Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam120
Toplam Ziyaret1262091
HABER VİDEOLARI
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
EMPERYALİZMİN KISKACINDA TÜRK TARIMI – 6
08/05/2018

TARIMSAL DESTEKLEMELER VE ÜRETİCİ ÖRGÜTLENMESİ

 

Tarımsal üretim; uygun iklimde tohum, toprak, su ve insan unsuru bir araya gelerek gerçekleştirilir. Toprak hazırlığı, ekim, gübreleme, yabancı ot, zararlı böcek ve hastalık mücadelesi, sulama, diğer bakım hizmetleri, hasat, depolama, pazarlama, satış bir sıra içerisinde uygulanır. 

Yatırım ve işletme için finansman temini, üretilen ürünün pazarda değeri ile satılmasının sağlanması ve gerektiğinde de Devlet tarafından destek verilmesi önemlidir. Ürün arzının talebe göre planlanması noktasında yönlendirici Devlet Politikaları ile üreticiler arasında dayanışmanın devrede olması gerekir. 

Her ülkenin kendisine özel şartları içerisinde farklı uygulamalar, farklı teşkilatlanmalar geliştirilmiştir. Bizde de kendimize özgü, üreticilerin değil de Devlet’in öne çıktığı bir yapı gelişmiştir, zaman içerisinde. Ancak bu yapı, 1980 sonrası neoliberal politikalarla ortadan kaldırılırken, yerine yenisinin konulamaması, tarımsal çöküntüye giden yolun taşlarını döşemiştir. 

Cumhuriyetin ilk elli yılında, Devletin destekleme alımları iç tüketime yönelik üretim yapısını, pazar için üretim yapan bir “Tarımsal İşletmecilik Yapısına” dönüştürmekte önemli rol oynamış; aracı tüccarın fiyat belirlemedeki etkinliğini kırarak, onun elde edeceği kârın bir kısmının üreticide kalmasını sağlayıp; geniş küçük üretici kitlesinin hızla yok olmasını engellemiştir. Ayrıca, destekleme alımları, tarımsal ürünlerin tüketiciye, tüccarınkine göre daha düşük fiyatlarla ulaşmasını da sağlamıştır. Devlet Planlama Teşkilatı 1977 yılı Özel İhtisas Komisyonu Raporu’na göre üretici-tüketici fiyatları arasındaki fark, destekleme alımına tabi ürünlerde %25-50 aralığında iken, destekleme dışı ürünlerde %500-700 dolaylarındadır. 

Tarım Satış Kooperatifleri ve Üst Birlikleri; Atatürk’ün sağlığında çıkartılan 2834 sayılı kanunla “üreticilerin ekonomik yararlarının korunması ve ürünlerinin daha iyi koşullarda değerlendirilmesi” amacıyla, hukuken özel hukuk tüzel kişiliği konumunda kurulmasına karşın, kooperatiflere ilişkin genel ilkeler göz ardı edilerek, farklı biçimde düzenleme ve uygulamalara tabi tutulmuş; özellikle, Devletin bunlar üzerindeki “vesayet” denetimi zamanla amacının ötesinde bir müdahale aracına dönüşmüştür.

 

Buğday ile başlatılan destekleme politikaları, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra tüketim ve ihraç malı olarak önem taşıyan tarımsal ürünleri de kapsamına alarak genişletilmiş, destekleme alımlarına konu yapılan ürün sayısı 28’e kadar çıkmıştır.

 

Devletin destekleme alım politikaları, 1980’li yıllara kadar 6’sı Kamu İktisadi Teşebbüsü (TMO, Çaykur, Türkiye Şeker Fabrikaları, EBK, SEK, vb.), 18’i Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Tariş, Fiskobirlik, Çukobirlik, Pankobirlik, Trakya Birlik, Antbirlik, Marmara Birlik, Güneydoğu Birlik, vb.), 1’i Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği ve 1’i de Döner Sermayeli İktisadi Devlet Teşekkülü (TEKEL) olmak üzere toplam 26 kuruluş tarafından yürütülmüştür.

 

5 Nisan 1994 Ekonomik İstikrar Programı çerçevesinde hububat, şeker pancarı ve tütün dışında kalan ürünler Devlet desteklemesinden çıkartılmış; bütün ülkeler kendi üreticisini desteklerken, Tarım Satış Kooperatifleri ve Birliklerinin çalışma konularına giren ürünlerde, yerleşik destekleme yöntemi ve prim sistemi bu tarih itibariyle terk edilmiştir.

 

2000 sonrasında ise bir takım kuruluşların özelleştirilmesine (SEK, EBK, Türkiye Yem Fabrikaları A.Ş. vb.) ek olarak Tütün Kanunu, Şeker Kanunu, vb. özel düzenlemelerle tarımsal üretim Devlet desteğinden uzak, üvey evlat muamelesine tabi olmuştur.

 

Sonuçta, Tarım Satış Kooperatifçiliğinin yapısal sorunlarının aşılabilmesine yönelik olarak kooperatif ortaklarının eğitimi yanında, uluslar arası standartlara uygun yasal düzenlemeler ve Devlet Desteği ile “gerçek kooperatifçiliğin benimsetilmesi” yoluyla üretici örgütlenmeleri güçlendirilmek yerine zayıflatılmış; “ekonomik tabanlı üretici örgütleri yerine dernek tipi üretici örgütleri” özendirilmiştir.

 

Bugün için 1990’lı yıllara kadar Devlet’in destekleme politikalarının uygulayıcısı tamamı “milli ve yerli” bu 26 kurum ve kuruluştan bir kısmı özelleştirme adı altında satılmış; bir kısmı parçalanmış; bazıları kapatılmış; kooperatifler horlanmış, itilip kakılmış; bazısı da fonksiyonsuz hale getirilmiş bulunmaktadır. Bu gerçek orta da dururken kimilerinin hâlâ saf saf; “Tarımımız niye geriledi, gıdada neden kendine yeter olmaktan uzaklaştık?” diye hayıflanmasını anlamak mümkün değildir.

 

İç ve dış pazarda söz sahibi olduğumuz, “Pazar Değeri Olan” tarımsal ürünlerle ilgili çalışmalar ve gelişmeler, devam eden bölümlerdeki yazılarda ayrı ayrı ele alınmış ve incelenmiştir.

 

 

DEVAM EDECEK.



399 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? (2) - 30/11/2021
İsmet İnönü, Atatürk’le görüş ayrılığına düştüğünden, 1 Kasım 1937 tarihinde başbakanlık görevinden alınmış ve yerine, daha önce mason locası üyesi olan Celal Bayar getirilmişti.
ATATÜRK ÖLDÜRÜLDÜ MÜ? (1) - 20/11/2021
Türk milletini, son iki yüz yılda Batılıların gözündeki “Hasta Adam” görüntüsünden kurtararak uygar bir toplum; Türk Devletini dostluğuna heves edilen, düşmanlığından çekinilen saygın bir devlet haline getiren Büyük Dahi Atatürk’ün genç denilebilece
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (5) - 18/11/2021
ÜLKEMDEN ETKİN SİYASETÇİ PORTRELERİ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (4) - 16/11/2021
MENDERES DÖNEMİ: KÜÇÜK AMERİKA OLACAĞIZ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (3) - 14/11/2021
İNÖNÜ DÖNEMİ: TAM BAĞIMSIZLIĞIN TERKİ (2)
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE (2) - 11/11/2021
İNÖNÜ DÖNEMİ: TAM BAĞIMSIZLIĞIN TERKİ
MİLLİ DEVLETTEN RANTİYE DEVLETE - 06/11/2021
BAŞLARKEN
ÖNCELİĞİMİZ KANAL İSTANBUL DEĞİL KANAL ANADOLU OLMALI - 26/08/2021
Kanal İstanbul’un gereksizliğini tartışmak yerine, - Bu konuda yeterince yayın yapılmıştır,- Kanal Anadolu’nun gerekliliğini tartışmak istiyorum bu yazımda.
BAŞKOMUTANLIK SAKARYA MEYDAN SAVAŞI - 23/08/2021
12 Eylül 1983 Viyana önlerinde bozguna uğradığımız tarih olup o günden sonra hep toprak kaybetmişizdir. 13 Eylül 1921 ise Savaşlar yenilirken Çanakkale gibi pek çok cephe çarpışmalarını kazanmamız göz ardı edilirse, 238 yıl sonra Batılı ülkeler karşı
 Devamı
AlışSatış
Dolar13.560813.6151
Euro15.374015.4356