Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam0
Toplam Ziyaret899174
HABER VİDEOLARI
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
ÖĞRETMENEVLERİ
20/05/2017

 

Öğretmenevleri 1980 yılında darbe ile işbaşına gelen asker kökenli yöneticilerin bir hediyesidir, eğitim camiasına. Bazılarınca, “öğretmenleri toplumsal konulardan uzak tutmak, pasifize etmek” amacıyla kurulduğu ileri sürülse de; zamanla, bir ile/ilçeye atanan ya da tatil amacıyla giden öğretmen ve ailesinin sığınacağı kurumlar haline gelmişlerdir. Gelişen süreç içerisinde iyi yönetilen, iyi örnekler doğdu ve otel, lokanta, lokal, kuaför gibi hizmetlerin de verildiği bir sosyal kurum haline dönüşenler oldu. Başlangıçta asker kökenli Bakan Hasan Sağlam’ın emriyle oluşturulan bu kurumlar, zamanla Bakanlık Destek Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın asli işlerinden biri haline geldi.

Yukarıda da belirttiğim gibi öğretmenevleri, orduevlerine öykünerek oluşturulmuşlardır. 1980’li yıllarda varlıklarına duyulan ihtiyaç, inanıyorum ki bugünden çok daha fazlaydı. Bugün yaşanan şehirleşme ile birlikte ulaşım ve konaklama imkanları, iletişim teknolojisinde gelinen aşama, onlara duyulan gerçek ihtiyacı nispeten azaltmıştır, bence.

1976-82 yılları arasında köy ilkokulu öğretmenliği yaptığım için, o tarihte öğretmenevlerine ne kadar büyük ihtiyaç olduğunu yaşayarak bilenlerdenim. 1977 kışında Yozgat Sarıkaya ilçesinin göbeğindeki, tavanı pardı döşemeli, toprak damlı, ortasında bir adet soba yanan 16 kişinin aynı salonda yan yana yattığı “Adıgüzel Oteli”nde bir gece kalmayan; 1979 kışında Ankara’nın Çamlıdere’sinde son minibüsü kaçırdığından, ne Kızılcahamam’a ne de kar sebebiyle yolu kapalı evinin bulunduğu Doğanlar köyüne gidemediği için sokakta kalıp, minibüs yazıhanesinin üstündeki sobasız sedirde, iki kirli battaniyeye sarılıp sabahlamayan; elbette bilemez öğretmenevlerinin gerçek değerini.

Uzun lafın kısası; kaymakam olarak çalıştığım tüm ilçelerde başta öğretmenler olmak üzere tüm kamu çalışanlarının yararlanacağı öğretmenevleri yapılması için olağanüstü çaba gösterdiğimi söyleyebilirim.

Bunlardan ilki Karaisalı’dadır. İlçenin, hemen hemen hepsinde en az bir ilkokul bulunan 105 köyü, 200’den fazla yerleşim yeri bulunmaktaydı. Karsantı (Aladağ) tarafındaki bazı köylerden, bir günde ilçeye gelmekte bile zorlanırken, bu yerleşimlerde çalışan öğretmenler de en az ayda bir defa, aylıklarını almak üzere, Karaisalı’ya gelmek zorundaydılar. İşlerini tamamladıktan sonra, bazılarının evlerine ulaşmaları neredeyse düşünülemezdi.

Karaisalı’daki şansım İlçe Milli Eğitim Müdürü ve şube müdürlerinin konuya yatkınlıkları, işlerini seviyor olmalarıydı. O günün şartlarında, şimdiki İlçe Müftülüğü binasının bulunduğu yer, Askerlik Şubesi iken, yeni binasına geçen şube yetkililerince boşaltılmış, atıl vaziyetteydi. Burada Bakanlığın ve İl Özel İdaresi’nin de katkılarıyla ihtiyaca cevap verecek, konaklama imkanı da olan bir öğretmenevi oluşturduk. Büyük bir ihtiyacı karşılamış oldu.

Özalp’e vardığımda, Özalp’te de öğretmenevi olmadığını gördüm. O sırada, 1930’lu yıllarda yapılmış, taş binada hizmet veren Hükümet Konağı yerine yenisi inşa edilmekteydi. Resmi daireler yeni binaya taşındıktan sonra eski binayı öğretmenevi olarak düzenlemeye karar verdim.

Yeni hükümet konağı inşaatı tamamlandığında, bizler daha taşınmaya başlamamışken bir gün ziyaret ettiğim Vali Yardımcısı Vedat Müftüoğlu, “eski hükümet konağını ilçede yeni kurulacak Jandarma Asayiş Taburu’na tahsis etmeyi düşündüklerini” söyledi. Bu “düşünceden” ilçedekilerin haberi yoktu(!). Bozuldum. Böyle bir tahsisin, hem ilçenin ihtiyaçları, hem kurulacak birimin ihtiyaçları, hem de toplumsal ilişkiler bakımından uygun olmayacağını ifade ettim.

İlçeye dönüşte boş durmadım. Kadastro Müdürü Ali Tilkioğlu’nu yanıma alıp  “ilçenin doğusunda, -eski- Saray yolu üzerindeki kısmen tepelik, yer yer kuru derelerle yarılmış boş alanı” göstererek; “Bu mevkiin kadastro durumunu harita üzerine işleyip getirmesini” istedim. O tarihte henüz “google earth” Türkiye’de hizmet vermediği gibi, bilgisayarımız da yoktu. Söz konusu alan “kullanılmayan, tescil harici, Devletin hüküm ve tasarrufunda taşlık, kayalık” durumundaydı.

3402 sayılı Kadastro Kanunu kapsamında (sanırım 16.ncı madde) Kadastro Müdürlüğü’nden; “Belirtilen mevkide 15 hektarlık bir alanın, güvenlik hizmetlerinde kullanılmak üzere sınırlandırılarak hazine adına tescilini” yazı ile resen istedim. Bunu, geleceğe yönelik bir tedbir olarak yapmıştım. Biliyordum ki Valilik yakında “eski hükümet konağının jandarmaya tahsisini” isteyecekti. Onlar istediğinde, ben onlara daha uygun bir alan gösterebilmeliydim.

Yeni hükümet konağına taşındıktan birkaç hafta sonra, Sınır Jandarma Tugay Komutanı Yusuf Soybaş Paşa “hayırlı olsun” demeye geldi. Sohbet sırasında; “Genel Komutanlık’ça Özalp’te bir Jandarma Asayiş Bölüğü kurulmasının planlandığını; bölüğün yerleştirilmesi için uygun bir yer hazırlanmasının istendiğini; eski hükümet konağının bu amaçla jandarmaya tahsis edilip edilemeyeceğini”, dillendirdi.

Ben de: “Tahsis edilmesinde bir engel bulunmadığını; ancak bu yerin jandarma için uygun olmadığını; hem alanın çok dar, hem şehrin ortasında ve 20 metre uzaklıkta evler bulunduğunu, toplumsal bir takım sıkıntılarla karşılaşılabileceğini; iki dekarlık mevcut alana jandarmanın ihtiyaç duyacağı eğitim ve dinlenme sahalarının sıkıştırılamayacağını; sadece tek bir binanın böyle bir hizmet için yetersiz kalacağını” belirterek, kendisini jandarma için düşündüğüm yere götürdüm.

150 dekar yerleşim alanı tahsise hazırdı. Sahayı gezdik. Askeri birlik konuşlandırmak için mükemmel bir alandı. Paşa memnun ve ikna olmuş olarak ayrıldı.

Eski hükümet konağı ve arsasının Milli Eğitim Bakanlığı’na tahsisi kesinleştikten sonra İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile yapılan görüşmeler ve Bakanlıkla yapılan yazışmalar sonunda ödeneğimiz geldi. Eski hükümet binası, bodrumda mutfak ve depolarla kalorifer dairesi; zeminde yönetim, dinlenme ve sosyal hizmet odaları, TV salonu ve memur lokali ile yemekhane; üst katta yatak odaları olan mükemmel bir öğretmenevine dönüştürüldü. Hem güzel bir tesis, hem de gerçek bir ihtiyaca cevap oldu.

Emeği geçenlerden Allah razı olsun.

 

 



291 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

SİYASİ AYAK 4: TÜRK DEVLETİNE KARŞI KALKIŞMALAR (2) - 13/12/2019
Türkiye Cumhuriyeti Devleti Dönemi:
SİYASİ AYAK 3: TÜRK DEVLETİNE KARŞI KALKIŞMALAR - 09/12/2019
15 Temmuz’u farklı adlarla tanımlayanlar var. Kimi onu bir “Darbe teşebbüsü”, kimi “Hükümete yönelik bir darbe”, kimi “Devlete karşı bir kalkışma/isyan”, kimi de “Türk Milleti’nin birliği ve bütünlüğüne yönelik iç savaş çıkartmayı amaçlayan saldırı”
SİYASİ AYAK 2: YANLIŞ ALGI, YANILGI - 06/12/2019
Toplumumuzdaki genel beklenti, eğer “siyasi ayak ortaya çıkarsa tüm karanlık noktaların aydınlanacağı ve FETÖ tehdidinin yok edilebileceği” yönündedir. Sistemli biçimde, “siyasi ayak ortaya çıkartılırsa bu hesabın artık kapanacağı” algısı yayılıyor.
SİYASİ AYAK - 28/11/2019
Son aylarda toplumumuzda ve özellikle siyasi çevrelerde bir tartışmanın süre gitmekte olduğuna tanıklık etmekteyiz.
SONUMUZ ‘KUVEYTİN İŞGALİ’NE BENZEMESİN - 10/10/2019
Yakın Tarihten Bir Kesit:
ALGILAR OLGULAR - 06/10/2019
Geçen hafta Haber Türk TV’de Fatih Altaylı’nın programına çıkan İyi Parti Genel Başkanı Sa
ÇÜRÜMÜŞLÜK -2- - 03/10/2019
(BİR ÖNCEKİ YAZIMIZIN DEVAMIDIR)
ÇÜRÜMÜŞLÜK - 29/09/2019
Diyarbakır’a 4 Haziran 1991 Salı günü mesai bitiminde ulaştık. Yerlerine atandığımız arkadaşlar henüz görevden ayrılmadıkları için vali yardımcısı konutları boşaltılmış değildi.
MAFYA BABASINA SİLAH TAŞIMA RUHSATI - 15/09/2019
Yaklaşan Kurban Bayramı öncesi diğer Vali Yardımcısı arkadaşım Osman Acar Sayın Vali’den bir haftalık izin alarak ayrılınca, yokluğunda onun görevleri de benim üzerime kaldı.
 Devamı
AlışSatış
Dolar5.76855.7917
Euro6.44586.4716