Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam50
Toplam Ziyaret835028
HABER VİDEOLARI
M. Demirel Babacanoğlu
karaisalihaber@hotmail.com
ÇAĞIR KARACAOĞLAN ÇAĞIR (Musa Eroğlu ile söyleşi)
19/07/2013


 

(Yıl 1985, 28, 29, 30 Haziran günleri Mut Karacaoğlan Kültür Sanat Şenlikleri yapılıyor. Ben de çağrılıyorum. Mut’un çınarlarının üzerinde 1830 yazıyor, demek 155 yaşında. İlk şenlik 1962’de yapılmış. 76’da ara verilmiş, 1982’de yeniden başlamış. 73’te Karacaoğlan/Karacakı:  heykeli dikilmiş; gömütleri karşılıklı iki tepededir. Çocuğu olmayan kadınlar, gelin kuşaklarını alırlar, mezarın çevresinde üç kez dolanırlar, al kuşağımı ve uşağımı derler, bebek olunca, o kuşakla kundaklarlar.

Kaymakamı Erdal Atabey, Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Hilmi Dulkadir,  yazar Sıtkı Soylu Mut Kültür Sanat Şenliğini yönetmektedirler. Ülkenin birçok yerinden bilimciler gelmiş.. Orman İşletmesi Salonu’nda Karacaoğlan açıkoturumunda konuşuyorlar. Akşam, Temel Eğitim Okulu’nda, şiir, müzik dinletisi gerçekleştiriliyor. Musa Eroğlu türkülerini söylüyor, şairler şiirler okuyor. Türkülerin hikayeleri yarışmasında Şaban Akbaba 1.’lik ödülü alıyor. Etkinliği, Yeni Adana 4. Temmuz (Karacaoğlan Çalındı Karacaoğlan Söylendi); 13 temmuz (Çağır Karacaoğlan çağır- Musa Eroğlu ile söyleşi) 1985 sayılarında yayınlıyorum. Şimdi geçmişten bir demet anıyı sunuyorum.)

 

Tarih 28.6.1985’i gösteriyor. Gece yarısını çoktaaan geçtik. “Mutu An Restoran”dayız(1). Sabaha doğru yaklaşıyoruz. Üç-beş kişi var restoran’da, çay içiyorlar. Yanımda genç öykücü Şaban Akbaba(2) oturuyor. Mut Karacaoğlan Şenliği’inin açtığı “Türkülerin Hikayeleri Yarışması”nda birinci olmuş; onun sevincini yaşıyor. Karşılıklı konuşuyoruz. Sonra dönüp dolaşıp sözü Musa Eroğlu’na getiriyoruz.Şimdi burada olsa da karşılıklı söyleşsek diyoruz. Çünkü bu gece “Temel Eğitim Okulu Bahçesi”ndeki konserde onu dinlemiştik. Ne de güzel çalışıyordu.. O kısa kollu sazıyla ses alıcısının karşısında durmuş, halkı selamladı. Yüzünde sakalı vardı, bir de sevinç. Vuruyordu sazın teline.

“Nazlı yardan bana geldi bir haber

Eğer doğru ise büktü belimi

Dediler yarini yad eller almış

Kadir Mevla’m ihsan eyle ölümü”

Aşıklık kolay değil, yârini aldılar mı ölmek ister insan, daha da içlenir. Musa Eroğlu da içlendi! Vurdu sazın teline, ha bire, ha bire vurdu..kendinden geçerek, duyarak vurdu; yaşandı Karacaoğlan. Gökte yıldızlar, yerde insanlar sevdalandı.

 

“Karac’oğlan der ki konmadan göçmem

Her olur olmaza sırrımı açmam

Kötüler köpr’olsa üstünden geçmem

Taşkın suya uğradırım yolumu”

 

Uğradır mı dersi? Karacaoğlan uğradır.Ya Musa Eroğlu? “O da uğradır” dedi Akbaba. İşte taml bu sırada Musa Eroğlu çıkageldi. Biz ona bıkıyorduk, o bize. Karşı karşıyayız, şimdi oturmuşuz masada, söyleşmeye durmuşuz.

1948 Mut doğumlu Musa Eroğlu. !7 yaşına dek Mut’ta kalmış, sonra almış sazı eline, çıkmış yollara, çalmış söylemiş.. Sorduk kendisine:

-Nasıl başladınız müziğe?

-Çocukluğumda, komşumuzun bir kızı ölmüştü; o zaman Kul Himmet’ten bir deyiş söylendi.

 

Heveslik eyledim, yavru getirdim

O da hayal ile düşümüş meğer

Yavrumu gözümden ıramam derdim

Çektiğim emekler boşumuş meğer”

 

Bu türkü  bana dokundu, belleğimde yer etti. O günden sonra müziği heves ettim.

-Bu olay sizin köyde mi geçti?

-Evet bizim köyde(3) geçti. Biz o zamanlarda köylere giderdik., düğün dernek olur çalardık. Bazı yerlerde cenaze olur, mezar olur çalardık. Niğde’nin Gökgöz Köyü’ne gittik Orada Cuma günleri mezar çalınır. Mezarın başında saz çalıp, ağıt yakmaya “Mezar çalma” denir. Biz de o gün epeyce mezar çaldık. Bir arkadaş yaklaştı yanımıza ninesinin kendisinden başka kimsesi yokmuş. Ninesi için çalmamızı söyledi. Oturduk mezarın başına, “Kara biberim” türküsünü çaldık. Çok severmiş rahmetli bu türküyü. Türkü oynak bir türkü, şimdi çalınsa herkes oynayabilir; ama adam oynamıyor ağlıyordu.

-İlk kez duyuyorum; şimdi de sürüyor mu?

-Tavsadı ama, adı geçen köyde  sürüyor.

-Nasıl çıkmış bu gelenek?

-Şamanlıktan geliyor. Şamanlar sagu (cenaze) törenlerinde, mezarın başında saz çalıp, çevresinde dönerler, yüzlerini yırtarak ağlarlardı..

-Müziğe bilinçli bağlanışınız nasıl oldu?

-Mut’ta konser vardı. Emin Aldemir de gelmişti. Durumu bilen o günün belediye başkanı Yahya İnanıç beni Emin Aldemir’e götürdü, onun yamacında çalıp söyledim. Emin Aldemir “Senden iyi bir çoban olur” dedi, ama çoban olmadım Saz çalar, türkü söyler oldum. Ezgilerde bulunan duyarlıkları, anlamları kavramaya, yakalamaya çalıştım. Elde ettiğim birikimler yolumu bulmaya, biçemimi oluşturmaya yaradı.

-Demek müzik adamı oldunuz?

-Evet, yirmi yaşında..

Şenlik konserlerinde Karacaoğlan’a az yer verildi.Sözgelimi siz Karacaoğlan’dan iki türkü okudunuz, onu da bir baştan bir sondan söylediniz. Birini yukarıda geçmiştim; biri de şu:

 

“Güzel ne güzel olmuşsun

Görülmeyi görülmeyi

Siyah zülfün halkalanmış

Örülmeyi örülmeyi

 

Çağır Karac’oğlan çağır

Taş düştüğü yerde ağır

Yiğit sevdiğinden soğur

Sarılmayı sarılmayı”

Neden böyle oldu bu?

 

-Değişik ozanlardan çalıp söylemeye çalıştım. Karacaoğlan’ı yorumlayan, anlayan az. Eğer Karacaoğlan bilinse, onu anlatmakla bitiremeyiz. Ama bütün bunlarla birlik Karacaoğlan’ı en çok ben tanıtmaya çalıştım. Bu konuda kendimi sorumlu sayıyorum.

-Başkaları çalışmadı mı?

-Şunu söylemek istiyorum: Benim benim anlattıklarım azımsanabilir belki! Gene de benden başka Karacaoğlan türkülerine yer veren olmadı. Ben söylüyorum ki burada hep Karacaoğlan çalınıp söylensin, Karacaoğlan anlatılsın..

-Anlatılmıyor mu?

-Anlatılmıyor. Başka ozanlardan, aşıklardan çalınıp söyleniyor. Oysa, Karacaoğlan Kültür ve Sanat Şenliği’nde ağırlık Karacaoğlan olmalıydı.

-Demek olmadı?

-Evet olmadı.

-Karacaoğlan için söyleyeceğiniz başka bir şey var mı?

-Karacaoğlan, Pir Sultan, Seyrani gibi ozanların şiirlerinde doğruluk, dürüstlük, hak.. anlatılmaktadır. Müzik olarak verilirken bunlar üzerinde önemle durulmalıdır. Örneğin Pir Sultan “Ayla yıldızı aşıp gideriz..” derken astronomi bilimini imlemiyor mu?

-Şenlik için ne diyorsunuz?

-Halka ulaşmanın en güzel yolarlıdır.

-Teşekkür ederim.

-Ben teşekkür ederim.

_____________________________

(1). Şimdi burada belediye birimleri var.

(2).Şair olduğunu da belirtelim.

(3).Maçkuru Köyü



1777 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

SOLUK ARKADAN ÇIKIYOR (Öykü) - 06/08/2019
Eskiden hastalar koca karı ilaçlarıyla, üfürükçülerle muskalarla… iyileştirilmeye çalışılırdı. Bu yüzden kaç hasta dünyamızdan ayrıldı, sayısı bilinmez…
KEÇİLERİN BAŞINDAKİ TEYNEKLER - 01/08/2019
emleketin birinde bir keçi çobanı varmış. Keçilerin dilinden iyi anlarmış, keçiler de
ATTAN İNEN KONUK (Öykü) - 22/07/2019
Bir gün bir konuk gelmiş bir adamın evine… Atı yemleniyor, en iyi şeyler konuğa ikram ediliyor.. En güzel odada, en güzel yatakta yatırılıyor... Yeme, içme iyi.. Konuğun keyfi yerinde.
BİR RAMAZAN BAYRAMI DAHA YAŞIYORUZ - 03/06/2019
Bir ramazan bayramı daha yaşıyoruz; (04.06.2019). Bayramınız kutlu mutlu olsun, gülsün
ATATÜRK’ÜN SAMSUN’A ÇIKIŞININ 100. YILINDA DÜŞÜNDÜKLERİM - 17/05/2019
Birinci Dünya Savaşı sonunda düşmanlar yurdumuzun birçok yerini işgal etmişlerdi.
ANAM ANALAR GÜNÜ - 13/05/2019
Analar gününü Amerikalı Anna Jarvis kurmuş 1908'de Kutlanıla gelmiş. Bizde ise 1955''ten beri Mayıs'ın ikinci pazar günü kutlanmaktadır.
HASAN ONBAŞI (Öykü) - 07/05/2019
Eskiden askerde çavuş, onbaşı olanlar, terhis olunca köyünde çavuş, onbaşı olarak
TEŞEKKÜR - 29/04/2019
SEVGİLİ OKURLARIM...
TBMM'NİN AÇILIŞININ 99. YILDÖNÜMÜ 23 NİSAN - 24/04/2019
M. Demirel Babacanoğlu
 Devamı
Anlık
Yarın
31° 33° 23°
AlışSatış
Dolar5.53595.5581
Euro6.13716.1617