Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam248
Toplam Ziyaret837067
HABER VİDEOLARI
Oğuz Adem Selçuk
karaisalihaber@hotmail.com
YUFKA EKMEK YAPIMI (4)
11/09/2015
ATEŞ YAKMA VE EKMEK SAÇININ KURULMASI

 

        Yufka ekmek yapılacak evdeki kadınlar, sabah namazından önce kalkarlar ve namazdan sonra hava şartlarına göre;

        Mevsim kış ve hava yağmurlu veya soğuksa ekmeğin içeride yapılması gerekeceğinden evin içinde bulunan ocağın ateşi yakılır.

        Ancak ocağa yerleştirilen odunlar çıra ile tutuşturulmadan önce “ Cinler, Periler çoluğunuzu, çocuğunuzu alın, gidin!  Hadi…Hadi… Kiş…Kiş...” diye seslenilir. İnanılır ki, ecinniler, cinler ocak yerlerinde, ören yerlerinde yaşarlar. Haber vermeden ateş yakılması halinde onlara zarar verilebileceği kaygısıyla böyle bir seslenişle cinler-periler ikaz edilir.

        Yaz aylarında veya bahar mevsiminde ise, bahçeye veya evin önünde uygun bir yer, süpürülüp temizlendikten sonra ateş yakılır ve ekmek sacı, küllendikten sonra sacın sıcaklık kıvamını bulması için erkenden ateşin üzerine kurulması gerçekleştirilir. Isı yönünden kıvamını bulmayan sacın üzerine atılan ekmekler, yanar ama kıvamını bulursa ekmekler yanmadan kızarmış bir şekilde pişirilir.

        Hatta sacın kıvamını bulmasının önemi ve yaşantımızdaki rahatlığın günbatımı zamanında ancak gerçekleşebileceği anlamında halkımız arasında şöyle bir özlü söz söylenir: 

                 “Sac tava gelir, hamur biter/ İş tava gelir, ömür biter.”
 

        Sacın küllenmesi şu şekilde yapılmaktadır: Ekmek yapılacak sac, ters çevrilerek ateş ile temas edecek yüzüne yeteri kadar kül dökülür ve çamur haline gelecek şekilde sulandırılır ve meydana gelen çamur, sacın yüzeyine sıvanır ve yaş haldeyken ocağa yerleştirilir. Sacın ekmek atılacak yüzeyinde paslanma veya kirlenme varsa içyağı ile silinir. Böylece alttan ısınan sacdan etrafa yağ kokusu yayılır ve sac, sterlize edilmiş olur.

         Kurulan sacın altına sürülecek odunların yanarken is çıkarmayan cinsten olması gerekir. Zira odundan is çıkarsa, ekmeğe hem kokusu siner ve hem de ekmeğin doğal rengini bozar. Bunun için köylerimizde yufka ekmek pişirmede meşe, sandal, günlük, murt ve kavak gibi ağaçların odunları kullanılır. Kesinlikle çam odunuyla yufka pişirilmez.

       Öte yandan ekmek yapılacak alan, süpürülüp temizlendikten sonra buraya savan veya çul gibi yaygılar serilir. Üzerine de iteği denilen ve beyaz savandan yapılan ve sadece ekmek açmada ya da hamur yoğurmada kullanılan özel sergi serilir.

       Hamurun durumuna göre en az iki ekmek tahtası iteği üzerine yerleştirilir ve ekmek açacak kadın altına bir minder koyarak ve iteğinin kenarını dizleri üzerine alarak oturur. Biri iteğinin bir tarafına biri tam karşı tarafına gelecek şekilde yerleştirilen ekmek tahtalarının sap kısımları ters yönde konulur. Aynı yönde olmamaları için hassasiyet gösterilir. Buna dair yaşatılan inanç şudur: Ekmek açan kadınları çekemeyen başka kadınlar, ekmek tahtalarının saplarının aynı yönde olduğunu görünce, “başbaşa vermişler” düşüncesine kapılıp hasetlik duyguları depreşirmiş, onları kıskanırlar ve muhabbetleri bozulsun diye beddua ederlermiş. Tahta sapları farklı yönlerde ise, aralarında samimiyet olmadığını görüp sevinirlermiş. Onları kandırmak ve aralarında soğukluk varmış gibi bir görüntü vermek için ekmek tahtalarının saplarını onun için ters yönde koymak gerekirmiş.

          Akşamdan hazırlanan beze dolu leğenler getirilir ve ekmek açacak kadınların yanlarına yerleştirilir. Bezeler, oklava ile 1-2 milimetre kalınlıkta ve 90-100 santimetre çapında daireler şeklinde açılır.

         Ekmek açacak kadınların fazla olması durumunda (ki bu kadınlara açıcı veya yapıcı denilir) ilave ekmek tahtası da yine iteği üzerine yerleştirilir. Yapıcı kadın ne kadar fazla olursa olsun, maharetli bir pişirici kadın, oklavalara sarılı yufkaları bekletmeden pişirebilir.

          Ekmek açarken kullanılan oklavaya “yapıcı” oklava denilir ve bu oklava ile açılan yufka, başka oklavaya sarılıp, pişiricinin yakınına konulan ağaçtan yapılmış ve üst kısmı bölüm bölüm olan ve adına “kirtikli” denilen bir edavatın üzerine konulur. Pişirici kadın, yufka sarılı oklavayı alıp yufkayı sacın üstüne serer ve boşa çıkan oklavayı açıcıların önüne atar. Saç üzerine serilen yufka ekmek, tahmini olarak 150 cm. uzunluğunda ve 5 -10 cm eninde olan, ince, yassı, hafif ve yağsız çam ağacından yapılan, adına  “şiş” denilen ahşap alet ile çevrilerek pişirilir.

        Eğer havada esinti varsa pişirilen ekmeklerin savrulmaması için rüzgârın geldiği yöne savan gerilir ki, esen yelin pişirmeyi zorlaştırmasını önlemek için… Ekmek yapımında dikkat edilen bir başka husus ise, hava durumudur. Havada poyraz varsa, pişirilen ekmekler, çok gevrek olacağından, taşıma ve sulama esnasında dökülüp kırılacağından mümkün olduğunca böyle havalarda yufka yapılmamaya özen gösterilir.

 

              EKMEĞİN PİŞİRİLMESİ

 

           Yufka ekmeklerin pişirilmesine başlanmadan önce ev sahibi, o gün evde yemek yapılmayacağı ve ev halkına ve misafirlere genellikle sıkma veya bazı köylerimizde yufka ekmekten daha küçük açılan ve içine aynı sıkma malzemesi konulan ve adına “çevirme” denilen bir tür sıkma ikram edileceği için sıkma içi hazırlar. Sıkma içi,  peynirli- çökelekli veya patatesli olmak üzere iki çeşit hazırlanır.

         Pişirilen ekmeklerin üzerine konulması için yere serilen savanın üzerine ekmek peştamalı serilir. Üst üste konulan yufkalar, bir metre kadar yükselince altındaki peştamal ile birlikte evin içine alınır ve yeni bir peştamal serilir. Bu işlem, böyle hamur bitinceye kadar devam eder.

         Burada yaşatılan bir geleneği de unutmadan anlatalım: Köylerimizde en az dört yufka pişirilmeden sıkma veya çevirme pişirilmez. (Etekli Köyünde sekiz yufka pişirildikten sonra sıkma yapılıyor. Sebebi ise, tarlanın ekilirken iki öküz ile sürülmesi ki, iki öküz ayağının toplamı sekizdir.)

        Özellikle çocuklar ekmek pişirilmeye başlanınca sabırsızlık gösterirler ve sıkma isterler. O zaman anneleri veya nineleri ya da komşu kadınlar, gayet sevecen ve anacan bir dil ile “Bekle kuzum!... Yavrum!... Çocuğum!... Öküzümüzün ayakları pişsin, ondan sonra sıkma yapalım!” diyerek çocukların iş alanından bir süre daha uzaklaşmalarını sağlar.

         Bu gelenek veya inanış, bir üretim aracı olarak binlerce yıldan beri öküzü kullanan Türk halkının öküze verdiği bir saygı ve kutsallığın ifadesidir.

        Çünkü Türk insanı, yüzyıllar boyunca öküzü, tarımsal alanda kullanmış; karasabana koşarak tarlayı onunla ekmiş, atı olmayan köylüler düveni onunla sürmüş ve sofrasına ekmeği onun sayesinde koyduğunu unutmayarak böylece öküze bir saygı anlayışı geliştirmiştir.

        Halk ozanlarının deyiş ve şiirlerine tema olmuştur. Hatta dünyanın sarı öküzün boynuzlarının üzerinde döndüğüne dair bir halk inancı da vardır. Çocukluğumda büyüklerimizden bizzat dinlemiştim. Köyümüzün yaşlı insanları kendi aralarında zelzeleyi konuşurlarken  “Depremlerin de yerin yedi kat altında bulunan sarı öküzün boynuzunu sallamasından meydana geldiğini” söylerlerdi.

         İşte öküzün ayakları piştikten yani en az dört ekmek pişirilip istif edildikten sonra sıkma ya da çevirme yapılmaya başlanır. Önce çocukların karnı doyurulur. Çünkü çocuklar sabidir ve günahsızdırlar. Dolayısıyla onların dualarının Tanrı katında kabul göreceği inancı ile çocukların hayır duasını alarak ekmeğin yapımında bir aksilik çıkmaması ve bereketli olması umulduğundan öncelikle çocukların karınları doyurulur.

         Daha sonra keşikte bulunan kadınlara sıkma ikram edilir ve yufka yapmaya tok karnına devam edilir. Ev sahibinin varlığı yerindeyse sıkmalara tereyağı da sürülür. Sıkmanın yanında mevsimine göre ayran, domates, salatalık veya kavun, karpuz, üzüm bulundurulur. Günümüzde artık demlenmiş çay da ikram edilmektedir.

Evde tüketilecek ekmekler, dairesel şekilde peştamal üzerinde istif edilirken bir başka yere gönderilecek ekmekler ise, ortasından ikiye katlanarak peştamal üzerine konulur. İkiye katlanmış bu ekmek üzerine ikinci ekmek yine ikiye katlanarak ters yönde konulur ve bu şekilde devam edilerek dikdörtgen şekli verilen bir istifleme meydana gelir ki, böylece ekmek hem az yer kaplar ve hem de kırılıp dökülmeden taşınabilecek duruma gelmiş olur. Böylesine hazırlanan ekmeğin adı, bükmedir. Bu şekilde ikiye katlanarak pişirilen ekmekler; uzak bir yere çalışmaya gidecek evin erkekleri için ya da şehirde bulunan bir akrabaya hediye gönderilmek üzere hazırlanır.

         Benim çocukluğumda ilkokulu bitiren gençler, okumak üzere Karaisalı’da “Ortaokul”a kayıt yaptırırlardı. Ortaokul öğrencilerinin barınması için okulun bahçesinde bulunan ve “pansiyon” denilen yatakhanelerde yer bulamayan öğrencilerden birkaçı bir araya gelerek ev kiralarlardı. İşte evde kalan bu çocuklar için köydeki aileleri, dikdörtgen şeklinde bükülen bu ekmeklerden hazırlar ve at sırtında Karaisalı’ya gönderirlerdi.

        Birkaç günlüğüne bir yerlere çalışmaya gidenler için ise,  pişirilen sıcak ekmek dörde katlanarak istiflenir ve kare şeklini alır. Bu şekilde hazırlanan ekmek peştamalını bir yerden bir yere taşımak, hasar vermeden mümkün olur. Bunun da adı, bükmedir.
 
  (DEVAM EDECEK) 

 


1105 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BAHÇELİ’NİN ÇAĞRISINI NASIL OKUMALI? - 08/08/2019
Normal şartlarda Bahçeli’nin çağrısının İYİ Partililerde karşılık bulmayacağını herkes gibi ben de düşünmekteyim.
24 TEMMUZ 1923... - 24/07/2019
Bugün, Lozan Barış Antlaşmasının yıldönümü. 96 yıl önce, dünyaya örnek bir Kurtuluş Savaşı vererek elde ettiğimiz ulusal haklarımıza sahip çıktığımızı ve Türk Milleti olarak sahip çıkmaya devam ettiğimizi bütün dünyaya bir kez daha haykırıyoruz.
"SEVGİ KAZANDI” - 27/06/2019
Türk Milleti olarak Birinci Meşrutiyetten (1876) beri yürüdüğümüz demokrasi yolunda bir eşiği daha İstanbul Seçimleriyle birlikte geride bıraktık.
ADEM ÇETİN - 03/06/2019
Üç dönemdir (2004-2019) Fatih Mahallesi Muhtarlığına seçilen Adem Çetin adaşım Hakka yürüdü.
YÜZÜNCÜ YILDAN NİCE BİN YILLARA!... - 17/05/2019
19 Mayıs 1919 da Mustafa Kemal Paşanın Samsun'a ilk adımını atması;
SANDIĞA GİDERKEN… - 26/03/2019
Türkiye, bu Pazar günü bir daha sandık başında olacak. Zira demokratik yönetişimin temeli seçimlerdir.
OZAN ARİF’İ ANMAK…. - 21/02/2019
Ozanlık geleneği, Türkistan Coğrafyasından Anadolu’ya getirdiğimiz, yeni yerleşilen yurdun dağını-ovasını, ırmağını-deresini, yaylasını-sehilini içine kattığımız bazen Aşık, bazan Şair ve bazen da Ozan dediğimiz gönül ve dil ehlinin Türk Halk Edebiya
SİYASETE VİRGÜL… YAZMAYA DEVAM - 09/02/2019
Türksat uydumuzun uzaya gönderilmesi ile Türkiye, seksenli-doksanlı yıllarda telekomünikasyon alanında hızlı bir atağa geçti. Telefonsuz yerleşim alanı kalmayacak şekilde bir yatırım seferberliği başladı.
TARİH, YİNE Mİ TEKERRÜR EDECEK? - 05/10/2018
Yıl 1994. Türkiye yerel seçimlere gidiyor. Ankara ve İstanbul'da Yerel Yönetimler SHP'de. Ancak, sosyal demokrat kesimde SHP-CHP kavgası var. Merkez sağda DYP-ANAP kavgası, kavganın ötesinde hakaretlerle, iftiralarla bir kampanya yürütülüyor.
 Devamı
Anlık
Yarın
31° 33° 23°
AlışSatış
Dolar5.74385.7668
Euro6.36786.3933