Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam38
Toplam Ziyaret1260647
HABER VİDEOLARI
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
SÜLEYMAN SİZSİNİZ (1)
25/03/2018
5 Haziran 1991 Çarşamba günü Diyarbakır’da göreve başladım. Ben, benimle birlikte görevlendirilen diğer vali yardımcısı arkadaşlarımdan iki hafta kadar geç gelmiştim. 

Diyarbakır’da beş vali yardımcısıydık. Ahmet Ertürk, H. Avni Coş ve Hüseyin Başkaya Bölge Valiliği; Osman Acar ve ben Diyarbakır Valiliği emrinde görevlendirilmiştik. Sonradan, normal atama döneminde Ali Küçükaydın’ın da gelmesiyle Diyarbakır Valiliği emrinde de üç kişi olduk. Bölge Valisi Hayri Kozakçıoğlu, Diyarbakır Valisi Cengiz Bulut idi. 

Mevcut vali yardımcılarının tamamı eğitim amaçlı olarak yurt dışına gönderileceğinden, bizler alelacele geçici görevle gelmiştik. Genelde böyle bir uygulama, “vali yardımcılarının topluca değiştirilmesi”, Bakanlık geleneklerine de uygun değildi. 

Gidenler daha uzun boylu, gelenlerin hepsi kıyasla daha kısa boyluydular. Giden vali yardımcıları için verilen veda yemeğinde Vali Cengiz Bulut; “- Bölgedeki terörde artış var. Biz de kısa boylulardan vali yardımcısı görevlendirerek, hedef küçültüyoruz,” demişti. 

Göreve başladığımda, önceki vali yardımcılarından İsa Küçük‘ün kullandığı çalışma odasının bana ayrıldığını gördüm. Hiç unutmuyorum. Çalışma odası, türbe gibi, duvarları yeşilin siyaha çalan bir tonu ile boyanmış; penceredeki perdelerin beyaz rengi, yıllarca yıkanmadığından, kahverengiye dönmüş; perde kornişleri tavandan ayrılıp sarkmış çirkin bir görüntü arz ediyordu. Vali yardımcısı odasından ziyade Faruk Nafiz Çamlıbel’in “Han Duvarları” şiirinde tasvir edilen han odalarına benziyordu. Bu boğucu, bunaltıcı odada çalışmak, insanı ‘verem eder’di. Öyle ki, odanın taban halılarını temizlemek, Diyarbakır’ın ana caddelerini temizlemekten bile zor görünüyordu. 

Odacı Ahmet Efendi; “Odanın, en son beş yıl önce, vali yardımcısı Ali Cafer Akyüz zamanında bakımdan geçtiğini,” söyledi. 

  Hükümet konağında vali yardımcılarının telefon sekreterliği olmadığı gibi, vali ile vali yardımcıları ve daire müdürleri arasında dahili telefon bağlantısı bile tesis edilmemişti. Vali, bizlerden biri ile acilen görüşmek istediğinde odacısını gönderiyor, koşa koşa gelen odacının bildirimi üzerine biz de, koşa koşa makama gidiyor ve görüşmemizi gerçekleştiriyorduk. 

Elektrikler kesildiğinde, uzunca bir süre, bazen gün boyu işlerimizin aksaması söz konusu idi. Binanın jeneratörü yoktu. Mevcut bina, zamanla artan iş yüküne ve artan memur sayısına yetmiyordu. Binanın giriş katında yer alan Tapu ve Nüfus Müdürlükleri’nde sıra bekleyen vatandaşların, mekan sıkıntısı kaynaklı stresten doğan kavgaları kanıksanır olmuştu. Bu bürolarda çalışan memurların içerisine düştüğü stres, hem iş verimlerini hem de ruh sağlıklarını bozmaktaydı. 

İl Yazı İşleri Müdürü Emin Bey’e “vali yardımcısı odasının bakımı için ödeneğimiz bulunup bulunmadığını” sordum. Emin Bey: 

“- Valim, bizde ödenek yok. Özel İdare bütçesinden yaptırılabilir, ama ona da ancak vali bey karar verir,” dedi. Sayın Vali’ye durumu aktardım. Umursamadı bile. 

“-Keşfini hazırlat, bakanlıktan ödenek isteyelim. Gelinceye kadar idare et,” dedi.   Bu; “Ölme eşeğim ölme, yaz gelince yonca yedireceğim,” demekti.

İl Bayındırlık Müdürü’nü çağırttım. “Onarım keşfinin hazırlanmasını; çalışma odasının taban, tavan, kapı ve pencerelerinin, perdelerin yeniden düzenlenmesini, odanın beyaza boyanmasını,” istedim. Bayındırlık Müdürü İbrahim Halil Bey; 

“- Keşfini hazırlatırım da ödenek gelir mi bilemem? Gelse de dört ay sonra gelir. Onun ihalesi, yer teslimi, işin yapılması, …  derken altı ay geçer,” dedi.

Oysa ben bu güne kadar, kaymakamlık yaptığım hiçbir yerde, Bakanlık ödeneğine bel bağlamamıştım. Şimdi ise, Vali yardımcısı olarak, “bir tek odanın bakımını dahi” yaptıramıyordum! 

Mevcut odada çalışmak, gerçekten boğardı beni. O odada çalışmaktansa, Hükümet Konağı bahçesine bir masa koyup orada çalışmayı yeğlerdim. 

DEVAM EDECEK.

 


451 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? (2) - 30/11/2021
İsmet İnönü, Atatürk’le görüş ayrılığına düştüğünden, 1 Kasım 1937 tarihinde başbakanlık görevinden alınmış ve yerine, daha önce mason locası üyesi olan Celal Bayar getirilmişti.
ATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? (1) - 20/11/2021
Türk milletini, son iki yüz yılda Batılıların gözündeki “Hasta Adam” görüntüsünden kurtararak uygar bir toplum; Türk Devletini dostluğuna heves edilen, düşmanlığından çekinilen saygın bir devlet haline getiren Büyük Dahi Atatürk’ün genç denilebilece
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (5) - 18/11/2021
ÜLKEMDEN ETKİN SİYASETÇİ PORTRELERİ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (4) - 16/11/2021
MENDERES DÖNEMİ: KÜÇÜK AMERİKA OLACAĞIZ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (3) - 14/11/2021
İNÖNÜ DÖNEMİ: TAM BAĞIMSIZLIĞIN TERKİ (2)
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (2) - 11/11/2021
İNÖNÜ DÖNEMİ: TAM BAĞIMSIZLIĞIN TERKİ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE - 06/11/2021
BAŞLARKEN
ÖNCELİĞİMİZ KANAL İSTANBUL DEĞİL KANAL ANADOLU OLMALI - 26/08/2021
Kanal İstanbul’un gereksizliğini tartışmak yerine, - Bu konuda yeterince yayın yapılmıştır,- Kanal Anadolu’nun gerekliliğini tartışmak istiyorum bu yazımda.
BAŞKOMUTANLIK SAKARYA MEYDAN SAVAŞI - 23/08/2021
12 Eylül 1983 Viyana önlerinde bozguna uğradığımız tarih olup o günden sonra hep toprak kaybetmişizdir. 13 Eylül 1921 ise Savaşlar yenilirken Çanakkale gibi pek çok cephe çarpışmalarını kazanmamız göz ardı edilirse, 238 yıl sonra Batılı ülkeler karşı
 Devamı
AlışSatış
Dolar13.469313.5233
Euro15.383215.4449