Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi5
Bugün Toplam526
Toplam Ziyaret1023033
HABER VİDEOLARI
M. Demirel Babacanoğlu
karaisalihaber@hotmail.com
ANALARI GÜLDÜRELİM
09/05/2020

Analar Günü, 1908 yılından beri kutlanıyor. Philalphia’lı  Anna Jarvis anaların değerini sergilemek için birçok  arkadaşlarıyla  birlikte ilgili yerlere başvurmuş. Sonunda Mayıs’ın  ikinci Pazar’ı Analar Günü olarak kabul edilmiş.

Anna Jarvis’in anası ölmedi ya? Hepimizin anası öldü, ölecek. Anasının değerini bilmeyen var mıdır  şu dünyada? Yoktur, herkes anasının değerini bilir.

 Biliyor da, nasıl biliyor?

 Ona bakalım.

Türkler meclislerine kadınları da alırlardı. Bir eşitlik, bir denge sağlanırdı. Dede Korkut öykülerinde görülüyor ki, kadının erkeğe eşitliği yitirilmiş. Çünkü, oğlu olan ak otağa, kızı olan kızıl otağa, oğlu kızı olmayan kara otağa buyur edilirdi.

Ak otag birinci otağdır. Kızıl otağ ikinci otağdır. Kara otag üçüncü otağdır. Görülüyor ki, bu sosyal yapıda anaların değeri aşağı çekilmiştir. Doğurduğu çocuğun cinsiyetine göre sıralamaya konuyor analar. Hele hiç çocuk doğurmamışsa kadın, değer açısından en arka plana itiliyor.

Osmanlı’da daha da ileri gidilerek kadınlar çarşaf içerisine sokuluyor, kafes arkasına konuyor. Erkekten üç adım, beş adım geriden geliyor. Söz hakkı verilmiyor. Baba kızını istediği birine veriyor. Kız sesini çıkaramıyor, “kanım babamın kestiği yere akar” diyerek kabulleniyor.

Boyun eğmeyi yaşam biçimi sanan analar artık kız çocuklarını kendileri bile aşağılamakta olduğu görülmektedir.  Böyle bir düzen ve gelenekle yetişen çocuklar analarına ne denli saygılı olabilirler?

Cumhuriyet kurulunca, Atatürk bu yaşam biçimine son verdi. Yasalar karşısında eşitlik sağlandı. İş ve sosyal yaşamda özgür düşünceli, çağdaş değerlere ulaşan kadınlar yetiştirildi.

Ama bütün bunlara karşın kadın özgürlüğünü kazanabilmiş midir?

Bu soruya hem evet, hem hayır denebilir.

Evet, çünkü kadın ekonomik özgürlüğünü kazanmıştır.  Kendi olmuştur. Boyun eğeceği kimse yoktur.

Hayır, çünkü ekonomik özgürlüğünü kazanamamıştır. Kendi değildir. Bu nedenle, babasını, kocasının boyunduruğu altındadır…

Öyleyse ne yapılmalıdır?

Eğitim birliği yasası kurallarıyla işletilmelidir. Kadını ikinci, üçüncü plana bırakacak eğitim anlayışları kaldırılmalıdır. Yaşamın her alanında kadın erkeğe eşit tutulmalıdır. Bugün, kocaları, sevgilileri tarafından dövülen, aşağılanan kadınların sayısı az değildir.

Bu yüzden kadına söz hakkı, yasal hak tanımayan baylar eşlerini, sevgililerini öldürülebilmektedirler. Üstelik seviyordum, öldürdüm demezler mi?

Bu nasıl sevmek?

Boşanmışlar, ayrılmışlar, aradan zaman geçmiş, boşanan koca kapıya dayanmış eşini istiyor; boşanan eş gelmeyince; sen nasıl gelmezsin, sen nasıl beni sevmezsin deyip, eşini, ailesini öldürüp gidiyor…

Bu, nasıl bir anlayış?

Bu anlayışlara son verilmelidir.

Bakınız kadın sığınma evlerine. Horlanan, dayak yiyen kadınlarla dolu!…

2020 yılındayız. Hâlâ bunlar yaşanıyorsa, şapkayı önümüze koyup düşünmeliyiz…

Kadın erkek sosyal yapısının çağdaş düzeye getirilmesi için hep birlikte çalışmalıyız…

Anaların rahata kavuşması dileğiyle, analar günü  kutlu olsun



145 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BENİM EŞEĞİM (öykü) - 07/09/2020
Boz renkli, dik kulaklı, güzel gözlü bir eşeğim vardı. O bizim evin bir parçasıydı. Onsuz yaşayamazdık. Tarlaya, bağa bahçeye onunla giderdik. Bütün yükümüzü o çekerdi.
BÜLBÜLÜN SONU (öykü) - 31/08/2020
Köyümüzün, Mavışlı Deresi, çanak vadi içinde oluşmuş, ağaçlar, çalılar, otlar, kuşlar , böceklerle bir bütündü. Vadinin ortasında şırıl şırıl sular akardı. Derenin iki yakasında, zümrütün bütün tonlarını taşıyan yeşillikler yer alırdı.
30 AĞUSTOS ZAFERİ VE BİZ - 29/08/2020
Düşman işgalinden kurtuluş günümüz bugün. KUTLU OLSUN OTUZ AĞUSTOS ZAFERİ
EŞEK ARISI OYUNU (öykü) - 26/08/2020
Köyün ortasında Veli Dayı'nın evi vardı. Evin duvarları kaba saba taşlardan yapılmış, üzeri toprak damlıydı. Burada, Veli Dayı, karısı ve çocukları yaşardı. İkisi de kara kuru, çelimsiz güçsüzdüler.
BULGURUN ÖYKÜSÜ (öykü) -2- - 24/08/2020
En iyi bulgur karakılçık (esmer) buğdaydan olurdu. Ambardan alınan karakılçık buğday kalburla elenirdi. Sonra da yıkanır, kurutulurdu. Bu işlem bitince karakılçık buğday bulgurluk için hazır olurdu.
BULGURUN ÖYKÜSÜ (öykü) -1- - 17/08/2020
Öküzlü tarım yıllarıydı. Yaz sıcakları başlamıştı. Köylüde bir telaş! Tarlada ekinler sararmıştı. Biçilmeye hazırdı. Ne yapıp edip, tez zamanda buğdayını, arpasını, yulafını, samanını içeri almalıydı.
DUT AĞACI -2- (öykü) - 15/08/2020
İbrahim Amca sokaktan
DUT AĞACI -1- (öykü) - 10/08/2020
796 Sokakta bir dut ağacı vardı. Yıllar önce dikilmiş yaşlı bir ağaçtı. Her yıl birkaç dalı budanır gençleştirilirdi.
KÜÇÜK OYUNLAR (öykü) - 06/08/2020
1/
 Devamı
AlışSatış
Dolar7.52927.5593
Euro8.92328.9590