Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam128
Toplam Ziyaret1262099
HABER VİDEOLARI
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
MİLİTAN DEMOKRASİ -5-
16/04/2020

Militan demokrasi anlayışı iç içe geçmiş üç ilkeden oluşur. 

Birincisi ve en önemlisi, “gerek demokrat gerek demokrat olmayan tüm yurttaşların katılım hakları her koşulda saklıdır”. Buna katılım ilkesi denir. Demokrasi karşıtlarının da önemli demokratik çıkarları olduğunu kabul etmek, antidemokratik eyleme nasıl cevap verileceğini belirlerken bu çıkarların hesaba katılması gerektiği anlamına gelir. Başkalarına fiiliyatta zarar vermenin değil, “Başkalarına zarar verme niyeti gütmenin,” katılım hakkının asli sınırı olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. 

İkincisi, “dışlayıcı yöntemler ya da politikalar (parti kapatmaları gibi) ancak antidemokratların başkalarının haklarını sinsice ihlal etmelerini engellemek adına kabul edilebilir”. Buna sınırlı müdahale ilkesi diyoruz. Militan politikaların amacı ideal bir rejim kurmak değil bunun yerine, savunmacı projelerden yararlanarak orta yolcu bir hedefe ulaşmak olmalıdır. Temsili hükümet amaçlayan demokratik çabalar gibi meşru bir rejimi korumaya çalışan ilkeli girişimler de kendi kendini sınırlandırmalıdır. Adam Michnik’e göre: “Çoğulcu demokrasi karmaşık gerçeklikler karşısında taviz vermeyi gerektirir. Taviz felsefesi ikircikliliği kabul eden bir felsefedir. Radikalizm, devrim, demagoji ve şiddet felsefesi ise daha kolay yoldan gider, ama demokrasiye değil, giyotine varır.” 

Üçüncüsü ve sonuncusu, “demokratların özyönetimi savunma çabaları, savunma amaçlı eylemden doğabilecek zararların farkındalığı ile şekillenmelidir”. Buna da demokratik sorumluluk ilkesi denir. Devletler demokrasiyi korumak için bir şeyler yaptıklarında bazen aşırılığa kaçabilirler. Bu sebeple savunmacı pratiklere zorunlu olduğu kadar sık, ama mümkün olduğunca seyrek başvurulmalıdır. Militan demokratların, antidemokratlara demokrasideki müstakbel partnerleri gibi davranma ve toplumun tüm bileşenlerine siyasi karar mekanizmalarına güvenle katılma imkânı tanıyacak koşulları hızla teminat altına alma sorumlulukları vardır.

 Militan politikalar iki sebeple pahalıya patlar: Hem bir hata riski vardır hem de bazı meşrulaştırılabilir savunmacı politikalar bireylerin temel siyasal haklarını ihlal edebilir. Çünkü kullanılan araçların yaratacağı sonuçlar belirsizdir. Militan müdahale araçları olarak, “parti üyelerini süresiz veya koşullu olarak siyasetten men etmek, partiyi kapatmak, partinin devletten aldığı yardımları sınırlamak ve partili vekillerin azledilmesi,” sayılabilir. 

Eğer meşru önlemler yurttaşları temel demokratik çıkarlarını ileri sürmekten alıkoyarsa, bu politikaların bedeli demokratik açıdan ağır olacaktır. Militan demokrasinin amacı “antidemokratları dışlamak değil, hak ihlallerini engellemek ve tüm bireylerin kendi temel çıkarlarını ileri sürmelerine imkân sağlamak,” olmalıdır. 

Bu üç ilke birlikte dikkate alındığında militan demokratların sadece demokrasiyi savunmak değil, onarmak gibi bir görevleri de olduğu anlaşılır. Demokratlar, “potansiyel bir tehdidin şu an küçük olsa bile yayılacağı ve böylece önleyici eylemin gelecekte imkânsız hale gelebileceği,” ihtimali ile yüzleşmelidir. Beklemek, demokrasinin dağılıp gitmesi riskini taşır. Aceleyle hareket etmek ise kişinin kendi rejimini kötürüm bırakması riskini barındırır. 

Demokratik bir kurumsal yapı aşağıdaki ilkesel ölçütleri (kıstasları) asgari düzeyde karşılamalıdır: 

Birincisi, “Müdahale ancak temsili kurumların temel etkinliği tehlike altında olduğunda ve söz konusu parti bu kurumları işlemez hale getirmeye niyet ettiğinde savunulabilir”. Fakat demokratik kurumların çökmesi kesin ve an meselesi olacak diye bir kural olamaz. Bunun yerine, antidemokratların, kendilerine normal demokratik ve yasal mekanizmaları engelleme ya da yok sayma imkânı sağlayan bir konum elde etmeleri kuvvetle muhtemelse, önleyici eylem şarttır. Demokrasi savunucuları bu koşulların karşılandığına dair inandırıcı kanıtlara sahip olmalıdır. 

İkincisi, “Demokratlar gereksiz müdahale ihtimalini de yok saymamalıdır”. Bir partinin sahiden tehdit oluşturduğuna dair kanıt kamu denetimine açık olmalıdır ve söz konusu parti gerek ulusal gerek uluslar arası platformlarda bu tehdidin geçerliliğini sorgulamak için gerçek bir fırsata sahip olmalıdır. Fakat bir mahkeme ya da seçim komisyonu gibi bir bağımsız organ müdahale kıstaslarının karşılandığını tespit etse bile, önleyici müdahale hâlâ demokratik açıdan gayrimeşrudur. 

Son olarak, “Önleyici müdahaleyi savunanlar, özellikle de rakip partilerin liderleri aldıkları kararların hesabını verebilecekleri bir teftiş sürecine tabi olmalı ve teftişi kabul etmelidir”. Bu teftiş, önleyici müdahale için açıktan bastıranlara yaptırımda bulunma ihtimalini de kapsamalıdır. Müdahale ile dışlananlar demokrasiye karşı çıksalar bile, katılımdan yana temel çıkarları saklıdır ve katılım imkânlarının ellerinden alınması, temsili kurumların meşruiyetini sorgulanır hale getirecektir. 

 Müdahale sonrası, militan politikalara eleştirel muhalefete izin verilmeli, hatta hüsnükabul gösterilmelidir. Demokratların nihai amaçlarının, “Düşmanlarını sessizleştirmek ya da aforoz etmek değil, eşit bireyler olarak meşru yönetime dâhil etmek olduğu,” mesajını verebilecekleri kilit bir yöntemdir bu.

…………………….

Bundan sonraki yazılarda, Türkiye Demokrasisi ele alınarak, önce siyasi partiler kanununda siyasi partiler için getirilen kurallar incelenecek, sonra da somut konu ve olaylarla demokrasimizin son yirmi yıllık serencamı gözden geçirilecektir.

 Bundan sonraki yazıların, okuyucu gözüyle, daha akıcı görüleceğini söyleyebilirim.

 



246 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? (2) - 30/11/2021
İsmet İnönü, Atatürk’le görüş ayrılığına düştüğünden, 1 Kasım 1937 tarihinde başbakanlık görevinden alınmış ve yerine, daha önce mason locası üyesi olan Celal Bayar getirilmişti.
ATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? (1) - 20/11/2021
Türk milletini, son iki yüz yılda Batılıların gözündeki “Hasta Adam” görüntüsünden kurtararak uygar bir toplum; Türk Devletini dostluğuna heves edilen, düşmanlığından çekinilen saygın bir devlet haline getiren Büyük Dahi Atatürk’ün genç denilebilece
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (5) - 18/11/2021
ÜLKEMDEN ETKİN SİYASETÇİ PORTRELERİ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (4) - 16/11/2021
MENDERES DÖNEMİ: KÜÇÜK AMERİKA OLACAĞIZ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (3) - 14/11/2021
İNÖNÜ DÖNEMİ: TAM BAĞIMSIZLIĞIN TERKİ (2)
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (2) - 11/11/2021
İNÖNÜ DÖNEMİ: TAM BAĞIMSIZLIĞIN TERKİ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE - 06/11/2021
BAŞLARKEN
ÖNCELİĞİMİZ KANAL İSTANBUL DEĞİL KANAL ANADOLU OLMALI - 26/08/2021
Kanal İstanbul’un gereksizliğini tartışmak yerine, - Bu konuda yeterince yayın yapılmıştır,- Kanal Anadolu’nun gerekliliğini tartışmak istiyorum bu yazımda.
BAŞKOMUTANLIK SAKARYA MEYDAN SAVAŞI - 23/08/2021
12 Eylül 1983 Viyana önlerinde bozguna uğradığımız tarih olup o günden sonra hep toprak kaybetmişizdir. 13 Eylül 1921 ise Savaşlar yenilirken Çanakkale gibi pek çok cephe çarpışmalarını kazanmamız göz ardı edilirse, 238 yıl sonra Batılı ülkeler karşı
 Devamı
AlışSatış
Dolar13.560813.6151
Euro15.374015.4356