Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam247
Toplam Ziyaret837066
HABER VİDEOLARI
Oğuz Adem Selçuk
karaisalihaber@hotmail.com
KARAİSALILILAR DERNEĞİ KONGRESİ
01/05/2018

        Derneğin Kongresi 28 Nisan Günü Dernek Binasında yapıldı. Daha doğrusu yapılamadı, yarım kaldı. Nedenini biraz sonra anlatacağım.

 

Derneğin bütün kongrelerini 1990 lı yıllardan beri takip ederim. Ve izlenimlerimi, gördüğüm yanlışlıkları ve takdire şayan gelişmeleri yazdığım yazılarda değerlendiririm.

 

Ne ki, eleştirilerinizde ne kadar haklı olursanız olun, yanlışları söylemek yönetim kademesindekilerin hoşuna gitmez. Her kongreden sonra biraz daha husumet ve düşman ( bu kelimeyi kullanmak istemem ama başka bir ifade tarzı bulamadım) kazanırım. Ama ben, doğru söylemeye yapım gereği devam ederim. Doğru söyleyeni, dokuz köyden kovsalar da onuncu köyün beni beklediğini bilirim.

 

Bu kongrede de gördüğüm ve hepimizin görmesi gereken yanlışları – gelecek kongrelerde yaşanmaması dileğiyle- paylaşmak istiyorum.

 

Divan Başkanlığı teşkil edilirken İlyas Karabulut, Bayram Merdan ve Ahmet Özen’in isimleri okundu ve oylamaya sunuldu. Oysa Divan teşkili için birkaç üyenin yazılı teklifi alınmalı, başka teklif olup olmadığı sorulmalı, ondan sonra Genel Kurulun onayına sunulmalıydı.

 

Divan Heyeti yerini aldıktan sonra Divan Başkanı İlyas Karabulut, gündem maddelerini okudu ama gündemi takip etmedi. İlk olarak “Efsane Başkan” anonsuyla Sayın Aytaç Durak’a konuşma yapmak üzere mikrofonu verdi.

 

       Aslında konuşmacılara söz vermeden önce Divan Başkanının “ Burası bir Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinin kongresi. Burada her görüşten, her siyasi partiden hemşehrilerimiz var. Bu hassasiyeti gözeterek siyasi konulara girmeden arkadaşlarımızın konuşma yapmasını rica ediyorum” şeklinde bir ön uyarıda bulunması gerekirdi. Bulunmadı.

 

Böyle bir yol takip etmedi. Sayın Durak, önce Dernek Binasının Derneğe nasıl tahsis edildiğini anlattı, doğrusu herkes bilgi sahibi oldu. Ardından 24 Haziran Seçimleri konusuna girdi ve önce Adalet ve Kalkınma Partisinin Milletvekili aday adaylarını küstürdü, onlar toplantıyı terk ettiler.

 

Divan Başkanı, bu protestoyu görmedi veya algılayamadı, konuşmacıyı uyarmadı. Sayın Durak da sanırım bunun farkında olmadı ve bu kez Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli hakkında kendisine yakışmayan bir üslup ile hitapda bulundu….

 

Ve tabiri caizse “dananın kuyruğu koptu” o anda.

 

MHPliler, çeşitli yerlerden sahneye doğru yürüdüler, konuşmacıyı sözlü ve fiili olarak protesto ettiler. Hatta bazıları ağza alınmayacak küfürlü kelimelerle hakarette bulundular. Bu kargaşada sakinliğini koruyan ve yanındaki arkadaşlarını durdurmaya çalışan Mustafa Akkuş’u takdirle izledim. Bir hemşehri olarak kendisini tebrik ediyorum. Daha da büyümesi olasılığı olan bir kargaşayı ve kavgayı sağduyuyla önlemek için çaba sarfettiği için…

 

Bu şehirde 5 dönem Belediye Başkanlığını hemşehrilerinin büyük destekleriyle kazanan Sayın Aytaç Durak, toplantıya katılanların hassasiyetini gözetmeden siyasi konulara girmesi ve hatta kendisine yakışmayan sözler sarfetmesi asla ve asla yakışmadı. Üzücü bir durum. Herkesin bir büyüğü olarak takdir ettiği Sayın Durak’ın böyle bir zor durumda kalmasını asla ve asla istemezdik ama “dilin kemiği yok” . İşte doğaçlama konuşmalarda bazen böyle yol kazaları oluyor ve telafisi de zor oluyor. Keşke Divan Başkanı, vaktinde müdahale edebilseydi.

 

Sonra MHP li arkadaşların nezaket ve saygı sınırlarını aşan tepki ve davranışları hiç hoş değildi. Anlıyorum Parti Genel Başkanına küçük düşürücü hitabı protesto konusunda bence haklıydılar ama karşılığını, hakaret ve ağıza alınmayacak küfürlerle vermemeliydiler. Orada bayan hemşehrilerimiz de vardı. Kaldı ki, toplantı yaptığımız Dernek Binasını anahtar teslimi yapıp Derneğe veren bir Belediye Başkanımızdı Sayın Aytaç Durak. Saygı ve vefa duygusu ayaklar altına alındı.

 

Yaşanan bu gerginliğin ardından yine Divan, bir başka hataya daha imza attı. Gündem maddesinin “Dilek ve Temenniler” bölümünü Genel Kurulun onayına sunmadan kendince değiştirdi ve öne aldı. Bu bölümde de kimseye söz vermeden faaliyet ve denetim raporlarının okunmasını istedi.

 

 Burada da Karaisalılılar Derneği adına bir ilk yaşandı.

 

Derneğin Faaliyet Raporu okunmadı, yoktu arkadaşlar. İki yıllık süre zarfında derneğin hiçbir faaliyeti olmamış demek ki. Doktor Uğur Ünaldı, eline tutuşturulan Denetim raporunu okudu. Ve okunur okunmaz, Divan Başkanı, ibrasını istedi Genel Kuruldan. “Kabul edilmiştir” dedi.

 

Aslında ibradan önce, varsa söz almak isteyenleri, eleştiri veya takdir konusunda konuşturması gerekirdi. İtiraz ettim ve faaliyet hakkında konuşmak istediğimi Divan Başkanından talep ettim ama bana söz vermedi ve toplantıyı bitirdiğini açıkladı.

 

Oysa bana söz vermiş olsaydı, öncelikle Derneğin kurucularından ve başkanlarından hayata veda etmiş olanları rahmetle anacak, yaşayan kurucu ve başkanlara uzun ömürler dileyecek, bugüne kadar gerek başkan ve gerekse yönetim kurulu üyesi olarak görev yapanlara teşekkür edecek ve de yeni seçilecek arkadaşlarımıza başarılar dileyecektim.

 

Dernek üyeliğinden ihraç edildiğimi öğrenmiştim. Ancak bana ne bir tebligat gelmişti ihracıma dair, ne de benden aidat veya savunma istenmişti. Yönetim Kurulu Kararı var mıydı, yoksa Başkan olan kişi, kendi kafasına göre mi böyle bir karar almıştı? Malumunuz, Türkiye’de “her şeyi ben bilirimin” zirve yaptığı bir tek adamlık anlayışı revaçta. Dernek Başkanı da bu havalara girerek böyle bir karar almış mıydı? Dernekler Yasasına ve Tüzüğe uygun olmayan bu işlemin hesabının burada verilmesini isteyecektim.

 

Benim ihracıma imza atanların, daha böyle bir Derneğin olup olmadığından belki haberleri bile yok iken, biz Dernek faaliyetlerinin içindeydik. Devlet Memuru olduğum için Dernek Yönetiminde görev alamıyordum ama Rahmetli Hasan Hüseyin Çulhaoğlu ve Rahmetli Selahattin Baysal Başkan ile 1992-1993 dönemlerinde aylık KARAİSALI Dergisini yayınlıyorduk.

 

Derginin Sahibi Dernek adına Selahattin BAYSAL, Yazı İşleri Müdürü Hasan Hüseyin ÇULHAOĞLU ve Genel Yayın Yönetmeni (Editör) Oğuz Adem SELÇUK olarak kültürümüze hizmet ediyor, Karaisalı’yı basın ile tanıştırıp, tanıtımını yapıyorduk.

 

Hemen ardından da “Bugüne kadar sebebi ne olursa olsun (yüz kızartıcı suçlar hariç) ihraç edilen üyelerin yeniden Derneğe üyeliklerinin iadesi kararının Genel Kurulda görüşülüp kabul edilmesi doğrultusunda oylama yapılmasını” Divan Heyetinden  talep edecektim.

 

Anlayacağınız, Karaisalılılar Derneğinde Karaisalılar konuşturulmadı. Aytaç Durak’ın kargaşaya sebep olan konuşmasından sonra sadece Seyhan Belediye Başkanı Zeydan Karalar konuşturuldu.

 

Oysa orada AKP den, MHP den ve İYİ Partiden Milletvekili aday adayları hemşehrilerimiz vardı. Günlük politikaya girmeden onların da kendilerini hemşehrilerine tanıtma, anlatma imkanı sunulmalıydı. Onlar, hem kendilerini ifade ederler ve hem de bizler, daha yakından tanıma fırsat elde etmiş olurduk.

 

Bu yazıya başlarken  “Derneğin Kongresi 28 Nisan Günü Dernek Binasında yapıldı. Daha doğrusu yapılamadı, yarım kaldı. Nedenini biraz sonra anlatacağım” demiştim.

 

Şimdi o noktaya geldim. Evet, aslında Kongre gerçekten yarım kaldı. Çünkü gündemin bir maddesi daha vardı ve Genel Kurulun onayına sunulması isteniyordu. Bu maddeyi Genel Kurulun onayına sunmadan kapattı toplantıyı Divan Başkanı. Ben yine o noktada itirazda bulundum. “Yanlış yapıyorsunuz, gündem maddelerinin tamamını görüşmeden kongreyi kapatamazsınız” dedim ama dinleyen olmadı.

 

Ve böylece bir kongre daha, eksikleriyle- tartışmalarıyla sona erdi. Ben de, yanlışları söyleyerek, doğrusunu söylemeye çalışarak bir kez daha beni sevmeyenlerin sayısını artırmış oldum. Gam değil. “Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır” diyor Sevgili Yalvacım…

 

Dernek, hepimizin, her şeye rağmen yeni seçilen arkadaşlarımıza başarılar diliyorum. Umuyor ve inanıyorum ki, Karaisalı coğrafyasına, Kültürüne ve İnsanlarımıza hayırlı hizmetler etme noktasında özveride bulunurlar.

 



468 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BAHÇELİ’NİN ÇAĞRISINI NASIL OKUMALI? - 08/08/2019
Normal şartlarda Bahçeli’nin çağrısının İYİ Partililerde karşılık bulmayacağını herkes gibi ben de düşünmekteyim.
24 TEMMUZ 1923... - 24/07/2019
Bugün, Lozan Barış Antlaşmasının yıldönümü. 96 yıl önce, dünyaya örnek bir Kurtuluş Savaşı vererek elde ettiğimiz ulusal haklarımıza sahip çıktığımızı ve Türk Milleti olarak sahip çıkmaya devam ettiğimizi bütün dünyaya bir kez daha haykırıyoruz.
"SEVGİ KAZANDI” - 27/06/2019
Türk Milleti olarak Birinci Meşrutiyetten (1876) beri yürüdüğümüz demokrasi yolunda bir eşiği daha İstanbul Seçimleriyle birlikte geride bıraktık.
ADEM ÇETİN - 03/06/2019
Üç dönemdir (2004-2019) Fatih Mahallesi Muhtarlığına seçilen Adem Çetin adaşım Hakka yürüdü.
YÜZÜNCÜ YILDAN NİCE BİN YILLARA!... - 17/05/2019
19 Mayıs 1919 da Mustafa Kemal Paşanın Samsun'a ilk adımını atması;
SANDIĞA GİDERKEN… - 26/03/2019
Türkiye, bu Pazar günü bir daha sandık başında olacak. Zira demokratik yönetişimin temeli seçimlerdir.
OZAN ARİF’İ ANMAK…. - 21/02/2019
Ozanlık geleneği, Türkistan Coğrafyasından Anadolu’ya getirdiğimiz, yeni yerleşilen yurdun dağını-ovasını, ırmağını-deresini, yaylasını-sehilini içine kattığımız bazen Aşık, bazan Şair ve bazen da Ozan dediğimiz gönül ve dil ehlinin Türk Halk Edebiya
SİYASETE VİRGÜL… YAZMAYA DEVAM - 09/02/2019
Türksat uydumuzun uzaya gönderilmesi ile Türkiye, seksenli-doksanlı yıllarda telekomünikasyon alanında hızlı bir atağa geçti. Telefonsuz yerleşim alanı kalmayacak şekilde bir yatırım seferberliği başladı.
TARİH, YİNE Mİ TEKERRÜR EDECEK? - 05/10/2018
Yıl 1994. Türkiye yerel seçimlere gidiyor. Ankara ve İstanbul'da Yerel Yönetimler SHP'de. Ancak, sosyal demokrat kesimde SHP-CHP kavgası var. Merkez sağda DYP-ANAP kavgası, kavganın ötesinde hakaretlerle, iftiralarla bir kampanya yürütülüyor.
 Devamı
Anlık
Yarın
31° 33° 23°
AlışSatış
Dolar5.74385.7668
Euro6.36786.3933