Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam60
Toplam Ziyaret999069
HABER VİDEOLARI
Oğuz Adem Selçuk
karaisalihaber@hotmail.com
OYUMUN SEYRİNİ VE RENGİNİ AÇIKLIYORUM
06/06/2011
Türkiye, 12 Haziran’da bir kere daha sandığa gidiyor.Bir yurttaş ve bir seçmen olarak Yüce Tanrım izin verirse ben de kutsal olan “oy verme” hakkımı “Ya nasip!” diyerek kullanmak istiyorum.   Ancak bildiğim ve gördüğüm kadarıyla hiçbir seçimde bu boyutlarda bir gerginlik ve seçmenler arasında ayrışma görmedim. Hangi partiden olursa olsun görüştüğümüz kişiler, seçimler öncesinde bir tedirginlik ve endişe yaşadıklarını söylemektedirler.  Sandığa gitmeden önce demokrasi serüvenindeki kişisel tarihime şöyle bir bakarak geçmişte neler yaşamışım onları hatırlamaya çalıştım.

1977 yılından itibaren 16 defa sandığa gitmişim. Bu seçimler, yerel, genel ve halkoylaması seçimleridir. 12 Haziran Seçimleri ile 17. kez sandıkla buluşmuş olacağız. Tabi kısmet olursa. 

 Bu yolda, ilk kez oy verme hakkımı 1977 yerel seçimlerinde kullandığımı hatırlıyorum. O zaman muhtarlık için kime oy verdiğimi hatırlamıyorum ama o günkü şartlar çerçevesinde Belediye Başkanlığını Adalet Partisinin adayı Ali Sepici’ye, Belediye Meclisi ve İl Genel Meclisi için oyumu, Milliyetçi Hareket Partisine verdiğimi hatırlıyorum.  Sonra bir 12 Eylül Dönemi geçirdik ve 7 Kasım 1982 Anayasa oylamasında “Kabul” oyu verdiğimi, 1983 Genel Seçimlerinde Anavatan Partisine oy verdiğimi ve hemen akabinde yapılan Yerel Seçimlerde yine Anavatan Partisine oy verdiğimi çok iyi hatırlıyorum.

 Demirel, Ecevit, Erbakan ve Türkeş gibi eski siyasetçilerimizin “siyaset yapıp yapmamaları” hakkındaki referandumda da “siyaset yapsınlar” doğrultusunda oyumun rengi “Evet” idi.  1989 seçimlerinde yine Anavatan Partisine destek verdim.  Ekim 1991 seçimlerinde Demirel’in süvarisi olduğu Doğru Yol Partisine oy verdim. 1994 deki yerel seçimlerde Aytaç Durak’ın aday olduğu Anavatan Partisine, 1995 Milletvekili seçimlerinde Milliyetçi Hareket Partisine oy verdim ama parti, barajı aşamadı. 18 Nisan 1999 seçimlerinde Karaisalı PTT Müdürü iken davet üzerine Doğru Yol Partisinden Karaisalı İl Genel Meclisi Üyesi adayı oldum ve dolayısıyla oyum Doğru Yol Partisinin oldu. 2002 ve 2007 Genel Seçimlerinde oyumu Milliyetçi Hareket Partisine; 2004 Yerel Seçimlerinde hemşehrilik saikiyle Adalet ve Kalkınma Partisine -içime sinmediği halde- kerhen oy vermek zorunda kaldım. İtiraf etmek zorundayım ki, 2009 Yerel Seçimlerinde Karaisalı İl Genel Meclisi Üyesi adaylığım nedeniyle İl Genel Meclisini Cumhuriyet Halk Partisine verdim ama Büyükşehir Belediye Başkanlığında Aytaç Durak’a destek anlamında yine Milliyetçi Hareket Partisine oy verdim. En son 12 Eylül 2010 Tarihinde yapılan halkoylamasında da “Hayır” oyu kullandım.  Evet, demokrasi serüvenindeki oyumun seyri, kısaca böyleydi. Tercihlerim, doğru veya yanlış, bu geçmiş benimdir ve aynen böyle olmuştur.  12 Haziran Seçimlerinde yine mutlaka sandığa gideceğim ve kutsal oy hakkımı kullanacağım. Şunları düşünerek sandığa gideceğim:Vatan toprağı kutsaldır. Dedelerimizin kanlarıyla sulanan bu toprakların satılmasını kesinlikle istemiyorum.  Türkiye’mizin öncülüğünde Türk Dünyası Devletler Topluluğu veya Birliği gibi bir organizasyonun gerçekleşmesini ve bu bağlamda ABD’siz ve AB’siz bir dış politika platformu ve İMF’siz bir ekonomi düzeni kurulmasını istiyorum.  Çünkü, AB’ye girme uğraşımız, abesle iştigaldir ve zaten bizi almayacaklar.  Seçimlerden sonra kurulacak hükümette Türk dünyasının kültürel, sosyolojik ve siyasi sorunlarını çözmesi beklenen bir “Dış Türkler veya Türk Dünyası Bakanlığı” kurulmasını arzuluyorum.

 Özelleştirmeye karşıyım. Cumhuriyet tarihimizin en yoksul yıllarında dedelerimizin dişinden, tırnağından artırarak kurdukları milli tesislerimizin haraç-mezat yabancılara satılmasını doğru bulmuyorum.  Finans kuruluşlarımızın yani bankalar gibi, sigorta şirketleri gibi ve sanayi tesisleri gibi kuruluşlarımızın yabancılara peşkeş çekilmesini büyük bir tehlike olarak görüyorum.  Başkentimin her zaman ve daima Yüce Atatürk’ün kurduğu Ankara olmasını, Brüksel’den veya Waşington’dan yönetilmeyi istemiyorum.  Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının özellikle ilk dört maddesinin değiştirilmesinin ötesinde tartışılmasının bile çok tehlikeli olduğunu düşünüyorum ve Anayasamız üzerinde öyle yabancı mihrakların ve güçlerin talepleri ile operasyonlar yapılmasını asla kabul edemiyorum.

 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin sonsuza dek yaşatılmasını ve Kurucusu olan Sayın Rauf Denktaş’a yeniden sahip çıkılmasını istiyorum.  Türkiye Cumhuriyetinin üniter yapısını, tek dil, tek bayrak ülküsünü savunuyorum. “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözünden rahatsızlık duyanlardan rahatsızlık duyuyorum.  Bu memlekette benim gibi düşünen milyonların olduğunu bilerek oyumu onlarla birlikte aynı çizgide kullanmak istiyorum. Yani bu kez oyum, kararlı bir şekilde ülkemin huzurlu geleceği ve “Devlet-i Ebed Müddet”  dilek ve duasıyla ile evimden abdest alarak çıkacağım ve merdivenlerden “Ayetel Kürsi”yi okuyarak ineceğim ve oy verme mahalline gideceğim. Oy verme kabininde “Besmele” ile “Hakkımızda hayırlı olana ruhsat ver Allah’ım!... Hayırsızı başımıza musallat etme Yarabbim!...” diyerek oyumu kullanacağım.

 12 Haziran Seçimleri, memleketimize ve milletimize hayırlı olsun. 


1136 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KORONAVİRÜS GÜNLERİNDE ŞİİR – 3 - 16/05/2020
Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’mizde de olağanüstü durum devam ediyor. Virüs, toplumsal hayatımızı ve ekonomik vaziyetimizi çok kötü etkilemektedir. Buna bir süre daha katlanmamız gerekecektir ama işte o süre ne zaman bitecek belli değildir.
KORONOVİRÜS GÜNLERİ – 2 - 21/04/2020
Tehlikeli durum devam ediyor. Bütün dünya teyakkuz halinde ama tehlikeyi tamamen ortadan kaldıracak bir hal çaresi de bulunmuş değil.
KORONAVİRÜS GÜNLERİNDE ŞİİR-1 - 27/03/2020
Dünyamızın, bugünlerde neredeyse bütün ülkeleri tehdit eden ve salgın bir hastalık olan koronavirüsü ile başı dertte.
ADALET, BİRGÜN HERKESE LAZIM OLACAKTIR - 11/02/2020
Günlük hayatımızda kullandığımız, yeri gelince örnek verdiğimiz özlü sözler vardır. Her milletin kendi doğal yaşamından, tecrübe ve deneyiminden meydana gelen ve gelecek kuşaklara aktarılan kalıplaşmış sözlerdir bunlar.
KARAİSALI BOZLAĞI* - 30/12/2019
Bilindiği üzere bozlak, uzunhava tarzında söylenen türkülerimize verilen genel bir addır. Çukurova yöremizde ve İç Anadolu Bölgemizde söylenen uzunhavalara bozlak denilmektedir. Gavurdağlarının ötesinde söylenen bu tür uzun havalar da Barak olarak a
NE DÜŞÜNÜYORUM?... - 24/11/2019
23 Haziran 2019 İstanbul Seçimlerinin ardından yazdığım Değerlendirme yazımı bir kez daha buradan paylaşmak istiyorum.
YENİ TÜRK ALFABESİNİN KABUL VE UYGULANMASI… - 01/11/2019
Tarih içerisinde Türkler, Göktürk Alfabesinin dışında da farklı alfabeler kullanmışlardır.
MOTORSİKLETE BİNMEK BIÇAK SIRTINDA YÜRÜMEK GİBİDİR - 18/10/2019
Değerli hemşehrilerim, bu sitede ve bundan önceki dönemlerde Karaisalı Gazetesinde bir köşe yazarı olarak sizlerle birlikte olduk ve olmaya devam ediyoruz.
KARAİSALI ÜZERİNE BİR ŞİİR KLASİĞİ.... - 03/10/2019
Karaisalı, yamaçlarında davar güttüğüm, derelerinde-çaylarında çimdiğim, taşlı-tozlu yollarında “dora” marka lastik ayakkabıyla yürüdüğüm, okula giderken yağmurlarında ıslanıp, bacası tüten ocağında kurulandığım, rüzgârlarında saçlarımı dalgalandırdı
 Devamı
AlışSatış
Dolar7.26107.2901
Euro8.58788.6223