Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam86
Toplam Ziyaret1408207
Oğuz Adem Selçuk
karaisalihaber@hotmail.com
KARAİSALI’DA YUFKA EKMEK YAPIMI VE BUNA DAİR YARATILAN RİTÜELLER (1)
12/08/2015

 

        Türk halkı, ekmeği sofrasından eksik etmez.

        Ayrıca, diğer gıda maddelerinden farklı olarak ekmeğe özel bir önem ve saygı gösterir.

        Kadim usuldür, elinde olmayan bir nedenle yere düşürdüğünde alıp üç kere öper, alnına götürür, adeta ekmekten özür diler.

        Taşırken, belden aşağıda tutmaz. Öte yandan yerde bulduğu ekmek parçasını alıp, yine üç kere öpüp alnına değdirdikten sonra ayak “altında kalmasın, çiğnenmesin” düşüncesiyle yüksekçe bir yere veya bir duvar üstüne “besmele” ile bırakır.

        Türk köylüsü, evinde azık olarak hazırladığı ekmek çıkınını tarlaya, bahçeye iş görmeye veya davar gütmeye giderken omzunda taşır ya da beline kuşandığı peştamal içinde muhafaza eder. Ekmeği taşırken kesinlikle belden aşağıda bir seviyede tutmaz. Belden aşağıda tutmayı veya taşımayı ekmeğe saygısızlık olarak nitelendirir.

        Ekmeğin yapımında, sofraya getirilmesinde ve tüketilmesinde yaratılan ritüeller, bunun geleneksel saygı göstergeleridir.

        Karaisalı yöresinde de yurdumuzun ve Türk Dünyasının diğer coğrafyalarında olduğu gibi ekmeğin yapılmasında, tüketilmesinde uyulması gereken kurallar ve gelenekler vardır.

        Ancak biz, bu incelememizde daha ziyade yufka ekmek yapımı ve bunun etrafında ortaya konulan gelenek ve göreneklerimizden örnekler sunmaya çalışacağız.

        Karaisalı Köylüsünün sofrasından hiç eksik olmayan temel gıda maddelerinden birisi de yufka ekmektir.

       Yufka; sözlük anlamı ile her şeyin en incesi, derin olmayanıdır. Kaşgarlı Mahmut’un “Divan-ı Lügatit-Türk” adlı sözlüğünde yufka, “yuvga” olarak geçmekte ve işlevi açıklanmaktadır. Ekmek olarak değerlendirmek gerekirse; kalın olmayan, ince açılmış ve gevrek olan ekmek demektir.

        Yufka ekmek; tadı, lezzeti, uzun süre dayanıklı olması, pratik olarak hazırlanma kolaylığı nedeniyle köylülerimizin yıllardır yapageldiği bir gıda maddesidir.

         Genellikle konar-göçer topluluklarda yapılan bir ekmek çeşididir.

Karaisalı köylüleri de, büyük ölçüde Yörüklükten yerleşik hayata geçtikleri için yufka ekmek, onların gündelik yaşantılarındaki en vazgeçilmezlerinden biridir.

        Çünkü yufka ekmeği yapmak ve pişirmek için kullanılan malzemeler, kolay taşınabilen cinstendir: Hamur yoğurmak için bakır leğen, hamuru açmak için bazı köylerde senit denilen ekmek tahtası, ekmek olmak üzere açılan hamurun sarıldığı oklava, pişirmek için saç ve şiş, sergi olarak kullanılan peştamal ve iteği… Bunlar kolay taşınabilen araç-gereçlerdir.

       Yufka ekmek yapmayı, anası kızına usta-çırak ilişkisi çerçevesinde öğretir. Ancak bu öğretme veya öğrenme, bir ders öğretme şeklinde değil, deneyerek, sınayarak, yaparak, bozarak hayatın içinde olan bir öğrenmedir.

       Çünkü yufka ekmek yapmak ve pişirmek, Karaisalı yöresinde tamamen kadınlara mahsus bir meslek veya marifettir. Anadolu’da ekmek yapımı, kadınla öyle özdeşleşmiştir ki, “Elinin hamuru ile erkek işine karışma!” şeklinde bir atasözümüz bile vardır.

       Ve yufka yapılırken elbette kadınlararası dayanışmanın ve yardımlaşmanın güzelliği de yaşanır. Bu dayanışma ve yardımlaşmaya, bazı yörelerde “imece” denilirken, Karaisalı köylerinde “keşik” olarak adlandırılır.

       Ayrıca yufka ekmek yapımı, tüketim toplumu olmaktan üreten toplum olmaya doğru bir hayırlı gidiştir. Buğdayı ekip biçerek, yaz sıcağında kurutup değirmende öğüterek un haline getirmek ve kendi evinin ocağına kurduğu saç marifetiyle pişirip ekmeğe dönüştürmek Türk köylüsünün kendi kendine yetmesidir.

       Oysa kentlerde insanlar, ekmek ihtiyaçlarını tamamen fırınlardan karşılamaktadır. Ekmek üretiminde bazı girdiler arttıkça bu girdiler, ekmeğin fiyatına da yansır. Bu durum ise, tüketicinin bütçesinin küçülmesine sebep olur.  

        Bir başka anlatımla şehirlerde ekmeğe yapılan zamlar, köylerde yaşayanları asla etkilemez.

        Sofrasından eksik etmediği ekmek üzerine, Türk Toplumu tarafından farklı deyimler ve atasözleri üretilmiştir. Çünkü atasözlerimiz ve deyimlerimiz, halk denen büyük ustanın hayat tecrübesinden, hayata bakış ve hayatı algılama felsefesinden ve sosyal yaşantısından doğmuştur. 

        İşte ekmeğe dair bazı örnekler:

         İş bulmanın zorluğu “Ekmek aslanın ağzında…”,

        Başkalarına kötülük yapmamak anlamındaki uyarı ve öğüt, “Kimsenin ekmeği ile oynama!...”,

        Çalışan birinin işten çıkarılması halinde  “Ekmeğinden etmek!...”

         Birinin yararına eylemde bulunmak, istemeden bir başkasının işine yarayacak biçimde hareket etmeyi “Ekmeğine yağ sürmek!..”

         Zor işleri başarabilecek beceri sahibi olanlar için “Ekmeğini taştan çıkarır!...” şeklinde övgüyle söz edilir.

        Para kazanmanın, çalışıp üretmenin karşılığı “Ekmek parası…” olarak ifade edildiği gibi, bu paranın kazanılmasına vesile olan araç gerece de “Ekmek teknesi!...”, çalışılan iş yeri için de “Ekmek kapısı…” deyimleri kullanılır.

       Evlenmek isteyen gençlere hitaben eğer belli bir işi veya mesleği yoksa ailenin büyükleri onlara, “Önce elin ekmek tutsun!” şeklinde benzeri deyimlerle öğütlerde bulunurlar.

        Bir folklorik inceleme-araştırma olarak düşündüğümüz bu yazıya başlarken “Ancak biz, bu incelememizde daha ziyade yufka ekmek yapımı ve bunun etrafında ortaya konulan gelenek ve göreneklerimizden örnekler sunmaya çalışacağız.” şeklindeki bir cümle ile kendimizce bir yol haritası oluşturmuştuk.

       Çizdiğimiz yola, unun değirmenden gelişi noktasından girerek bu konuda yaşatılan gelenek-görenek ve yaratılan ritüellerden söze başlamak isterim.
 (Devam edecek)



1376 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

SIVACI HALİL ŞİİRİNİN HİKAYESİ - 04/01/2023
SIVACI HALİL ŞİİRİNİN HİKAYESİ
SAYIN ZEYDAN KARALAR - 24/05/2022
Yanlışta ısrar etme lütfen! Şehrimizin logosuna dokunmaya devam ediyorsun. Bu koca ve kadim kent Adana Merkezde, 1964 yılından bu yana yaşayan ve son yerel seçimde size oy veren bir hemşehriniz olarak rica ediyorum. Mevcut logo, görsel olarak şehrimi
“İTİRAZIM VAR” HER TÜRLÜ YANLIŞA… - 10/05/2022
Çok değerli hemşehrilerim
“ ŞEHRİMİZİN LOGOSUNA DOKUNMA!” - 09/04/2022
Bayraklar, devletlerin varlığını ve bağımsızlığını söz ile değil resim ile gösteren simgelerdir.
YİNE TARİH, TEKERRÜR EDECEK Mİ? - 23/03/2022
ım 2002 tarihinde Genel Seçimlere giderken Fazilet Partisinden ayrılan bir grup Milletvekili AKP Grubu oluşturup seçimlere katılmıştı.
AYTAÇ DURAK’IN YENİ KİTABI - 11/03/2022
Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığına beş dönem seçilen ancak seçildiği beşinci dönemde tam dört yıl, iki aylık sürelerle “inceleme” gerekçesiyle görevden alınarak başkanlık yapması engellenen Aytaç Durak, siyasetten ve hizmetten uzak kalıyor ama bo
MİLLET İTTİFAKININ ADAYI KİM OLMALI? - 25/02/2022
İlkbaharın gelişini müjdeleyen cemrenin havaya, suya ve toprağa düşmesi gibi Türkiye’nin gündemine de seçim (erken veya zamanında) düştü. Bu gündem, artık değişmez ve tartışma ancak seçimle son bulur.
YETMİŞSEKİZ KUŞAĞININ HİKAYESİ - 11/09/2021
Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan bugüne kadar toplumu etkileyen ve toplumda derin izler bırakan birçok olay veya olgu yaşanmıştır: Devrimler, darbeler, depremler, isyanlar, suikastlar ve gençlik hareketleri gibi.
BU DAĞLAR SİZDE KALSIN ŞİİRİME DAİR DÜŞÜNCELERİM - 19/05/2021
1970 yıllarında ve 80 li yıllarda Karaisalı köylerinden Adana şehrine doğru bir içgöç başlamıştı. Bu göçün başlıca Sebepleri olarak şunları kayda geçebilirim:
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.778218.8534
Euro20.651620.7344