Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam140
Toplam Ziyaret834880
HABER VİDEOLARI
Oğuz Adem Selçuk
karaisalihaber@hotmail.com
SİYASETE VİRGÜL… YAZMAYA DEVAM
09/02/2019

        Türksat uydumuzun uzaya gönderilmesi ile Türkiye, seksenli-doksanlı yıllarda telekomünikasyon alanında hızlı bir atağa geçti. Telefonsuz yerleşim alanı kalmayacak şekilde bir yatırım seferberliği başladı.

        Doksanlı yılların sonlarında Karaisalı PTT Müdürü olarak köylerimize kurulan her telefon santrali, biter bitmez ekibimle köylerimize giderek yerinde abone sözleşmesi yapıyor, insanlarımızın ilçe merkezine gelmeden hizmetin ayaklarına götürülmesini sağlıyordum. Böyle bir uygulama, PTT tarihinde ilk kez yaşanıyordu. Halkımız ile sıcak bir ilişki kurmuştuk.

        18 Nisan 1999 Tarihinde yerel ve genel seçimler birlikte yapılacaktı. Siyasi partiler, milletvekili, belediye başkanı, belediye Meclis üyesi ve il genel meclisi üyelikleri için aday arayışındayken… Köylülerimizin bizden memnuniyetini sezen DYP İlçe Teşkilatından, şahsıma İl Genel Meclisi üyeliği teklifinde bulunuldu. Kabul ederek emekliye ayrıldım. Listeler açıklandığında meslekleri tüpçü ve oduncu olan şahısların ardından bizi üçüncü sıraya koymuşlardı. Siyasete adım atarken verilen sözlerde durulmadığını, fırıldaklar çevrildiğini, paranın belirleyici olduğunu, tecrübe, bilgi ve kişiliğin yerine ikiyüzlülüğün egemen olduğunu o zaman öğrendim.

        2009 yılında Karaisalı İl Genel Meclisi üyeliği için bu kez siyasi adresim CHP oldu. İl Genel Meclisi üyesi seçilerek köylülerimiz ile sıcak ilişki kurmak, onların sorunlarını çözebilmek, dilini anlayabilmek adına hizmette bulunmak içimde bir ukteydi. Ne yazık ki, CHP ilçe örgütü yanımda durmadı. Tek kişilik bir ordu gibi köy köy, ev ev dolaştım. CHP nin ilçe bazındaki oyunu binlerin üzerine çıkardım ama seçilemedim.    

 CHP ile olan siyasi birlikteliğimi ve hukuki ilişkimi böylece 29 Mart akşamı sona erdirdim. Siyasetteki ikinci hayal kırıklığını yalnız bırakılarak bir daha yaşadım.

        Sanırım 2013 yılıydı. Karaisalı MHP İlçe Başkanlığı için başkan ve yönetim kurulu seçimi yapılacaktı. Gazeteci Vahit Şahin “ilçe başkanı adayı arayışında olduklarını aday olmam halinde kabul göreceğimi “söyledi. Bir Cuma günü İlçe teşkilatında mevcut yönetim kurulunun bazı üyeleri ile bir istişare toplantısı yaptık ve haftaya konunun yönetimde görüşülmesini kararlaştırdık.

        Cuma günü yönetim toplanmıştı, ben de katıldım. Konu görüşüldü ve beni, Karaisalı’da MHP’yi vesayeti altında tutan kişi (adını vermek istemiyorum ve herkesçe malum) benim ile bir başka odaya geçerek “mevcut başkan ile yola devam kararı aldıklarını, beni de yönetime alarak birlikte çalışmak istediklerini, çalışmalarını benim koordinem ile yürüterek İlçe siyasetinde daha başarılı olacaklarını” söyledi. Tamam dedim.

        Bir sonraki Cuma günü ilçe seçimi yapılacaktı. Kongre salonuna gittim ve olumsuz bir şeylerin olduğunu sezinledim. İlçe başkan adayı ortalarda yoktu, malum kişi benden kaçıyordu ve sorduğum sorulara “ben bir şey bilmiyorum” diyerek kaçamak cevaplar veriyordu. Listeler dağıtıldığında listenin hiçbir yerinde adım geçmiyordu. Böylece siyaseten bir ikiyüzlülüğe, bir kalleşliğe ve bir yalancılığa daha tanık oluyordum. Bir başka zaman sürecinde yine bir başka hayal kırıklığı yaşıyordum.

        “Demokrasi bir tren vagonudur. İstediğim yerde inerim” diyen Recep Tayyip Erdoğan, trenden ineceği zamanın çok yaklaştığını gerçekleştirdiği uygulamalar ile hissettiriyordu. Mevcut rejimi biraz daha ileriye götürmek yerine değiştirip dönüştürmek için yaptığı çabalar, dikkatimizden kaçmıyordu.

        Türk Ordusuna yapılan Ergenekon kumpası, Anayasa değişikliği oylaması, yargıdaki atama ve oluşumlar, Laikliğin gerçekleşen uygulamalar ile değersizleştirildiği, Tük adının resmi kurumlardan çıkarıldığı, Milletten ümmete dönüşen bir söylemin yaygınlaştırılarak teokratik bir düzenin gelmekte olduğunu görüyorduk. Muhalefette olan CHP ve MHP Genel başkanlarının vizyonsuzluğu, hitabet zayıflığı, öngörüsüzlüğü Recep Tayyip Erdoğan’ın amacına ulaşma noktasında işini kolaylaştırıyordu.

        Memleketteki gelişmeleri endişeyle takip eden vatansever, cumhuriyetçi ve milliyetçi aydın ve siyasetçiler, frensiz bir kamyonun gidişine benzeyen bu duruma “dur” demek adına yeni bir siyasi oluşumu gerçekleştirdiler. Bir dönem başarılı bir İçişleri Bakanlığı yapmış olan Meral Akşener’in etrafında bütünleşerek İYİ Partiyi kurdular. Ben de Adana’da kurucu İl yöneticisi olarak kervanda yerimi aldım. Bir genel seçim yaşadık ve ancak yüzde on barajını aşabildik. Beklenti çok büyüktü ama sonuç, hayal kırıklığı yaşattı bizlere.

        İyi partide değişik siyasi partilerden ve hareketlerden gelen kişiler, bir çatı altında toplandılar ama Adana özelinde gördüğüm gibi kurumsallaşamadılar. Yönetim kademesi, bütünleşme sürecini tamamlayıp kurumsallaşmayı sağlayamadı. Harekete emeği geçenler ile yönetimin gözünün önünde görünmeyi marifet sayanların arasındaki farkın farkına varılmadı. Diğer partilerde yaşanan hastalıklı yaklaşımlar olduğu gibi İYİ Partiye de bulaştı ve birçok kişi, bunu görmeye başladı. Bu da iyi niyet ile yola çıkan yurtsever ve fedakar partilileri hayal kırıklığına uğrattı. Bunu yaşayanlardan biri de benim. Beklediğimi ve umduğumu bulamadım burada da… Benden buraya kadar diyorum ve kaldığım yerden özelde Karaisalı, genelde Türk Kültürüne hizmet etmeyi düşünüyorum.

                                              ****

        Türk Kültür ve Edebiyat denizinde bir damla olabilme adına önce şiir ile ve sonra derleme, araştırma ve inceleme türlerinde çalışmalarda bulundum.

 

        1969 yılından bu yana yazdığım şiirlerimi Öğütleme adı altında topladım ve 2007 yılında yayınladım. Birinci baskısı tükenmek üzere. Elimde az sayıda kaldı. Tükendiğinde belki yeni şiirlerimi de içine alan yeni bir baskısını yapmak kısmet olur. Zaman ne getirir bilemem…

        İlk şiirim, 1972 yılında Çukurova Radyosunda seslendirildi. Benim kuşağımdan olanlar, bilirler. Çukurova Radyosunda Pazar günleri (saatini iyi hatırlıyorum 13.30 da) Dünyanın Sesi Ajansı adıyla bir reklam kuşağı yayınlanırdı. Reklam programı çerçevesinde çok güzel şiir okuyan Necdet Selçuker, kendisine ulaşan şiirleri seslendirirdi. Abdurrahim Karakoç’un Mihriban adlı şiirine öykünerek yazdığım Mihriban şiirimi seslendirmişti Necdet Selçuker, o programda.

        Öğütleme adlı şiir kitabım ile adım attığım kültür ve edebiyat dünyasına yayınladığım iki adet kitabımla yeniden adım atmış bulunuyorum. 2019 yılında yayınlamayı hedeflediğim tamamen Karaisalı’nın kültürüne ve folkloruna dair yaptığım araştırma, inceleme ve derlemelerimi “KARAİSALI KÜLTÜRÜNDEN KESİTLER” adıyla bir araya getirmeyi umuyor ve düşünüyorum. Ve bununla da dört adet kitaba imza atmış olacağım inşallah.

        SUYA YAZILAN YAZILAR, Ekim 2018 tarihinde okuyucuları ile buluştu. 162 sayfadan oluşan bu kitabımızın Önsözünde de ifade ettiğim gibi, içerdiği yazılar, gerçekten suya yazılan yazılar hükmünde kalan yazılardır. Etkisi saman alevi misali olan yazılardır. Karşılığı hemen hemen hiç alınamayan, yetkili ve etkililer tarafından kaale alınmayan yazılardır.

        Evet, bu kitapta daha çok belediyelerin ilgi alanında olan yerel konulara dair gördüğümüz eksiklikleri dile getirdik ve hatta çözüm önerilerinde bulunduk. “Fikr-i takip” anlamında bazı hususları tekrar tekrar dile getirdik. Bu tekrarlar sonucunda bazı konularda da netice aldık. Ama çoğunlukla etkisiz kaldık.

        Yine bu kitapta, Adana siyasetine dair yazdıklarımızı bir araya getirdik. Halkımızın seçimlerde siyasi partilere ve siyasi şahsiyetlere verdikleri desteklere ilişkin görüşlerimizi ve gördüklerimizi ifade ederek halkımıza aracılık etmiş olduk. İnsanlarımıza verdikleri oyların değerini hatırlattık. Çağdaş demokrasilerdeki uygulamalardan örnekler sunduk. Seçilen Milletvekili ve Belediye Başkanlarının görev sürelerinde yaptıkları ve yapamadıkları işlere dair eleştiri ve takdir hakkımızı halkımız ile paylaştık.

        TAŞA YAZILAN YAZILAR, Kasım 2018 tarihinde okuyucularımız ile buluştu. 238 sayfadan oluşan bu kitabımızda da gerçekten gelecek kuşaklara miras olarak kalmasını arzu ve umut ettiğim yazılarımıza yer verdik.

        Taşa yazılan Yazılar kitabımız, adından da anlaşılacağı üzere geçmişten günümüze, günümüzden geleceğe düşülen notları içermektedir. Dört bölüm olarak yayına hazırlanmıştır.

        Birinci bölümde, deneme, araştırma, inceleme ve çeşitli kurumların düzenlediği sempozyumlarda tarafımdan sunulan bildirilere yer vermiş olduk.

        İkinci bölümde, Türklüğümüz, Türkçemiz ve yakın tarihimize dair duygu ve düşüncelerimizi ihtiva eden makalelerimizi bir araya getirip okuyucularla buluşturduk.

        Üçüncü bölümde ülkemizin geleceğini doğrudan ilgilendiren gündelik gelişmeleri değerlendirdiğim yazılarımı bir araya getirdim. Ki, geleceğimize dair duyduğumuz kaygıları, uyarıları ve toplumumuzun önümüzdeki zaman sürecinde karşılaşacağı tehlikeli gelişmelere dikkat çekmek istedim.

        Dördüncü bölümde ise, Türk Dünyasında iz bırakmış devlet adamlarımızın, siyasi hayatımızda hizmetlerde bulunmuş siyasetçilerimizin; edebiyat ve kültür dünyamıza ve hatta şahsıma katkıları bulunan ağabeylerimizin ölümlerinin ardından yazmış olduğum yazılarımızı topladım. Kendilerini saygı ve rahmetle anmak adına yad etmek istedim.

        Gerek şiirlerimde ve gerekse yazılarımda Türkçemizi doğru kullanmaya, Türkçesi varken yabancı sözcük kullanmamaya gayret ettim. Bu konuda hep Büyük Atatürk’ün Türkçemize olan duyarlılığını kendime örnek aldım.

        Kitaplar, ufkumuza açılan pencerelerdir. Her pencerenin faklı yöne açılması gibi her kitap, bizi farklı bilgilerle buluşturur.

        Kitaplar, dönülmez yola girenlerin geride bıraktıkları ayak izleridir. Bazı insanlar, geride çok sayıda ayak izi bırakarak gelecek kuşaklara rehber olurken, kimi insanların ayak izleri ise mezar taşlarıyla son bulur.

        Ben de, Öğütleme, Suya Yazılan Yazılar, Taşa Yazılan Yazılar ve bundan sonra yayınlanacak Karaisalı Kültüründen Kesitler kitabımız ile bu yolda ayak izimiz olsun istedim.

 

 

 



295 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BAHÇELİ’NİN ÇAĞRISINI NASIL OKUMALI? - 08/08/2019
Normal şartlarda Bahçeli’nin çağrısının İYİ Partililerde karşılık bulmayacağını herkes gibi ben de düşünmekteyim.
24 TEMMUZ 1923... - 24/07/2019
Bugün, Lozan Barış Antlaşmasının yıldönümü. 96 yıl önce, dünyaya örnek bir Kurtuluş Savaşı vererek elde ettiğimiz ulusal haklarımıza sahip çıktığımızı ve Türk Milleti olarak sahip çıkmaya devam ettiğimizi bütün dünyaya bir kez daha haykırıyoruz.
"SEVGİ KAZANDI” - 27/06/2019
Türk Milleti olarak Birinci Meşrutiyetten (1876) beri yürüdüğümüz demokrasi yolunda bir eşiği daha İstanbul Seçimleriyle birlikte geride bıraktık.
ADEM ÇETİN - 03/06/2019
Üç dönemdir (2004-2019) Fatih Mahallesi Muhtarlığına seçilen Adem Çetin adaşım Hakka yürüdü.
YÜZÜNCÜ YILDAN NİCE BİN YILLARA!... - 17/05/2019
19 Mayıs 1919 da Mustafa Kemal Paşanın Samsun'a ilk adımını atması;
SANDIĞA GİDERKEN… - 26/03/2019
Türkiye, bu Pazar günü bir daha sandık başında olacak. Zira demokratik yönetişimin temeli seçimlerdir.
OZAN ARİF’İ ANMAK…. - 21/02/2019
Ozanlık geleneği, Türkistan Coğrafyasından Anadolu’ya getirdiğimiz, yeni yerleşilen yurdun dağını-ovasını, ırmağını-deresini, yaylasını-sehilini içine kattığımız bazen Aşık, bazan Şair ve bazen da Ozan dediğimiz gönül ve dil ehlinin Türk Halk Edebiya
TARİH, YİNE Mİ TEKERRÜR EDECEK? - 05/10/2018
Yıl 1994. Türkiye yerel seçimlere gidiyor. Ankara ve İstanbul'da Yerel Yönetimler SHP'de. Ancak, sosyal demokrat kesimde SHP-CHP kavgası var. Merkez sağda DYP-ANAP kavgası, kavganın ötesinde hakaretlerle, iftiralarla bir kampanya yürütülüyor.
SEÇİM SONUÇLARINI DEĞERLENDİRMEK - 26/06/2018
24 Haziran 2018 seçimlerinin üç kazananı oldu.
 Devamı
Anlık
Yarın
31° 33° 23°
AlışSatış
Dolar5.53595.5581
Euro6.13716.1617