Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam419
Toplam Ziyaret897459
HABER VİDEOLARI
Oğuz Adem Selçuk
karaisalihaber@hotmail.com
DÜNDEN BUGÜNE KARAİSALI'DA BASIN (3)
08/10/2014


 “Karaisalı’nın Sesi” Gazetesinin ilk sayısını hazırlamak için bir hafta önce hem haber anlamında malzeme toplamak ve hem de yayınlayacağımız gazetenin tanıtımını yapmak ve halkımızın desteğini almak için, üçümüz bir Karaisalı seyahati gerçekleştirdik.


Önce Salbaş Köyünde köylülerimizle buluştuk. Düşüncelerimizi paylaştık. Aldığımız izlenimi, yolda birlikte değerlendiriyorduk. İlgi güzeldi ve teşvik edici mahiyetteydi. Karaisalı İlçemizde yine bir iki kahvehanede halkımızla buluştuk, projemizden söz ettik. Olumlu ve teşvik edici karşılandık. Aldığımız izlenim, umut vericiydi, Karaisalı tarihinde bir ilki gerçekleştirebileceğimiz doğrultusundaydı. 


Karaisalı Merkezden çıkıp doğruca Çatalan Beldesine gittik. Güzergâhımız üzerinde bulunan küçük köylerimizi başka zaman yapacağımız ziyaretlere bırakarak Çatalan’a vardık. Yine kahvehanede köylülerimizle sohbet ettik, düşüncelerimizi paylaştık. Bu farklı ve yeni yolculukta bizimle birlikte olacaklarını söylediler, bizi yüreklendirdiler. İhtiyaçlarını ve beklentilerini not aldık. Vahit Şahin, yol boyunca giderken bazı manzaraları ve köylülerimizle yaptığımız toplantılarda ilginç gördüğü kişilerin de fotoğraflarını çekerek arşivine malzeme topluyordu.


Çatalan Beldesi’nden ayrılınca hiç durmadan yolumuza devam ettik. Meydan Yaylası üzerinden Karsantı Beldesi’ne güneş batarken ulaştık. Meydan Yaylası ve yollar, karla kaplıydı. Vahit Şahin, Meydan Yaylasında ilk sayımıza manşet olacak resmi çekti. Karlar içinde üşüyen bir ev… Hasan Dede Gediğinden bakınca beyazlıklar ve tüten dumanlar altındaki Karsantı Beldesi karşımızdaydı.  Güneşin son ışıklarını yolcu ederken, soğuk bir akşamı bekler vaziyetteydi Karsantı.


Ve Karsantı,  çok değil bir yıl sonra bizim bu serüvenimiz sonucu İlçe merkezi olacağından habersizdi. Biz üç arkadaş dahi, böyle bir sonucu yaratacağımızdan habersizdik. Yaptığımız gazetecilik refleksiydi. Bu seyahatimiz Mart Ayının son Cumartesiydi ve hava, oldukça soğuktu.


Beldenin tek bir çarşısı vardı. Güney- kuzey doğrultusunda uzanan çarşının sağında kahvehaneler, diğer esnaflar ve beldenin camisi bulunmaktaydı. Sol taraf, genellikle boştu ve arazi meyilli olduğu için pek yapılaşma olmamıştı. İlçe statüsünden sonra sol taraftaki meyilli arazi üzerine Kaymakamlık, İlkokul, Ziraat Bankası gibi kamu binaları yapılmıştır.


İki ayrı kahvehanede insanlarımızla sohbet ettik. Ziyaret sebebimizi anlattık. İkramda bulundukları kendileri kadar sıcacık çaylarımızı yudumlarken Ömer Işık da, bir taraftan gazetemizin amacını anlatıyordu. Dertlerini, dileklerini de ben, bir yandan not alıyordum.  Vahit Şahin, sürekli fotoğraf çekerek bu anları, ölümsüzleştiriyordu.


Beldede yaşayan insanların dertleri, sorunları ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinden beklentileri çoktu elbette. Amma öne çıkan bir sorunları vardı ki, belki dünyada bir örneği yoktu. Diyorlardı ki: “Hiçbir İlçe yoktur ki, vatandaşlarının oraya gidebilmesi için İl merkezinden geçmek zorunda kalsın!” Gerçekten tuhaf ve düşündürücüydü bu tespit. Tespit buydu, çok doğruydu ama dilekleri de “Karsantı İlçe Olmalıdır” istikametindeydi. Ve haklıydılar.


Karaisalı İlçesine gidebilmek için önce Kozan İlçesi (İmamoğlu, Kozan’a bağlı bir beldeydi o zamanlar) sınırlarına gireceksin, sonra Adana Vilayet Merkezine geleceksin ve oradan da Karaisalı’ya gideceksin. Ama gün sonunda evine, köyüne dönemeyeceksin. Ya Karaisalı’da ya da Adana’da bir otelde en az bir gece konaklayacaksın. Kaymakamlık için böyle, Mahkeme için böyle, nikâh yaptırmak için böyle, doğan çocuğunu yazdırmak için böyle, hatta askere gitmek için böyle…


 Köylülerimizi dinledikçe şaşırıyor, belki bildiğimiz, duyduğumuz ama farkında olmadığımız bu tür gerçekleri, onlardan bir kez daha işittikçe,  bir yaşımıza daha giriyorduk.


Akşam olmuştu. Karşı yeşil ve boz dağlardan çekilen güneş ışıkları, yerini yıldızlı bir karanlığa bırakıyordu. Çarşıdaki sokak lambalarının loş ışığı altında kahvehanede bulunan “dert küpü” köylülerimizden izin istedik. Daha gidecek yolumuz, görüşecek köylümüz vardı. Kahvehane halkı, sevgi ve muhabbetle “Yine Bekleriz!” temennileriyle bizi yolcu ettiler.


Faruk Nafiz Çamlıbel’in ünlü “Han Duvarları” şiirinde anlattığı han gibi, sobası yanan bir kahvehaneye misafir olduk Akören Beldesinde. Vakit ilerlemişti, hava soğuktu ama kahvehanenin içi gibi, insanları da sıcak bir ilgiyle karşıladılar bizi. “Hoşbeşten” sonra sıcacık çaylarımızı yudumlarken bizler de kendimizi tanıtmaya, “sebeb-i ziyaretimizi “ anlatmaya başladık.


Yöre aynı olunca, dertler ve sıkıntılar da neredeyse birebir aynı oluyor demek ki. Benzer dertleri, sıkıntıları ve benzer istekleri, başka kişilerden, başka bir mekânda ve başka bir zaman diliminde bir kez daha dinlemiş oluyorduk.   


Vakit, hayli ilerlemişti. Adana şehrine dönecektik.


 Akören’deki vefakâr dostlarla da vedalaşmak zamanıydı. Fotoğraf makinemize çok sayıda resim ve dağarcığımıza bir sürü dert ve talep yüklemiştik. Kulaklarımızda insanlarımızın dilekleri, şikâyetleri ve bizi yüreklendiren güzel sözleri uğulduyordu. Sıcak kahvehaneyi ve sıcak insanları geride bırakarak yıldızların ve arabamızın ışığının kılavuzluğunda, çam ormanlarının uğultuları içerisinde 200-300 kilometre süren bir yolculuğumuza son vermek üzereydik.


Gecenin geç vaktinde evlerimize geldik.




811 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

NE DÜŞÜNÜYORUM?... - 24/11/2019
23 Haziran 2019 İstanbul Seçimlerinin ardından yazdığım Değerlendirme yazımı bir kez daha buradan paylaşmak istiyorum.
YENİ TÜRK ALFABESİNİN KABUL VE UYGULANMASI… - 01/11/2019
Tarih içerisinde Türkler, Göktürk Alfabesinin dışında da farklı alfabeler kullanmışlardır.
MOTORSİKLETE BİNMEK BIÇAK SIRTINDA YÜRÜMEK GİBİDİR - 18/10/2019
Değerli hemşehrilerim, bu sitede ve bundan önceki dönemlerde Karaisalı Gazetesinde bir köşe yazarı olarak sizlerle birlikte olduk ve olmaya devam ediyoruz.
KARAİSALI ÜZERİNE BİR ŞİİR KLASİĞİ.... - 03/10/2019
Karaisalı, yamaçlarında davar güttüğüm, derelerinde-çaylarında çimdiğim, taşlı-tozlu yollarında “dora” marka lastik ayakkabıyla yürüdüğüm, okula giderken yağmurlarında ıslanıp, bacası tüten ocağında kurulandığım, rüzgârlarında saçlarımı dalgalandırdı
İKİ YENİ ŞİİRİM - 12/09/2019
Çok değerli hemşehrilerim,
BAHÇELİ’NİN ÇAĞRISINI NASIL OKUMALI? - 08/08/2019
Normal şartlarda Bahçeli’nin çağrısının İYİ Partililerde karşılık bulmayacağını herkes gibi ben de düşünmekteyim.
24 TEMMUZ 1923... - 24/07/2019
Bugün, Lozan Barış Antlaşmasının yıldönümü. 96 yıl önce, dünyaya örnek bir Kurtuluş Savaşı vererek elde ettiğimiz ulusal haklarımıza sahip çıktığımızı ve Türk Milleti olarak sahip çıkmaya devam ettiğimizi bütün dünyaya bir kez daha haykırıyoruz.
"SEVGİ KAZANDI” - 27/06/2019
Türk Milleti olarak Birinci Meşrutiyetten (1876) beri yürüdüğümüz demokrasi yolunda bir eşiği daha İstanbul Seçimleriyle birlikte geride bıraktık.
ADEM ÇETİN - 03/06/2019
Üç dönemdir (2004-2019) Fatih Mahallesi Muhtarlığına seçilen Adem Çetin adaşım Hakka yürüdü.
 Devamı
AlışSatış
Dolar5.74385.7669
Euro6.37606.4016