Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi8
Bugün Toplam140
Toplam Ziyaret1262111
HABER VİDEOLARI
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
MİLİTAN DEMOKRASİ -2-
03/04/2020

DEMOKRASİLERİN KORUNMA İÇGÜDÜSÜ

Yirminci yüzyılın büyük düşünürlerinden Karl Popper, “Demokrasi, karşılıklı anlayış ve hoşgörünün hâkim olduğu bir rejimdir,” der. Ne var ki ‘hoşgörü’ çelişkili bir kavramdır. Sınırsız hoşgörü (tolerance), hoşgörüyü ortadan kaldırır. Hoşgörü sahibi olmayanlara hoşgörü gösterilmesi, hoşgörülü bir toplumun dayatmacılara karşı savunmasız kalmasına, hoşgörüsüyle birlikte, hoşgörülü kişi veya kişilerin de yok olmasına yol açar.

İtalya’nın yetiştirdiği büyük hukukçu Manzini, “Her halde açıktır ki, ister totaliter, ister liberal, ister demokratik, isterse sosyalist vs. olsun, her devlet, işlevlerinin ve menfaatlerinin bilincindeyse; varlığını, düzenini, faaliyetlerini etkili kılmak ve canlandırmak için, zorunlu olan ahlâki enerji bakımından tehlikeli görünen her şeye karşı, kendini korumak görev ve hakkına sahiptir.” der.

Prof. Dr. Münci Kapani’nin deyişiyle, 1950’lerden sonra, “Demokratik pek çok ülkede, klasik-liberal demokraside eski tevekkülü terk eden bir dönüş olmuş ve Loewenstein’ın de ‘ateşe ateşle karşılık verme’ şeklinde ifade ettiği üzere, demokrasilerde mücadeleci bir eğilim baş göstermiştir.”

Bu konuda en önde gelen ve dikkat çekici olan Federal Almanya Anayasası’ndaki düzenlemelerdir. Bonn Anayasası’nda getirilen bu “militan demokrasi” anlayışını Gerhard Leibholz şöyle açıklar: “Alman Anayasası 21/2. maddesinde, Veimar (Eski Alman) Anayasası’nın yanlış bir özgürlük anlayışıyla kendi zararına yol açacak biçimde gözden kaçırdığı bir düzenleme getirmiştir. Her anayasa gibi liberal-demokrat bir anayasanın da, düşmanlarına karşı hukukun silahıyla kendisini koruma hakkına sahip olduğunda kuşku yoktur. Hiçbir anayasadan, kendisini ortadan kaldıracak koşulları onaylaması ve böylece intiharını yasallaştırması beklenemez. Liberal demokraside de özgürlük, maddesiz bir relativizmin ve nihilizmin görmek istediği gibi, hukuki bağlardan yoksun değildir. Böylesine yanlış anlaşılmış bir özgürlük, önce özgürlüğün kendisini ve böylece özgürlükçü demokratik temel düzeni abes bir noktaya ve sonunda da yok olmaya götürür. Özgürlük, siyasal alanda keyfilikle özdeş değildir. Liberal bir demokraside de özgürlük, kendisine siyasal açıdan işlerlik kazandıran var oluş temellerine bağlı olmayı şart kılar. Bu bağlılığa değişmezlik sağlamak ve buna karşı olanları devlet düşmanı olarak değerlendirmek liberal demokrasinin hakkıdır.”

Günümüzde bu anlayış farklı dozlarda da olsa İsrail, Portekiz, İtalyan, İspanyol, Türk ve Alman anayasaları gibi pek çok ülke anayasasında yerini almış bulunmaktadır. İsrail Kurucu Yasası “İsrail devletinin demokratik veya Yahudi niteliğini” kabul etmeyen siyasal partileri yasaklayabilmektedir. Türkiye, “devletin laik kimliğini ya da toprak bütünlüğünü sorgulayan” partileri sık sık kapatmıştır. İspanya ise “Baskçı terör örgütü ETA’yla kabul edilemez derecede sıkı ilişkiye sahip” olmakla suçladığı Batasuna Partisi’ni yasaklamış ve kapatmıştır.

En sıkı denetim ise daha önce yol kazasına(!) uğramış Almanya’da görülmektedir.

Diğer pek çok ülkede olduğu gibi Alman ceza hukukunda da “yayın yoluyla ifade suçu” düzenlemesi bulunmakta; demokratik düzeni bozmayı amaçlayan girişimler daha düşünce halindeyken cezalandırılmak suretiyle mevcut demokratik düzen korunmaktadır. Bu anlamda,‘siyasi motivasyonlu şiddet uygulamalarını ve terörist saldırıları tasvip eden, tekrarlanmasını isteyen ve terör örgütlerinin ve onların faaliyetlerinin propagandasını yapan yayınları hazırlayanlar, basanlar ve yayanlar’ beş yıldan başlayan hapis cezaları ile cezalandırılmaktadır.

Almanya, 1960’lı yıllardan itibaren ülkede faaliyet gösteren sol eğilimli “Kızıl Ordu Fraksiyonu”, “2 Haziran Hareketi” ve “Devrimci Hücreler” adlı terör örgütleri ile sağ eğilimli “Hoffman Savunmayı Destekleme Grubu” adlı terör örgütlerinin tüm üyelerini yakalayarak mahkûm edip, bu örgütleri sonlandırmıştır.

Almanya’da, “belirli bir terör örgütüne ‘sempati duyulmasını sağlamak’ için propaganda yapmak” bile yasaktır. Yapanlar şiddetle cezalandırılır.

Kurulu demokratik düzen karşıtı bu tür suçlarla mücadele konusunda, Federal Başsavcılık doğrudan yetkili; diğer suçlarda ikinci veya üçüncü derece mahkemesi (istinaf ve temyiz makamı) olan Yüksek Eyalet Mahkemeleri ise görevli kılınmışlardır. Böyle bir yetkilendirme, bu tür suçlarla mücadele alanında etkin bir cezai takibatı garanti etmekte ve sistemi başarıya götürmektedir.

Özetle, Almanya Federal Cumhuriyeti teröre yönelik yayınlar ve cezaya tabi içerikli yazıların cezai takibatı için;

- Hukuk devletinin prensiplerine dayanan,

- İfade ve basın özgürlüğünün temel hakları ile uyuşan ve

- Kamu barışını korumaya uygun, yeterli yasal enstrümanlara sahiptir.

Nazi propaganda şefi Joseph Goebbels, “Kendisine ölümüne düşman olanlara demokrasiyi yok etme araçlarını bizzat sunması, demokrasinin en güzel şakalarından birisidir.” demişti, kendi devri iktidarlarında.

Ne var ki artık, “Başkalarının haklarını açıkça kabul etmeye yanaşmayıp, rejimin demokratik niteliğini alenen reddeden,” partilerle; “Başlı başına demokrasiye karşı çıkmayıp, devletin kimliğinin önemli bir öğesini değiştirmeye çalışan,” partilerin kapatılması demokratik temelde mümkündür!

“Demokrasilerin 1930’lardaki romantik devri çok gerilerde kaldı!” denilebilir. Anadolu’nun argo deyişiyle, “Maymun gözünü açtı!” demektir bu!



197 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? (2) - 30/11/2021
İsmet İnönü, Atatürk’le görüş ayrılığına düştüğünden, 1 Kasım 1937 tarihinde başbakanlık görevinden alınmış ve yerine, daha önce mason locası üyesi olan Celal Bayar getirilmişti.
ATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? (1) - 20/11/2021
Türk milletini, son iki yüz yılda Batılıların gözündeki “Hasta Adam” görüntüsünden kurtararak uygar bir toplum; Türk Devletini dostluğuna heves edilen, düşmanlığından çekinilen saygın bir devlet haline getiren Büyük Dahi Atatürk’ün genç denilebilece
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (5) - 18/11/2021
ÜLKEMDEN ETKİN SİYASETÇİ PORTRELERİ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (4) - 16/11/2021
MENDERES DÖNEMİ: KÜÇÜK AMERİKA OLACAĞIZ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (3) - 14/11/2021
İNÖNÜ DÖNEMİ: TAM BAĞIMSIZLIĞIN TERKİ (2)
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (2) - 11/11/2021
İNÖNÜ DÖNEMİ: TAM BAĞIMSIZLIĞIN TERKİ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE - 06/11/2021
BAŞLARKEN
ÖNCELİĞİMİZ KANAL İSTANBUL DEĞİL KANAL ANADOLU OLMALI - 26/08/2021
Kanal İstanbul’un gereksizliğini tartışmak yerine, - Bu konuda yeterince yayın yapılmıştır,- Kanal Anadolu’nun gerekliliğini tartışmak istiyorum bu yazımda.
BAŞKOMUTANLIK SAKARYA MEYDAN SAVAŞI - 23/08/2021
12 Eylül 1983 Viyana önlerinde bozguna uğradığımız tarih olup o günden sonra hep toprak kaybetmişizdir. 13 Eylül 1921 ise Savaşlar yenilirken Çanakkale gibi pek çok cephe çarpışmalarını kazanmamız göz ardı edilirse, 238 yıl sonra Batılı ülkeler karşı
 Devamı
AlışSatış
Dolar13.560813.6151
Euro15.374015.4356