Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam79
Toplam Ziyaret1408200
Oğuz Adem Selçuk
karaisalihaber@hotmail.com
ZOR GÜNLERDE TESELLİ BULMAK…
04/04/2013

Değerli Hemşerilerim, Uzunca bir süredir bu sütunlarda buluşamadık. En son yazımızı Şubat Ayı başında yazıp yayınlamışız. Bazı dostlarımız soruyorlar: “Neden bugünlerde yazın yok. Ülke gündemi bu kadar yoğun ve değişken iken ortalarda yoksunuz!” diyorlar. Gerçekten haklısınız ve soru soran okuyucularımız haklılar.

Ancak halkımızın içinde bulundukları durumu çok güzel özetleyen bir atasözü var: Ben de sizlere bu güzel özdeyişimiz ile cevap vereyim: “Şeytan kovalamaktan abdest almaya fırsat bulamıyoruz.” Toplumun içinde bulunduğu yoğun, olumsuz ve ihanet kokan gelişmeler, Türk Milletinin maruz kaldığı bu tablo karşısında gerçekten şaşırmış durumdayım. Yeni şeyler yazmak, yeni şeyler söylemek içimden gelmiyor. Şu anda bir umutsuzluk girdabındayım ve sanki bütün çıkış yollarının kapatıldığını düşünen bir adam pozisyonundayım.

Ama bugün YENİÇAĞ Gazetesi yazarlarından Mevlut Uluğtekin Yılmaz’ın yazısını okuyunca içime bir umut doğdu. En azından sevgili hemşerilerimle bu güzel yazıyı paylaşayım diye düşündüm. Benim gibi sizlerde yazıyı okuyunca derin düşüncelere dalacaksınız ve içinizde umarım umut kıpırtıları meydana gelecektir. Buyurun Mevlut Uluğtekin Yılmaz’ın köşesini birlikte okuyalım.

“Sevgili okurlarım, yazarını bir türlü bulamadığım aşağıdaki yürek yangını şiirimsi yazı, çok şey anlatıyor... Buyurun efendim okuyalım:

“Lazca konuşma merakım hiç olmadı.

Ana dilde Lazca isteğim olmadığı gibi.

Karadeniz diye adlandırılan topraklarda hep gurbeti yaşadım.

Bazen inşaatçı oldum, bazen hamal.

Bazen yurt dışına göç eden emekçi.

Bazen milletvekili, bazen mühendis.

Patika yollarla doludur yaşadığım yer. Keçi yolu diye tabir edilen yolları hiç ’keleş’ile dolaşmadım.

Pusu atmadım askere, polise...

Senin gibi açlığı iyi bilirim. Beraber yüklendik ülkenin en ağır yükünü.

Emekçileri oynadık nesiller boyu.

Sen susuzluktan yakınırken ben sellerin sürüklediği molozlar arasında kaybettiklerimin cesetlerini aradım.

Senin adın sınır kaçakçılığıyla anılırken, ben yasa dışı silah kaçakçısı olarak tanındım.

Silah ürettim evimin ahırında, namlu taktım oyuncak silahlara.

Sen Irak, Suriye topraklarında gezinirken ben de Gürcistan topraklarına uzanmışım ara sıra.

Bazıları bizi çok özdeş kabul eder.

Lazlar Kürt’ün deniz görmüşüdür der bilirsin.

Benziyor muyuz gerçekten?

Hem de çok, hem de hiç!

Benziyoruz; sen karnı burnunda anne adaylarını kızak ile hastanelere taşırken ben sırtımda taşıyorum.

Benzemez miyiz?

Ülkenin en ağır işlerini beraber sırtlandık.

Sen beton dökerken ben duvarcılık yapıyordum. Sen duvar örerken ben demir döşüyordum.

Sen park simsarlığı yaparken ben gazinoları haraca bağlıyordum.

Benzemez miyiz?

Senin çocukların ile benim çocuklarımın kaderi de aynı, aynı hastalıklardan kırılırlar, aynı hastalıklardan sakat kalırlar, aynı eğitimsizlikten mağdur olurlar.

Benzemez miyiz hiç?

Sana ulaşma konusunda devletin nasıl geç kaldığını iddia ediyorsan benim de farkım yok bilesin.

Devleti hep jandarma diye bilir yörem insanı. Sizdeki gibi.

Benzemez miyiz?

Aynı gelenek yüzünden silahına sarılıp binleri öldürdük namus anlayışı gereği.

Silaha merakımız, silahı yaşamın parçası görme anlayışımız hep aynı.

Benzemez miyiz?

Çok benziyoruz çok.

‘Kürtler, Lazların deniz görmemişidir!’

Ne kadar doğru değil mi?

Hiç benzemiyoruz aslında hem de hiç!

Ana dil hiç sorun olmadı benim için, bahane de olmadı.

Kültürel haklar gerekçesi ile hiç cana kıymadım ben.

Hiç pusu atıp mayın döşemedim körpe delikanlılara, yiğitlere, vatan için görev yapanlara.

Hiç iş yeri yakmadım.

Hiç kepenk kapatmadım insanların yüzüne.

Hiç yollara düşüp caniliği, canileri savunmadım.

Hiç Mehmetçik ile puştu bir tutmadım, yakıştıramadım vicdanıma.

Hiç benzemiyoruz hiç!

Çanakkale’de ben de öldüm.

Yetmedi Pontus çeteleri ile mücadelede öldüm.

Ruslara karşı öldüm.

Yetmedi Kore’de öldüm, Kıbrıs’ta öldüm.

Bunu iğrenç ayrılıkçılık anlayışına kılıf uydurmak için malzeme konusu yapmadım.

Nereden bilebilirim ki Çanakkale’de ölen atalarımın şimdilerde yapmaya çalışacağım ayrılıkçılığa anlayış gösterebileceklerini ki!

Zafere ulaşmak için her yol mubah demedim, diyemedim.

Çocuklarımı sokaklarda taş atsınlar, barikat kursunlar diye yollamadım.

Bayrakları çiğnesinler, Millî Marşı söylemesinler diye öğütlemedim.

Lazlığımı Türklüğümün önünde görmedim hiç bir zaman.

Ben dağa çıkmadım.

Ülke ülke dolaşıp vah vahlarımı anlatmadım...

Bir oğlumu dağa, bir oğlumu üniversiteye, birini askere yollamadım.

Devlete vergiden kaçıp eşkıyaya haraç vermedim. Ekmeğine yağ sürmedim.

Gece dağda gündüz kurumda olmadım. Hastaneleri basmadım, okulları yakmadım, şantiyeleri havaya uçurmadım.

Çünkü ben yediğim ekmeğe hiç ihanet etmedim!

Bizim için tek bayrak, tek dil, tek vatan!

Biz Karadeniz çocuğuyuz!”



1553 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

SEN BİR OĞUZSUN     09/04/2013 14:44

DEĞERLİ İNSAN ADEM SELÇUK ALPER TUNGANIN AKRABALARININ NE YAPACAĞINI ,AKRABASI OLMAYANLAR ANLAYAMAZ.SEYREDİYORSAK SANMASINLAR KORKTUK,ÜRKTÜK.BU YERYÜZÜNDE TÜRKLERİ TARİHTEN KALDIRIN BAKALIM DÜNYA TARİHİ NEYE BENZİYOR.ORTADA TARİH DİYE YAZACAK BİR ŞEY KALMIYOR.BU YERYÜZÜNDE NETİCESİ İTİBARI İLE EN BÜYÜK SONUÇLARI DOĞURAN OLAYLARIN KAHRAMI KİM BİR BAKALIM.SADECE ORTA ÇAĞIN BİTİİĞİ YENİ ÇAĞIN BİTTİĞİ TARİHİ DESTANI HATIRLAYALIM YETER.SONUÇ İTİBARI İLE Bİ,R ARAYA GELMESEK TE BİR BİRİMİZİ GÖRMESEKTE İÇİMİZDE YANAN ATEŞ KARADENİZLİ KARDEŞİMLE AYNI.TÜRK OĞLU TÜRK TİTRE VE KENDİNE GEL.
ÖMER IŞIK

Yazarın diğer yazıları

SIVACI HALİL ŞİİRİNİN HİKAYESİ - 04/01/2023
SIVACI HALİL ŞİİRİNİN HİKAYESİ
SAYIN ZEYDAN KARALAR - 24/05/2022
Yanlışta ısrar etme lütfen! Şehrimizin logosuna dokunmaya devam ediyorsun. Bu koca ve kadim kent Adana Merkezde, 1964 yılından bu yana yaşayan ve son yerel seçimde size oy veren bir hemşehriniz olarak rica ediyorum. Mevcut logo, görsel olarak şehrimi
“İTİRAZIM VAR” HER TÜRLÜ YANLIŞA… - 10/05/2022
Çok değerli hemşehrilerim
“ ŞEHRİMİZİN LOGOSUNA DOKUNMA!” - 09/04/2022
Bayraklar, devletlerin varlığını ve bağımsızlığını söz ile değil resim ile gösteren simgelerdir.
YİNE TARİH, TEKERRÜR EDECEK Mİ? - 23/03/2022
ım 2002 tarihinde Genel Seçimlere giderken Fazilet Partisinden ayrılan bir grup Milletvekili AKP Grubu oluşturup seçimlere katılmıştı.
AYTAÇ DURAK’IN YENİ KİTABI - 11/03/2022
Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığına beş dönem seçilen ancak seçildiği beşinci dönemde tam dört yıl, iki aylık sürelerle “inceleme” gerekçesiyle görevden alınarak başkanlık yapması engellenen Aytaç Durak, siyasetten ve hizmetten uzak kalıyor ama bo
MİLLET İTTİFAKININ ADAYI KİM OLMALI? - 25/02/2022
İlkbaharın gelişini müjdeleyen cemrenin havaya, suya ve toprağa düşmesi gibi Türkiye’nin gündemine de seçim (erken veya zamanında) düştü. Bu gündem, artık değişmez ve tartışma ancak seçimle son bulur.
YETMİŞSEKİZ KUŞAĞININ HİKAYESİ - 11/09/2021
Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan bugüne kadar toplumu etkileyen ve toplumda derin izler bırakan birçok olay veya olgu yaşanmıştır: Devrimler, darbeler, depremler, isyanlar, suikastlar ve gençlik hareketleri gibi.
BU DAĞLAR SİZDE KALSIN ŞİİRİME DAİR DÜŞÜNCELERİM - 19/05/2021
1970 yıllarında ve 80 li yıllarda Karaisalı köylerinden Adana şehrine doğru bir içgöç başlamıştı. Bu göçün başlıca Sebepleri olarak şunları kayda geçebilirim:
 Devamı
AlışSatış
Dolar18.778218.8534
Euro20.651620.7344