Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam246
Toplam Ziyaret837065
HABER VİDEOLARI
Oğuz Adem Selçuk
karaisalihaber@hotmail.com
NEŞE ÖĞRETMENİN TRAJİK ÖLÜMÜ
27/11/2013

Neşe Öğretmen, bölücü Terör Örgütü PKK nın 2000 yılı öncesi katlettiği, insancıl yürekli, gül yüzlü, mesleğine ve yurduna âşık bir Türk kızı. Aşağıdaki alıntı yazıda, O’nun yürek yakan bir ölüme gidişini okuyacaksınız. Aslında buna benzer birçok yaşanmış öyküler vardır ama bu öykü, gerçekten yürek dağlayan bir öyküdür.

2002-2005 yıllarında Güneydoğu İllerimizden Mardin’in bir İlçesinde görev yapan bir öğretmenin babası olarak, buna benzer bir faciayı yaşayacağımız endişesiyle kocaman bir üç yıl geçirdim. Daha doğrusu ailecek, endişe içinde gecemizi gündüzümüze katarak zamanı yaşadık. O yıllarda terör azalmış, öğretmen, doktor, hemşire gibi Devlet Memurlarının katledilmeleri azalmıştı ama korku hep devam ediyordu.

İlçede sokağa çıktığımız zaman, arkamızdan birileri bizi katledecek endişesi hep bizimle birlikteydi. O kötü hava, kabus gibi hep üzerimizdeydi. Batıdan buralara atanmış bütün öğretmenler, özellikle kız öğretmenler, caddelerde yürümeyi yeni öğrenen çocuklar gibi endişeli ve korkulu bir ruh halinde dolaşıyorlardı. Birbirlerinin elini bırakmadan, birbirlerine yaslanarak yürümenin ne olduğunu, tedirginliğin, stresin zamanla panik atağa dönüştüğünü, o ortamlarda bulunmadıysanız, yakınlarınızdan yaşayan olmadıysa tam olarak anlayamazsınız.

Ben, bir baba olarak bu korkuyu, bu endişeyi ve bu çaresizliği bedenimde ve ruhumda yaşadım. Bir nevi korku tünelinden “ Rabbim, evladımı sen koru! Herkesin evladını koru! Burada hepsi ana kuzusu! Hepsi Yurduna ve Milletine hizmet etmek için buradalar Yarabbi!” diye dualar okuyarak geçip geldim. Çok zaman gözümüz televizyonda, kulağımız telefonda geceler geçirdik. Yaşamayan bilmez. Hamdolsun Tanrıma yavrumuz, sağ salim görevini tamamladı.

Değerli Hemşerilerim, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, çok çetin, çok sıkıntılı ve çok huzur bozucu bir dönemeçten geçmektedir. Türk halkı, bir büyük bölünme ve kardeş kavgası endişesi yaşamaktadır. Barış Süreci, Çözüm Süreci, Müzakere Süreci… adına ne derseniz deyin, geldiğimiz bu eşik, halkımız için hayırlı bir süreç değildir. Bir söz vardır, zaman zaman tekrarlarım, bana rehber olur: “Müsamaha kapısı aralandığı zaman, sonuna kadar açılır.” Günümüz Türkiye’sinde sanırım bu söz çok şey ifade eletmektedir. Ve sanırım bu sözün mesajı alınmıştır. Daha fazla açıklamaya gerek yoktur.

Değerli Hemşerilerim, buradan sizlere bir sıradan hemşeriniz olarak seslenmek istiyorum. Hangi siyasi görüşe sahip olursanız olun, hangi siyasi partiye oy vermiş olursanız olun, hepiniz benim nazarımda birinci sınıf yurttaş ve katıksız Türk’sünüz. Vatanseversiniz. Kindar değil ama mütedeyyin dindarsınız. Türklüğü ve İslamlığı gereğince ve yeterince yaşamaktasınız. Karaisalı insanının karakteristik özelliğidir bu. Özellikle bu güne kadar hiç sorgulamadan, gönül rahatlığıyla AKP (Adalet ve Kalkınma Partisi)ye oy vermiş veya vermeyi düşünen kardeşlerime seslenmek istiyorum. Lütfen aşağıdaki yazıyı elinizi vicdanınıza koyarak okuyun. Yüreğinizin sesini dinleyerek okuyun. Kimseye yol gösterecek konumda değilim. Sadece sorgulayarak çok değerli oy verme hakkımızı kullanalım diyorum. Demokrasinin kırık dökük de olsa güzelliği bu. Bu güzelliğin hakkını verelim diyorum.

Neşe Öğretmen, “Bayrağımın dalgalandığı her yere giderim.” diyerek atandığı yere gitmek ister. Baba—kız Tekirdağ’dan Diyarbakır’a, oradan da Bismil İlçesine gitmek üzere yola çıkarlar. Bismil’de atamalarının Çavuşlu Köyüne yapıldığını öğrenirler. Baba biraz tedirgin olsa da, Neşe Öğretmen mutludur ve hemen köye hareket ederler. Köye ulaşır ulaşmaz Neşe Öğretmen hemen okula gider. Kalacakları lojman da okulun bitişiğindedir.

Ancak okulun hali içler acısıdır. Camlar ve sıralar kırılmış, duvarların boyası ve sıvası dökülmüştür. Ama moralini bozmaz. Bütün içtenliğiyle görevine başlar.

Değerli Hemşerilerim, gelin hikayenin bundan sonrasını, Yurdumuzun Güneydoğusunda çok çetin şartlar altında görev yapan Jandarma Kurmay Albay Mustafa Önsel’in “Sırtlan Pususu” adlı kitabından birlikte okuyalım.

“Takvimler, 1993 yılının 26 Ekim’ini göstermektedir. Neşe Öğretmen, yorgun argın gelir okuldan. Babası ile biraz hoşbeşten sonra program defterine ertesi gün yapacağı dersleri yazar.

Hava iyice kararmıştır. Dışarıda köpek ulumalarından ve rüzgarın sesinden kapının vurulduğunu duymazlar. Sertçe vurulmaya devam edilince duyarlar. Baba, kapıya seğirtir. “Kim O?” diye seslenir. “Açın! Köydeniz. Hoca hanımla bir konu görüşeceğiz!” derler. Baba tereddüt etse de Neşe, belki köyde bir sorun olmuştur, bizden yardım istemeye gelmişlerdir düşüncesiyle “Çekinmeye gerek yok, açalım babacığım.” der ve kapıyı açar. Açar açmaz da iki yarasayı karşılarında bulurlar. “Dışarı çıkın!” der öndeki yarasa düzgün bir Türkçeyle. Neşe içinden “Bunlar terörist herhâlde ama bize hitap eden Türkçeyi iyi konuşuyor, tahsilli biri demek ki, onun da benim gibi bir öğretmeni olmuştur. Bize bişey yapmazlar, propaganda yapıp gideceklerdir.” diye geçirir içinden. İşin en olumlu tarafından bakmaya çalışmaktadır. Ama umduğu gibi olmayacaktır.

Neşe, böyle düşünürken Türkçeyi iyi konuşan, muhtemelen tahsil görmüş terörist, bir tokat atar. “Biz kamuoyuna açıklama yapmadık mı? Faşist TC’nin hiçbir öğretmenini önderliğin (PKK Lideri Abdullah Öcalan) talimatları doğrultusunda Kürdistan’a sokmayacağız, gelecek olanlar biletlerini iptal ettirsin demedik mi ulan!?” diyerek yaşlı adamcağıza saldırır. Yere kapaklanan babanın ağzından burnundan kan akmaya başlar. Neşe, babasını o durumda görünce bağırmaya başlar. Köylüler, belki yardıma gelir umuduyla “Benden ne istiyorsunuz, Buradaki çocukları eğitmekten başka bir düşüncem yoktur!” diye avazı çıktığı kadar haykırmaktadır.

Pis pis sırıtan yarasa “Sus kaltak, boşuna bağırma. Burada sana yardım edecek kimse çıkmaz, çıkamaz. Onun için biraz sonra vereceğin nefesi boşuna tüketme. Bizimle gel.” “Hayır, gelmeyeceğim. Öldürecekseniz, ışık olmaya çalıştığım okulumun bahçesi benim mezarım olsun!” diye haykırır Neşe yine. Ama artık köylülerden umudunu kesmiştir.

Bu arada baba doğrulmuştur. “Yapmayın, beni öldürün ama kızıma bir şey yapmayın. Bakın daha ömrünün baharında. Ölmesi için çok erken. Hem size ne yaptı ki? Elinde silah yok, sadece kalemi var. Ne olur kıymayın!” diye merhamet dilemek ister. Ama zalimden merhamet dilenmeyeceğini biraz sonra anlayacaktır.

Arkadaki yarasa, beklenmedik bir şekilde silahının namlusunu babanın kafasına dayar ve tetiğe basar. Boğuk bir ses çıkar adamcağızdan. Neşe öğretmen, donup kalmıştır. Tekrar bağırmak ister ama sesi dahi çıkmaz. Yere yığılır. Yarasalar, üç kişi olurlar. Birisi saçlarından çekmeye başlar. Neşe, yarı baygın haldedir. Tekme ve dipçik darbeleri de zaman zaman incecik bedenine inmektedir.

Köyün hemen çıkışında küçük bir tepe vardır. Oraya kadar sürükleyerek getirirler. Üstündeki elbise, parça parça olmuştur. Bedeni sefil yaratıkların gözleri önündedir. Bu arada iki yaratık gelmiştir ve beş kişi olmuşlardır. Sonradan gelen yarasa, kaleşnikofunu seriye alır ve yerde gözleri açık ama öylesine umarsız ve tepkisiz yatan Neşe öğretmenin sağ göğsünün üstüne dayar, arsızca bakar narin bedenine ve tetiği çeker.

Beş mermi birden Neşe’nin sevgi dolu göğsünü parçalamaya yetmiştir. Hakka yürürken Neşe öğretmenin hiç sesi çıkmamıştır. Yarasalar doymamıştır kan akıtmaya. “Diğer göğsünün de hakkını verelim.” der sonradan gelen yarasa. Aynı işlemi, cansız bedenin diğer göğsüne de tekrarlarlar.

Ailesinin üzerine titreyip kıyamadığı Neşe’ye kıymışlar, elbiseleriyle birlikte vücudunu da lime lime etmişlerdir.”

Neşe Öğretmenin ve Onun gibi kendi yurdunun toprağında şehit düşen bütün öğretmenlerimizi rahmetle yadediyorum. Aziz Vatanın toprağında istirahat eden ruhları adına bir “Fatiha” okumak için yazıma nokta koyuyorum. Ve sizleri de “Fatiha” okumaya davet ediyorum.



1503 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BAHÇELİ’NİN ÇAĞRISINI NASIL OKUMALI? - 08/08/2019
Normal şartlarda Bahçeli’nin çağrısının İYİ Partililerde karşılık bulmayacağını herkes gibi ben de düşünmekteyim.
24 TEMMUZ 1923... - 24/07/2019
Bugün, Lozan Barış Antlaşmasının yıldönümü. 96 yıl önce, dünyaya örnek bir Kurtuluş Savaşı vererek elde ettiğimiz ulusal haklarımıza sahip çıktığımızı ve Türk Milleti olarak sahip çıkmaya devam ettiğimizi bütün dünyaya bir kez daha haykırıyoruz.
"SEVGİ KAZANDI” - 27/06/2019
Türk Milleti olarak Birinci Meşrutiyetten (1876) beri yürüdüğümüz demokrasi yolunda bir eşiği daha İstanbul Seçimleriyle birlikte geride bıraktık.
ADEM ÇETİN - 03/06/2019
Üç dönemdir (2004-2019) Fatih Mahallesi Muhtarlığına seçilen Adem Çetin adaşım Hakka yürüdü.
YÜZÜNCÜ YILDAN NİCE BİN YILLARA!... - 17/05/2019
19 Mayıs 1919 da Mustafa Kemal Paşanın Samsun'a ilk adımını atması;
SANDIĞA GİDERKEN… - 26/03/2019
Türkiye, bu Pazar günü bir daha sandık başında olacak. Zira demokratik yönetişimin temeli seçimlerdir.
OZAN ARİF’İ ANMAK…. - 21/02/2019
Ozanlık geleneği, Türkistan Coğrafyasından Anadolu’ya getirdiğimiz, yeni yerleşilen yurdun dağını-ovasını, ırmağını-deresini, yaylasını-sehilini içine kattığımız bazen Aşık, bazan Şair ve bazen da Ozan dediğimiz gönül ve dil ehlinin Türk Halk Edebiya
SİYASETE VİRGÜL… YAZMAYA DEVAM - 09/02/2019
Türksat uydumuzun uzaya gönderilmesi ile Türkiye, seksenli-doksanlı yıllarda telekomünikasyon alanında hızlı bir atağa geçti. Telefonsuz yerleşim alanı kalmayacak şekilde bir yatırım seferberliği başladı.
TARİH, YİNE Mİ TEKERRÜR EDECEK? - 05/10/2018
Yıl 1994. Türkiye yerel seçimlere gidiyor. Ankara ve İstanbul'da Yerel Yönetimler SHP'de. Ancak, sosyal demokrat kesimde SHP-CHP kavgası var. Merkez sağda DYP-ANAP kavgası, kavganın ötesinde hakaretlerle, iftiralarla bir kampanya yürütülüyor.
 Devamı
Anlık
Yarın
31° 33° 23°
AlışSatış
Dolar5.74385.7668
Euro6.36786.3933