Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam297
Toplam Ziyaret836093
HABER VİDEOLARI
M. Demirel Babacanoğlu
karaisalihaber@hotmail.com
KENDİNİ TANIMADAN GİDENLER
13/01/2016

 

 

“Kendini Tanımadan Gidenler”(*), Mustafa Okumuş’un kitabı. Adıyla veriyor iletisini. Bu konuda bir sayılama (istatistik) yapılmış mıdır?!... Ben kendi adıma, şimdiye değin kendisini tanımaya çalışanlara rastlamış değilim!

 

Decartes, “Düşünüyorum, o halde varım” diyor. Yunus Emre de var olmanın temelini okumaya bağlıyor: “İlim ilim demektir/ İlim kendin bilmektir/ Sen kendini bilmezsen/ Bu nice okumaktır”

 

Bana göreyse kendi olamayan yaşıyor değildir. Okumuş’un varmak istediği yer de bura olsa gerek. “Kendini tanımadan gitmek”, boşu boşuna bu dünyada kalmaktan başka nedir ki?

 

Otuz yedi denemesiyle kafa yoruyor Okumuş.

 

Düşünüyorum, bu kitabı okuyanlardan kaç kişi kendini tanımaya çalışacak? Kendini sevmek de bu işin başında gelir. Kendini seven insan, başkalarına kötülük yapamaz.

 

Bakınız yazar ne diyor? “Kendi kendimiz olabilmek elbette kolay değil. Çaba ister, özveri ister, egoyu bastırmak ister…”(s.4) Hiç kendiniz olabildiniz mi? Hep çevrenize bakındınız, el ne der, komşu ne der dediniz, kendinizi koyamadınız ortaya. Hep böyle yaşamıyor muyuz? Böyle yaşarken de unutulması zor olan kayıplarımız olmuyor mu? Keşke kendimiz olabilseydik?

 

Hep uğraşıyorum, engelle karşılaşıyorum. O küçük akıllarıyla akıl veriyorlar, yön gösteriyorlar. Aman gönülleri kırılmasın, diyoruz, harap ediyoruz kendimizi. “Stres” denilen illet yakalıyor bizi. Sağlığımız bozuluyor bütün bütüne. Yazar şöyle bağlıyor tümcesini; “Kendimize ait olmayan tüm yapaylıklar eğreti bir yüktür vicdanımızda…”(s.4)

 

İnsan, gide gide kendini bulur. Bulamazsa malamat olur. Böyle malamatlarla çok karşılaşmışsınızdır. Bakınız, “Hiçbir şey hepten iyi, ya da hepten kötü değildir…”(s.6) İnsan zıtlıkları içerisinde taşıyarak doğar. İyilik varsa, kötülük de vardır. Sevmek varsa sevgisizlik de. Savaş varsa barış da. Temizlik varsa pislik de. İnsan bütün eksileri yenerek insanlaşır.

 

Kötülüğüne, aymazlığına tanık olduğunuz kimselere, bu adam insan olmaz dersiniz değil mi? İnsan bu ileriye de, geriye de değişir. Bakarsınız bir gün sizi şaşırtır, insanlaşmış olarak çıkar karşınıza

 

Köyünüzde, ilinizde ilerleme göremezsiniz, o zaman içlenir, “bu memleket adam olmaz…”(s. 10) dersiniz, aynı insan gibi düşünürsünüz memleketi. Yazar şöyle karşılıyor bunu: “Sorunlara duygusal değil, akılcı, bilimsel yaklaşılmalı, kısır tartışmalar yerine, hoşgörülü yanıtlar erilmeli...”(s.11)

 

Arkadaşlık, dostluk, evlilik ne için kurulur? Hiç kimse, kimsenin kaşına gözüne bakarak bu işlere girişmez.. Arkadaşlıkta, dostlukta evlilikte karşılıklı denge üzerine kurulur. “Çıkar beklentisi gerçekleşmediğinde, arkadaşlık da, bıçak gibi kesilir…”(s.13) Yani, karşılıklı çıkar dengesi bozulduğunda belirttiğimiz üç girişim de biter.

 

“Gerçek dostun dili serttir, batar…” (.s. 15) Karşıdaki bu nitemi anlayamadığı an, dostluk, arkadaşlık filan kalmaz. Ama yine de bütün bunlara karşın insan, dostsuz, arkadaşsız kalamaz. “Herkesi istediğimiz gibi değil, oldukları gibi kabul etmenin bir erdem olduğunu bilmeliyiz…”(s. 21) Yoksa, katı kuralcı, dediğim dedikçi olmanın bir anlamı yok. Çözüm ortaya konulmalı.

 

Sevginin önemi büyük. Sevebilmek otu ağacı, kuşu böceği, çakalı tilkiyi, yılanı çıyanı, keçiyi koyunu, öküzü, deveyi, çalıyı gülü, meyveyi sebzeyi, düşmanı dostu…

 

Evet, biliyorum düşmanı sevmek zor, ama herhalde bir yolu, yöntemi, çözümü vardır bunun! İyileşmeyen (kronik) hastalık da düşman gibidir. İsteseniz de istemezseniz de onunla yaşamak zorunda kalırsınız. Ama barışık yaşarsanız hastalık size fazla yük getirmez! Düşman da öyledir. Panzehiri barıştır.

 

Düşmanla barışık yaşamak yücelmiş insanın işidir.

 

Yazar birçok konulara değiniyor; güncel olaylar, eğitim, tarih, siyaset…

 

“Lale Devri”; bugün de yaşanmıyor mu? Nedim’in ünlü “Sadabad”ından alıntı yapmış yazar: “Gülelim oynayalım kâm alalım dünyadan/ Ma-i tensim içelim Çeşme-i Nevpeydadan/ Görelim ab-ı hayat aktığın ejderhadan/ Gidelim serv-i revanım yürü Sadabad’a//…”(s. 72)

 

Dün/bugün, bir tarafta insanlar ölüyor, bir tarafta güllük gülistanlık yaşanıyor. Terör, savaş, göç, o “tek dişi kalmış canavar”… insanlığı yiyor. “İnsanlığın sırtı eskidi/ Tanrının sırtına dadandılar//…” (Parakan, 1990, MDB) demiştim bir şiirimde. Şimdi, halen bugün Tanrıyı çıkarlarına alet edenler yok değil. “Patrona Halil isyanıyla Lale Devri kapanıyor…” (s.73) Bakalım günümüzün lale devrini kim kapatacak?

 

Yazarın iyileşmez yaralarından biri de “Gavur Gölü”(**). Toprak kazanacağız diye bir yaşam alanı yok ediliyor. Ne kurbağalar, ne yılanlar, ne tilkiler, ne çakallar, ne kuşlar… kalıyor! Biz insanlar nasıl bir insanız? Geleceğimizi yok ediyoruz, bu bir intihar değil mi?

 

“Gavur Gölü bataklığından kalan tek anı dişbudak orman adası, sonbahara yenik düşmüş üzgün solgun yüzü, kıyı şeridindeki tüm dostlarını yitirmiş; öksüz, boynu bükük; buruk bakışlarında bir dönemin özlemi var…”(s. 75) İster taş olsun, ister ağaç, ister toprak… onlar da canlılardırlar; elinden alınan yaşam için baş kaldırırlar, önünde kimse duramaz, Japonya’daki tsunami gibi?

 

Yalan üzerine de şöyle değiniyor yazar: “Yalanın boyutu ne olursa olsun, ucunda ya bir aldanış, bir aldatış vardır… sonuçta giderilmesi zor kırgınlıklara, düşmanlıklara sebep olur, sosyal barış bozulur… Yalancı toplumlar güven ve saygınlığını yitirirler…”(s. 84) Niye yalan söylenir? Çıkarlar için değil mi? Yalanlar üstüne kurulan toplum yaşayamaz.

……………………………………………

(*)Mustafa Okumuş, Kendini Tanımadan Gidenler, Çağrı y. 2015

(**)Mustafa Okumuş, Gavur Gölü Havzası,Kentvizyon y., 2010

0542.2543331 nolu telefondan istenebilir.

3.1.2016, Adana



394 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BAYRAMIN ARDINDAN - 18/08/2019
Bayram geçti demeyin, bayram geçmez…Neşeli, mutlu, sevinçli olunduğu sürece hergün bayramdır insana. Bir türkü, “Bayram gelmiş neyime” der ama olsun, bayram, bayramdır.
SOLUK ARKADAN ÇIKIYOR (Öykü) - 06/08/2019
Eskiden hastalar koca karı ilaçlarıyla, üfürükçülerle muskalarla… iyileştirilmeye çalışılırdı. Bu yüzden kaç hasta dünyamızdan ayrıldı, sayısı bilinmez…
KEÇİLERİN BAŞINDAKİ TEYNEKLER - 01/08/2019
emleketin birinde bir keçi çobanı varmış. Keçilerin dilinden iyi anlarmış, keçiler de
ATTAN İNEN KONUK (Öykü) - 22/07/2019
Bir gün bir konuk gelmiş bir adamın evine… Atı yemleniyor, en iyi şeyler konuğa ikram ediliyor.. En güzel odada, en güzel yatakta yatırılıyor... Yeme, içme iyi.. Konuğun keyfi yerinde.
BİR RAMAZAN BAYRAMI DAHA YAŞIYORUZ - 03/06/2019
Bir ramazan bayramı daha yaşıyoruz; (04.06.2019). Bayramınız kutlu mutlu olsun, gülsün
ATATÜRK’ÜN SAMSUN’A ÇIKIŞININ 100. YILINDA DÜŞÜNDÜKLERİM - 17/05/2019
Birinci Dünya Savaşı sonunda düşmanlar yurdumuzun birçok yerini işgal etmişlerdi.
ANAM ANALAR GÜNÜ - 13/05/2019
Analar gününü Amerikalı Anna Jarvis kurmuş 1908'de Kutlanıla gelmiş. Bizde ise 1955''ten beri Mayıs'ın ikinci pazar günü kutlanmaktadır.
HASAN ONBAŞI (Öykü) - 07/05/2019
Eskiden askerde çavuş, onbaşı olanlar, terhis olunca köyünde çavuş, onbaşı olarak
TEŞEKKÜR - 29/04/2019
SEVGİLİ OKURLARIM...
 Devamı
Anlık
Yarın
31° 33° 23°
AlışSatış
Dolar5.70065.7234
Euro6.31536.3406