Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam297
Toplam Ziyaret836093
HABER VİDEOLARI
M. Demirel Babacanoğlu
karaisalihaber@hotmail.com
KENDİNİ ELE VERMEYEN ŞİİRLER
09/06/2014

Döndü Açıkgöz,

Haziran Büyüsü,

90., Ceres y., 2014, İst.

 Şair, Bartın doğumlu, Safranbolu’da yaşamaktadır. 1981’den sonra moda tasarımcılığı yaptı; 1989’da Şiir Modaevi’ni açtı, 2007’de sonlandırdı. Şiirle İçiçe. Birçok gazete, dergilerde denemeleri, şiirleri yayınlanmaktadır. İlk kitabı, “Söylediğin Türkülere Ne oldu” 2009’da çıktı. “Kadın Yüzleri” adlı kitabına hazırlanıyor şimdi.

Onu, Yeni Adana’da sanat sayfası düzenlerken (1984-88) şiirlerinden, mektuplarından tanımıştım. Sonra, Hürsöz, Güney Ekstra gazetelerine, Klas dergisine geçtim; burada da yayınladım sanat ürünlerini.

O yıllar (1987-90), on beş mektubu gelmiş bana. Ben kaç mektup yazmışım bilmiyorum kendine, belki on beş, belki daha fazla! Ancak son üç mektubun kopyalarını almayı us etmişim!

Yazı, olağanüstü bir devinim; hele mektup? Günümüzde yok.. Telefon, bilgisayar geçti yerine. Ne kadar kalıcı olacak yelden, telden konuşmalar, yazışmalar?

Sevgili Döndü’yü bir Safranbolu etkinliğinde (2006) tanımıştım yüz yüze. (Bkz. Tay-69. s). Şimdi, iki imzalı kitabı var bende. Şiirleri ele vermiyor kendini.. Kafesinde çırpınan bir kuş gibi duruyor.

Anlıyorum!

“Hep batıdan doğacak belki güneş/ Bir adı kan olacak sevdanın”

“Zakkumlar içinde tuttuğumuz zeytin dalı/ Nasıl çizeriz kanayan ellerimizle gökkuşağını”

“Kıyılara vuran sevişmelerin gizeminde/ Yalnızlıktır çiçek açan”

“Gerdeklik gelinlerin çözülmüş sırlarına/ Yeni bir gökyüzü yerleşir”

“Tutsağı olur ilk yaz güneşinde geleceğin gerdekleri”

“Ey beni yalnızlığımda unutan  Tanrı/ Sesimin çığlıklarını da giydir kefenime”

Söylediğin Türkülere Ne Oldu, gök renkli kitabından derledim bu dizeleri. Ne acı şeyler söylüyor şair, duyabiliyor musunuz? Haydi anlayalım gizini şiirin. Kaç cilt kitap çıkabilir bu dizelerden? Belki on, belki yirmi, kim bilir, kaç? Karacaoğlan aşkında bile yok bu denli yangılar, desem? Haydi düşünün, haydi düşünün! Bir yanıt verin bana. Usunuza ne gelirse tutku adına; söyleyin.. Tutturabilecek misiniz bu dizeleri?

Al renkli kitaba geçelim dilerseniz.

“Haziran Büyüsü”

Şiir büyü mü değil mi, hep tartışılıyor…  

Yeryüzündeki ilk ses şiir olmalı!  

Kitabın başına şöyle bir not düşmüşüm:

“Kendini ele vermeyen şiirler..”

Hangi fırtınalar kopuyor yürekte?”

Genç Wertherin Acıları’nda bulabilirsiniz belki bunu! Ya da Kerem ile Aslı’da! Aşk kutsal bir şey! Aşk varsa varız. Aşk, varlık nedenimiz bizim. Onsuz yaşanamaz. Taşlar kayalar da aşkla yaşar.


51 şiir var al renkli kitapta.

Her birisi birbirinden güzel.

Meyve yüklü ağaçlar gibi, dokunmadan geçilmiyor.

Ah elmalar, ayvalar!

“Yürüyemediğim yol sensin akşamları/ Bir ömrü yarıladın giderken şimdi zaman sancılı/ Bakışın her yerde ıssız bir yol/ Beyaz hüzünle öptüğüm dudaklar/Bu katlanan karanlık/ Bir kez öldüm kuşlarım için/ Havadan çaldığım sevda olmalı/ Giyinik kalsın ay/ Gitmelerin zamanı değişti, yağmur dindi çoktan/ Mühürle yarım kalmalarımı/ Yoksa bütün çocuklardan utanırım/ Kaç dilde söylemiş türkünü gök/ Beni İstanbul kadar sevseydin/ Gül kokardı mektupların/ Mahmur bir masumiyete bandım geceyi/ Sevda dediğin baş ucumda alev almış/ Dudağının ateşine yetişebilirim belki/ Gözyaşımda bir gül büyüdü/ Ah dudağında gece olsam”

Şimdi bu şiirler yüreğinizi ateşlemez mi? İçinde saklıyor bütün söylemekleri.. Ne kadar kazsan, deşsen, parçalasan da ele vermez gizleri.. Bir soyut, bir somut yapılarla çalkalanır durur kendi içinde.

Yaşam da öyle, aşk da öyle! Titretir insanı, sevgilinin çekim alanına girdiğinde..

“Ay sarısı yaprağı düşse kirpiğine/ Yırtılıp yüzüme kanıyor zaman/Bakire bir sır taranır saçlarımda/ İpekten biçili ömürlük bohçam/ Gelip yakalanmışım sana/ Kendimi bağırasım geliyor// Gidişimi bekliyorum yeni bir bahara/ Ben başımı alıp gitsem bu defa/ İhanet midir dudağımdaki ıslık/ İçimde büyüttüğüm sevda/ Ya da yolculuk/ Nisan gözlerimi aldatıyor// Ne çok özlemişim çalınan gülüşümü/ Örtülerimi çektiğim düşler getiriyor sabahlarımda/ Sensin yeni baharların türküsü/ Eylül vurgunlarının beyaz bulutu/ Öpüşüyoruz bak boğulan soluklarımızla//…”(Ay s. 26)                                                                         

Ne katabilirim bu dizelere?

Bir çağlayanın debisinden yükseltiyor içtepileri. Zorluyor damarın çeperlerini, aşıyor yüreğin atışları hız sınırını. Yeni salgılar üretiyor beyin, beyazlatıyor dünyayı. Ey insanlar karartmak mı sizin işiniz yaşadığımız dünyayı, yoksa kana bulamak mı? Sevelim kurdu, kuşu, böceği. Bir şiirimde “insanlığın sırtı eskidi/ tanrının sırtına dadandılar”(Karanfil Kırmızıların Soldu mu-Yazıt y., 1992) demiştim; şimdi aynı şeyler daha zonturlu yaşanıyor.

“Ne demeliyim seni yıkan kurşuna/ Mahpusta yüzünü okşayan karanlığa ne demeliyim/Yırtıp ömrümü pay etsem/ Geri kalan güne ne demeliyim// Ne zaman koşsam bir buluta çarpıyorum/ Dönüp dolaşıp geldiğim penceresiz duvar/ Geceden kalma bir çığlık şuramda/ Bir sesten sonrası hep yalan/ ../ Haydi sen umut deyip beni gömelim gövdene/ Dudaklarım deniz gibi söndürsün tenini/…”(s. 69)

Okudukça sıralanıyor söylemler içimde dizi dizi.. Hepsini söylemek bana düşmez.. Birazı da size kalsın istiyorum! Alın kitabı çıkarsamalar yapın kendinize. Şiir gibi olsun düşünceleriniz. Ancak o zaman gelir barış.


Kitaba adını veren şiirden bir bölümle bitirelim..

“Haziran Büyüsü”

“…

Belki bir ev konuşur merdiveninde bizi

Sedirde anılar oturup sevda avutur

Ayak sesleri avluya bakan kapıda

Açılır perdeler yıllar sonra kim bilir

Bizi çeken ellerimizin uzaklığı mıdır

Dönüp gelen hangi mevsim bilmeyiz

Kar yağar simsiyah gözlerime

Kırık dökük dalından giden gün

…” (s. 86)


Gitmeyecek…



841 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BAYRAMIN ARDINDAN - 18/08/2019
Bayram geçti demeyin, bayram geçmez…Neşeli, mutlu, sevinçli olunduğu sürece hergün bayramdır insana. Bir türkü, “Bayram gelmiş neyime” der ama olsun, bayram, bayramdır.
SOLUK ARKADAN ÇIKIYOR (Öykü) - 06/08/2019
Eskiden hastalar koca karı ilaçlarıyla, üfürükçülerle muskalarla… iyileştirilmeye çalışılırdı. Bu yüzden kaç hasta dünyamızdan ayrıldı, sayısı bilinmez…
KEÇİLERİN BAŞINDAKİ TEYNEKLER - 01/08/2019
emleketin birinde bir keçi çobanı varmış. Keçilerin dilinden iyi anlarmış, keçiler de
ATTAN İNEN KONUK (Öykü) - 22/07/2019
Bir gün bir konuk gelmiş bir adamın evine… Atı yemleniyor, en iyi şeyler konuğa ikram ediliyor.. En güzel odada, en güzel yatakta yatırılıyor... Yeme, içme iyi.. Konuğun keyfi yerinde.
BİR RAMAZAN BAYRAMI DAHA YAŞIYORUZ - 03/06/2019
Bir ramazan bayramı daha yaşıyoruz; (04.06.2019). Bayramınız kutlu mutlu olsun, gülsün
ATATÜRK’ÜN SAMSUN’A ÇIKIŞININ 100. YILINDA DÜŞÜNDÜKLERİM - 17/05/2019
Birinci Dünya Savaşı sonunda düşmanlar yurdumuzun birçok yerini işgal etmişlerdi.
ANAM ANALAR GÜNÜ - 13/05/2019
Analar gününü Amerikalı Anna Jarvis kurmuş 1908'de Kutlanıla gelmiş. Bizde ise 1955''ten beri Mayıs'ın ikinci pazar günü kutlanmaktadır.
HASAN ONBAŞI (Öykü) - 07/05/2019
Eskiden askerde çavuş, onbaşı olanlar, terhis olunca köyünde çavuş, onbaşı olarak
TEŞEKKÜR - 29/04/2019
SEVGİLİ OKURLARIM...
 Devamı
Anlık
Yarın
31° 33° 23°
AlışSatış
Dolar5.70065.7234
Euro6.31536.3406