Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi8
Bugün Toplam137
Toplam Ziyaret1262108
HABER VİDEOLARI
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
SAKINCALI ÖĞRETMEN (2)
24/11/2016

Kaymakamlık yaptığım dönemde, “takdir” ile “tekdir”i eşit oranda kullanmaya çalıştım. Hatta, teşvik edici olması sebebiyle “takdir”i daha çok kullandığımı bile söyleyebilirim. Özel durumlarda, özel başarısı görülen kamu görevlilerinin takdir edilmesi yanında, eğitim çalışanları için her yıl 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde başarının takdir göstergesi olarak; yıl sonlarında da “gizli sicil not ortalaması 90 ve üzeri olan tüm kamu çalışanları” için Takdirname vermeyi bir prensip olarak uyguladım.

………………………………………………………..

Yeni eğitim-öğretim yılı başladıktan iki ay sonra, yine habersiz bir günde, Hacıali Köyü İlkokulu’na uğradım. Sakıncalı(!) öğretmen, arkadaşlarıyla anlaşarak birinci sınıfların sorumluluğunu üstlenmişti. Okullar açılalı henüz 60 gün geçmiş olmasına rağmen birinci sınıfların, fişlerini kelimelere, bazı kelimeleri hecelere bölmüş olduklarını gördüm. O yıllarda okuma yazma öğretiminde “tümdem gelim yöntemi” uygulanmaktaydı. Kendim de eski bir ilkokul öğretmeni olmam sebebiyle tekniği biliyordum. Birinci sınıfların bir ay içerisinde okumaya geçmiş olacakları belliydi. Üstelik bu çocukların ana dilleri Türkçe değil, Kurmançi idi. Bu durum başarıyı daha da katmerliyordu. Çok memnun oldum ve tebrik ettim.

24 Kasım Öğretmenler Günü’nde Milli Eğitim Müdürlüğü’nün önerdiği öğretmenlerle birlikte sakıncalı(!) öğretmene bir “Takdirname” daha verdim.

Sene sonunda, birinci ya da ikinci sicil amiri olmasam bile tüm memurların gizli sicil raporlarını isteyip incelediğimde, not ortalaması 90 ve üzeri olanlar arasında bulunan sakıncalı(!) öğretmen bir “Takdirname” daha aldı.

1991 yılı Mayıs ayında Diyarbakır Vali Yardımcılığı’na atanarak Özalp’ten ayrılırken, kilitli çekmecede duran yazıyı imha ettim.

…………………………………………………..

Diyarbakır’a vardıktan dört, beş ay sonra bir gün, sakıncalı(!) öğretmen yanında bir arkadaşı ile beni ziyarete geldi. Hacıali’den, Özalp’ten konuştuk. Bana: “-Kendisinin 25 yıllık memuriyetinde hep aynı bilinçle davrandığı ve çalıştığı halde hiç takdir edilmediğini, oysa benim bir yılda üç defa Takdirname verdiğimi” söyledi.

Ben de “-Takdirnameleri ben versem de, onu hak edenin kendisi olduğunu” söyledim.

Biraz mütereddit bir tavırla: “- Ama sayın valim, biliyor musunuz? Ben yaklaşık on yıl mesleğimden uzakta kaldım. 12 Eylül sonrası açığa alındım. Yargılandım,” dedi.

“-Biliyorum,” dedim. Şaşırdı.

“- Altı yıl tutuklu kaldım, hapiste geçirdim,” dedi.

“-Biliyorum,” dedim. Göz bebekleri büyüdü, fal taşı gibi açıldı.

“- Beraat ettim ama görevime dönemedim. İdare Mahkemesi memuriyete dönmeme karar verdi. Yine başlatılmadım. Ancak Danıştay kararı ile dönebildim. Bu defa da Mersin’den Van’a sürgün edilerek göreve başlayabildim,” dedi.

“- Onu da biliyorum. Tarsus Kuşçular’dan,  Özalp Hacıali’ye!” dedim.

“-Yani, siz bütün bunları biliyordunuz ama buna rağmen bana üst üste üç defa Takdirname verdiniz,” dedi, hayret eden gözlerle.

“-Evet,” dedim. “-Tüm bunları biliyordum. Ama o bilgiler ve yargılar bana ait değildi. Takdirnamelerle ilgili yargılar ise bana aittir. Ben başkalarının yargısı ile hareket etmenin doğru olmadığına inanıyordum. Haklı olduğumu da zaman bana gösterdi,” dedim.

Ömrünün yirmi beş yılını öğrencilerine vermiş, altı yılı dört duvar arasında olmak üzere yaklaşık on yılını hak mücadelesi ile geçirmiş ve bu arada ellisini çoktan devirmiş bu koca yürekli adam duygulandı. Başını öne eğdi. Önce saklamak istese de gözyaşlarını, saklayamadı. Boşaldı, hüngür hüngür ağladı. Elbette ben de etkilendim. Boğazım düğümlendi.

Her hatırladığımda, yine, hep öyle olurum.

İnsanları yaftalamak kolay!  Zor olan, onların gerçek yüzünü görebilmek, onları anlamak ve hak ettikleri değeri verebilmektir. 

Ön yargılardan uzak ve sağlıkla yaşayınız.

 

 

 

 

 

 

 

 

 



565 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? (2) - 30/11/2021
İsmet İnönü, Atatürk’le görüş ayrılığına düştüğünden, 1 Kasım 1937 tarihinde başbakanlık görevinden alınmış ve yerine, daha önce mason locası üyesi olan Celal Bayar getirilmişti.
ATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? (1) - 20/11/2021
Türk milletini, son iki yüz yılda Batılıların gözündeki “Hasta Adam” görüntüsünden kurtararak uygar bir toplum; Türk Devletini dostluğuna heves edilen, düşmanlığından çekinilen saygın bir devlet haline getiren Büyük Dahi Atatürk’ün genç denilebilece
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (5) - 18/11/2021
ÜLKEMDEN ETKİN SİYASETÇİ PORTRELERİ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (4) - 16/11/2021
MENDERES DÖNEMİ: KÜÇÜK AMERİKA OLACAĞIZ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (3) - 14/11/2021
İNÖNÜ DÖNEMİ: TAM BAĞIMSIZLIĞIN TERKİ (2)
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (2) - 11/11/2021
İNÖNÜ DÖNEMİ: TAM BAĞIMSIZLIĞIN TERKİ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE - 06/11/2021
BAŞLARKEN
ÖNCELİĞİMİZ KANAL İSTANBUL DEĞİL KANAL ANADOLU OLMALI - 26/08/2021
Kanal İstanbul’un gereksizliğini tartışmak yerine, - Bu konuda yeterince yayın yapılmıştır,- Kanal Anadolu’nun gerekliliğini tartışmak istiyorum bu yazımda.
BAŞKOMUTANLIK SAKARYA MEYDAN SAVAŞI - 23/08/2021
12 Eylül 1983 Viyana önlerinde bozguna uğradığımız tarih olup o günden sonra hep toprak kaybetmişizdir. 13 Eylül 1921 ise Savaşlar yenilirken Çanakkale gibi pek çok cephe çarpışmalarını kazanmamız göz ardı edilirse, 238 yıl sonra Batılı ülkeler karşı
 Devamı
AlışSatış
Dolar13.560813.6151
Euro15.374015.4356