Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam123
Toplam Ziyaret1262094
HABER VİDEOLARI
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
BUGÜN ÖĞRETMENLERİN MAAŞ GÜNÜ
26/04/2017

 

Gençliğimin altı buçuk yılını köy ilkokullarında öğretmenlik yaparak geçirdim. Dolayısıyla o camianın sorunlarını, ihtiyaçlarını, ruh halini iyi bilirim. Eskiden köy yollarının teknik eksikliklerine ek olarak yol ağları da bu günkü kadar gelişmiş değildi. Özel araç sahipliği de, bu günkü kadar yaygın değildi. Bir ilkokul öğretmeni, o günkü şartlarda, on beş yılını tamamlamadan otomobil sahibi olamazdı. 

Bankacılık hizmetleri geri; bilgisayar teknolojisi, ATM makineleri ve plastik kartlar henüz hayatımıza girmemişti. Devlet dairelerinde “maaş mutemetliği” önemli bir hizmet birimiydi. Memurların aylıkları daire mutemetlerince “facit” marka hesap makineleri yardımıyla hesaplanır, bankalardan mutemetler eliyle çekilir ve imza karşılığında hak sahibine ödenirdi. 

Bazı ilçelerde ticari faaliyetler biraz daha gericedir. Kimi ilçeler çıkmaz sokak görüntüsü verir, ulaşımın etkisiyle gıda ve diğer ihtiyaç maddeleri buralarda, diğer ilçelere kıyasla daha pahalı olur. Örneğin dört yıl öğretmenlik yaptığım Çamlıdere ilçesi Kızılcahamam’a kıyasla çıkmaz sokak niteliğinde olup, fiyatlar orada daha da yüksek olurdu. 

Aynı durum kaymakamlık yaptığım Karaisalı ve Özalp ilçeleri için de geçerliydi. 

Özalp’te, duyma engelli ve aile içinde “sağır manav” diye adlandırdığımız; bugün de o adla hatırladığım bir manavımız vardı. Genelde meyve sebzeyi Mersin’den getirir, eşimi alışverişlerinden tanıdığı için, taze bir ürün getirdiğinde telefonla arayıp, atıyorum; “- Yenge hanım, taze marul geldi, haberin olsun!” diye haberdar eder, kendisince müşterisini alışverişe kışkırtırdı. “Taze marul” örneği okuyucuya tuhaf gelebilir. Düşünün o tarihte Özalp’te günlük gazete bulamazdınız. Gazeteler ertesi gün ulaşırdı ilçeye. Meyvenin, sebzenin tazesi bayağı lüks sayılırdı. 

1989-1990 kış mevsimi oldukça şiddetli geçmekteydi. 

Bir gün eşim, manava gider ve mutfak ihtiyaçlarını giderir. Ertesi gün İlçe Jandarma Komutanı’nın eşi de manava gitmeye niyetlenir. Ancak çarşıya yalnız çıkmak yerine, eşime birlikte gitmeyi teklif eder. Manava vardıklarında eşim elma fiyatının, önceki günkü fiyatın iki katı olduğunu görür ve: “- Bu elma farklı mı? Dün aldığım elmanın aynısı değil mi?” diye sorar. Manav: “-Aynıdır, yenge hanım,” der. O da: “- Aynı ürünse fiyatı neden böyle yüksek?” diye üsteleyince; aldığı cevap fıkra gibidir: “- Bugün öğretmenlerin maaş günü yenge hanım!”  Eşim, buradaki espriyi anlamakta zorlanır. 

Saray beldesinde çalışan, Tarsus’lu bir bayan öğretmen vardı, ailemizden biri olarak görürdük onu. Aynı gün öğle sonu o uğramış eşime. Eşim gitmesine izin vermeyip, akşama bizde kalabileceğini söylemiş. Akşam yemeği sonrası sohbet ederken Berrak hanım, “Özalp’te gıda maddeleri fiyatlarının Van’a kıyasla yüksekliğinden yakınınca” eşim, o gün yaşadığı olayı anlattı. 

Anlaşılan esnaf ayda bir ya da iki gün, yani köy öğretmenleri ile köy imam hatiplerinin maaş günlerinde, haksız biçimde, insafsızca fiyat yükselterek fırsatçılık yapmaktaydı. Köy öğretmenlerine her ayın ilk cuması, köy imam hatiplerine de her ayın ilk pazartesi günü, ilçeye gelerek aylıklarını almaları, varsa ihtiyaçlarını gidermeleri için izin verilirdi. Yani her ayın ilk cuması köy öğretmenlerinin maaş günü olup, köy okulları kapalı olurdu. 

Esnafın bu fırsatçılığına karşılık neler yapılabileceğini biliyordum. “İlçede memurlara hizmet verecek bir Tüketim Kooperatif kurulması gerektiği” konusunda çoğu memur benim gibi düşünüyor, olabilirliği hususunda tereddüt gösteriyorlardı. 

Kooperatifin kuruluşu esnasında bir miktar masraf yapılması, bürokratik formaliteler giderlerinin karşılanması gerekmekteydi. Konuyu Köyler Hizmet Birliği Yönetim Kurulu’nda görüşmeye açtım. Yapılan görüşmede ilçede Köyler Hizmet Birliği önderliğinde Birlik tüzel kişiliği ile muhtarların da ortak olacakları, bir Memurlar Tüketim Kooperatifi kurulması; yeni hükümet konağında bu amaçla kullanılabilecek boş bir mekanın bu hizmete tahsisi fikri uygun bulundu ve kurucu üye olunması kararlaştırıldı. Konu memurlar arasında tartışmaya açıldı. 

19 Mart - 21 Nisan tarihleri arasında Ankara’da Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği ve İçişleri Bakanlığı’nca birlikte düzenlenen Psikolojik Harekat Kursu’na gönderilmiştim. Kurs bitimine yakın Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na uğrayıp, bakanlıkça bastırılmış Tüketim Kooperatifleri Tip Anasözleşmesi’nden yeterince temin ettim. 

Dönüşte kooperatifin kuruluş işlemlerini başlattık. Bürokratik formaliteler zaman aldı. Derken yaz geldiğinde köy öğretmenleri tatile çıktı. Eylül ayında yapılan olağan genel kurulda belirlenen kooperatif yönetim kurulu, kendilerine tahsis edilen işyerinde gerekli düzenlemeleri yaptı. Temel demirbaşları satın aldı. Çalışacak eleman buldu ve 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde, yani ihtiyacın belirlenmesinden yaklaşık on ay sonra, törenle kooperatif işyerini hizmete açtık. 

Yapılan çalışmalarda Köyler Hizmet Birliği’nin parasal gücünden yararlandık. 

Böylece iki işsize de iş bulunmuş oldu. 

Kooperatif, ortaklarına hizmet vermek için kurulmuş olmakla birlikte, isteyen vatandaşların da alış veriş yapmalarına fırsat verilmişti. Kooperatif fiyatları piyasanın oldukça gerisinde olduğundan o kadar büyük bir teveccüh gördü ki; bir gün Esnaf Odası Başkanı ve Yönetim Kurulu üyeleri ziyaretime gelerek “esnafın iş yapamaz hale geldiğini, işlerini kapatma noktasına gelenler bulunduğunu” bildirdiler. 

Yola çıkış amacımız kooperatif ortaklarının müşterek çıkarlarını korumak olduğundan, yönetim kurulu kararıyla ortaklar dışındakilere satış yapılmamasına karar verildi. Bu defa da muhtarlar “kendilerinin dışlanmasından” yakındılar. Ortak olmayan muhtarlara kooperatif ortağı olmaları söylendi. Bazı muhtarların köyden gelirken, komşularınca verilen siparişleri, tamamı kendi ihtiyaçlarıymış gibi, Tüketim Kooperatifi’nden alıp götürdüklerini hatırlıyorum. 

Bu çalışmada en fazla yük üstlenen iki arkadaşımı, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürü Mehmet Fatih Ete ile İlçe Tarım Müdürlüğü’nde ziraat mühendisi Daveti Atmaz’ı hatırlıyor, hayırla anıyorum. 

Sağlıcakla kalınız. 



476 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? (2) - 30/11/2021
İsmet İnönü, Atatürk’le görüş ayrılığına düştüğünden, 1 Kasım 1937 tarihinde başbakanlık görevinden alınmış ve yerine, daha önce mason locası üyesi olan Celal Bayar getirilmişti.
ATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? (1) - 20/11/2021
Türk milletini, son iki yüz yılda Batılıların gözündeki “Hasta Adam” görüntüsünden kurtararak uygar bir toplum; Türk Devletini dostluğuna heves edilen, düşmanlığından çekinilen saygın bir devlet haline getiren Büyük Dahi Atatürk’ün genç denilebilece
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (5) - 18/11/2021
ÜLKEMDEN ETKİN SİYASETÇİ PORTRELERİ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (4) - 16/11/2021
MENDERES DÖNEMİ: KÜÇÜK AMERİKA OLACAĞIZ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (3) - 14/11/2021
İNÖNÜ DÖNEMİ: TAM BAĞIMSIZLIĞIN TERKİ (2)
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (2) - 11/11/2021
İNÖNÜ DÖNEMİ: TAM BAĞIMSIZLIĞIN TERKİ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE - 06/11/2021
BAŞLARKEN
ÖNCELİĞİMİZ KANAL İSTANBUL DEĞİL KANAL ANADOLU OLMALI - 26/08/2021
Kanal İstanbul’un gereksizliğini tartışmak yerine, - Bu konuda yeterince yayın yapılmıştır,- Kanal Anadolu’nun gerekliliğini tartışmak istiyorum bu yazımda.
BAŞKOMUTANLIK SAKARYA MEYDAN SAVAŞI - 23/08/2021
12 Eylül 1983 Viyana önlerinde bozguna uğradığımız tarih olup o günden sonra hep toprak kaybetmişizdir. 13 Eylül 1921 ise Savaşlar yenilirken Çanakkale gibi pek çok cephe çarpışmalarını kazanmamız göz ardı edilirse, 238 yıl sonra Batılı ülkeler karşı
 Devamı
AlışSatış
Dolar13.560813.6151
Euro15.374015.4356