Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam532
Toplam Ziyaret899706
HABER VİDEOLARI
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
19 MAYISIN YÜZÜNCÜ YILI
21/05/2019

 

Dün, milli mücadele başlangıcının 100. yıldönümü idi. 

Atatürk'ün, ülkemizi işgalcilerden kurtarmak ve "tam bağımsızlığa" kavuşturmak için başlattığı mücadelenin yüzüncü yıldönümü.

 Tarsus’ta yapılan törenlere katıldım. Tören, ama ne tören?

 Önce çelenk töreni: Saygı duruşu ve istiklal marşı; lacivert takım elbiseli, kahverengi ayakkabılı, kravatı yana kaymış Gençlik ve Spor İlçe Müdürü’nün Atatürk anıtına çelenk koyması.(!)

 340.000 nüfuslu ilçede liselerden temsilen getirilmiş yirmi-yirmi beşer öğrenci, protokol bölümünde mülki amir yok, askerler yok, adliye temsilcisi yok. Şükür ki hepsini temsilen seçimle gelen belediye başkanı orada. Birkaç kamu yöneticisi, okulları başında ikişer beden eğitimi öğretmeni, toplamı otuz-kırk kişiyi geçmeyecek sayıda sivil toplum kuruluşları temsilcisi.

 Halk yok! Öğrenciler dışında genç yok!

 Ardından alandakiler yürüyerek, (“tören korteji” deniyor onlara,) şehrin tek Kapalı Spor Salonuna gittiler. Dört-beş bin kişilik salonda bin beş yüz kişi ya var, ya yok.

 Bu defa ilçe kaymakamı ve bir kısım protokole dahil zevat da oradalar.

 Daha önce çelenk sunan ilçe müdürünce yapılan baygın, yılgın, coşkusuz, mecburiyet kokan bir konuşma.

 Bir öğrencinin okuduğu içli, duygulu şiir.

 Eğitim öğretim yılı içindeki spor yarışmalarında derece yapan öğrencilere madalyalarının verilmesi.

 İlçede görevli müzik öğretmenlerinden oluşan koronun müzik dinletisi.

 Bir saat içerisinde kutlama tamamdır.(!)

 Ben, elimde olmadan elli yıl geriye gittim. Elli yıl önceki kutlamalar geldi gözüm önüne.

 Ortaokul birinci sınıf öğrencisi iken barındığım yurt arkadaşlarımla gitmiştim 19 Mayısın ellinci yıl kutlamalarının yapıldığı Şehir Stadyumuna.

 O ne kalabalıktı öyle? O ne coşkuydu?  Kapasitesini tam hatırlamıyorum ama o tarihte stadyumda bir kapalı bir de açık tribün vardı. Kale arkaları boştu.

 Tribünler tıka basa dolmuş, oyun alanını çevreleyen tel örgülerin çevresinde de altı-yedi sıra izleyici sıkışmıştı. O tarihte çok daha az nüfusu olan şehir merkezindeki törenlere köylerden gelenlerle birlikte yirmi bin kişi toplanmış olmalıydı.

 Aynı günün akşamı yapılan fener alayını hatırlıyorum.

 Hiç kimse zoraki yapmıyordu kutlamayı. İçten gelen, doğal bir coşkuydu görülen.

 Stadyumda lise öğrencilerinin bir ay önceden başladıkları provalarla hazırlandıkları, kızlı erkekli toplu spor gösterileri, atletizm gösterileri belleğimde kayıtlıdır hâlâ.

 Hele o liseli erkek öğrencilerin oluşturduğu “kule” muhteşemdi. Kaç katlı olduğunu hatırlamıyorum ama o çocuk yaşta uzun süre konuşulmuştu arkadaşlar arasında.

 Atatürk’ün, Cumhuriyetin 10. Yılında (10. Yıl Nutkunda) yaptığı vasiyetine sahip çıkama-dığımızı gördüm dün.

 AKP iktidarından önce ve bu iktidarın ilk yıllarında, tüm illerimizde stadyumlar başta olmak üzere düzenlenen büyük törenler, "faşizm" iddialarıyla salonlara tıkıldı, ötelendi; bazı valiler pastanelerde yaş pasta keserek 10-15 kişiyle dalga geçerek kutlamaya başladı 19 Mayısları!

 Oysa törenler bir ülkenin kolektif belleği ve milli hafızalarıdır!

 Resmi ve dini törenler, toplumsal ritüeller toplumun belleğini oluşturur. Buradaki temel unsur "tekrarlardır." Toplumsal pratiklerle ortak törenler gelenekselleşir ve kolektif belleğimizi oluşturur. Milletleri millet yapan da aslında budur. 

Ortak dil, inanç, ülkü ve kültür birliği toplumsal törenlerle inşa edilir. 

Törenler aynı zamanda bedensel bir bellek üretir. 

Resmi ve dini törenler özünde "arşivlenen kolektif belleğin" oluşturulması ve sonrasında da pekiştirilmesidir. 

“Ülkeyi yönetenler, gerçekleri toplumdan kaçırıp, kıyıya köşeye sıkıştırarak, bir ülkenin giderek yok olmasına neden oluyorlar,” desem çok mu iddialı bir laf etmiş olurum? 

Ama ne bekliyoruz ki? 

“Andımız”ı yasaklayan, “Türk” ve “TC” demekten ürken, “Ne mutlu Türküm diyene!” yazılarını sildiren, Devletin kuruluş felsefesi ile uyumsuz, Atatürk’ü unutturmaya çalışan, Çanakkale Savaşını anarken bile ona Fatiha göndermekten sakınan kişilerin işbaşında olduğu bir dönemde, bundan farklısını beklemek hayalcilik olurdu sanırım. 

Son sözüm şu: Yeniden 19 Mayıs ruhunu yakalamazsak sonumuz hiç de iyi görünmüyor. 

 

 

 

 

 



106 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

SİYASİ AYAK 4: TÜRK DEVLETİNE KARŞI KALKIŞMALAR (2) - 13/12/2019
Türkiye Cumhuriyeti Devleti Dönemi:
SİYASİ AYAK 3: TÜRK DEVLETİNE KARŞI KALKIŞMALAR - 09/12/2019
15 Temmuz’u farklı adlarla tanımlayanlar var. Kimi onu bir “Darbe teşebbüsü”, kimi “Hükümete yönelik bir darbe”, kimi “Devlete karşı bir kalkışma/isyan”, kimi de “Türk Milleti’nin birliği ve bütünlüğüne yönelik iç savaş çıkartmayı amaçlayan saldırı”
SİYASİ AYAK 2: YANLIŞ ALGI, YANILGI - 06/12/2019
Toplumumuzdaki genel beklenti, eğer “siyasi ayak ortaya çıkarsa tüm karanlık noktaların aydınlanacağı ve FETÖ tehdidinin yok edilebileceği” yönündedir. Sistemli biçimde, “siyasi ayak ortaya çıkartılırsa bu hesabın artık kapanacağı” algısı yayılıyor.
SİYASİ AYAK - 28/11/2019
Son aylarda toplumumuzda ve özellikle siyasi çevrelerde bir tartışmanın süre gitmekte olduğuna tanıklık etmekteyiz.
SONUMUZ ‘KUVEYTİN İŞGALİ’NE BENZEMESİN - 10/10/2019
Yakın Tarihten Bir Kesit:
ALGILAR OLGULAR - 06/10/2019
Geçen hafta Haber Türk TV’de Fatih Altaylı’nın programına çıkan İyi Parti Genel Başkanı Sa
ÇÜRÜMÜŞLÜK -2- - 03/10/2019
(BİR ÖNCEKİ YAZIMIZIN DEVAMIDIR)
ÇÜRÜMÜŞLÜK - 29/09/2019
Diyarbakır’a 4 Haziran 1991 Salı günü mesai bitiminde ulaştık. Yerlerine atandığımız arkadaşlar henüz görevden ayrılmadıkları için vali yardımcısı konutları boşaltılmış değildi.
MAFYA BABASINA SİLAH TAŞIMA RUHSATI - 15/09/2019
Yaklaşan Kurban Bayramı öncesi diğer Vali Yardımcısı arkadaşım Osman Acar Sayın Vali’den bir haftalık izin alarak ayrılınca, yokluğunda onun görevleri de benim üzerime kaldı.
 Devamı
AlışSatış
Dolar5.76855.7917
Euro6.44586.4716