Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam278
Toplam Ziyaret838520
HABER VİDEOLARI
Ali Maralcan-E.Kurmay Albay
alimaralcan@hotmail.com
ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞININ ÖZGÜRLÜK VE EGEMENLİK GÜNEŞİ 19 MAYIS 1919 SABAHI SAMSUN'DA DOĞDU
18/05/2017

 

 

 

“Anne, ben yarın Anadolu’ya gidiyorum. Buralarda neler olacağı belli değil! SELANİK nasıl elden gittiyse buralarda öyle olabilir. Ben kurtarmaya çalışacağım. Ne elimden gelirse onu yapacağım. Fakat bu işte tehlike çoktur. Bu işi başarabilmem için, iç dirliği ile çalışmam gerek, beni kaygı ve tasada bırakmayın. Giderken gözüm arkada kalmasın. Yurt için çalışırken sizden yana bir üzüntüye düşmek istemem. Hesapta ölmek, gidip gelmemek vardır. Bana hakkını helal et.”

MUASTAFA KEMAL ATATÜRK

 

Bugün, 19 Mayıs 1919’da büyük önder Atatürk’ün tarihi kentimiz Samsun’da başlattığı Türk Milletinin var olma savaşının 98. yıldönümü ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI olarak bir kez daha gururla kutlamanın engin mutluluğu ve heyecanı içindeyiz.

19 Mayıs 1919, Türk Ulusunun tarihinde önemli bir yer işgal eder. Bu tarih, yok olmaya mahkûm edilmiş ve tarih sahifelerinden silinmek istenilmiş bir milletin yeniden kurtuluşunun başlangıç tarihidir. Bu tarih Atatürk içinde önemli bir tarihti. Onun içindir ki, doğum tarihi kesin olarak bilinmeyen Atatürk’e doğum günü sorulduğun da, “19 Mayıs” Neden olmasın demiştir. Bu da gösteriyor ki Ulu Önder, Karadeniz’in bu şirin şehri Samsun’a ilk adımı attığı tarihi Türk Ulusunun yeniden doğuşu gibi kendisinin de doğum günü kabul etmiştir. Samsun’lular bununla haklı olarak iftihar edebilirler.

MUSTAFA KEMAL PAŞA´YA ANADOLU´DA NASIL BİR GÖREV VERİLMİŞTİ?  BU KONUDA KENDİSİ NE DÜŞÜNÜYORDU

            Mustafa Kemal´in 9. Ordu birlikleri müfettişliğine atandığını bildiren 30 Nisan 1919 tarih ve 67/5 sayılı belgede  Mustafa Kemal´in görevleri şöyle yazılmaktadır.

Anadolu´da kurulmuş bulunan komitelerin dağıtılması (Yani, YURDUN SAVUNMASINA YÖNELİK GİRİŞİMLERİN ÖNLENMESİ).

Doğu Karadeniz´de  “Rum Çeteleri”  ile  “Müslüman Halk“ arasında ortaya çıkan olayların giderilmesi (Yani RUM ÇETELERİ´NE KARŞI KOYMANIN ÖNLENMESİ).

Oysa Mustafa Kemal, henüz Samsun yolundayken, Bandırma Vapuru´nda yanındakilere: “Devrimden daha çok şey yapılacaktır. Çünkü Türkiye henüz mevcut değildir. O´nu dünyaya getirmek gerek”  demektedir. O’nun Anadolu´ya gitme  tutkusunu, Oktay Akbal, “Atatürk Yaşadı mı?” isimli kitabında yazmış, izleyelim:

Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’dan ayrılmadan önce her şeyi planlamış, küçük ayrıntılarına kadar her ihtimali hesaplanmıştı. Mustafa Kemal bugünlerini kendi kalemimden şöyle anlatır: “Bir gün İsmet Beyi Şişli´deki evime davet ettim. Bir zaman hoşbeşten sonra, Şuradan bana bir Türkiye haritası bulup masaya açar mısın? Üzerinde konuşacağım..” Açtı ve ne yapacağımı sordu. Mesela dedim.” Hiçbir sıfat ve selahiyet sahibi olmaksızın Anadolu´ya geçmek ve orada milleti uyandırarak, kurtulma çarelerini aramak  için en müsait  bölge ve beni o bölgeye götürecek en kolay yol hangisi olabilir İsmet?´´ Yüzüme baktı cevap verdi: ‘´Yollar çok, mıntıkalar çok” dedi. Mustafa Kemal sakin bir sesle “Samsun nasıl?” diye sorunca İsmet Paşa tekrar haritaya baktı. Ve bir süre inceledikten sonra şu cevabı verdi: “ Evet. En uygun yer orası.” Görüldüğü gibi daha İstanbul´dan çıkmadan günlerce önce Mustafa Kemal ne yapacağını biliyordu. Amacı ulaşacağı yolları, çareleri tasarlamıştı. Kısacası 19 Mayıs 1919 günü Samsun´a ayak basışı rasgele bir şey değildi. Düşünülmüş, incelenmiş, planlanmış bir davranışın birinci adımıydı.”

Atatürk, kendisine nasıl görev verildiğini Söylev´inden şöyle ifade eder: “Beni İstanbul´dan sürüp, uzaklaştırmak, isteyenlerin bana bu geniş yetkiyi nasıl verdiklerine şaşabilirsiniz. Hemen söylemeliyim ki, onlar bana bu yetkiyi  bilerek ve anlayarak, vermediler. Yetkiye ilişkin yönergeyi de ben kendim yazdırdım.” Ve devam eder: “Ben 1919 senesi Mayıs´ının 19´unda Samsun´a çıktığım gün elimde, maddi hiçbir kuvvet yoktu. Yalnız büyük Türk milletinin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran, yüksek ve manevi bir kuvvet vardı. İşte ben bu ulusal kuvvete, bu Türk Milleti´ne güvenerek işe başladım.”

 Atatürk bir gün ansızın bizim eve geldi. Hareketinden bir gün evvel idi. Bu hesaba göre, bize gelişi, İzmir’in işgal edildiği güne rastlıyor. Oturduk, konuştuk. Fakat henüz İzmir’in işgal edildiğini ne o biliyor, ne ben biliyorum. Atatürk bana veda için uğramış. "Ben yarın gidiyorum. Zamanı gelince sana haber vereceğim, seni çağıracağım, sen de gelirsin" dedi. Aylardan beri devam eden siyasi çalışmalar artık sona ermiş, başka çare olmadığı için Anadolu'ya gitmeye karar vermişti. Şimdi yeni bir safha başlayacaktı. Atatürk ile İstanbul’da son görüşmemiz böyle oldu ve o ertesi gün geniş bir karargâhla ve büyük yetkilerle Samsun'a hareket etti.

Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul’dan ayrılırken yakın arkadaşlarına söylediği şu sözler bu bakımdan büyük önem taşımaktadır:

”Düşman süngüsü altında Milli birlik olamaz. Ancak hür vatan topraklarında memleketin istiklali ve milletin hürriyeti için çalışılabilir. Bu gayeyi tahakkuk ettirmek üzere Anadolu’ya gidiyorum.“

KURTULUŞ  SAVAŞININ EN ÖNEMLİ AYAĞI SAMSUN’A ÇIKIŞ

16 Mayıs 1915 günüydü. İstanbul’da Kız Kulesi açığında demirli bulunan ve hareketinden önce muayene edilmek üzere işgal kuvvetleri tarafından tevkif olunan Bandırma Vapuruna motorla gelen birisi kaptana, olanca süratiyle hemen hareket emrini verdi. “”Karadeniz’e!””

Bu emri veren, ondan üç yıl üç ay sonra da ordularının bütün kükreyişiyle hücum kumandası verecekti:””İlk Hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!””Bir kahraman Karadenizden Akdeniz’e yeni bir tarih yazıyordu. Kaptan bu suları tanımaz vapurunda pusulası bozuktur. Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919 sabahı saat 7’de ve puslu bir havada Samsun’a ayakbastı. O sırada Mustafa Kemal 38 yaşındaydı. Samsun’da misafir kaldığı “Mıntıka Palas Oteli” şimdi yine yerindedir ve Mustafa Kemal Müzesi’dir.

“”Ben Samsun’u ve Samsun Halkını gördüğüm zaman memlekete ve millete ait bütün tasavvurlarımın yerine getirilebilir olduğuna bir defa daha inandım.“”

 

MUSTAFA KEMAL PAŞA’YI SAMSUN’DA KARŞILAMA

Anadolu yanıyordu. Türklerin kırılmış onurunu ve özgürlüğünü kurtarmak için Mustafa Kemal Samsun'a çıkıyordu. Ege, kanlı bir savaşın eşiğindeyken Mustafa Kemal Anadolu topraklarına ulaşmıştı. Şafakta doğan bir güneş gibi yükseliyordu Samsun'dan. Ve gece uyumayan yıldızlar, neşeyle parladı Mustafa Kemal için. Bir milletin tarihinin başladığı gün bugündü. Üç gün önce Bandırma Vapuru ile İstanbul’dan ayrılmış olan Mustafa Kemal, sabah 07.00'de Samsun'a ayakbastı. Toprak sevinçten deprem olmuş gibi titredi. Ve Anadolu, Atatürk'üne kavuştu. Ama o gün Mondros basını umudu yine Türk halkında değil, padişah ve onun hükümetinde aradı. İstiklal Gazetesi: "Yegâne kurtuluş çaresi, Hilafet makamının, Osmanlı tahtının etrafında tek vücut olarak hükümetimize yardım etmektir" diyordu. Oysa Mustafa Kemal'in Samsun'a ayak bastığı gün, İstanbul’da yine İzmir işgalini kınayan bir miting düzenleniyordu.

Bandırma vapuru Sinop limanından ayrıldı. Gerze ve Bafra kıyıları boyunca Samsun'a doğru, ağır ağır ilerlemeye başladı. Bütün gece yoluna devam etti 19 Mayıs 1919 Pazartesi sabahı yurdu aydınlatacak yepyeni bir güneş, dağlar arasından yükselirken, içinde geleceğin Büyük Kurtarıcısını taşıyan vapur, Samsun'a geliyordu.

19 Mayıs 1919 Pazartesi günü sabahleyin Kurmay Binbaşı Mahmut Ekrem Bey sandalla gemiye yanaştı. Ekrem Bey, güvertede bulunan Atatürk'ün yanına giderek askerce bir selam verdi ve: “Hoş geldiniz Paşam" dedi. Böylece Atatürk'ü Samsun'da ilk karşılayan Mahmut Ekrem Bey olmuştur.

Mustafa Kemal Paşa'nın kendisi, kaptan İsmail Hakkı Bey'e teşekkür ettikten sonra "Aşık Rıza Kaptan" sandalına binerek kıyıya çıktı.

19 Mayıs 1919 günü saat 7/8 arası.....savaşlardan yenik çıkmış, bölünmüş, umutsuz, yorgun, çileli bir ulusu yeniden diriltmek, ayağa kaldırmak üzere Atatürk'ün Samsun'a ve Anadolu'ya ilk adımını atışı, o gün, o saatte gerçekleşmiştir.

Mustafa Kemal Paşa ve maiyetini Belediye Meclis üyelerinden “Hacı Molla" ile ileri gelenlerden “Boşnak-Zade Süleyman Bey "(BOŞANK) kent adına "Hoş geldiniz" diyerek karşılamışlardır.

 

ATATÜRK’ÜN KENDİ AĞZINDAN, SAMSUN’A ÇIKTIĞININ HATIRASI

Atatürk, büyük zaferden sonra, 20 Eylül 1924 de tekrar Samsun’a gittiği zaman, belediyede şerefine verilen ziyafette, ilk gelişinin hatırasını şöyle anlatmıştır:“”Düşmanlar İzmir’e çıktıkları ve bütün vatanı parçalamaya karar verdikleri günlerde idi ki, İstanbul’dan çıkarak, Samsun’a gelmiştim. Bu güzel şehirde yabancı askerler dolaşıyordu. Ahalinin dahil ile bağlılığı, Merzifonda bulunan yabancı askerlerle kesilmişti. Karadeniz’e açık olan bu şehir ve onun vatanperver halkı düşman donanmasının tehdidi altında bulunuyordu fakat bunlara rağmen ben Samsun’u ve Samsun’luları gördüğüm zaman memleket ve millete ait bütün tasavvurlarımın, kararlarımın herhalde kabili istihsal olduğuna bir defa daha kuvvetle kani oldum. Samsun’luların vaziyetlerinde gördüğüm, gözlerinde okuduğum vatanperverlik ve  fedakârlık, beni, müspet kanaate ulaştırmaya kafi gelmiştir.””İşte bu sözler, Türk Kurtuluş ve İnkılap Tarihi’nin ne zaman başladığını göstermeye kafidir.

 

ATATÜRK VE ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞININ FELSEFESİ

 

Mustafa Kemal'in meydana çıkma kendi vasıfları ve müdahaleleri ile milletine, kavmine veya çağına şekil veren, yön tayin eden bir şahsiyetin karar ve hareket sahasına çıkışıdır. İşgalci devletlerin kutsal vatan topraklarını işgalleri esnasında ve işgal süresince atalarımız birçok işkence ve zulme uğradılar. Ama onlar bizlere gelecekte daha mutlu ve onurlu bir yaşam için her şeye severek göğüs gerdiler. Ancak, Onların ve bu yüce milletin hiçbir zaman kabul etmedikleri bir gerçek vardı. Bu yüce insanlar iki şeye İstiklal ve Hürriyetine aşıktılar. Bu konuda Yüce Atatürk: "Özgürlük ve Egemenlik benim karakterimdir" diyordu. Bunun için Ulusal Kurtuluşumuzun parolasını " Ya İstiklal Ya ölüm " vecizesi ile tespit etmişti. İşte bu amaç uğruna Milletine rehberlik ve önderlik etmek üzere 16 Mayıs 1919 tarihinde Samsun'a doğru yola çıkmıştı. Yollar vardır meçhulün önümüze serdiği çizgilerdir. Bu yollarda yolcu talihinin tezgâhında kendi kaderini dokur. Mustafa Kemal 'in Samsun'da başlayıp Erzurum'a Sivas'a çıkan ve sonra Ankara'ya, İzmir’e ulaşan yolculuğu böyle bir yolculuktu. Bu yollarda O talihi ile boğuştu kaderini dokudu ve Onun kaderi, bizim kaderimiz oldu.

SAMSUNA ÇIKTIKTAN SONRA ULUSAL KURTULUŞ İÇİN MUSTAFA KEMEL PAŞA NASIL BİR STRATEJİ TESPİT ETTİ VE UYGULADI

Tarih 19 Mayıs 1919´dur, Mustafa Kemal, genç bir generaldir. Kendisi dahil 19 arkadaşı ile Samsun´a çıkmıştır. Görev emrinde, Karadeniz’de ve Anadolu’da çıkmış olan karışıklıkları düzeltmesi istenmektedir. Ancak, Mustafa Kemal, Samsun’dan “Anadolu İhtilalini” ve  “Kurtuluş Savaşı’nı” başlatmakta kararlıdır. “Özgürlük ve Egemenlik benim karakterimdir. Türk Milleti Esir yaşamaktansa  ölse daha iyidir. Ya İstiklal ya ölüm” parolası ile bu kutsal mücadeleye başlayan Ulu Önder Atatürk Ulusal Kurtuluş Stratejisini başarılı bir şekilde şöyle uyguladı.

Samsun’dan Sadrazam’a Çektiği ilk telgrafta İzmir´in İşgaline ve diğer eylemleriyle padişah idaresine tepkisini koymuştur. “Ne Millet”, ne “Ordu” varlığına karşı yapılan bu haksız saldırıyı içine sindirip kabul etmeyecektir.”

29 Mayıs 1919, Havza´dan yayınlandığı ilk genelgede: “Milli bağımsızlığın kurtarılması, ancak milletin yek vücut olarak yapacağı savunma ile kabil olacaktır”.

22 Haziran 1919 Amasya genelgesi´nde: “Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir. Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”

8 Temmuz  1919, M.Kemal´in askerlikten istifa edip “Milletin bir ferdi olarak.”Mücadeleye devam edeceğini ilan etmesi,

23 Temmuz – 7 Ağustos 1919, Erzurum kongresi: “Milli sınırlar içinde bulunan yurt parçaları birbirinden ayrılmaz bir bütündür. Milli gücü etken ve milli iradeyi egemen kılmak esas ilkedir.”

4-11 Eylül 1919, Sivas Kongresi: “Manda ve yabancı himayesi kabul edilemez.”

23 Nisan 1920 Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılması. “Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir” diyen bu yüce Meclis. 19 Mayıs 1919 da Atatürk´ün önderliğinde başlayan ve 26-30 Ağustos 1922 de Baş Komutanlık Meydan Muharebesi zaferini müteakip 9 Eylül 1922´de İzmir´de düşmanın denize dökülmesi ile sona eren Ulusal Kurtuluş Savaşını yönetmiş ve 29 Ekim 1923’de Çağdaş Cumhuriyeti kurmuştur.

MİLLİ MÜCADELENİN İLK MİTİNGİ

Pazar sabahı Mıntıka Palas kapısında “”Mercedes-Benz”” marka bir otomobil, Mustafa Kemal’i alarak Samsun’dan sessizce uzaklaştı. Takvimler 25 Mayıs 1919’u gösteriyordu. Mustafa Kemal Paşa bu küçük kasabada 12 Hazirana kadar kaldı. Bugün Havzada belediye binası önünde büyük bir miting tertiplendi. Cuma namazı kılındıktan sonra halk, miting alanında toplandı. Alanda konuşmalar yapıldı, şiirler okundu. Bu konuşmalardan sonra Sıtkı Hoca kürsüye çıkarak “cihadın hangi koşullar içinde farz olduğunu ve bugün Türk Müslüman’larının maruz bırakıldığı büyük tehlikeyi bütün felaketleriyle anlattı. “Allah’ın Peygamber’in emirlerini açıkladı ve şöyle hitap etti:” “Yangın bacayı sardı, yanıyoruz, tek çaremiz silaha sarılmaktır! Derhal silahlarınızı temizleyiniz. Silahı olmayan baltasını hazırlasın, balta bulamayan kuvvetli bir odun alsın eline, derhal saldıracağız! Önce içimizdeki ekmek hakkı bilmez hainleri temizleyeceğiz sonra da yurdumuzu işgal eden düşmanları” dedi.

ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞINDA ADANA’NIN YERİ VE ÖNEMİ

Mustafa Kemal Paşa’nın 31 Ekim 1918 günü Adana’da devralmış olduğu Yıldırım Orduları Gurup Komutanlığı’nın ömrü 10 Kasım 1918 gününe kadar ancak onbir gün sürdü.

Mustafa Kemal Paşa 31 Ekim 1918 Günü Adana’da Yıldırım Orduları Gurup Komutanlığını Alman Generali Liman Von Sanders’ten teslim aldı. Devir teslim töreninde Alman General Mustafa Kemal Paşa hakkında çok güzel bir konuşma yaptı. Konuşmanın sonunda “ Bizler için her şey bitti. Yenildik” der demez Mustafa Kemal Paşa “Müttefiklerimiz için her şey bitmiş olabilir. Bizim savaşımız, Ulusal Kurtuluş Savaşımız şimdi başlıyor.” Diyerek gerekli cevabı verdi. Daha sonra 5 Kasım 1918 tarihinde Mustafa Kemal Paşa Konya Ereğli’sinde bulunan 20. Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa’ya Adana’ya davet ederek burada kendisiyle tarihi bir görüşme yaptı. Ali Fuat Paşa’ya şunları söyledi:” Padişahtan ümidi kestim artık millet kendi haklarını kendisi aramalı ve bizimde halka yardımcı olmamız gerekir” dedi ve sonra Ali Fuat Paşa’ya aynı fikirde olup olmadığını sordu. Ali Fuat Paşa “Aramızda tam bir mutabakat var Paşam” diye cevap verdi. Bu kafasında oluşturduğu ve Adana’da 5 Kasım 1918 de Cumhuriyet otelinde, 7 Kasım 1918 de Kırmızı Konak’ta (Şimdiki İstiklal İlköğretim Okulunda), 8 Kasım 1918 de Adana havaalanı karşısındaki Aliye Yerdelen Hanıma ait konakta Adana’mızın ileri gelenleri ile toplantılarda dile getirdiği Ulusal Kurtuluş düşüncesini ilk karar verdiği Adana’ya büyük zaferden sonra 15 Mart 1923’te eşi Latife Hanım’la  geldiğinde “Bende bu vakayiin ilk hissi teşebbüsü bu memlekette, bu güzel Adana’da doğmuştur” demek suretiyle açıklamış ve tarihe mal etmiş bulunuyordu.

Adana’nın mutluluğu, Ulusal Bağımsızlık ve Egemenlik düşüncesinin Atatürk’ün kafasında oluşturduğu bir şehrin oluşu Adanalılar için bir mutluluk ve gurur kaynağıdır. Bu mutluluğa eklenen diğer bir mutluluk da, büyük zaferden sonra Mustafa Kemal Paşa’ya ilk bağrına basan şehir olmasından ileri gelmektedir.

ÖNDER KİMDİR VE NASIL BİR YETENEĞE SAHİP OLMALIDIR? ATATÜRK HANGİ LİDERLİK VASIFLARINA SAHİPTİ?

Önder O’dur ki; Ulusuyla kaynaşsın, ulusuna örnek olsun ve onun geleceğine ışık tutsun. İşte Atatürk!.. O, bu yönleriyle Türk Ulusu’nun sinesinde yeşermiş, dal budak salmış ve bu özelliği ile tüm ulusların da saygınlığını da kazanmıştır. Bu nedenledir ki; Onun açtığı özgürlük ve bağımsızlık yolunda ve izindeyiz. Devrimlerinin koruyucusu uygulayıcısı ve savunucusuyuz.

19. Mayıs 1919’da Samsun’da; Türk Ulusu’nun yüreğinde Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ateşlediği, “Bağımsızlık ve Özgürlük Meşalesi” Ulusumuzun, Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi bugün de tek ve en güçlü aydınlatıcısıdır. Bunun yanı sıra ve bu niteliği ile daha pek çok tutsak ulusun da örnek meşalesi olmuştur. Atatürk’ün Samsun’a Çıkışının 98. Yıl Dönümünde de, bu meşalenin aydınlığında atılan her adımdan ilk günkü kadar mutluyuz, gururluyuz. Ulusça daha nice yıllar ve yüzyıllar, O’nu anacak, izleyecek, anlatacak ve ilkelerini savunacağız. Her yıl bir önceki yıla oranla daha içten, daha anlayarak yolunda yürüyecek ve çağdaş uygarlık düzeyine O’nun fikirleri ile erişeceğiz.

ATATÜRK'ÜN LIDERLIK VASIFLARI NELERDİR?

Atatürk'ün hayatı boyunca bütün hayat hikayesi, Onun mizaç ve şahsiyeti bütün şartlar, olaylar ve yaşadığı atmosfer içinde iyice izlendiği zaman, görülecektir ki Atatürk'ün bu hadiseye hâkim olan ruh yapısını kısaca, üç unsurda toplamak mümkündür. 1. Önsezi, 2. Mantık ve 3. Meşruluk duygusu. Bize göre Atatürk'ü Atatürk yapan vasıfların başında gelen üç temel vasfı bunlardır.

Ancak Atatürk, Ülkesi ve milleti adına bir karar tasarlarken ve verirken hep bu üç temel vasfını birlikte kullanmıştır. Hiçbir zaman bu vasıfları ayrı ayrı kullanmamıştır. Bu nedenle hep başarılı olmuş, hiç yenilmemiştir. Ve en büyük zaferlerin sahibi olmuştur. Böylece milletini bağımsızlığa ve mutluluğa ulaştırmıştır.

Atatürk Liderlik Felsefesinin ana hatlarını bakın nasıl tespit etmişti:

“Ben ne diktatörüm ne macera peşinde koşarım, ne de mağlubiyeti kabul eden bir kimseyim. Ben, yalnız milletimi düşünür, onun için yaşarım. Benim ve Milletimin hakkı olan her şeyi alırım, alamayacağım hiçbir şey yoktur.”Şimdiye kadar millete yapamayacağım bir şeyi vaat etmedim. Ben yapacağım dediğim zaman, buna inanmayanlar vardı. Buna rağmen hareket ettim, görüyorsunuz ki başardık.””

 

 

 

SEVGİLİ GENÇLER, SAYGIDEĞER VATANDAŞLARIM!

Bundan 98 yıl önce bugün, küçücük Bandırma Vapuru ile yaptığı tehlikeli bir yolculuktan sonra; ulusun tek ümidi, yıllardır hasretle beklediği muzaffer ve kahraman komutanı Mustafa Kemal Paşa, buradaki rıhtımda karaya çıkmıştı. Bu muzaffer komutan, bilinmeyen bir geleceğe, heyecanlı fakat vakur ve emin bir adımla başlıyordu. Azimliydi, kararlıydı ve kalbi güven ve inançla doluydu, muvaffak olacağından emindi çünkü o, ulusunun hasletlerini, kabiliyetlerini ve onun bağımsızlık aşkını çok iyi biliyordu. Samsun’a ilk ayak bastığında , yıllar sonra 20 Ekim 1927’de Türk Gençliğine hitabesinde “”Bir gün istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen vazifeye atılmak için içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin”” dediği gibi o gün, içinde bulunulan durumu düşünmüyor yalnız ve yalnızca büyük Türk Ulusu’nu esaretten kurtarmayı düşünüyordu.

Samsun’da alevlenen özgürlük meşalesi daha sonra Amasya, Erzurum, Sivas ve adım adım bütün Anadolu’da kalplerdeki ateşi tutuşturmuş ve bu ruhla bir çığ gibi büyüyen milli irade, önüne çıkan bütün engelleri parçalayıp aşarak Türk ulusunu hakkı olan bağımsızlık ve özgürlüğüne kavuşturmuş ve modern Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.

Bu mutlu ve onurlu günleri bizlere armağan eden, bizleri özgürlük ve egemenliğimize kavuşturan, ay yıldızlı bayrağımızı semalarımızda dalgalandıran Ulu Önder Atatürk ve Silah Arkadaşları ile aziz şehit ve gazilerimizin manevi huzurunda saygıyla eğiliyoruz.

Ruhları şad olsun!

KAYNAKÇA:

 

  1. NUTUK, MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
  2. ÇANKAYA FALİH RIFKI ATAY
  3. KILIÇ ALİ’NİN ANILARI DERLEYEN HULUSİ TURGUT
  4. 28 ŞUBAT VE DEMOKRASİ PROF. DR. EMRE KONGAR
  5. TEK ADAM CİLT 1 VE 2 ŞEVKET SÜREYYA AYDEMİR
  6. ATATÜRK’ÜN BAĞIMSIZLIK SAVAŞINA NASIL BAŞLADI REFİK NECDET AKTAŞ
  7. SAMSUN VALİLİĞİNİN 19 MAYIS 1981. 1 VE 29 EKİM 1981 2 TARİHLİ SAMSUN VE İLKADIM DERGİLERİ
  8. MİLLİ MÜCADELE ANILARI ALİ FUAT CEBESOY
  9. İSMET İNÖNÜ HATIRALAR SABAHATTİN SELEK
  10. İHANET BASINI AYDIN KELEŞOĞLU
  11. ATATÜRK’ÜN ADANA SEYAHATLERİ TAHA TOROS
  12. ATATÜRK’ÜN ANILARI İSMET GÖRGÜLÜ

 



298 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ATATÜRK ÜZERİNE - 01/01/2019
‘ ALLAH´IN BANA BU EVLADI VATANI KURTARMAK İÇİN GÖNDERDİĞİNE İNANIYORUM.‘
TEOKRATİK VE MONARŞİK SALTANAT DÜZENİNİN YIKILIŞI ÇAĞDAŞ BİR DEVLETE DOĞRU - 09/11/2018
"Bir gün gelecek, ben hayal zannettiğiniz bütün, inkılâpları başaracağım. Mensup olduğum millet bana, inanacaktır. Saltanat yıkılmalıdır. .Din ve devlet birbirinden ayrılmalı, şarktan benli
TÜRK ULUSUNUN ÇAĞDAŞ CUMHURİYET YÖNETİMİNE KAVUŞMASININ 95. YIL DÖNÜMÜ KUTLAMASI - 29/10/2018
ATATÜRK UYARMIŞTI
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN - 29/08/2018
"Bu meydanda akan Türk kanları, bu gökyüzünde uçuşan şehit ruhları. devlet ve Cumhuriyet´imizin ölmez koruyucularıdır. " Mustafa Kemal Atatürk
MUSTAFA KEMAL PAŞA´NIN BAŞKOMUTAN OLUŞUNUN 97. YILDÖNÜMÜ KUTLAMASI - 07/08/2018
Türk Ordusunun Sakarya´nın doğusuna çekilmesinden sonra TBMM´de başlayan gizli oturumlarda Mustafa Kemal´e Meclisin tüm yetkile
ERZURUM KONGRESİ - 20/07/2018
ERZURUMLU MUSTAFA KEMAL
ATATÜRK’ÜN ÖZGÜRLÜK BİLDİRİSİ AMASYA GENELGESİ’NİN 99. YILDÖNÜMÜ KUTLAMASI - 20/06/2018
“Mademki milletimizin şerefi, haysiyeti, istiklali tehlikeye düşmüştür. Artık b
ATATÜRK YAŞIYOR BABA - 12/11/2017
ATATÜRK ÜZERİNE
CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN - 28/10/2017
" Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır. Ve Türk Milleti emniyet ve saadetinin kefili olan prensiplerle medeniyet yolunda, tereddütsüz yürümeğe devam edecektir." Mustafa Kemal Atatürk
 Devamı
Anlık
Yarın
31° 33° 23°
AlışSatış
Dolar5.74985.7728
Euro6.36106.3865