Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam140
Toplam Ziyaret834880
HABER VİDEOLARI
Oğuz Adem Selçuk
karaisalihaber@hotmail.com
YUFKA EKMEK YAPIMI (‏3)
28/08/2015
HAMUR YOĞURULMASI VE BEZE ALINMASI
 
         Yufka ekmek yapmak için hamur yoğurmaya genellikle akşamdan başlanır. Ancak, yapılacak ekmek az ise veya evin kadını gerçekten çok hamarat ise hamur yoğurmaya sabah namazından sonra da başlanır ama bu iş çoğunlukla akşamdan hazırlanır.
        Akşamdan yoğurulan hamur ile yapılan yufka ekmeğin, pişme esnasında daha kırmızı pişeceği söylenir.
       Yere serilen iteğinin üzerine leğen konulur ve çuvaldan alınan un leğenin içerisine elenir. Karaisalı köylerinde “iteği” kutsal bir sergidir.
        İteği; un elemek ve daha ziyade yufka ekmek açmak için, hamur yoğrulması esnasında leğenlerin altına serilen düz ve beyaz savana verilen addır. İteği, sadece un elemek, hamur yoğurmak ve yufka açmak esnasında ekmek tahtalarının altına serilmek ve oklavaları koymak için kullanılır. İteği, kesinlikle örtü veya sergi olarak kullanılmaz. Hatta kadınlarımız, ekmek açarken iteğinin uçlarını dizleri üzerine alırlar, üzerine oturmazlar. Çünkü ekmek, nimettir ve kutsaldır. Dolayısıyla ekmek yapımında kullanılan iteğiye de kutsiyet izafe edilmektedir.
        Leğenler, bakırdan ve kalaylı olurdu. Leğenin küçük ebatta olanına leğençe denilir. Hamur yoğurmaya girişen kadın, önce kollarını dirseklerine kadar çemrer ya da sıvar ve “Benim elim değil, Fadime Anamızın eli” diyerek ve “Besmele” çekerek unu çuvaldan alıp, elek ile elemeye başlar.
       “Benim elim değil, Fadime Anamızın eli” söylemi ile ekmeğin yapımının kolaylıkla gerçekleşeceği ve bereketli olacağına inanılır.
       Burada bir parantez açıp “Fadime Ana kimdir? Fadime Ana ile algılanan nedir” sorusuna cevap arayalım.
        Bilindiği üzere Hazreti Fatıma, Peygamberimizin kızıdır ve Hazreti Ali’nin eşidir. İster Sünni ve isterse Alevi anlayışta olsun, Yörük-Türkmenler, Hazreti Ali’ye ve onun “Ehlibeyt”ine çok büyük bir saygı duyarlar.
        Türkmenler, bu saygıdan ötürü daha çok erkek çocuklarına Ali, Hasan, Hüseyin gibi, kız çocuklarına da Fatıma’yı Türkçeleştirerek yani Türkçenin ses fonetiğine uyarlayarak Fadime gibi adlar vermişlerdir. Yani Hazreti Fatıma (veya Fadime) bütün Müslümanların anası olarak görülür. Fadime Ananın adının saygıyla anılarak işe başlanması, O’nun manevi yardımına ihtiyaç duyulması, kolaylığın ve bereket kapısının açık kalmasıdır. Bir başka yaygın isim ise, Muhammed’in Türkçeleştirilerek Mehmet olarak verilmesidir.
         Eleme işleminden sonra leğendeki unun ortası çukurlaştırılır, göz kararı ile yeteri kadar tuz ve su ilave edilir.
        Yufka yapılacak hamura maya konulmaz.
        Leğeninin içinde bulunan un, suyu içtiğinde yoğurmaya başlanır.
        Kıvamını buluncaya kadar gerekli su ilavesi yapılarak yoğrulur. İteğinin yan tarafına konulan büyükçe bir tas içindeki suya, zaman zaman hamur yoğuran kişi, elini batırır ve yoğurmaya devam eder. Ellerin, gerektikçe suya batırılması, hamurun ele ve leğene yapışan yerlerinin silinip yapışmaması içindir. Eğer aile, kalabalıksa ve ekmeğin biraz fazlaca yapılması gerekiyorsa; kıvamını bulan hamur, leğenden iteği üzerine boşaltılır ve tekrar, un elenerek aynı şekilde yeniden bir leğen daha hamur yoğrulur.
         Duyulan ihtiyaç kadar yoğrulan hamur, iteğiye boşaltılır, altına ve üstüne un serpilerek (iteğiye yapışmasın diye serpilen bu una “ufra” denilir) iteğinin boşta kalan kısımları, üzerine örtülür. Hamur, kıvamını bulması için çiğnenmeye hazırdır. Hamurun çiğnenmesi işini erkekler de yapar, kadınlar da…
        Ancak, hamuru çiğneyecek kadının aybaşı halinde olmaması gerekir. Hamuru çiğneyecek kişi, önce iteğinin kenarına diz çöker ve hamuru üç kere öper, alnını sürer ve “Besmele” çekerek çiğnemeye başlar. Çiğnerken hamurun üzerinde saygılı bir şekilde hareket eder, gülmez, gerekmedikçe konuşmaz ve iteğinin her tarafını çiğner.
       Genellikle hamurun kıvamında kulak memesi yumuşaklığı, ölçü olarak alınır ama yufkalık hamur biraz daha sert olur.
        Çiğnenerek kıvamını bulan hamur,  bir bıçak ile önce paralel şeritler halinde kesilir ve sonra kare halinde olmak üzere ters yönde paralel şekilde kesilir. Tahmini olarak 300–350 gram olarak kare şeklinde oluşan bu parçalar, bezeleme işini yapacak kadınlar tarafından alınır ve ekmek tahtası üzerinde una bulanarak ve avuç içinde yuvarlanarak küre şekline getirilir ve buna” beze” denilir.
        Yapılan bezeler, yapışmaması için leğenin içine un serpilerek yan yana yerleştirilir. Taban tamamen kaplandıktan sonra bezelerin üzerine yine un serpilerek ikinci kat beze yerleştirilir ve böylece leğen doluncaya kadar bu işleme devam edilir.
        Leğendeki her kat hamura “döşeyim” denilir. Mesela bunu kadınlar, “üç döşeyim hamur yoğurdum” şeklinde ifade eder. Bu ne demektir? Leğende üç kat beze var, demektir.
        Beze alınmasında yine kadınlararası bir dayanışma örneği yaşanır ve bu yardımlaşmalar, kesinlikle ücret karşılığı olmaz. Ama sohbet, şaka ve dedikodular da alır başını gider. Beze alınması, diz çökerek veya bağdaş kurarak yani oturarak yapıldığı için herkes birbiriyle göz göze gelir, herkes birbirini can kulağıyla dinler. Bu arada yaşlı kadınların öğütleri ya da ağıtları da gündemi oluşturan maddelerden biri olur.
        Beze alma veya bezeleme işi bittikten sonra her leğenin üzerine hamur, kuruyup sertleşmesin ve kıvamını korusun diye ıslatılmış ve suyu iyice sıkılmış peştamal örtülür.
 (DEVAM EDECEK)
 


869 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BAHÇELİ’NİN ÇAĞRISINI NASIL OKUMALI? - 08/08/2019
Normal şartlarda Bahçeli’nin çağrısının İYİ Partililerde karşılık bulmayacağını herkes gibi ben de düşünmekteyim.
24 TEMMUZ 1923... - 24/07/2019
Bugün, Lozan Barış Antlaşmasının yıldönümü. 96 yıl önce, dünyaya örnek bir Kurtuluş Savaşı vererek elde ettiğimiz ulusal haklarımıza sahip çıktığımızı ve Türk Milleti olarak sahip çıkmaya devam ettiğimizi bütün dünyaya bir kez daha haykırıyoruz.
"SEVGİ KAZANDI” - 27/06/2019
Türk Milleti olarak Birinci Meşrutiyetten (1876) beri yürüdüğümüz demokrasi yolunda bir eşiği daha İstanbul Seçimleriyle birlikte geride bıraktık.
ADEM ÇETİN - 03/06/2019
Üç dönemdir (2004-2019) Fatih Mahallesi Muhtarlığına seçilen Adem Çetin adaşım Hakka yürüdü.
YÜZÜNCÜ YILDAN NİCE BİN YILLARA!... - 17/05/2019
19 Mayıs 1919 da Mustafa Kemal Paşanın Samsun'a ilk adımını atması;
SANDIĞA GİDERKEN… - 26/03/2019
Türkiye, bu Pazar günü bir daha sandık başında olacak. Zira demokratik yönetişimin temeli seçimlerdir.
OZAN ARİF’İ ANMAK…. - 21/02/2019
Ozanlık geleneği, Türkistan Coğrafyasından Anadolu’ya getirdiğimiz, yeni yerleşilen yurdun dağını-ovasını, ırmağını-deresini, yaylasını-sehilini içine kattığımız bazen Aşık, bazan Şair ve bazen da Ozan dediğimiz gönül ve dil ehlinin Türk Halk Edebiya
SİYASETE VİRGÜL… YAZMAYA DEVAM - 09/02/2019
Türksat uydumuzun uzaya gönderilmesi ile Türkiye, seksenli-doksanlı yıllarda telekomünikasyon alanında hızlı bir atağa geçti. Telefonsuz yerleşim alanı kalmayacak şekilde bir yatırım seferberliği başladı.
TARİH, YİNE Mİ TEKERRÜR EDECEK? - 05/10/2018
Yıl 1994. Türkiye yerel seçimlere gidiyor. Ankara ve İstanbul'da Yerel Yönetimler SHP'de. Ancak, sosyal demokrat kesimde SHP-CHP kavgası var. Merkez sağda DYP-ANAP kavgası, kavganın ötesinde hakaretlerle, iftiralarla bir kampanya yürütülüyor.
 Devamı
Anlık
Yarın
31° 33° 23°
AlışSatış
Dolar5.53595.5581
Euro6.13716.1617