Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam271
Toplam Ziyaret1263459
HABER VİDEOLARI
M. Demirel Babacanoğlu
karaisalihaber@hotmail.com
KENDİNİ TANIMADAN GİDENLER
13/01/2016

 

 

“Kendini Tanımadan Gidenler”(*), Mustafa Okumuş’un kitabı. Adıyla veriyor iletisini. Bu konuda bir sayılama (istatistik) yapılmış mıdır?!... Ben kendi adıma, şimdiye değin kendisini tanımaya çalışanlara rastlamış değilim!

 

Decartes, “Düşünüyorum, o halde varım” diyor. Yunus Emre de var olmanın temelini okumaya bağlıyor: “İlim ilim demektir/ İlim kendin bilmektir/ Sen kendini bilmezsen/ Bu nice okumaktır”

 

Bana göreyse kendi olamayan yaşıyor değildir. Okumuş’un varmak istediği yer de bura olsa gerek. “Kendini tanımadan gitmek”, boşu boşuna bu dünyada kalmaktan başka nedir ki?

 

Otuz yedi denemesiyle kafa yoruyor Okumuş.

 

Düşünüyorum, bu kitabı okuyanlardan kaç kişi kendini tanımaya çalışacak? Kendini sevmek de bu işin başında gelir. Kendini seven insan, başkalarına kötülük yapamaz.

 

Bakınız yazar ne diyor? “Kendi kendimiz olabilmek elbette kolay değil. Çaba ister, özveri ister, egoyu bastırmak ister…”(s.4) Hiç kendiniz olabildiniz mi? Hep çevrenize bakındınız, el ne der, komşu ne der dediniz, kendinizi koyamadınız ortaya. Hep böyle yaşamıyor muyuz? Böyle yaşarken de unutulması zor olan kayıplarımız olmuyor mu? Keşke kendimiz olabilseydik?

 

Hep uğraşıyorum, engelle karşılaşıyorum. O küçük akıllarıyla akıl veriyorlar, yön gösteriyorlar. Aman gönülleri kırılmasın, diyoruz, harap ediyoruz kendimizi. “Stres” denilen illet yakalıyor bizi. Sağlığımız bozuluyor bütün bütüne. Yazar şöyle bağlıyor tümcesini; “Kendimize ait olmayan tüm yapaylıklar eğreti bir yüktür vicdanımızda…”(s.4)

 

İnsan, gide gide kendini bulur. Bulamazsa malamat olur. Böyle malamatlarla çok karşılaşmışsınızdır. Bakınız, “Hiçbir şey hepten iyi, ya da hepten kötü değildir…”(s.6) İnsan zıtlıkları içerisinde taşıyarak doğar. İyilik varsa, kötülük de vardır. Sevmek varsa sevgisizlik de. Savaş varsa barış da. Temizlik varsa pislik de. İnsan bütün eksileri yenerek insanlaşır.

 

Kötülüğüne, aymazlığına tanık olduğunuz kimselere, bu adam insan olmaz dersiniz değil mi? İnsan bu ileriye de, geriye de değişir. Bakarsınız bir gün sizi şaşırtır, insanlaşmış olarak çıkar karşınıza

 

Köyünüzde, ilinizde ilerleme göremezsiniz, o zaman içlenir, “bu memleket adam olmaz…”(s. 10) dersiniz, aynı insan gibi düşünürsünüz memleketi. Yazar şöyle karşılıyor bunu: “Sorunlara duygusal değil, akılcı, bilimsel yaklaşılmalı, kısır tartışmalar yerine, hoşgörülü yanıtlar erilmeli...”(s.11)

 

Arkadaşlık, dostluk, evlilik ne için kurulur? Hiç kimse, kimsenin kaşına gözüne bakarak bu işlere girişmez.. Arkadaşlıkta, dostlukta evlilikte karşılıklı denge üzerine kurulur. “Çıkar beklentisi gerçekleşmediğinde, arkadaşlık da, bıçak gibi kesilir…”(s.13) Yani, karşılıklı çıkar dengesi bozulduğunda belirttiğimiz üç girişim de biter.

 

“Gerçek dostun dili serttir, batar…” (.s. 15) Karşıdaki bu nitemi anlayamadığı an, dostluk, arkadaşlık filan kalmaz. Ama yine de bütün bunlara karşın insan, dostsuz, arkadaşsız kalamaz. “Herkesi istediğimiz gibi değil, oldukları gibi kabul etmenin bir erdem olduğunu bilmeliyiz…”(s. 21) Yoksa, katı kuralcı, dediğim dedikçi olmanın bir anlamı yok. Çözüm ortaya konulmalı.

 

Sevginin önemi büyük. Sevebilmek otu ağacı, kuşu böceği, çakalı tilkiyi, yılanı çıyanı, keçiyi koyunu, öküzü, deveyi, çalıyı gülü, meyveyi sebzeyi, düşmanı dostu…

 

Evet, biliyorum düşmanı sevmek zor, ama herhalde bir yolu, yöntemi, çözümü vardır bunun! İyileşmeyen (kronik) hastalık da düşman gibidir. İsteseniz de istemezseniz de onunla yaşamak zorunda kalırsınız. Ama barışık yaşarsanız hastalık size fazla yük getirmez! Düşman da öyledir. Panzehiri barıştır.

 

Düşmanla barışık yaşamak yücelmiş insanın işidir.

 

Yazar birçok konulara değiniyor; güncel olaylar, eğitim, tarih, siyaset…

 

“Lale Devri”; bugün de yaşanmıyor mu? Nedim’in ünlü “Sadabad”ından alıntı yapmış yazar: “Gülelim oynayalım kâm alalım dünyadan/ Ma-i tensim içelim Çeşme-i Nevpeydadan/ Görelim ab-ı hayat aktığın ejderhadan/ Gidelim serv-i revanım yürü Sadabad’a//…”(s. 72)

 

Dün/bugün, bir tarafta insanlar ölüyor, bir tarafta güllük gülistanlık yaşanıyor. Terör, savaş, göç, o “tek dişi kalmış canavar”… insanlığı yiyor. “İnsanlığın sırtı eskidi/ Tanrının sırtına dadandılar//…” (Parakan, 1990, MDB) demiştim bir şiirimde. Şimdi, halen bugün Tanrıyı çıkarlarına alet edenler yok değil. “Patrona Halil isyanıyla Lale Devri kapanıyor…” (s.73) Bakalım günümüzün lale devrini kim kapatacak?

 

Yazarın iyileşmez yaralarından biri de “Gavur Gölü”(**). Toprak kazanacağız diye bir yaşam alanı yok ediliyor. Ne kurbağalar, ne yılanlar, ne tilkiler, ne çakallar, ne kuşlar… kalıyor! Biz insanlar nasıl bir insanız? Geleceğimizi yok ediyoruz, bu bir intihar değil mi?

 

“Gavur Gölü bataklığından kalan tek anı dişbudak orman adası, sonbahara yenik düşmüş üzgün solgun yüzü, kıyı şeridindeki tüm dostlarını yitirmiş; öksüz, boynu bükük; buruk bakışlarında bir dönemin özlemi var…”(s. 75) İster taş olsun, ister ağaç, ister toprak… onlar da canlılardırlar; elinden alınan yaşam için baş kaldırırlar, önünde kimse duramaz, Japonya’daki tsunami gibi?

 

Yalan üzerine de şöyle değiniyor yazar: “Yalanın boyutu ne olursa olsun, ucunda ya bir aldanış, bir aldatış vardır… sonuçta giderilmesi zor kırgınlıklara, düşmanlıklara sebep olur, sosyal barış bozulur… Yalancı toplumlar güven ve saygınlığını yitirirler…”(s. 84) Niye yalan söylenir? Çıkarlar için değil mi? Yalanlar üstüne kurulan toplum yaşayamaz.

……………………………………………

(*)Mustafa Okumuş, Kendini Tanımadan Gidenler, Çağrı y. 2015

(**)Mustafa Okumuş, Gavur Gölü Havzası,Kentvizyon y., 2010

0542.2543331 nolu telefondan istenebilir.

3.1.2016, Adana



583 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

YENİ YILDA İYİ ŞANSLAR - 31/12/2021
Memleketin birinde bir köy çok yoksulmuş. Ot bulup ot, ağaç bulup ağaç, taş bulup taş yiyorlarmış.
KUVAYİ MİLLİYECİ GAZİ YENİ ADANA - 24/12/2021
30 Ekim 1918 günü imzalanmıştı Mondros Anlaşması, 31 Ekim günü Mustafa Kemal geldi Adana’ya, Murat Palas Oteli’nde Liman Von Sanders Paşa’dan Yıldırım Orduları Grup Komutanlığını teslim aldı.
YUNUS EMRE’Yİ ANALIM - 13/12/2021
Ünesco , 2021 yılını “Yunus Emre Yılı” olarak duyurdu. Ona ilişkin yazıların yeterince yayınlandığı söylenemez. Ama biz Yunus Emre’yi analım, şiirlerine varalım.
JAPON ŞİİRİ - 07/12/2021
Ülkemizde Japon şiirlerine özenen yok değildir. Çokça da “haiku” biçemi üzerine örnekler veriyorlar. Japonlar, Çin şiiri etkisinde şiirlerini geliştirdiler. Klasik Japon şiirleri hece ölçüsüne dayanır. Beş yedili nazım düzeninde kurulmuş, uyaksızdırl
ESKİLERDEN BİR ANI SIKIÇ - 21/11/2021
Güney kentlerinin caddeleri yolları turunç ağaçlarıyla süslü, doludur. Nisan ayı gelince çiçeklerinin kokusu mest eder insanı. Hatta bu konuda, Adana’da “Portakal Çiçeği” konulu festival bile yapılıyordu. Pandemi nedeniyle yapılmaz oldu.
JAPONLAR'DA ÇAY KÜLTÜRÜ - 16/11/2021
Düziçi İlköğretmen Okulu üçüncü sınıfındayken okul tasar (proje) yarışması açmıştı. İkinci binanın arkasına yüzme havuzu yapılacaktı. Krokisini çizip, yazısını yazıp yarışmaya katılmıştım. Üçüncülük ödülü almıştım. “JAPON ŞİİRİ kitabını vermişlerdi
ATATÜRK’ÜN DÜNYAMIZDAN AYRILIŞ YILDÖNÜMÜ - 09/11/2021
Atatürk’ün dünyamızdan ayrılış yıl dönümünün 83 yılındayız. Dünyamızda O’nu tanımayın bilmeyen yoktur! Yalnızca bizim değil dünyanın takdirini kazanmıştır. Cumhuriyeti kurmuş, devrimler yapmıştır. Her insanın gönlünde aklında büyük insan Atatürkr, T
ÖĞRENCİLERİN ÇANTALARI - 01/11/2021
Her zaman dikkatimi çekmiştir öğrencilerin çantaları. Toplutaşıma otobüsüne iki öğrenci bindiler, oturacak yer yoktu yanımda ayakta durdular. Ben de ayaktayım. Emekli öğretmen olduğumu söyledim; gülümsediler.
CUMHURİYET ANLAMI YENİLİKLER - 28/10/2021
Cumhuriyetin kuruluşunun 98. yılındayız, kutlu olsun. Mutlu olsun ülkeye, herkese.
 Devamı
AlışSatış
Dolar13.392613.4463
Euro15.178615.2394