Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi7
Bugün Toplam147
Toplam Ziyaret1262118
HABER VİDEOLARI
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
SİYASİ AYAK 10: YAHUDİLER VE AMERİKA BAĞLANTISI
13/01/2020
Rahmetli gazeteci Uğur Mumcu’nun yarım kalan çalışmasının adı, “Kürt Dosyası” idi.
Mumcu, Barzani-İsrail bağını çözdükten iki hafta sonra suikastla susturuldu ve bir daha da onun gibi yazan gelmedi.
2 Nisan 1947’de İkinci Dünya Savaşı bitti. 27 Kasım 1947’de BM Genel Kurulu Filistin’de bir İsrail ve bir de Filistin devleti kurulması kararını aldı. 14 Mayıs 1948 tarihinde Bağımsız İsrail devleti kuruldu. Bunun ardından İsrail’in, “Tevrat’ta İsrailoğullarına vaat edildiği,” iddia edilen topraklara genişleyerek, Büyük İsrail’in kurulmasına sıra gelmiş oldu. Tevrat’a göre, Şeria’da Yeşu’ya seslenen Tanrı, İsrail’in sınırlarını şöyle çizmekteydi:
“Kulum Musa öldü.
Şimdi kalk, bütün halkla birlikte Şeria Irmağı’nı geç.
Size, İsrail halkına vereceğim ülkeye girin.
Musa’ya söylediğim gibi, ayak basacağınız her yeri size veriyorum.
Sınırlarınız çölden Lübnan’a, büyük Fırat Irmağı’ndan –bütün Hitit ülkesi dâhil- batıdaki Akdeniz’e kadar uzanacak.”
……………..
“Hitit ülkesi” denilen yer Anadolu’dur. Yani İsrail Anadolu’ya göz dikmektedir. Bunu da Yahudilerin tahrif edilmiş kutsal kitabına dayandırmaktalar. İngiliz’in ve Avrupalı’nın Sevr’de yazdıkları Ermenistan projesini de buna eklerseniz, “İsrail Karadeniz’e ulaşacak; böylece bizim, Asya’daki Turaniler’le coğrafi bağımız koparılacak, zamanla da yok edileceğiz,” demektir.
Yahudi tarihine yazılmış, “Tanrı vaadi ve buyruğu” olarak ne varsa, Siyonist Yahudilerin ve İsrail’in bunları gerçekleştirmek için küresel bir siyaset izleyeceği ve bölgemizde yeni oyunlara girişeceği apaçık ortadadır. Bugün Irak ve Suriye kuzeyinde Kürtler, Nesturiler, Ezidiler, Keldaniler, Süryani ve Ermeniler Suriye Demokratik Güçleri adı altında, PKK/YPG yönetiminde, ABD eliyle silahlandırılıyor. Türkiye şu anda, 1918-1922 sürecini farklı kimlikler üzerinden yeniden yaşıyor.
Dünya Siyonist Dergisi Kivunim’de “1980’lerde İsrail İçin Strateji” başlığıyla bir plan deşifre edilmişti. Bu planda nihai amacın, birinci aşamada, “Ortadoğu’daki tüm ülkeleri parçalayıp, kendisine yetemeyen, dışa bağımlı; ordusu bulunmayan kukla devletçikler haline
getirerek, bunların İsrail’e herhangi bir tehdit oluşturmasını engellemek,” ikinci aşamada ise “Kutsal kitaplarında kendilerine vaat edildiğine inandıkları topraklara egemen olabilmek için bu devletçikleri ortadan kaldırmak,” olduğunu bilmek ve yeni kuşaklarımıza da öğretmek zorundayız!
Türkiye özelinde, “Doğu Anadolu’da bir Ermeni-Kürt Devleti kurarak Anadolu’nun
Asya’daki akrabalarıyla ilişkilerini kesmek; ardından da Anadolu’yu kendi içerisinden yıkmanın yollarını aramak”, bu planın nihai amaçlarındandır.
Ortadoğu’da Rus-Amerikan çekişmesi İkinci Dünya Savaşı sonrası hızlanmıştır. Önce Rusya, İran’da bir Kürt Mahabad Devleti (1946), arkasından da İngiliz-Amerikan yapımı, Filistin’de bir İsrail Devleti (1948) kurduruldu. Birincisi yaşayamadı ama Rusya’nın eli Kürdistan Demokrat Partileri üzerinden (Ki bu Barzani Ailesi demektir!) bölgede kalmaya devam etti.
11 Eylül terör saldırısı bahanesiyle, ABD askerleri Ortadoğu’ya kazık çakmış oldular.
Üstelik Irak’ın kuzeyindeki Barzani ve KDP de artık ABD himayesine alınmış oldu.
Büyük Ortadoğu Projesi adıyla sunulan bir ABD planında Kürtler kullanılarak Irak, İran, Türkiye ve Suriye’nin parçalanacağı açıklandı. Bizim, kapasitesi yetersiz yöneticilerimiz de bu projenin eş başkanı oldular. Bu noktada, sorgulanması gereken, yönetenlerimizin “kapasitesi” mi yoksa “cürüm ortaklığı” mı? Benim ulaştığım açık kaynaklar daha fazlasını görmeme izin vermiyor. Takdir okuyucunundur.
Amerika, Büyük Ortadoğu Projesi’nde geçen Kürdistan için şöyle diyor: “Diyarbakır’dan Tebriz’e kadar uzanan bağımsız bir Kürdistan, Bulgaristan ve Japonya arasında en Batı yanlısı devlet olacaktır.” “Bölgede yapılacak adil bir düzenleme Irak’taki üç Sünni ağırlıklı bölgeyi budanmış bir devlet haline getirecektir ve bu bölgeler zaman içerisinde Akdeniz’e yönelmiş bir Büyük Lübnan’a, kıyılarını kaybetmiş olan Suriye ile birleşmeye karar verebilir ki bu durumda Fenike yeniden doğmuş olur.”
Amerikalının “Fenike” dediği yer Tevrat’ta geçen “Kenan” diyarı, yani İsrailoğulları’nın milattan önceki coğrafyasıdır. BOP denilen bu projenin fikri temellerinde Sevr’in yattığı apaçık ortadadır. “Topraklarımız Üzerinde Bir Kürdistan Kurulması Projesi” için, Sevr’e dayandığından İngiliz, BOP’a dayandığından Amerikan, Tevrat’a dayandırıldığı için de Yahudi projesi diyebiliriz. Sonuçta bizim dışımızda ve bizi yok etmeye yönelik, herkesin üzerinde anlaştığı “kutsal nitelik taşıyan” Küresel Bir Proje bulunduğunu görüyoruz.
Bu yazı serisinde daha önce bahsedilen, “Türkiye ve ABD Hükümetleri Arasında Eğitim Komisyonu Kurulması Hakkındaki Anlaşma” kapsamında, Anadolu’dan çocukların, özellikle azınlık çocuklarının, seçilip bursla Amerika’da yetiştirildikten sonra Türk Devlet kadrolarına kripto olarak yerleştirildikleri hatırlansın ve bu kişilerin Amerikan çıkarlarına hizmet ettikleri, edecekleri unutulmasın!
Bu anlaşma doğrultusunda, zamanla Cumhuriyetçi gençlik yetiştiren Köy Eğitmen
Kursları, Millet Mektepleri, Köy Enstitüleri, Halkevleri ve Türk Ocakları kapatılarak yerlerine “cemiyet/dernek” ya da “kurs” adı altında Halidi Nakşî tarikatı tekkelerinin açıldıkları;gelecekte ülkeyi yönetmek üzere Gümüşhanevi ve İskenderpaşa tekkelerinde siyasetçi yetiştirildiği, bu siyasetçiler eliyle, “Programları Amerikalılarca yazılan” siyasi partiler kurulduğu ve böylece ülke siyasetine yön verildiği, insanımızca iyi bilinsin, iyice bellensin isterim!
Son çeyrek yüzyılda sadece Gümüşhanevi tekkesinden üç Cumhurbaşkanı, iki
Başbakan çıkmış; ülkemiz kaderine el koymuşlar ve yönlendirmişlerdir! Ak Parti’nin ilk, Türkiye Cumhuriyeti’nin 58 inci Hükümeti’nde yer alan 25 bakandan on dokuzunun Halidi Nakşî Tarikatı ile bağlantısı ortadayken, 15 Temmuz’da “siyasi ayak” kim olabilir sizce?
Ne acıdır ki, Haçlı-Siyon Ortak Planı ABD ve Avrupa devletleri desteğinde, tıkır tıkır
işlemekte! Bizi yönetenler de hem seyretmekte, hem çanak tutmaktalar.
“15 Temmuz Kalkışması nerelerle bağlantılıymış da haberimiz yokmuş,” demeyin sakın!
Dahası var.


331 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? (2) - 30/11/2021
İsmet İnönü, Atatürk’le görüş ayrılığına düştüğünden, 1 Kasım 1937 tarihinde başbakanlık görevinden alınmış ve yerine, daha önce mason locası üyesi olan Celal Bayar getirilmişti.
ATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? (1) - 20/11/2021
Türk milletini, son iki yüz yılda Batılıların gözündeki “Hasta Adam” görüntüsünden kurtararak uygar bir toplum; Türk Devletini dostluğuna heves edilen, düşmanlığından çekinilen saygın bir devlet haline getiren Büyük Dahi Atatürk’ün genç denilebilece
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (5) - 18/11/2021
ÜLKEMDEN ETKİN SİYASETÇİ PORTRELERİ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (4) - 16/11/2021
MENDERES DÖNEMİ: KÜÇÜK AMERİKA OLACAĞIZ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (3) - 14/11/2021
İNÖNÜ DÖNEMİ: TAM BAĞIMSIZLIĞIN TERKİ (2)
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (2) - 11/11/2021
İNÖNÜ DÖNEMİ: TAM BAĞIMSIZLIĞIN TERKİ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE - 06/11/2021
BAŞLARKEN
ÖNCELİĞİMİZ KANAL İSTANBUL DEĞİL KANAL ANADOLU OLMALI - 26/08/2021
Kanal İstanbul’un gereksizliğini tartışmak yerine, - Bu konuda yeterince yayın yapılmıştır,- Kanal Anadolu’nun gerekliliğini tartışmak istiyorum bu yazımda.
BAŞKOMUTANLIK SAKARYA MEYDAN SAVAŞI - 23/08/2021
12 Eylül 1983 Viyana önlerinde bozguna uğradığımız tarih olup o günden sonra hep toprak kaybetmişizdir. 13 Eylül 1921 ise Savaşlar yenilirken Çanakkale gibi pek çok cephe çarpışmalarını kazanmamız göz ardı edilirse, 238 yıl sonra Batılı ülkeler karşı
 Devamı
AlışSatış
Dolar13.560813.6151
Euro15.374015.4356