Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam342
Toplam Ziyaret1332806
HABER VİDEOLARI
Oğuz Adem Selçuk
karaisalihaber@hotmail.com
3 MAYIS TÜRKÇÜLER GÜNÜ
30/04/2011

 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, 15 Mart 1923 Günü Adana Türkocağı’nı ziyareti sırasında Adana Gençliği adına Türkocağı Genel Sekreteri Ferit Celal Güven, Atatürk’e hitaben çok duygulu ve çok coşkulu bir konuşma yapar.

Gazi Mustafa Kemal Paşa yaptığı cevabi konuşmada Türkocağının ve gençlerin yaptıkları çalışmalardan duyduğu memnuniyeti ifade ederek sözlerini şöyle sürdürür:

“ Genç arkadaşlarım! Şüphe yok ki, ben ve benim gibi sevdiğiniz birçok arkadaşlarımla beraber, Milletin feci günlerinde vicdanımıza düşen görevi yaptık. Fakat bu hususta bize cür’et ve cesaret veren siz, sizi vücuda getiren büyük kalpli analar, babalarınız ve memlekettir.

Acı günlere ait olmakla beraber bir hatırayı burada tekrar etmek isterim.

Efendiler! Bende bu vekayinin ilk hissi teşebbüsü, bu memlekette, bu güzel Adana’da doğmuştur.

Bilirsiniz ki, Suriye felaketini müteakip ben, Yıldırım Orduları Kumandanlığını almak üzere buraya gelmiştim. O zaman burada bütün memleketin, bütün milletin nasıl bir felakete sürüklenmekte olduğunu tümüyle görmüştüm. Bunu engellemek için, derhal girişimlerde bulunmuştum…” şeklinde konuşmasını sürdürür.

Adana’yı ve Adanalıları onurlandıran “ Bende bu vekayinin ilk hissi teşebbüsü, bu memlekette, bu güzel Adana’da doğmuştur.” Sözleri, Atatürk Parkındaki Anıtın göğsünde yazılı bulunmaktadır.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile Adanalılar arasındaki sıcak ilişkiyi içeren bu anekdotu sizlerle paylaşarak sözü getirmek istediğim husus şudur:

Bilindiği üzere her yıl 3 Mayıs Günü, Türk Milliyetçileri tarafından “Türkçülük Günü” olarak kutlanır. Daha doğrusu eskiden kutlanırdı. Şimdi köşede bucakta kalmış birkaç Türkçü büyüğümüz, bugünün önemini hatırlatan yazılar yazmaktadırlar. Rahmetlerle andığım Başbuğ Türkeş’in sağlığında bugünü nasıl da “Çırpınırdın Karadeniz/Bakıp Türkün bayrağına” türküsünü gökyüzünü yırtarcasına hep bir ağızdan söyleyerek kutlardık.

Bugün, bugüne hiçbir siyasi kuruluşun sahip çıkmadığını, herkesin konjonktüre uygun olarak bugünü yok saydığını bir Türkçü ve Türk Milliyetçisi olarak ve üzülerek izlemekteyim.

Oysa bende Türklük duygusu ve Türkçü anlayış rahmetli Hüseyin Nihal Atsız Beyin yayınladığı “Ötüken Dergisi”ni okuyarak başlamıştı. Böyle bir bağlantı kurmak adına Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yukarıdaki sözleriyle konuya girmeyi yeğlemiştim.

1964 yılının sonbaharı veya kışın başlangıcı. Ekim veya Kasım ayları. Köyden okumak üzere gelmişim ve Adana İmam hatip Okulunun birinci sınıf öğrencisiyim. Kuruköprü Semtinde şimdiki Erten Otelinin bulunduğu yerde bir umumi tuvalet vardı ve yanında da Kulaç Kırtasiye ve Gazete bayii bulunuyordu. Kitapçı vitrinlerine bakmayı çok severdim. Bayide çamaşır mandalı ile tutturulmuş dergiler arasındaki Ötüken Dergisini gördüm. Kapağında şimdi tam olarak hatırlamıyorum ama sanırım Kürşat’ın çizilmiş bir resmi vardı. Belki resim, belki de isim dikkatimi çekmiş olmalı ki, yüz kuruş verip bir tane almıştım. Aylık olarak yayınlanıyordu ve her ay muntazaman dergiyi almaya başladım.

İşte Ötüken Dergisini alarak ve Hüseyin Nihal Atsız Hocanın yazılarını okuyarak kim olduğumu, daha doğrusu Türk olduğumu öğrendim. Ve tabi Türklüğümü öğrendikçe Türk Tarihini de öğrenmek hevesine kapıldım.

Öğrenmeye romanlardan başladım. Belki Ötüken’de tanıtımları vardı. Önce Hüseyin Nihal Atsız’ın Bozkurtlar, Bozkurtların Ölümü ve Bozkurtların Dirilişi romanlarını, sonra Abdullah Ziya Kozanoğlu ve Ragıp Şevki Yeşim’in Osmanlı Dönemini anlatan romanlarını, daha sonra Oğuz Özdeş, Bekir Büyükarkın ve Tarık Buğra’nın Kurtuluş Savaşı yıllarını anlatan romanlarını okuyarak tarihimle yüzleştim, tarihimi sevdim, milletimi tanıdım ve Türklüğümle gurur duydum.

Ve bugün 3 Mayıs 2011.

3 Mayıs 1944’ün üzerinden tam 67 yıl geçmiş.

1944 yılında tutuklanıp ve “Tabutluk” adı verilen işkence hanelere kapatılan Türklüğün aydınlık yüzlerinden bugün hiç kimse hayatta değil. Bugünlere kadar hayatta kalabilen Reha Oğuz Türkkan Hocayı da geçtiğimiz yıl, sonsuzluğa yolcu ettik.

Mart ayında rahatsızlığımın artması sonucu bir ameliyat geçirdim. Yatağa mahkum olduğum günlerde de fırsat buldukça birkaç tane kitap okuma fırsatı buldum.

Rahmetli Alparslan Türkeş’in yazdığı ve hatıralarını ihtiva eden “1944 Olayları” adlı kitabı da bunlardan biridir.

“Tarih, tekerrürden ibarettir.”” diyen atalarımız, ne kadar güzel söylemiş. Kitabı okudukça bugün Silivri’de Ergenekoncu denilerek tutuklanan insanları hatırladım.

Günümüzde siyasi iktidara muhalif olanlar ya da iktidarın uygulamalarını biraz katı şekilde eleştirenler, hangi görüşten olursa olsun, yani matematik kurallarına uygun olamayacak şekilde elmalarla armutlar bir araya getirilerek ve Ergenekoncu denilerek hapse tıkılmaktadırlar.

1944 de Şükrü Saraçoğlu’nun Başbakanlığını yaptığı CHP Hükümetini eleştirenler veya beğenmeyenler de “Türkçü-Turancı” yaftası ile tutuklanıp Tabutluklara tıkılmışlardı. Ne kadar büyük bir benzerlik. Tek farkı, 1944 de tutuklananların tamamı Milliyetçi görüşe mensup her meslekten aydınlardı. Ve kurulan mahkemelerde yargılanmışlar ve hepsi de beraat etmişlerdi.

Bugün “Ergenekoncu” yaftasıyla tutuklananların dünya görüşleri tamamen birbirlerinden farklı. Yani, sosyal demokrat ve milliyetçi görüşlere sahip aydınlar ve askerler düşünebiliyor musunuz bir araya gelecekler ve Hükümeti devirecekler? Kargaların bile güleceği bu anlayışı maalesef ciddi ciddi savunanların olması da akla ziyan bir durumdur.

1944 de Sovyetler Birliğine şirin görünmek adına Tabutlukları hayata geçirenler, bugün kime yaranmak için Silivrileri ihdas etmiş olabilirler sizce?

Umuyor ve inanıyorum ki, Tarih bir kez daha tekerrür edecek ve bu insanların tamamı gelecek günlerde beraat edecektir. Ama geride derin mağduriyetler, bedensel ve ruhsal çöküntüler bırakarak.

Atatürk’ümüzün açtığı aydınlık yoldan yürüyerek bana ve bize Türklüğümüzü hatırlatan, öğreten inandığı kutsal dava uğruna Tabutluk adı verilen işkence odalarında ruhları azaba uğratılan sıhhatleri bozulan Hüseyin Nihal Atsız’, Prof.Dr. Zeki Velidi Togan, Alparslan Türkeş, Tethi Tevetoğlu, İsmail Hakkı Yılanlıoğlu, Osman Yüksel Serdengeçti, İsmet Tümtürk, Reha Oğuz Türkan, Hasan Ferit Cansever, Nurullah Barıman, Zeki Sofuoğlu, Hüseyin Namık Orkun, Fazıl Hisarcıklı, Necdet Sançar, Mustafa Hakkı Akansel, Orhan Şaik Gökyay, Hikmet Tanyu, Hamza Sadi Özbek, Cemal Oğuz Öcal, Sait Bilgiç, Cabbar Şenel, Muzaffer Eriş, Cihat Savaşer, Fehiman Altan, Yusuf Kadıgil, Saim Bayrak ve Mehmet Külahlıoğlu’nu rahmetle ve saygıyla anıyorum.

Türkçülük yolunda yürüyen yoldaşlara selam olsun.

Mayıs 2011



1223 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

SAYIN ZEYDAN KARALAR - 24/05/2022
Yanlışta ısrar etme lütfen! Şehrimizin logosuna dokunmaya devam ediyorsun. Bu koca ve kadim kent Adana Merkezde, 1964 yılından bu yana yaşayan ve son yerel seçimde size oy veren bir hemşehriniz olarak rica ediyorum. Mevcut logo, görsel olarak şehrimi
“İTİRAZIM VAR” HER TÜRLÜ YANLIŞA… - 10/05/2022
Çok değerli hemşehrilerim
“ ŞEHRİMİZİN LOGOSUNA DOKUNMA!” - 09/04/2022
Bayraklar, devletlerin varlığını ve bağımsızlığını söz ile değil resim ile gösteren simgelerdir.
YİNE TARİH, TEKERRÜR EDECEK Mİ? - 23/03/2022
ım 2002 tarihinde Genel Seçimlere giderken Fazilet Partisinden ayrılan bir grup Milletvekili AKP Grubu oluşturup seçimlere katılmıştı.
AYTAÇ DURAK’IN YENİ KİTABI - 11/03/2022
Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığına beş dönem seçilen ancak seçildiği beşinci dönemde tam dört yıl, iki aylık sürelerle “inceleme” gerekçesiyle görevden alınarak başkanlık yapması engellenen Aytaç Durak, siyasetten ve hizmetten uzak kalıyor ama bo
MİLLET İTTİFAKININ ADAYI KİM OLMALI? - 25/02/2022
İlkbaharın gelişini müjdeleyen cemrenin havaya, suya ve toprağa düşmesi gibi Türkiye’nin gündemine de seçim (erken veya zamanında) düştü. Bu gündem, artık değişmez ve tartışma ancak seçimle son bulur.
YETMİŞSEKİZ KUŞAĞININ HİKAYESİ - 11/09/2021
Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan bugüne kadar toplumu etkileyen ve toplumda derin izler bırakan birçok olay veya olgu yaşanmıştır: Devrimler, darbeler, depremler, isyanlar, suikastlar ve gençlik hareketleri gibi.
BU DAĞLAR SİZDE KALSIN ŞİİRİME DAİR DÜŞÜNCELERİM - 19/05/2021
1970 yıllarında ve 80 li yıllarda Karaisalı köylerinden Adana şehrine doğru bir içgöç başlamıştı. Bu göçün başlıca Sebepleri olarak şunları kayda geçebilirim:
KORONAVİRÜS GÜNLERİNDE ŞİİR – 3 - 16/05/2020
Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’mizde de olağanüstü durum devam ediyor. Virüs, toplumsal hayatımızı ve ekonomik vaziyetimizi çok kötü etkilemektedir. Buna bir süre daha katlanmamız gerekecektir ama işte o süre ne zaman bitecek belli değildir.
 Devamı
AlışSatış
Dolar17.928518.0003
Euro18.311018.3843