Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam125
Toplam Ziyaret1262096
HABER VİDEOLARI
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
PUTLAR VE İNSANLAR
26/03/2017

       Kelime anlamı olarak “put”; kimi ilkel toplumlarda, doğa üstü gücü ve etkisi olduğuna inanılan, tanrı olarak tapılan, genellikle canlı bir varlığı; özellikle insanı gösteren, tahtadan, taştan, topraktan yapılmış yontuya verilen genel bir addır. 

“Put” sadece tapılan bir takım nesneler de değildir. Eğer hayatın amacı haline gelir ve insanı Allah’a isyana sevk ederse, yerine göre makam, para, kadın veya insanlar için değerli herhangi bir şey, insanlar için “put” olabilir.  

Kur’an’a göre “put”, o kadar geniş anlamlıdır ki, kişinin Allah’ın dışında hayatının amacı kıldığı maddî-manevî her şeydir. Bu putları, hayatın amacı kılmak da Allah'a şirk koşmak olarak nitelendirilmiştir. 

Putlara tapınmanın sebeplerinden birisi aşırı ta’zim (yüceltme) duygusudur. Kur’an’a göre bir varlığa aşırı saygı gösterme, onu yüceltme ve onu ululama, sonuçta onu tanrılaştırmaya yol açacağı için yerilmiş ve şirk olarak değerlendirilmiştir. İbadet edilecek derecede yüceltilen şahsiyetler, Allah katında makbul ve aslında böyle bir ta’zimden kaçan kimseler bile olabilirler. Kur’an, peygamberlere, din adamlarına, meleklere, salih insanlara vb. varlıklara gösterilen bu aşırı ta’zimi şirk olarak değerlendirmiştir. (Bkz. Maide, 116; Tevbe, 30, 31; Sebe’, 40; Nuh, 23)  

Kur’an, herhangi bir şeyi, Allah’ı sever gibi severek, onun arzularına, emir ve yasaklarına itaat etmeyi de Allah'a şirk koşmak olarak değerlendirmiş; herhangi bir şeye veya kimseye karşı beslenen aşırı sevgiyi de, onu putlaştırmak olarak nitelemiştir. “İnsanlardan öyleleri vardır ki, Allah’tan başka eşler tutarlar. Allah’ı sever gibi onları severler. İman edenler ise, en çok Allah’ı severler...” (Bakara, 165) Hiçbir şeyi veya kimseyi Allah’ı sever gibi sevemeyiz, O’na ait vasıfları veremeyiz, O’nun gibi yüceltemeyiz.  

Günümüzde de kelime-i şahadet getirip namaz kılan, oruç tutan, hacca giden kimselerin tağutun (iktidardaki sapkının) hükmüne rıza gösterdikleri, itaat ettikleri, sadece Allah'a mahsus olan sıfatları başkalarına verdikleri bilinen bir gerçektir. 

Yine bu kimselerin Allah’ı bırakıp birtakım armaları, şiarları/sloganları, işaretleri, bayrakları, heykelleri, gelenek ve görenekleri, bazı kavram ve ideolojileri, sanatı, sanatçıları, futbolu, sporcuları, grupları, parti veya kurumlarını, devlet adamlarını, liderlerini... yücelttikleri ortadadır. 

Antik Yunan düşüncesinde insan, “düşünen hayvan” olarak tanımlanır. İnsanı hayvanlardan ayıran temel özelliğin biyolojik özellikler olmayıp, “düşünme gücü” olduğuna dair vurgudur bu. İnsan dil, din, sanat, bilim gibi alanlarda bir sembolleştirme faaliyeti ile kendi dünyasını kurar. Soyuttan çok somuta ilgi duyan insanın düşünme ve duygu bileşiminde temel bir özelliği de putlaştırma eğilimidir. İnsan sürekli olarak kendi dışındaki nesnelere olağanüstü özellikler atfedip, sonra özellikle duygusal bir ilişki içine girmeye meyillidir. 

Şüphesiz bu cümle bir dindar için ilk bakışta yadırgatıcı olabilir. Ancak dinlerin bize verdiği bilgiler böyle bir kanaate varmak için önemli veriler sunarlar. İlk peygamberle birlikte tevhid dini insana sunulmuş, ancak insan sürekli olarak şirk koşmuştur. Hz. Musa örneğinde olduğu gibi bazen, daha Peygamber aralarından ayrılmadan bir buzağı heykelini “put” edinmişlerdir. Hatta tamamen inkâr eden, hiçbir tanrıyı kabul etmediğini söyleyen bir kişi bile gündelik hayatı içerisinde farkında olmadan pek çok şeyi “put” haline getiriyordur. 

Putlaştırma eğilimi temel bir varoluşsal problem olan yabancılaşmayla yakından ilgilidir. Yabancılaşmanın özünde “kendi benliğini unutma, farkında olmama” yatar. 

Başka bir açıdan baktığımızda “taparcasına sevmek” de bir yabancılaşma işaretidir. Nitekim Divan Edebiyatında “put (sanem)” aynı zamanda sevgili demektir. İlk yabancılaşma biçimlerinin puta tapıcılıkta ortaya çıktığını söyleyen Erich Fromm, “Bir kişiyi taparcasına sevmenin yanında, Tanrıya putmuşçasına tapmanın, devlete veya siyasî bir öndere tapmanın, akıldışı tutkulara (ihtiras, servet, kudret) tapmanın da mümkün” olduğunu söyler. Bunların hepsinde ortak olan şey, yabancılaşma sürecidir. 

Putperest enerjisini, sanatsal yeteneklerini bir put yapmak için harcamakta; sonra da kendi insanca çabasının sonucundan başka bir şey olmayan bu puta tapmaktadır. Bu nesne artık insanın kendi çabalarının sonunda ortaya çıkmış bir şey değil de sanki ondan kopuk, onun üstünde, ona karşı olan, insanın tapıp boyun eğdiği bir şey olarak algılanır. Putperest, kendi elleriyle icat ettiği şeyin önünde eğilir. Put, onun yaşam güçlerini yabancılaşmış bir biçimde gösterir. (Erich Fromm, Sağlıklı Toplum, Çev. Y. Salman, Z. Tanrısever, İstanbul, 1990, s.134.) 

“Bu alıntılarla nereye varacağız?” derseniz, işte bu: 

AKP Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin 2011 yılının Haziran ayında; “Sayın Başbakanımıza dokunmak bile inanın bence ibadettir” dedi. 

AKP’nin 16 Haziran 2013 günü İstanbul Kazlıçeşme’de yapacağı mitinge katılmak için AKP Gençlik Kolları eski Başkanı Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu’nun oğlu İsmail Karaosmanoğlu şöyle bir çağrıda bulundu: “İmkânı olan kardeşlerimiz için yarın Kızılçeşme’de olmak farz-ı ayın hükmündedir, farz-ı kifâye değildir.” 

Egemen Bağış’ın Erdoğan için söylediği sözler de bu türdendir. Egemen Bağış 2013’ün şubatında Erdoğan için: “… Rize, İstanbul ve Siirt de mübarektir. Çünkü bu üç şehir, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük liderinin doğmasına vesile olmuştur. …” diyor.……………………………

 

Demokrasilerde patron “millet”, demokratik sistemlerdeki siyasi partilerde patron “partinin kayıtlı üyeleri ve delegeleri”dir. Parti genel başkanını patron olarak görmeye başlayınca, onun kutsallaştırılması, yüceltilmesi ve putlaştırılması da birlikte gelir. 

Delegeler önce elleriyle bir genel başkan seçerler, yani bir put yaparlar. Sonra da onda üstün vasıflar vehmederler: “Bilge lider! O bizim bilmediğimizi bilendir. Böyle davranışının arkasında mutlaka bir sebep(!) vardır. O, böyle diyorsa doğrudur. Biz her şeyi bilemeyiz ama o bilir!”

Bu davranışın sonuçta bir şirk olduğunu düşünmezler. Düşünemezler. 

Oysa hiçbir insan, bazen diğerlerinden farklı nitelikleri bulunsa da, mükemmel ve insanüstü değildir. Sonuçta o da bir insandır. 

Allah bizleri, Allah’ın verdiği aklımızı kullanabilen kullarından eylesin. Amin.



413 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? (2) - 30/11/2021
İsmet İnönü, Atatürk’le görüş ayrılığına düştüğünden, 1 Kasım 1937 tarihinde başbakanlık görevinden alınmış ve yerine, daha önce mason locası üyesi olan Celal Bayar getirilmişti.
ATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? (1) - 20/11/2021
Türk milletini, son iki yüz yılda Batılıların gözündeki “Hasta Adam” görüntüsünden kurtararak uygar bir toplum; Türk Devletini dostluğuna heves edilen, düşmanlığından çekinilen saygın bir devlet haline getiren Büyük Dahi Atatürk’ün genç denilebilece
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (5) - 18/11/2021
ÜLKEMDEN ETKİN SİYASETÇİ PORTRELERİ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (4) - 16/11/2021
MENDERES DÖNEMİ: KÜÇÜK AMERİKA OLACAĞIZ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (3) - 14/11/2021
İNÖNÜ DÖNEMİ: TAM BAĞIMSIZLIĞIN TERKİ (2)
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (2) - 11/11/2021
İNÖNÜ DÖNEMİ: TAM BAĞIMSIZLIĞIN TERKİ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE - 06/11/2021
BAŞLARKEN
ÖNCELİĞİMİZ KANAL İSTANBUL DEĞİL KANAL ANADOLU OLMALI - 26/08/2021
Kanal İstanbul’un gereksizliğini tartışmak yerine, - Bu konuda yeterince yayın yapılmıştır,- Kanal Anadolu’nun gerekliliğini tartışmak istiyorum bu yazımda.
BAŞKOMUTANLIK SAKARYA MEYDAN SAVAŞI - 23/08/2021
12 Eylül 1983 Viyana önlerinde bozguna uğradığımız tarih olup o günden sonra hep toprak kaybetmişizdir. 13 Eylül 1921 ise Savaşlar yenilirken Çanakkale gibi pek çok cephe çarpışmalarını kazanmamız göz ardı edilirse, 238 yıl sonra Batılı ülkeler karşı
 Devamı
AlışSatış
Dolar13.560813.6151
Euro15.374015.4356