barzaniler, Anadolu’da ise Bitlis yöresindeki halifesi Seyit Sıbgetullah Arvasi (Gayda şeyhlerinin dedesi olup, 1913’teki Molla Selim İsyanı’ndan sonra idam edilmiştir.) üzerinden yürümüş, genişlemiştir. Said-i Nursi, Arvasi Tekkesi’nde yetişmiştir. Bilindiği üzere Fethullah Gülen de Said-i Nursi’nin talebesidir.

 

Mevlana Halid (1777-1837) Musul doğumludur. Mezhep olarak Şafii, meşrep olarak Nakşibendî’dir. Tarikatın Halidiyye kolunun kurucusudur. İcazetini Hindistan’da bulunan Şeyh Abdullah Dehlevi’den aldığı söylenir. Irak’ın kuzeyinde başlayan çalışmalarını zamanla Anadolu ve diğer bölge coğrafyasına yaymıştır.

 

Burada üzerinde duracağımız çoook çok önemli bir husus var: Bilinmeli ve  zinhar unutulmamalıdır ki Halid-i Nakşî denilen bu yapı Anadolu’da bilinen Türk Nakşibendî tarikatı değildir. Kadiri, Ciştiye, Sühverdi, Kübrevi gibi tarikatların birleşiminden doğmuş apayrı bir inanç biçimidir.

 

Sadate Nehri Seyit Taha’nın oğlu Şeyh Ubeydullah Birinci Meşrutiyet sonrası 1878–1881 arası tarihlerde Osmanlı’ya isyan eden ilk Halidi Nakşî şeyhidir. Torunu Seyit Abdulkadir önce Sultan Abdulhamid’e isyan edip sürgün edilmiş; affedildikten sonra Osmanlı Şurayı Devlet (Danıştay) Başkanı ve Ayan Meclisi Üyesi olduğu halde Koçgiri İsyanı’nın kışkırtıcısı, Şeyh Sait İsyanı’nın destekçisi olduğu için idam edilmiştir. Şeyh Sait, tarikatın Palu halifesi Şeyh Ali Septi’nin torunu olup kan bağı Babanlar’a uzanmakta idi. Yakın geçmişte ölen eski Irak Cumhurbaşkan Celal Talabani de Sadate Nehri torunlarındandır. Barzanileri daha ayrıntılı anlatacağız. …

 

Birinci Dünya Savaşı sonrasında Türk’e karşı olanların tamamının, farklı etnik kimliklerle ve emperyal güçlerle işbirliği içine girdiklerini görürüz. Ancak Devlet karşıtı tüm kalkışmalarda üç ana kaynak çıkar karşımıza:

1.               Baban Ahfadı: 1806, 1812 Süleymaniye Baban Beyleri İsyanı çizgisinde devam edenler… Babanzade Şükrü, Mustafa Zihni, Fuat, Hikmet, Aziz ve Cemil Paşazadeler (Diyarbakır), Bediiüzzaman Said Nursi, Dr. Mehmet Şükrü Sekban ve Çivilzade Mehmet Nuri (Baytar Nuri) bunlardandır.

2.               Bedirhan Ahfadı: 1835-1843 Bedirhan Beyin Botan İsyanı çizgisinde devam edenler… Mehmet Emin Ali Bedirhan (1851-1926), oğulları Emin Ali, Celadet ve Kamuran, Mikdat Mithat Evsed, Mehmet Ali, Abdurrahman, Murat Remzi, Hasan Nuri, Halil Rami, Asaf Bedirhan ve Bedirhan Ali.

3.               (Sadate Nehri) Seyit Tahai Hakkâri Ahfadı ve Halifeleri: Şeyh Ubeydullah’ın Şemdinli İsyanı (1878-1881) çizgisinde olanlar… Şeyh Ubeydullah’ın oğlu Seyit Abdulkadir (1851-1925), torunları Seyit Mehmet (babası ile birlikte idam edilen), Seyit Abdullah (İntikam hırsıyla 1925’teki Şemdinli Taburu subaylarını tuzağa düşürüp katleden), İngilizlerin 1918’de Kuzey Irak’ta vali olarak görevlendirdiği Şeyh Mahmut Berzenci (Seyit Taha’nın akrabasıdır). Halifeleri Barzan Şeyhleri Şeyh Muhammed, oğlu Şeyh 2. Abdusselam ve Şeyh Ahmet Barzanilerle, Halifesi Arvasi Tekkesinden Seyit Sibgetullah Arvasi.ve Molla Selim.

 

Bu üç kaynak dışında bir de Seyit Rıza İsyanı var, kendine özgü. Siyasi Kürtçülük iddiasında olsa da isyanın lideri aslen Türkmen’dir. Türkmen olması sebebiyle de “sahte seyit”tir. Zor kullanarak kendi otoritesi ve feodal ilişkilerin devamını amaç edinmiş bir sahtekârdır. İdam sehpasında sünnetsiz olduğunun anlaşılması, Hoybun’la işbirliği yapmış olması, onun Ermeni dönmesi olma ihtimalini getirir akla.

 

Sonuncusu hariç, bunların ortak yanları hepsinin Kuzey Irak’tan, hepsinin aynı tarikattan (Halid-i Nakşî) oluşu, Baban ve Bedirhanlar gücünü topraktan alırken, diğerlerinin Baban ve Bedirhan ahfadının bölgeden uzaklaştırılması sonrasında doğan idarî boşluktan yararlanan ve gücünü dinden alan şeyh ve seyitler olduğu görülür. Seyit Taha’nın etnik köken olarak Kürt olmadığı biliniyor. Diğerlerinin etnik olarak Ermeni, Nesturi, Yahudi, Yezidi,  Keldani ya da Kürt olmaları aynı oranda ihtimal içindedir.

 

Araştırmamız gereken, bu kişilerin gerçekten Kürt mü yoksa kripto Kürt mü oldukları sorusudur. Bu sorunun cevabı ile Cumhuriyet Türkiye’sine karşı kalkışmaların asıl kaynağı daha iyi anlaşılabilecektir.

 

Gelecek yazımızda siyasi ayağın diğer bağlantılarını araştırmaya devam edeceğiz.



432 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? (2) - 30/11/2021
İsmet İnönü, Atatürk’le görüş ayrılığına düştüğünden, 1 Kasım 1937 tarihinde başbakanlık görevinden alınmış ve yerine, daha önce mason locası üyesi olan Celal Bayar getirilmişti.
ATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? (1) - 20/11/2021
Türk milletini, son iki yüz yılda Batılıların gözündeki “Hasta Adam” görüntüsünden kurtararak uygar bir toplum; Türk Devletini dostluğuna heves edilen, düşmanlığından çekinilen saygın bir devlet haline getiren Büyük Dahi Atatürk’ün genç denilebilece
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (5) - 18/11/2021
ÜLKEMDEN ETKİN SİYASETÇİ PORTRELERİ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (4) - 16/11/2021
MENDERES DÖNEMİ: KÜÇÜK AMERİKA OLACAĞIZ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (3) - 14/11/2021
İNÖNÜ DÖNEMİ: TAM BAĞIMSIZLIĞIN TERKİ (2)
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (2) - 11/11/2021
İNÖNÜ DÖNEMİ: TAM BAĞIMSIZLIĞIN TERKİ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE - 06/11/2021
BAŞLARKEN
ÖNCELİĞİMİZ KANAL İSTANBUL DEĞİL KANAL ANADOLU OLMALI - 26/08/2021
Kanal İstanbul’un gereksizliğini tartışmak yerine, - Bu konuda yeterince yayın yapılmıştır,- Kanal Anadolu’nun gerekliliğini tartışmak istiyorum bu yazımda.
BAŞKOMUTANLIK SAKARYA MEYDAN SAVAŞI - 23/08/2021
12 Eylül 1983 Viyana önlerinde bozguna uğradığımız tarih olup o günden sonra hep toprak kaybetmişizdir. 13 Eylül 1921 ise Savaşlar yenilirken Çanakkale gibi pek çok cephe çarpışmalarını kazanmamız göz ardı edilirse, 238 yıl sonra Batılı ülkeler karşı
 Devamı
AlışSatış
Dolar13.560813.6151
Euro15.374015.4356