Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam354
Toplam Ziyaret1332818
HABER VİDEOLARI
Oğuz Adem Selçuk
karaisalihaber@hotmail.com
ORUCA DAİR DUYARLIKLAR
19/07/2012

 

 

 

 

 

 Manilerin dile geldiği, davulun-zurnanın elele verip sokaklarımızı doldurduğu, içerisinde “Bin aydan hayırlı Kadir Gecesi”nin bulunduğu mübarek Ramazan Ayını, onbir ayın sultanı olarak nitelendiren ve inanç sisteminde Ona çok özel bir yer ayıran Türk Milleti, bu güzel ayı, sultanlara yaraşır bir şekilde, köklü hazırlıklar yaparak, coşku ve heyecanla karşılar. 

Huzur ve sükunun konulmadık adı olan bu müstesna ay; gönüller yapmak, gönüller onarmak yolunda atılacak adımlar için fırsatların en güzelidir.

 Ramazan Ayı, daha çok acıdığımız, daha çok sevdiğimiz, dargınlığı-kırgınlığı bir kenara attığımız; yardımlaşma duygusunu doruklara çıkardığımız, “Veren el, alan elden hayırlıdır” kavlince daha çok verdiğimiz, daha çok vermeye gayret ettiğimiz bir aydır.

 Ramazan Ayı, çocukluğumuzu yeniden yaşadığımız, anne ve babalarımıza “Beni de sahura kaldırın” diye yalvardığımız, tuttuğumuz orucu, büyüklerimize küçük harçlıklar karşılığı satmanın mutluluğunu duyduğumuz, büyüklerimizle birlikte camilere koştuğumuz, Teravih Namazını kılarken her Fatiha sonunda yüksek sesle ve diğer çocuklarla yarışırcasına “Amin” demenin dayanılmaz tadına vardığımız çocukluğumuzun nostaljik günleridir. 

 Kavuşma saadetine eriştiğimiz bu ay, ayların en bereketlisidir. Hangi mevsimde olursa olsun, çarşılar-pazarlar daha bir canlanır, iftar ve sahur sofralarımız, sair aylardan farklı olarak daha değişik yemeklerle, türlü türlü meyve ve sebzelerle donanır.

 Bu ayda, insanlarımızın çehresinde tebessüm meltemleri eser, kötümser düşünceler, hırslı gölgeler silinip yok olur. Hoşgörü kapıları ardına dek açılır. Ve oruçlu insan, bu yüzden kendisiyle ve çevresiyle sürekli bir barış halindedir.

 Zira oruç, sadece gün boyunca salt aç kalmak, susuz kalmak, her türlü gıdadan uzak durmak demek değildir.

 Oruç, harama el uzatmamak, kalbi bulandırıcı ve ilahi aydınlıktan uzaklaştırıcı tutumlara girmemektir.

 Oruç, yalan söylememek, bozgunculukta bulunmamak, dedikodu yapmamak, küfür etmemek ve bu tür konuşmaları dinlememektir.

 Oruç, geçimini başkalarına haksızlık ve zulüm ederek sağlamamak, hatta ve hatta helal kazanılmış malı dahi gerektiğinden fazla harcamamak, israftan kaçınmaktır. 

Yani kısaca, bir arada, birlikte, barış içinde yaşamanın anlamı olan “Eline, Diline, Beline” sahip olmaktır.

Oruç, kendimize dönmek, kendimizle hesaplaşmak,, kendimizi öğrenmek, kendimizden yola çıkarak insanlığın manasını anlamak için bir güzel sebep, bir bulunmaz fırsattır.

Oruç, yüksek ateşte tavlanmış ve yüksek seviyede söylenmiş görkemli bir şiirdir. Nasıl ki, güzel şiir; yoğun duygunun, ritmik ahengin ve kelimelerin gizemli dansının bir sonucu ise, oruç da sevginin, merhametin, tahammülün, insan katında olgunlaştığı ve meyvesinin alındığı, mevsimine göre kısa ve uzun bir günün bilançosudur. 

Oruçlu insan, oruçlu bulunduğu saatlerde ve oruçlu olduğu günlerde açlığın, susuzluğun ne demek olduğunu daha iyi idrak ederek, iğneyi kendisine batırdığında çuvaldızın başkalarına vereceği elem ve ıstırabın bilincine varır. 

Ve böylece kişinin idrak ve yüreğinde, toplum içinde başkalarına acıma, düşkünlere, çaresizlere, muhtaçlara, öksüz ve yetimlere yardımda bulunma duygusu ön plana çıkar. Bu sayede kişiler arasında sevgi ve saygı artacağından hoşgörü ufkumuz genişler, “Yaratan’dan ötürü yaratılan” daha çok sevilir, toplum hayatımızdan “Ben” fikri uzaklaşır, yerinde “Biz” düşüncesi boy verip gelişir.

Oruç, metanettir, mütevazılıktir, sabırdır. Oruçlu insan, sabretmenin, dayanıklı olmanın potasında eritir gönlünü. Çünkü o, geniş kanatları ile bütün bir gökyüzünü kucaklayan beyaz bir kartal gibi “Benlik” sınırını aşarak, “Bizlik” evrenine ulaşmıştır. Artık onun için, başkalarının sevincine sevinmek, üzüntüsüne ortak olmak bir yaşam biçimidir, bir var olma sebebidir.

Oruç, küçüklere sevgi ve merhamet, büyüklere saygı ve hürmet, konu komşuya, hısım akrabaya, tanıdık-tanımadık cümle âleme karşılıksız duyulan bir muhabbettir.

Oruç, bir çağlayan halinde huzur ve sükun köpükleri saçan, yüksek kayaların pürüzlerini beyaz köpükleriyle aşındırıp cilalayan, dibinde temiz ve beyaz çakıl taşları görünen berrak bir ırmaktır. Bu berrak ve temiz ırmaktan bir damla tadanın yüreği temiz, yüzü temiz, işi temiz, yaşantısı temiz olur. Bu ırmağın kıymetini bilen, ondan yararlanan toplumların sosyal yaşamına sevgi, saygı ve dayanışma mühürleri vurulur.

Aziz dostlarım;

Orucunuz kutlu, yüreğiniz huzurlu ve umutlu olsun



1550 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

SAYIN ZEYDAN KARALAR - 24/05/2022
Yanlışta ısrar etme lütfen! Şehrimizin logosuna dokunmaya devam ediyorsun. Bu koca ve kadim kent Adana Merkezde, 1964 yılından bu yana yaşayan ve son yerel seçimde size oy veren bir hemşehriniz olarak rica ediyorum. Mevcut logo, görsel olarak şehrimi
“İTİRAZIM VAR” HER TÜRLÜ YANLIŞA… - 10/05/2022
Çok değerli hemşehrilerim
“ ŞEHRİMİZİN LOGOSUNA DOKUNMA!” - 09/04/2022
Bayraklar, devletlerin varlığını ve bağımsızlığını söz ile değil resim ile gösteren simgelerdir.
YİNE TARİH, TEKERRÜR EDECEK Mİ? - 23/03/2022
ım 2002 tarihinde Genel Seçimlere giderken Fazilet Partisinden ayrılan bir grup Milletvekili AKP Grubu oluşturup seçimlere katılmıştı.
AYTAÇ DURAK’IN YENİ KİTABI - 11/03/2022
Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığına beş dönem seçilen ancak seçildiği beşinci dönemde tam dört yıl, iki aylık sürelerle “inceleme” gerekçesiyle görevden alınarak başkanlık yapması engellenen Aytaç Durak, siyasetten ve hizmetten uzak kalıyor ama bo
MİLLET İTTİFAKININ ADAYI KİM OLMALI? - 25/02/2022
İlkbaharın gelişini müjdeleyen cemrenin havaya, suya ve toprağa düşmesi gibi Türkiye’nin gündemine de seçim (erken veya zamanında) düştü. Bu gündem, artık değişmez ve tartışma ancak seçimle son bulur.
YETMİŞSEKİZ KUŞAĞININ HİKAYESİ - 11/09/2021
Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan bugüne kadar toplumu etkileyen ve toplumda derin izler bırakan birçok olay veya olgu yaşanmıştır: Devrimler, darbeler, depremler, isyanlar, suikastlar ve gençlik hareketleri gibi.
BU DAĞLAR SİZDE KALSIN ŞİİRİME DAİR DÜŞÜNCELERİM - 19/05/2021
1970 yıllarında ve 80 li yıllarda Karaisalı köylerinden Adana şehrine doğru bir içgöç başlamıştı. Bu göçün başlıca Sebepleri olarak şunları kayda geçebilirim:
KORONAVİRÜS GÜNLERİNDE ŞİİR – 3 - 16/05/2020
Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’mizde de olağanüstü durum devam ediyor. Virüs, toplumsal hayatımızı ve ekonomik vaziyetimizi çok kötü etkilemektedir. Buna bir süre daha katlanmamız gerekecektir ama işte o süre ne zaman bitecek belli değildir.
 Devamı
AlışSatış
Dolar17.928518.0003
Euro18.311018.3843