Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam32
Toplam Ziyaret1260641
HABER VİDEOLARI
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
EMPERYALİZMİN KISKACINDA TÜRK TARIMI – 25
12/08/2018

GENEL DEĞERLENDİRME / 2
Beynindeki “anlama, algılama, sorgulama, eleştirel düşünme, akıl yürütme, neden-sonuç ilişkisi kurabilme, kendisinin ve başkalarının deneyimlerinden ve tarihten ders alabilme” gibi entelektüel yetenekleriyle ilgili korteksini geliştiremeyen insanlar, içgüdüsel/duygusal dürtüleriyle hareket ederler. Beynimiz için faydalı şeylerin başında “entelektüel faaliyetler”,sonra da “beslenme biçimi” öne çıkmaktadır.
Bugün artık insanoğlu gıda yoluyla “aptallaştırılarak, haz bağımlısı” yapılmaktadır. Hedef,insanı bilimsel düşünce ve akıl yürütmeden uzaklaştırıp, köreltmek ve köleleştirmektir.
Günümüzde, Küresel Güç Odakları (KGO) dediğimiz egemen güçler gıdaya egemen olmuşlardır. Buğdayın, soyanın, pirincin, mısırın genetiği bu amaca hizmet için değiştirilmiştir.
Tavuk tavukluktan, sığır sığırlıktan, balık balıklıktan çıkartılmış; farklı yaratıklar haline getirilmiştir. Neredeyse tüm yiyecekler katkı maddeleriyle doldurulmuştur.
Kırsalda üreten köylüleri ve diğer üreticileri ezerek, üretim yapamaz hale getirdiler.
İnsanoğlunu endüstriyel gıdaya mahkum ettiler. İnsanoğlunun beslenme biçimini değiştirdiler.
Tohumda küresel güçlere mecbur bırakıldık. Gübrede, ilaçta onlara mecbur bırakıldık.
Kimyasalların hammaddesi olan petrolde, mazotta, elektrikte onlara mecbur bırakıldık.
Endüstriyel gıdalarla modern hastalıklara yakalandık; şeker gibi haz veren katkı maddeleriyle beyinlerimiz tütsülendi. Nişasta bazlı şeker (NBŞ) ile kanser ettiler, kısır ettiler; ürettikleri ilacı kullanmaya mecbur bırakıldık.
Bir yanda açlığı, öte yanda obeziteyi artırdılar.
Hibrid tohumun amacı, genetiği değiştirilmiş yiyeceklerin amacı, gıdadan ilaca kimyasal ürünlerin amacı, “Açlığı Gidermek Ve Daha İyi Bir Dünya Yaratmak” mıdır sizce? İstanbul Tıp Fakültesi'nin hazırladığı bir rapora göre; Türkiye'de son 12 yılda diyabet sıklığı yüzde 90, obezite sıklığı yüzde 44 artmıştır!
Ne yapalım? “Haydi hayırlısı!” deyip, büküp dizimizi oturalım mı?
Ülke yönetiminde milli kadroların başa gelmesi için çalışmayalım mı?
Bu gidişe artık birilerinin; “- Durun, bu böyle gitmez!” demesi gerekmiyor mu? Bunu biz, -sen, ben, o; bütün bir millet!- demeyeceksek kim diyecek?
Ne diyor şair: “Sen yanmazsan, ben yanmazsam. Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?”
S O N S Ö Z
Son sözü Cumhuriyet’in banisi, büyük komutan ve devlet adamı, eşsiz deha; Çin ve Küba gibi “Anadolu benzeri geçmişte ve bugün emperyalizme karşı direnmiş / direnen
ülkelerde”, “Hayatı, Mücadelesi, Uygulamaları Ve Düşünceleri” ders konusu olarak okutulan,Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e bırakıyorum:
“Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen,vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kast edecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.
Cebren ve hile ile aziz vatanın kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.
Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr-ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti'ni kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
(1927)”
Bu çalışma için, bu söylevden daha uygun ve daha başka, söylenecek bir “son söz”bulunduğunu sanmıyorum.
Allah bize, kendi şahsi çıkarları yerine Millet yararını gözeten “milli ve yerli” iktidar sahipleri ve devlet adamları tarafından yönetilmeyi nasip eylesin.
Sağlık ve huzur içerisinde kalınız.

BİTTİ !


393 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? (2) - 30/11/2021
İsmet İnönü, Atatürk’le görüş ayrılığına düştüğünden, 1 Kasım 1937 tarihinde başbakanlık görevinden alınmış ve yerine, daha önce mason locası üyesi olan Celal Bayar getirilmişti.
ATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? (1) - 20/11/2021
Türk milletini, son iki yüz yılda Batılıların gözündeki “Hasta Adam” görüntüsünden kurtararak uygar bir toplum; Türk Devletini dostluğuna heves edilen, düşmanlığından çekinilen saygın bir devlet haline getiren Büyük Dahi Atatürk’ün genç denilebilece
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (5) - 18/11/2021
ÜLKEMDEN ETKİN SİYASETÇİ PORTRELERİ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (4) - 16/11/2021
MENDERES DÖNEMİ: KÜÇÜK AMERİKA OLACAĞIZ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (3) - 14/11/2021
İNÖNÜ DÖNEMİ: TAM BAĞIMSIZLIĞIN TERKİ (2)
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (2) - 11/11/2021
İNÖNÜ DÖNEMİ: TAM BAĞIMSIZLIĞIN TERKİ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE - 06/11/2021
BAŞLARKEN
ÖNCELİĞİMİZ KANAL İSTANBUL DEĞİL KANAL ANADOLU OLMALI - 26/08/2021
Kanal İstanbul’un gereksizliğini tartışmak yerine, - Bu konuda yeterince yayın yapılmıştır,- Kanal Anadolu’nun gerekliliğini tartışmak istiyorum bu yazımda.
BAŞKOMUTANLIK SAKARYA MEYDAN SAVAŞI - 23/08/2021
12 Eylül 1983 Viyana önlerinde bozguna uğradığımız tarih olup o günden sonra hep toprak kaybetmişizdir. 13 Eylül 1921 ise Savaşlar yenilirken Çanakkale gibi pek çok cephe çarpışmalarını kazanmamız göz ardı edilirse, 238 yıl sonra Batılı ülkeler karşı
 Devamı
AlışSatış
Dolar13.469313.5233
Euro15.383215.4449