Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam219
Toplam Ziyaret835197
HABER VİDEOLARI
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
‘AKGELİN’ İDİ YAŞLANINCA ‘AKNENE’ OLDU
11/06/2019

Asıl adı Rahime’dir. “Irahma” diye söylerler bizim köyde.
O, adına romanlar yazılacak bir Anadolu kadınıdır. Sadakatin, dürüstlüğün, temizliğin, sevginin anıtıdır, bir bakıma. 
İki yıl önce bir toplumsal araştırma çalışması başlatmıştım, köyümde. “Yalamık Köyü Soybağı Araştırması” adında. Buradaki bilgilerin bir kısmı, o derlemelere dayanmaktadır.
“Akgelini” ben “Aknene” olduğu yaşlarında tanıdım. 1964-70 arası yıllarda ilkokula giderken onun evi okulumuzun hemen yanındaydı. Okula gelirken bazı günler anam, anası tarafından akrabası da olan “Aknene”ye yiyecek, giyecek bir şeyler gönderir; ya da öğretmenlerimiz “sobasını yakmak, odununu parçalamak, parçalanmış odununu içeriye taşımak” gibi işlerde, ona yardım etmemiz için görev verirlerdi.
Bir de, “Aknene”nin, kayın biraderinin oğlu, yani “yeğeni” benim halamın kocası olduğundan; onu halamlardan da hatırlıyorum.
Bu kadının öyle bir kaderi var ki, bugün yaşanmış olsa, onun yerindeki hiçbir kadın onun sebatını ve metanetini göstermezdi.
Kendisi, tahminimce 1890’lı yılların sonunda doğmuş olmalı. 1914 yılındaki Seferberlik İlanı’ndan birkaç ay önce evlendirilir. Aslı, ailesi Manaz (bugünkü adıyla Beylice) köyündendir. 
Köyümüzün kurucusu dedelerimiz, Karaköseli Yörük Aşireti’nin Sarıveli kolundandırlar. Akgelin’in kocası, Karaköselizade Köküş Şakir oğlu Köküş Mustafa adında birisidir. Köküş Şakir’in zürriyeti (soyu), diğer oğulları Köküş Memet ve Köküş Hayri üzerinden “Kök” soyadını alarak devam etmiştir.
Rahime,  evlendirildikten birkaç ay sonra Birinci Dünya Savaşı patlak verir. Seferberlik ilan edilir. Rahime’nin kocası Mustafa ile kayını Hayri, köyümüzün deyişi ile “seferibirlik” içine katılır ve askere alınırlar. Rahime, daha 16-17 yaşında köyün taze gelini, “Akgelin” adıyla anılmaya başlar. İnsanlar onun asıl adını unuturlar zamanla. 
Kayını Hayri Filistin Cephesi’nde savaşır. İngilizler’e esir düşer. Süveyş’teki meşhur Seydi Beşir Esir Kampı’nda kalır. Orada Namrunlu (Çamlıyaylalı) bir Ermeni doktorun kendisine “hemşehrim” diye sahip çıktığını, kendi ağzından dinlemiştim. Zamanla kamptan bırakılır ve ülkeye döner.
Kocası Mustafa ise Basra-Bağdat Cephe’sine gönderilmiştir. Kendisinden bir daha haber alınamaz. 
Belki bileniniz vardır, Büyük Savaş’ta Irak Cephesi’nde esir edilen Türk askerlerinden 5.000 kişinin, Myanmar’a götürüldüğü, oradaki Esir Kampları’nda açlık ve hastalıktan sefalet içerisinde öldükleri; İngiliz Hükümeti’nce “bu esirlerin varlığı konusunda” hiçbir resmi bilgi verilmediği; taa 1980’lerde öğrenilmiştir. Büyük ihtimalle Köküş Mustafa bu esirler arasında, Myanmar Esir Kampları’nda şehit ve kayıp olmuştur.
Kocası askeri giden “Akgelin” Rahime’nin, kocasının ayrılışından 8-9 ay sonra bir oğlu olur. Oğluna kocasının adını verirler. Köküş Mustafa oğlu Mustafa yani.

Küçük Mustafa büyür. Kızıl saçlı ve anası gibi beyaz tenli olan Mustafa’ya köyde Sarı Mustafa derler. Sarı Mustafa nüfusa geç kaydedilmenin avantajıyla biraz gecikmiş olarak, 1935 ya da 1936 yılında askere çağırılır. Mustafa da asker ocağında bir kaza sonucu şehit olur ve anasına “şehadet” haberi gelir. Anası onun mezarının nerede olduğunu bilmeden, mezarını dahi göremeden, yaşamış ve ölüp gitmiştir.
Daha kırklı yaşlarına varmadan oğlunu da kaybeden “Akgelin” kocasının ve oğlunun anısıyla 1980’li yıllara kadar yaşadı. Dul kadınlara Devlet desteği de olmadığı o günlerde bile, ikinci bir evliliği kabul etmedi. 
Ben onu “Akgelin” olarak değil “Aknene” unvanıyla hatırlıyorum. Ayrı evi olmasına ve orada bir başına yaşamasına rağmen, orta yaşlarında, günlerinin hemen hemen tamamını kayını Hayri’nin evinde, onun çocukları ve torunları ile geçirirdi. Birkaç ineği, birkaç keçisi olur; hayvanları dışarıya çıktığında hep kayınının hayvanları ile birlikte olur, akşamları yüz metre ilerideki kendi evinde kalırlardı. Birkaç dekarlık arazisini kayını ve onun çocukları sürer, eker; hasadı birlikte kaldırırlar, birlikte yer-içer, yaşar giderlerdi.
“Aknene” önce de söylediğim gibi, köyümüzde tevekkülün, sadakatin, dürüstlüğün, temizliğin, sevginin timsali idi. Herkesle iyi geçinir; ihtiyacı olup haber salan herkese yardım ederdi. 
Yaşı ilerlediği zamanda da bütün köylü ondan sevgi ve saygısını, desteğini esirgemedi.
Ölümünü tam hatırlamıyorum. Benim lise veya üniversite öğrenciliğim yıllarına, köyde olmadığım bir zamana denk gelmiş olmalı. 
Köyümüzün bu, bilinen adı gibi “ak yürekli” anası nurlar içinde yatsın. Allah rahmetini bol etsin. Amin.


139 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

SEVR’İN RUHU - 13/08/2019
Aradan 99 yıl geçmiş olsa da Sevr’in ruhu bir hayalet ya da karabasan gibi tepemizde dolaşmaya devam ediyor.
“İYİ PARTİ ÜST KURUL DELEGELERİNE AÇIK MEKTUP” - 01/08/2019
Tarsus, 31 Temmuz 2019
UNUTUN GİTSİN SAKARYAYI, MALAZGİRT VAR NASILSA - 24/07/2019
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanının, 30 Ağustos Zafer Bayramı ile ilgili “densizliği” sebep olmuştur bu yazının kaleme alınmasına.
15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ Mİ, KALKIŞMA MI? - 16/07/2019
Dün 15 Temmuz Kalkışması’nın yıl dönümüydü. Hiçbir görüş paylaşmak istemedim. Bir iki paylaşımın yaygınlaşmasına katkı verdim sadece.
NE İÇTİNİZ BE ARKADAŞ? - 26/06/2019
Türkmen, Yörük, Kurmanç, Zaza;
19 MAYISIN YÜZÜNCÜ YILI - 21/05/2019
Dün, milli mücadele başlangıcının 100. yıldönümü idi.
YİNE Mİ FETRET DÖNEMİ? - 10/05/2019
Ülke ve millet olarak sanki yeni bir Fetret Dönemi’nden geçiyoruz.
TERÖRİST SUÇLAMASI - 29/03/2019
Son iki buçuk yıldan beri aktif olarak kullandığım “facebook” sayfama baktığımda arkadaşlarım sayısının 750’yi aşmış olduğunu gördüm.
BEKA SORUNU VAR MI, YOK MU? - 27/02/2019
“Bıktık bu söylemden,” diyebilirsiniz. Ama ben yine “beka” konusu üzerinde gezeceğim biraz.
 Devamı
Anlık
Yarın
31° 33° 23°
AlışSatış
Dolar5.53595.5581
Euro6.13716.1617