Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam70
Toplam Ziyaret1262468
HABER VİDEOLARI
M. Demirel Babacanoğlu
karaisalihaber@hotmail.com
PADİŞAHIN KIRATI/ÖYKÜ
18/09/2017

Padişahın çok sevdiği bir kıratı varmış. Canı, gözü, her şeyiymiş. Savaşa mı girildi, bir yere mi gidilecek, cirit mi atılacak, yarış mı yapılacak.. önceden biliyormuş. Padişah üstüne biner binmez, padişahın amacını, niyetini anlıyormuş.. Sanki bir hayvan değil, kanatlı bir kuş, olağanüstü bir varlık. Her şeyi biliyor, ona göre eşiyor, oynuyor, yürüyor, koşuyormuş! Şanı şöhreti, her yere yayılmış.. Duyan devlet başkanları, elçiler, görevliler atı görmeye geliyormuş, görünce de hayran oluyorlarmış, Tanrı nazardan saklasın diye de algış veriyorlarmış. Ama ne de olsa canlı, kanlı bir hayvan, tökezleyecek de, sayrı da olacak, sonunda ölecek de? Öyle de olmuş.

Bir gün sayrılanmış at. Oraya buraya götürmüşler, ona buna baktırmışlar, hayvan doktorlarına göstermişler, iyileşsin diye çok çabalar harcamışlar, bir sonuç alamamışlar. Memleketin olçumlarını, sihirbazlarını, müneccimlerini toplamışlar, yine sonuç alamamışlar. Başka memleketlerden veterinerler getirtmişler, bakıtmışlar, umar yok, iyileşememiş at bir türlü.

Padişah kara kara düşünmeye başlamış. Umarsızlık içinde kıvranıyormuş; nasıl etse de kıratı kurtarsa? Son umar olarak, iyileştirse iyileştirse at bakıcıları iyileştirir düşüncesiyle baştan ayağa at bakıcılarını toplamış başına, ne yapıp yapıp atı iyileştirmelerini buyurmuş. “Eğer at iyileşirse sizleri zengin edeceğim, yediğiniz önünüzde, yemediğiniz ardınızda olacak, iyileşmezse, kazara ölür mölürse, ölüm haberini getirenin boynunu vurduracağım” demiş.

Bu kez at bakıcılarını almış bir düşünce! Ya at ölürse, ya birimizin kellesi giderse? Hepsi seferber olmuşlar, canları pahasına bakmışlar ata…

Aralarında fısıl fısıl mırıldanmaya, konuşmaya başlamışlar: “At değil mi, canlı değil mi elbet hastalanır da, ölür de. Her canlının sonu ölüm değil mi? Bir gün biz de ölüp gideceğiz. Bu kaçınılmaz sondan kim kurtulabilmiş ki, at kurtulsun?” Demişler.

Bir doğal gerçeği böyle vurgulamaya çalışmışlar ama, yine de padişahın korkusundan atın iyileşmesi için, ellerinden ne geliyorsa yapmışlar, ne biliyorlarsa, ne hünerleri varsa uygulamışlar; ama bir umar yok! Atın iyileşmesi şöyle dursun daha da kötüye gidiyormuş. Hiçbir ilerleme, iyileşeme belirtisi olmamış, beklenen son gelmiş at ölmüş.

Bakıcıları almış bir kara düşünce. Ölüm haberini kim verecek, kim söyleyecek padişaha? Biri çıkıp da ben vereyim ölüm haberini dese ne iyi olacak, diğerleri kurtulacak. Böyle biri yok aralarında. Nerden çıkacak? Can tatlı, kim kimin canını yerine can verir? Herkes kaçıyor bu sorumluluktan! Baş sorumlu, orta sorumlu, son sorumlu da kaçıyor…

Atla ilgisi, bilgisi olmayan, deli demsek bir bakıcı varmış içlerinde. Her gün at bakıcılarının yanında oynar gezer dururmuş! At bakıcıları onunla eğlenir, şakalaşır,

dalga geçerlermiş. O da, bu eğlencelerden, şakalardan hoşlandığı için her gün uğrarmış, atları severmiş. Bir gün yine uğramış at bakıcılarının yanına. Bakmış ki, at bakıcıları kendisiyle eğlenmiyor, şakalaşmıyor, hep düşünüyorlar öyle kara kara… Merak edip sormuş:

“Neden benimle konuşmuyor, eğlenmiyorsunuz, şakalaş mıyorsunuz? Neden böyle kara kara düşünüyorsunuz? Bir sorun mu var?”

“Ah, ah” demişler, “keşke bir sorunumuz olsaydı, çözerdik, at öldü efendi at öldü. Koca padişahın kır atı öldü gitti. Padişaha haber verecek bir kimse bulamıyoruz!”

Deli demsek adam; “Canım, kırat öldüyse ne var bunda düşünecek, üzülecek, at değil mi ölür ölür; sürürsünüz leşini bir dereye olur biter, alt tarafı bir at değil mi? İnsan ölüyor.”

Hemen hepsi birden şap diye kapamışlar adamın ağzını.

“Öyle değil, padişahın canından bile çok sevdiği bir at bu. Ölüm haberini kim götürürse onun kellesini vurduracak… İçimizden biri çıkmıyor... ölüm haberini götürecek, onun için düşünceli, endişeliyiz hepimiz!”

Deli demsek adam hiç düşünmeden bunda ne var canım, “ben söylerim” demiş, “yeter ki beni huzura çıkarın ...” Bu yanıtı alan at bakıcıları içten içe sevinmişler, bir oh çekmişler, rahatlamışlar, “Ondan kolay ne var, çıkarırız seni huzura, ama sana yazık olacak” demişler yüze piyaz!

“Bana yazık mazık olmaz” demiş deli demsek adam, “ yeter ki siz beni huzura çıkarın, ben padişahı göreyim, ona söyleyeceğimi ben söylerim… gerisine karışmayın siz!”

“Tamam” demişler bakıcılar, “madem ki öyle, bizden günah gitti.”

At bakıcılarının tümünün içini, içten içe bir sevinç kaplamış ama, deli demsek adama da beli etmiyorlarmış. İçlerinden şıkır mıkır oynuyorlarmış… Deli demsek adamın olmadığı yerlerde de açığa vuruyorlarmış oyunlarını…

Günü gelmiş, bin bir hile, düzenbazlıkla deli demsek adamı padişahın huzuruna çıkarmışlar…

El etek öpmüş deli demsek adam.

Padişah sormuş.

“Söyle bakalım, derdin ne oğlum?”

“Padişahım” demiş, deli demsek adam, “senin çok sevdiğin bir kırat vardı ya?”

“Eeeeee ” demiş padişah, kırat lafını duyunca, hemen doğrulmuş, dikleşmiş, öfkelenmiş…

“Ne olmuş kırata?”diye çıkışmış.

“Bir şey olduğu yok padişahım !” demiş deli demsek adam.

Padişah, “Var var, bir şey olmuş kırata, çabuk söyle!”

“Padişahım” demiş deli demsek adam;

“Kırat yattı kalkmıyor!”

“Ayaklarını uzattı çekmiyor!”

“Gözlerini yumdu açmıyor…”

“Acep ne ola ki?”

Padişah kükremiş;

“Bre melun, öldü desene şuna.”

“Yok” demiş, deli demsek adam, “ben öyle şey demedim, demem de; siz dediniz padişahım.”

Padişahın iki elleri koynunda kalmış. Kıratın öldüğüne mi yansın, kelle almadığına mı yansın! Ne yapacağını, nhe edeceğini şaşırmış durmuş!

Ne olmuş dersiniz, sonuç?

Deli demsek adam kendini ve arkadaşlarını kurtarmış ölümden.

………………………………………………

Not: Yayın hk. yazarınındır, izin alınmadan yayınlanamaz.

 

 



386 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

YENİ YILDA İYİ ŞANSLAR - 31/12/2021
Memleketin birinde bir köy çok yoksulmuş. Ot bulup ot, ağaç bulup ağaç, taş bulup taş yiyorlarmış.
KUVAYİ MİLLİYECİ GAZİ YENİ ADANA - 24/12/2021
30 Ekim 1918 günü imzalanmıştı Mondros Anlaşması, 31 Ekim günü Mustafa Kemal geldi Adana’ya, Murat Palas Oteli’nde Liman Von Sanders Paşa’dan Yıldırım Orduları Grup Komutanlığını teslim aldı.
YUNUS EMRE’Yİ ANALIM - 13/12/2021
Ünesco , 2021 yılını “Yunus Emre Yılı” olarak duyurdu. Ona ilişkin yazıların yeterince yayınlandığı söylenemez. Ama biz Yunus Emre’yi analım, şiirlerine varalım.
JAPON ŞİİRİ - 07/12/2021
Ülkemizde Japon şiirlerine özenen yok değildir. Çokça da “haiku” biçemi üzerine örnekler veriyorlar. Japonlar, Çin şiiri etkisinde şiirlerini geliştirdiler. Klasik Japon şiirleri hece ölçüsüne dayanır. Beş yedili nazım düzeninde kurulmuş, uyaksızdırl
ESKİLERDEN BİR ANI SIKIÇ - 21/11/2021
Güney kentlerinin caddeleri yolları turunç ağaçlarıyla süslü, doludur. Nisan ayı gelince çiçeklerinin kokusu mest eder insanı. Hatta bu konuda, Adana’da “Portakal Çiçeği” konulu festival bile yapılıyordu. Pandemi nedeniyle yapılmaz oldu.
JAPONLAR'DA ÇAY KÜLTÜRÜ - 16/11/2021
Düziçi İlköğretmen Okulu üçüncü sınıfındayken okul tasar (proje) yarışması açmıştı. İkinci binanın arkasına yüzme havuzu yapılacaktı. Krokisini çizip, yazısını yazıp yarışmaya katılmıştım. Üçüncülük ödülü almıştım. “JAPON ŞİİRİ kitabını vermişlerdi
ATATÜRK’ÜN DÜNYAMIZDAN AYRILIŞ YILDÖNÜMÜ - 09/11/2021
Atatürk’ün dünyamızdan ayrılış yıl dönümünün 83 yılındayız. Dünyamızda O’nu tanımayın bilmeyen yoktur! Yalnızca bizim değil dünyanın takdirini kazanmıştır. Cumhuriyeti kurmuş, devrimler yapmıştır. Her insanın gönlünde aklında büyük insan Atatürkr, T
ÖĞRENCİLERİN ÇANTALARI - 01/11/2021
Her zaman dikkatimi çekmiştir öğrencilerin çantaları. Toplutaşıma otobüsüne iki öğrenci bindiler, oturacak yer yoktu yanımda ayakta durdular. Ben de ayaktayım. Emekli öğretmen olduğumu söyledim; gülümsediler.
CUMHURİYET ANLAMI YENİLİKLER - 28/10/2021
Cumhuriyetin kuruluşunun 98. yılındayız, kutlu olsun. Mutlu olsun ülkeye, herkese.
 Devamı
AlışSatış
Dolar13.392613.4463
Euro15.178615.2394