Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam246
Toplam Ziyaret837065
HABER VİDEOLARI
Oğuz Adem Selçuk
karaisalihaber@hotmail.com
ZOR GÜNLERDE TESELLİ BULMAK…
04/04/2013

Değerli Hemşerilerim, Uzunca bir süredir bu sütunlarda buluşamadık. En son yazımızı Şubat Ayı başında yazıp yayınlamışız. Bazı dostlarımız soruyorlar: “Neden bugünlerde yazın yok. Ülke gündemi bu kadar yoğun ve değişken iken ortalarda yoksunuz!” diyorlar. Gerçekten haklısınız ve soru soran okuyucularımız haklılar.

Ancak halkımızın içinde bulundukları durumu çok güzel özetleyen bir atasözü var: Ben de sizlere bu güzel özdeyişimiz ile cevap vereyim: “Şeytan kovalamaktan abdest almaya fırsat bulamıyoruz.” Toplumun içinde bulunduğu yoğun, olumsuz ve ihanet kokan gelişmeler, Türk Milletinin maruz kaldığı bu tablo karşısında gerçekten şaşırmış durumdayım. Yeni şeyler yazmak, yeni şeyler söylemek içimden gelmiyor. Şu anda bir umutsuzluk girdabındayım ve sanki bütün çıkış yollarının kapatıldığını düşünen bir adam pozisyonundayım.

Ama bugün YENİÇAĞ Gazetesi yazarlarından Mevlut Uluğtekin Yılmaz’ın yazısını okuyunca içime bir umut doğdu. En azından sevgili hemşerilerimle bu güzel yazıyı paylaşayım diye düşündüm. Benim gibi sizlerde yazıyı okuyunca derin düşüncelere dalacaksınız ve içinizde umarım umut kıpırtıları meydana gelecektir. Buyurun Mevlut Uluğtekin Yılmaz’ın köşesini birlikte okuyalım.

“Sevgili okurlarım, yazarını bir türlü bulamadığım aşağıdaki yürek yangını şiirimsi yazı, çok şey anlatıyor... Buyurun efendim okuyalım:

“Lazca konuşma merakım hiç olmadı.

Ana dilde Lazca isteğim olmadığı gibi.

Karadeniz diye adlandırılan topraklarda hep gurbeti yaşadım.

Bazen inşaatçı oldum, bazen hamal.

Bazen yurt dışına göç eden emekçi.

Bazen milletvekili, bazen mühendis.

Patika yollarla doludur yaşadığım yer. Keçi yolu diye tabir edilen yolları hiç ’keleş’ile dolaşmadım.

Pusu atmadım askere, polise...

Senin gibi açlığı iyi bilirim. Beraber yüklendik ülkenin en ağır yükünü.

Emekçileri oynadık nesiller boyu.

Sen susuzluktan yakınırken ben sellerin sürüklediği molozlar arasında kaybettiklerimin cesetlerini aradım.

Senin adın sınır kaçakçılığıyla anılırken, ben yasa dışı silah kaçakçısı olarak tanındım.

Silah ürettim evimin ahırında, namlu taktım oyuncak silahlara.

Sen Irak, Suriye topraklarında gezinirken ben de Gürcistan topraklarına uzanmışım ara sıra.

Bazıları bizi çok özdeş kabul eder.

Lazlar Kürt’ün deniz görmüşüdür der bilirsin.

Benziyor muyuz gerçekten?

Hem de çok, hem de hiç!

Benziyoruz; sen karnı burnunda anne adaylarını kızak ile hastanelere taşırken ben sırtımda taşıyorum.

Benzemez miyiz?

Ülkenin en ağır işlerini beraber sırtlandık.

Sen beton dökerken ben duvarcılık yapıyordum. Sen duvar örerken ben demir döşüyordum.

Sen park simsarlığı yaparken ben gazinoları haraca bağlıyordum.

Benzemez miyiz?

Senin çocukların ile benim çocuklarımın kaderi de aynı, aynı hastalıklardan kırılırlar, aynı hastalıklardan sakat kalırlar, aynı eğitimsizlikten mağdur olurlar.

Benzemez miyiz hiç?

Sana ulaşma konusunda devletin nasıl geç kaldığını iddia ediyorsan benim de farkım yok bilesin.

Devleti hep jandarma diye bilir yörem insanı. Sizdeki gibi.

Benzemez miyiz?

Aynı gelenek yüzünden silahına sarılıp binleri öldürdük namus anlayışı gereği.

Silaha merakımız, silahı yaşamın parçası görme anlayışımız hep aynı.

Benzemez miyiz?

Çok benziyoruz çok.

‘Kürtler, Lazların deniz görmemişidir!’

Ne kadar doğru değil mi?

Hiç benzemiyoruz aslında hem de hiç!

Ana dil hiç sorun olmadı benim için, bahane de olmadı.

Kültürel haklar gerekçesi ile hiç cana kıymadım ben.

Hiç pusu atıp mayın döşemedim körpe delikanlılara, yiğitlere, vatan için görev yapanlara.

Hiç iş yeri yakmadım.

Hiç kepenk kapatmadım insanların yüzüne.

Hiç yollara düşüp caniliği, canileri savunmadım.

Hiç Mehmetçik ile puştu bir tutmadım, yakıştıramadım vicdanıma.

Hiç benzemiyoruz hiç!

Çanakkale’de ben de öldüm.

Yetmedi Pontus çeteleri ile mücadelede öldüm.

Ruslara karşı öldüm.

Yetmedi Kore’de öldüm, Kıbrıs’ta öldüm.

Bunu iğrenç ayrılıkçılık anlayışına kılıf uydurmak için malzeme konusu yapmadım.

Nereden bilebilirim ki Çanakkale’de ölen atalarımın şimdilerde yapmaya çalışacağım ayrılıkçılığa anlayış gösterebileceklerini ki!

Zafere ulaşmak için her yol mubah demedim, diyemedim.

Çocuklarımı sokaklarda taş atsınlar, barikat kursunlar diye yollamadım.

Bayrakları çiğnesinler, Millî Marşı söylemesinler diye öğütlemedim.

Lazlığımı Türklüğümün önünde görmedim hiç bir zaman.

Ben dağa çıkmadım.

Ülke ülke dolaşıp vah vahlarımı anlatmadım...

Bir oğlumu dağa, bir oğlumu üniversiteye, birini askere yollamadım.

Devlete vergiden kaçıp eşkıyaya haraç vermedim. Ekmeğine yağ sürmedim.

Gece dağda gündüz kurumda olmadım. Hastaneleri basmadım, okulları yakmadım, şantiyeleri havaya uçurmadım.

Çünkü ben yediğim ekmeğe hiç ihanet etmedim!

Bizim için tek bayrak, tek dil, tek vatan!

Biz Karadeniz çocuğuyuz!”



1330 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

SEN BİR OĞUZSUN     09/04/2013 14:44

DEĞERLİ İNSAN ADEM SELÇUK ALPER TUNGANIN AKRABALARININ NE YAPACAĞINI ,AKRABASI OLMAYANLAR ANLAYAMAZ.SEYREDİYORSAK SANMASINLAR KORKTUK,ÜRKTÜK.BU YERYÜZÜNDE TÜRKLERİ TARİHTEN KALDIRIN BAKALIM DÜNYA TARİHİ NEYE BENZİYOR.ORTADA TARİH DİYE YAZACAK BİR ŞEY KALMIYOR.BU YERYÜZÜNDE NETİCESİ İTİBARI İLE EN BÜYÜK SONUÇLARI DOĞURAN OLAYLARIN KAHRAMI KİM BİR BAKALIM.SADECE ORTA ÇAĞIN BİTİİĞİ YENİ ÇAĞIN BİTTİĞİ TARİHİ DESTANI HATIRLAYALIM YETER.SONUÇ İTİBARI İLE Bİ,R ARAYA GELMESEK TE BİR BİRİMİZİ GÖRMESEKTE İÇİMİZDE YANAN ATEŞ KARADENİZLİ KARDEŞİMLE AYNI.TÜRK OĞLU TÜRK TİTRE VE KENDİNE GEL.
ÖMER IŞIK

Yazarın diğer yazıları

BAHÇELİ’NİN ÇAĞRISINI NASIL OKUMALI? - 08/08/2019
Normal şartlarda Bahçeli’nin çağrısının İYİ Partililerde karşılık bulmayacağını herkes gibi ben de düşünmekteyim.
24 TEMMUZ 1923... - 24/07/2019
Bugün, Lozan Barış Antlaşmasının yıldönümü. 96 yıl önce, dünyaya örnek bir Kurtuluş Savaşı vererek elde ettiğimiz ulusal haklarımıza sahip çıktığımızı ve Türk Milleti olarak sahip çıkmaya devam ettiğimizi bütün dünyaya bir kez daha haykırıyoruz.
"SEVGİ KAZANDI” - 27/06/2019
Türk Milleti olarak Birinci Meşrutiyetten (1876) beri yürüdüğümüz demokrasi yolunda bir eşiği daha İstanbul Seçimleriyle birlikte geride bıraktık.
ADEM ÇETİN - 03/06/2019
Üç dönemdir (2004-2019) Fatih Mahallesi Muhtarlığına seçilen Adem Çetin adaşım Hakka yürüdü.
YÜZÜNCÜ YILDAN NİCE BİN YILLARA!... - 17/05/2019
19 Mayıs 1919 da Mustafa Kemal Paşanın Samsun'a ilk adımını atması;
SANDIĞA GİDERKEN… - 26/03/2019
Türkiye, bu Pazar günü bir daha sandık başında olacak. Zira demokratik yönetişimin temeli seçimlerdir.
OZAN ARİF’İ ANMAK…. - 21/02/2019
Ozanlık geleneği, Türkistan Coğrafyasından Anadolu’ya getirdiğimiz, yeni yerleşilen yurdun dağını-ovasını, ırmağını-deresini, yaylasını-sehilini içine kattığımız bazen Aşık, bazan Şair ve bazen da Ozan dediğimiz gönül ve dil ehlinin Türk Halk Edebiya
SİYASETE VİRGÜL… YAZMAYA DEVAM - 09/02/2019
Türksat uydumuzun uzaya gönderilmesi ile Türkiye, seksenli-doksanlı yıllarda telekomünikasyon alanında hızlı bir atağa geçti. Telefonsuz yerleşim alanı kalmayacak şekilde bir yatırım seferberliği başladı.
TARİH, YİNE Mİ TEKERRÜR EDECEK? - 05/10/2018
Yıl 1994. Türkiye yerel seçimlere gidiyor. Ankara ve İstanbul'da Yerel Yönetimler SHP'de. Ancak, sosyal demokrat kesimde SHP-CHP kavgası var. Merkez sağda DYP-ANAP kavgası, kavganın ötesinde hakaretlerle, iftiralarla bir kampanya yürütülüyor.
 Devamı
Anlık
Yarın
31° 33° 23°
AlışSatış
Dolar5.74385.7668
Euro6.36786.3933