Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam251
Toplam Ziyaret898663
HABER VİDEOLARI
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
ÖNCESİYLE, SONRASIYLA ‘15 TEMMUZ 2016 KALKIŞMASI’ - 4
12/09/2018

 

2.  15 TEMMUZA GİDEN YOL 

“AK PARTİ”, “GÜLEN HAREKETİ” VE “FETÖ”

28 Şubat süreci Milli Görüş ile Gülen Cemaati’nin aralarını açmıştı.

Yaklaşık on yıl sonra, “27 Nisan Olayı” AK Parti Hükümetine “TSK ile doğrudan hesaplaşması gerektiğini” gösterdi. Bu konuda çok uzun bir süredir hazırlıklar yapmış olan Gülen Hareketi’yle iş ve güç birliğine gitmeleri kaçınılmazdı ve öyle de oldu. Yani Erdoğan ile Gülen’in yollarını kesin bir şekilde birleştiren kişi, dönemin Genelkurmay Başkanı Büyükanıt oldu.

AKP'nin yıldızının parlaması ve iktidara gelmesiyle birlikte parti ile cemaat arasında ilan edilmemiş bir ittifak doğmuştur. Cemaat, üyelerinin partiye oy vermesi karşılığında birçok imtiyaz (milletvekilleri, bakanlar, çalışma özgürlüğü ve yayılma) elde ettiler. Devlet aygıtı Gülen taraftarlarının emrine sunuldu.

Özel yetkili savcı Sadrettin Sarıkaya’nın başta Müsteşar Hakan Fidan olmak üzere eski ve yeni 5 MİT yöneticisini “şüpheli” sıfatıyla ifadeye çağırmasıyla patlak veren krizle birlikte, genellikle üstü örtülü bir şekilde dile getirilen, “Gülen cemaatinin devlet içinde güçlü bir şekilde örgütlenmiş olduğu” iddiaları, yeniden tartışmaya açıldı.

Başbakan Erdoğan, MİT olayı hakkında; “- Hiç kimse kriz duasına çıkmasın. Kimse kaos, çatışma hayalleri kurmasın. Bu ülkenin tüm kurumları, tarihte hiç görülmedik biçimde uyum ve motivasyon içinde görevlerini yapıyorlar. Ne devletin kurumları arasında ne de bu milletin evlatları arasında bir anlaşmazlık yoktur ve olamaz!” dese de, devasa paraların aktığı ve genç kesimlere yönelik en büyük çekim alanı olarak görülen dershanelerin kapatılmasına karar verildiğinin açıklandığı gün, “dananın kuyruğu koptu”. Çünkü dershanelerin yaklaşık dörtte biri Gülen Hareketi’nin vakıf ve şirketleri sahipliğindeydi.  

Cemaat’in, Risale-i Nur geleneğinin “medenilere galebe ikna ile olur” klasik düsturu ile özetlenebilecek yaklaşımı, muhafazakâr ve seküler insanlarda Batılı anlamda bir sivil toplum teşekkülüne dönüşebileceği beklentisi oluşturmuş ve bu beklenti ile Cemaat’e ciddi bir toplumsal kredi verilmişti.

Avrupa Birliği (AB) istikametinde reformlar yapan AK Parti iktidarına destek verme referansı ile Cemaat, tarihinde ilk defa bir partiye angaje görüntü çizme pahasına kendi gündemi ile uğraşan sivil toplum ekseninden, siyasi taraf olduğu bir alana geçti. Böylelikle Cemaat, tabanının farkında olamayacağı dozda  bir siyasallaşma sürecine girmiş oldu. Devlet kurumları adeta parti kurumuna dönüşüp, medya organları tek tek AK Parti eline geçip, otoriterleşmenin ilk evresi tamamlanırken, “herkese kucak açma ve herkesi kendi konumunda kabul edip gerçek sivil toplum örgütü prensipleri ile hareket etme” taahhüdü veren Cemaat, kendi felsefesine büyük ölçüde sırt çevirerek, AK Parti’nin yaşam alanına hapsolmuş oldu.

Ne var ki, “iktidar ve makamları ayaklarımızın altındadır, gönülleri fethetmeye geldik” diyen felsefeye bulaşan “devlet virüsü”, bu tarz bir siyasetten ve devletten geri çekilmeye mani oldu. Ya da Amerikan Gizli Servisi’nin tam kontrolüne girip, Müslüman ülkelerde uygulama aracı olarak kullanılması, lider kadronun bu çekilmeyi akıl etmelerine bile fırsat vermedi.

Cemaat, toplumdaki olumlu algısının çoğunu, ülkede otoriterleşme ve yolsuzluk gibi büyük sorunların kaynağı olarak ilan ettiği AKP ile mücadele etmeye başladığı zaman değil, daha öncesinde, “eğitim gönüllüsü, sivil toplum örgütü” kimliğini siyaset uğruna ikinci plana attığı gün, kaybetmişti.

 Bu süreçte diğer önemli bir eşik, 17-25 Aralık 2013’de ortaya çıkan yolsuzluk dosyalarıdır. Şahsı ve aile fertlerini de içine alan operasyonlara karşı Erdoğan, eski ortağı Gülen Cemaati’ni önce bu operasyonlar ile “Darbe Yapan Paralel Devlet”, sonrasında ise “Fetullahçı Terör Örgütü” olarak tanımlama yolunu seçmiştir.

 Sürecin facia anı ise 250’den fazla insanın ölümü ile sonuçlanan, bu incelememizin konusu, 15 Temmuz 2016 Kalkışması’dır. Bu olay ulusal bir travmaya dönüşmüştür ve etkileri uzun süre devam edecektir. Erdoğan darbe girişiminden Cemaat’i tek başına sorumlu tutmuş ve bu konuda Cemaat’e “Terör Örgütü” denmesi konusunda önde gelen neredeyse tüm siyasi aktörlerin ve medyanın desteğini almıştır.

 “Allah’ın bir lütfu” olarak nitelediği bu kalkışma sonrasında Erdoğan, Olağanüstü Hal ilan ederek, Hukuk Devleti kavramını askıya almış; çağdaş devletlerde kutsal sayılan “mülkiyet hakkı”  ihlalleri bile olağan hale gelmiştir.

Günümüzde, “AK Parti – Gülen Cemaati ortaklığının hiç yaşanmadığının iddia edilmesi” kimseyi ikna etmemektedir. Dahası, Cemaat’in yargı, polis ve silahlı kuvvetler içindeki ilişkileri en nihayetinde, hem bu memurların, hem de sivil takipçilerinin hayatını zehir etmiştir. 

Bu kalkışmayı yapanların ve kalkışmaya karışanların “BOP uygulayıcıları tarafından kullanılmış olmaları” büyük ihtimaldir. 

Onlara, Devleti yönetenlerce, “bilerek bir alan açıldığı, yol verildiği” de aynı büyüklükte bir başka ihtimaldir. 

Bilmem anlatabildim mi?

 


DEVAM EDECEK.



206 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

SİYASİ AYAK 3: TÜRK DEVLETİNE KARŞI KALKIŞMALAR - 09/12/2019
15 Temmuz’u farklı adlarla tanımlayanlar var. Kimi onu bir “Darbe teşebbüsü”, kimi “Hükümete yönelik bir darbe”, kimi “Devlete karşı bir kalkışma/isyan”, kimi de “Türk Milleti’nin birliği ve bütünlüğüne yönelik iç savaş çıkartmayı amaçlayan saldırı”
SİYASİ AYAK 2: YANLIŞ ALGI, YANILGI - 06/12/2019
Toplumumuzdaki genel beklenti, eğer “siyasi ayak ortaya çıkarsa tüm karanlık noktaların aydınlanacağı ve FETÖ tehdidinin yok edilebileceği” yönündedir. Sistemli biçimde, “siyasi ayak ortaya çıkartılırsa bu hesabın artık kapanacağı” algısı yayılıyor.
SİYASİ AYAK - 28/11/2019
Son aylarda toplumumuzda ve özellikle siyasi çevrelerde bir tartışmanın süre gitmekte olduğuna tanıklık etmekteyiz.
SONUMUZ ‘KUVEYTİN İŞGALİ’NE BENZEMESİN - 10/10/2019
Yakın Tarihten Bir Kesit:
ALGILAR OLGULAR - 06/10/2019
Geçen hafta Haber Türk TV’de Fatih Altaylı’nın programına çıkan İyi Parti Genel Başkanı Sa
ÇÜRÜMÜŞLÜK -2- - 03/10/2019
(BİR ÖNCEKİ YAZIMIZIN DEVAMIDIR)
ÇÜRÜMÜŞLÜK - 29/09/2019
Diyarbakır’a 4 Haziran 1991 Salı günü mesai bitiminde ulaştık. Yerlerine atandığımız arkadaşlar henüz görevden ayrılmadıkları için vali yardımcısı konutları boşaltılmış değildi.
MAFYA BABASINA SİLAH TAŞIMA RUHSATI - 15/09/2019
Yaklaşan Kurban Bayramı öncesi diğer Vali Yardımcısı arkadaşım Osman Acar Sayın Vali’den bir haftalık izin alarak ayrılınca, yokluğunda onun görevleri de benim üzerime kaldı.
DÜN-BUGÜN-YARIN - 18/08/2019
Son günlerde İyi Parti Başkanlık Divanı üyeleri Sayın Hasan Seğmen ve Sayın Salim Ensarioğlu üzerinden bir psikolojik baskı uygulanıyor İyi Partililere. Bazı arkadaşlarımız ani tepkiler
 Devamı
AlışSatış
Dolar5.79415.8173
Euro6.42226.4479