Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi8
Bugün Toplam146
Toplam Ziyaret1262117
HABER VİDEOLARI
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
NE İÇTİNİZ BE ARKADAŞ?
26/06/2019

 

Türkmen, Yörük, Kurmanç, Zaza; 

Balkanlardan Evladı Fatihan eşliğinde gelen Arnavut, Boşnak; 

Kafkaslardan kaçıp bize katılan Çerkez, Gürcü, Abaza! 

Osmanlı zorundan Kürtleşen Kızılbaş Türkmen; 

Rakka’da zorla iskan edilip Halep’te unutulan ve kısmen Araplaşan Bayatlı, Bayındırlı, Beğdili, Ceritli,! 

Biz hep birlikte Türk Milletiyiz. 

Kanı, canı, seceresi değil gönlü bizimle çarpan, “Ne mutlu Türküm!” diyebilen herkes, birlikte ve hep beraber Türk Milletiyiz. 

Elbette önce Müslüman olmayanlar asi oldular Devlet’e. Önce onlar satıldılar. Ermeni ve Rum ayrı saydılar kendilerini bizden. Sonra da, peygamber soyu diye necip bildiğimiz Araplar sattılar çil çil altın karşılığında İngiliz’e bizleri. Bıçak sapladılar böğrümüze. Beklemiyorduk. 

Buna rağmen içlerinde asi olmayanlar da bulunduğunu, not etmeliyiz. 

Sonra bin yıldan daha fazla bir süredir birlikte olduğumuz; 39 yaşında ölen, mezarı Elegeş’te anıtlaşan Alp Urungu’nun Bey olduğu günlerden ve dahi Türk’ün “Etrak”, Kürt’ün “Ekrat” diye anıldığı günlerden beri birlikte iç içe yaşadığımız Kurmanç’ı ve Zaza’yı ayırmaya çalışanların tuzağına düşenlerimiz de oldu elbette! 

Ama biz hep birlikte Türk Milletiyiz. 

Milleti, “tek millet, aziz millet, bu millet” gibi ifadelerle niteleyen; etnik kimliklere göre tanımlayan, “kavimleri millet sanan”, “Türk Milleti” diyemeyenler! İşte onlar bölücülerdir. “İslam Milleti” ya da “İbrahim Milleti” gibi tabirler, sosyolojik karşılığı olmayan “uydurma tanımlamalardır”.

 

Millet, devlet kurmuş topluluktur. Her devlet kendisini kuran çoğunluğun adıyla anılır. Türk milletinin çoğunluğu ve asli unsuru Türk ırkıdır. Kişinin Çerkez, Laz, Arap, Zaza, Kürt, Boşnak ya da başka bir etnisiteye mensup olması onun Türk milletinden olmasına engel değildir. 

Aşağıdaki cümleler Mustafa Kemal Atatürk’ündür: 

·         “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir.”

·         “Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, İstanbullu, Trakyalı, Makedonyalı hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır.” 

Devletimizi,  “Mllet olma şuuruna eremeyenler” yönettiğinde, vay ki vay halimize! 

Dün, saltanat ve hilafet uğruna, Kuvvayi İnzibatiye ve Kuvvayi Seyyare adıyla karşımıza çıkan “İngiliz muhipleri ve Amerikan mandacıları”; kendi şahsi menfaatlerini, rant kapılarını koruma içgüdüsüyle, “Din elden gidiyor!” yaygarası koparan yabancı servislerin uydusu çevreler, bugün de aynı yaygara ile aynı efendilerine uşaklık etmeye devam etmektedirler. 

Cumhuriyetin kuruluş yıllarında da, kuruluştan doksan yıl sonra da, tüm tarikatların ve cemaatlerin teşvik edeni, destekleyeni, koruyanı, kollayanı ve besleyeni Türk Devleti’ni zayıflatmaya çalışan yabancı devletlerin gizli servisleridir. 15 Temmuz Kalkışması’nda aktif olarak rol alan bu yapılar, sadece ‘iktidar kavgasına tutuştukları’ siyasi partiye değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne başkaldırmışlardır. 

Bütün Dünya ülkelerinde terörizmle mücadelenin ilk şartı ve vazgeçilmezi, teröristin yalnızlaştırılmasıdır. Adını, sanını, eylemini, çağrısını, düşüncesini, propagandasını, yaygarasını toplumun bilgisinden, işitmesinden uzak tutmaktır! 

Bir yerel seçimde oy uğruna, Terörist örgütün ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm elebaşısına mektup yazdırıp, üstelik Türk Ceza Kanunu hükümlerini de ihlal ederek bir akdemisyenle görüştürüp, o mektubu Devletin resmi haber ajansı üzerinden kamuoyuna okutmak, nasıl bir ruh halidir? 

Bu yetmemiş olmalı ki 32 yıl önce, 74 askerimizin şehit edildiği saldırı emrini vermiş ve saldırıları yönetmiş; Devletin mahkemelerince kırmızı bültenle yakalanması kararı verilmiş ve aranmakta olan bir caniye, Devletin resmi yayın kuruluşu TRT’de röportaj verdirmek ve bunu Kurmançi dilinde yayınlatmak, nasıl bir ruh halinin ürünüdür? 

Bu, teröriste arka çıkmanın, terörü meşru kılmanın ve destek vermenin dik alasıdır! 

Ne içtiniz be arkadaş, söyleyin de bilelim? Çünkü bunu, ayık kafa ile anlamak ve anlatmak imkânsızdır! 

Okuyucularım bu eylemlere, “Vatan hainliği,” diyebilirler. Ama ben biliyorum ki 1984 yılından beri mevzuatımızda vatana ihaneti düzenleyen bir kanun yok! Ülkemizdeki hiçbir otorite, “Vatan hainliğinin tanımını yapamaz, vatan hainliğinin karşılığı olan cezayı belirleyemez”. Ne hallere düştüğümüzü varın, görün gari! 

Göremeyenler, “AK Parti’nin bir tarikatlar / cemaatler koalisyonu olduğunu, bunların tamamının Cumhuriyet karşıtı cephede yer aldıklarını, Atatürk ve Türk Kimliği karşısında birlikte mücadele ettiklerini,” unutuyorlar. Dini duyguların siyasete ve ticarete alet edildiğini kabul etmiyorlar. Bu kesim, Ergenekon-Balyoz ile kendi ordusuna operasyon yapan ve açılım politikalarıyla kendi milli birliğine darbe vuran, Kıbrıs'ta Annan Planı’nı, Suriye’de Büyük Ortadoğu Projesini benimseyen, kısacası ABD ve AB'nin dayatmalarını harfiyen yerine getiren bir iktidarı, “milli” olarak savunabilmektedirler. 

Ama artık umutsuz olmaya gerek yoktur. 23 Haziran günü yapılan İstanbul seçimleri, Türk Milleti’nin uyandığının göstergesidir. 

Yüz yıl önce emperyalizmi ve yandaşlarını nasıl alt etmişsek, bugün de öyle alt edeceğiz. Türk Milli Kurtuluş Savaşı'nı örgütleyen üç ana akım Türkiye'de, tarihsel ve ideolojik kökleri ile hâlâ mevcuttur.  Mevcudiyetini ve yeniden işbirliği yapabileceğini İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimi’nde göstermiştir. 

a)  Türkçüler ve Türk Milliyetçileri,

b)  İslam Aydınlanmacıları,

c)  Sosyal Demokratlar ve -geçici de olsa- Komünistler. 

Yüz yıl önce olduğu gibi bugün de her kanattan ve inançtan insanı birleştirerek,  bütün siyasi partilerden bağımsız, ortak paydalarda buluşan ve ortak kaygıları taşıyan insanları bir araya getirerek, bu cendereden kurtulacağız. Bugün artık sağ, sol; alevi, sünni; Türk, Kürt ayrımı kalmamıştır. Tehdit edilen Milletin kendisidir.

 

Şahsen ben: “Bugün dünden farklı olarak, durumun bilincinde değiliz ve bu anlamda ‘psikolojik işgal’ altındayız,” diye düşünürken, İstanbul seçimi benim için kurtuluş ışığı olmuştur.

 

1919’da Atatürk önderliğinde bir araya gelen Türk Milleti, çok daha kötü koşullarda zoru başarmıştı. Bizim başarmamamız için hiç bir neden yoktur! 

 

 

 

 

 

 

 



404 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? (2) - 30/11/2021
İsmet İnönü, Atatürk’le görüş ayrılığına düştüğünden, 1 Kasım 1937 tarihinde başbakanlık görevinden alınmış ve yerine, daha önce mason locası üyesi olan Celal Bayar getirilmişti.
ATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? (1) - 20/11/2021
Türk milletini, son iki yüz yılda Batılıların gözündeki “Hasta Adam” görüntüsünden kurtararak uygar bir toplum; Türk Devletini dostluğuna heves edilen, düşmanlığından çekinilen saygın bir devlet haline getiren Büyük Dahi Atatürk’ün genç denilebilece
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (5) - 18/11/2021
ÜLKEMDEN ETKİN SİYASETÇİ PORTRELERİ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (4) - 16/11/2021
MENDERES DÖNEMİ: KÜÇÜK AMERİKA OLACAĞIZ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (3) - 14/11/2021
İNÖNÜ DÖNEMİ: TAM BAĞIMSIZLIĞIN TERKİ (2)
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (2) - 11/11/2021
İNÖNÜ DÖNEMİ: TAM BAĞIMSIZLIĞIN TERKİ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE - 06/11/2021
BAŞLARKEN
ÖNCELİĞİMİZ KANAL İSTANBUL DEĞİL KANAL ANADOLU OLMALI - 26/08/2021
Kanal İstanbul’un gereksizliğini tartışmak yerine, - Bu konuda yeterince yayın yapılmıştır,- Kanal Anadolu’nun gerekliliğini tartışmak istiyorum bu yazımda.
BAŞKOMUTANLIK SAKARYA MEYDAN SAVAŞI - 23/08/2021
12 Eylül 1983 Viyana önlerinde bozguna uğradığımız tarih olup o günden sonra hep toprak kaybetmişizdir. 13 Eylül 1921 ise Savaşlar yenilirken Çanakkale gibi pek çok cephe çarpışmalarını kazanmamız göz ardı edilirse, 238 yıl sonra Batılı ülkeler karşı
 Devamı
AlışSatış
Dolar13.560813.6151
Euro15.374015.4356