Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam140
Toplam Ziyaret834880
HABER VİDEOLARI
Ali Maralcan-E.Kurmay Albay
alimaralcan@hotmail.com
CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN
28/10/2017
" Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır. Ve Türk Milleti emniyet ve saadetinin kefili olan prensiplerle medeniyet yolunda, tereddütsüz yürümeğe devam edecektir."
Mustafa Kemal Atatürk

Bundan tam 94 yıl öncesi bugün, Osmanlı İmparatorluğunun 624 yıllık tarihinde insan haklarından yoksun, çağdışı mutlakıyet yönetiminin sona erdiği ve benim en büyük eserim Cumhuriyettir.” Diyen Atatürk´ün 29 Ekim 1933 de verdiği “Onuncu Yıl Nutku”nda, en büyük bayram olarak nitelediği “29 Ekim Cumhuriyet Bayramı,” ülkemiz ve milletimiz için kutlu ve mutlu olsun! Türkiye´de Cumhuriyete bir anda ulaşılmış değildir. 29 Ekim 1923´de cumhuriyetin ilanı, sosyal ve politik bir gelişmenin sonucudur. Cumhuriyet 29 Ekim 1923´de ilan edildikten sonra da, muhteva (öz) bakımdan demokratik bir nitelik kazanarak, modern anlamı ile değerini bulabilmek için gelişmeler göstermiştir.

Münir Hayri Egeli, Mondros Mütarekenamesinin imzasından sonra İstanbul´a gelen Mustafa Kemal Paşa´nın Padişah Vahdettin´le yaptığı görüşmeyi ve Padişahın Mustafa Kemal Paşanın sorusu üzerine verdiği cevaba ve Mustafa Kemal Paşa´nın padişahlar hakkındaki teşhisini kitabında kısaca açıklamaktadır. Mustafa Kemal Paşa, Padişahla olan konuşmasını naklettikten sonra şöyle söylemiştir:

- "O gün anladım ki padişahlar, milletlerinin kaderini değil ancak şahıslarının huzurunu düşünürler. O gün, Türkiye´yi ancak Cumhuriyetin kurtaracağına tamamiyla iman ettim."

Atatürk 26 – 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesini kazandıktan sonra 10 Eylül 1922´de İzmir´e girer. İzmir de Latife Hanım´ın evinde Halide Edip Adıvar ile karşılaştıklarında Halide Hanım: “Paşam artık en büyük zaferi kazandık bundan böyle sizinde dinlenmeniz gerekir.” Der demez 20. Yüzyılın en büyük komutanı ve devlet adamı olan Ulu önder Atatürk “Hiçbir zafer gaye değildir. Zafer, ancak kendisinden daha büyük olan bir gayeyi elde etmek için vasıtadır. Gaye fikirdir. Bir fikrin istihsaline dayanmayan zafer yaşamaz. Yoksa başlı başına zafer, boşa gitmiş bir gayrettir.”  "Benim için tek bir hedef vardır, o da cumhuriyettir." diyordu. Bu hedefin tespitinde Mustafa Kemal Paşa´nın hem başarılı bir komutan olması hem de liderliğinin etkisi çok büyük olmuştur. Başarılı bir komutan olarak Cumhuriyetin tesisi için, harp prensiplerinin ilk ve en önemli olanı "HEDEF" prensibini çok iyi tespit etmiştir. Lider olarak ise daha genç bir subayken cumhuriyet rejiminin hayaliyle yaşamış, bilahare uzun yıllar bu özlemini gidermek için mücadelesini sürdürmüş ve nihayet ulusal kurtuluş mücadelesinden sonra 29 Ekim 1923´de Cumhuriyeti kurmuştur. Atatürk cumhuriyet rejiminin en uygun devlet yönetimi olduğuna olan inancını şöyle ifade etmiştir: "Türk Milleti´nin karakterine ve adetlerine en uygun olan idare, cumhuriyet idaresidir."

CUMHURİYETİN İLANINDAN ÖNCE, YENİ KURULACAK DEVLETİN CUMHURİYETE YÜNELECEĞİ ATATÜRK NE ZAMAN VE NEREDE KARARLAŞTIRMİŞTIR?

“Neden mutlaka padişah fikrine saplanıyorsun. Halil diye bağırdı. Cumhuriyet yaparız."
Mustafa Kemal, Selanik´te arkadaşları ile yaptığı sohbetlerde geleceğe ait bu gibi tasavvurlarından bahsetmiştir. Mustafa Kemal´in Bulgar Türkoloğ İvan Manalofa Meşrutiyetten önce 1906 tarihinde Selânikte söyledikleri de dikkat çekicidir.
 "Bir gün gelecek, ben hayal zannettiğiniz bütün, inkılâpları başaracağım. Mensup olduğum millet bana,  inanacaktır. Saltanat yıkılmalıdır. .Din ve devlet bir; birinden ayrılmalı, şarktan benliğimiz sıyrılarak batı medeniyetine aktarmalıyız. Kadın ve erkek üzerindeki farklar silinerek yeni bir içtimai nizam kurmalıyız. Garp medeniyetine girmemize mâni olan yazıyı atar Latin kökünden bit alfabe seçmeli, kılık kıyafetimize kadar her şeyimizle garplılara uymalıyız.”

Selanik´te, Beyaz kule karşısında askeri bir kulüpte verilen bir konferanstan sonra, Mustafa Kemal bazı arkadaşları kulüp lokantasında konuşmaya dalmışlardır. Konferansçının Atatürk hakkında konuşmaları kendisini çok duygulandırmıştır ve coşmuştur.

-   "İnkılâbı ikmal etmek lazımdır. Biz bunu yapabiliriz.  Ben bunu yapacağım". Devamla,

"Evet, inkılâp yapacağız. Bu güne kadar yapılan inkılâp kâfi sayılmaz. Fazlasını yapacağız".

ATATÜRK´E GÖRE. CUMHURİYET NASIL BİR YÖNETİM ŞEKLİDİR? BU ÇAĞDAŞ YÖNETİM ŞEKLİNİ YÜCE TÜRK ULUSUNA KABUL ETTİRMEK İÇİN NASIL BİR YOL HARİTASI ÇİZDİ VE STRATEJİSİNİ NASIL TESPİT ETTİ?

Atatürk Cumhuriyetin anlamını kısa ve öz olarak şöyle tespit etmiştir: "Bugünkü hükümetimiz, Devlet teşkilatımız doğrudan doğruya milletin kendi kendine. Kendiliğinden yaptığı bir devlet teşkilatı ve hükümettir ki, onun ismi cumhuriyettir. Artık hükümet ile millet arasında mazideki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millettir ve millet hükümettir. Artık hükümet ve hükümet mensupları kendilerinin milletten ayrı olmadıklarını ve milletin efendi olduğunu tamamen anlamışlardır."
"Temeli büyük Türk milletinin ve onun kahraman evlatlarından mürekkep büyük ordumuzun vicdanında akıl ve şuurunda kurulmuş olan Cumhuriyetimizin ve milletin ruhundan mülhem prensiplerimizin bir vücudun ortadan kaldırılması ile bozulabileceği fikrinde bulunanlar. Çok zayıf dimağlı bedbahtlardır. Bu gibi bedbahtların. Cumhuriyetin adalet ve kudret pençesinde layık oldukları muameleye maruz kalmaktan başka nasipleri olmaz. Benim naçiz vücudum birgün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır. Ve Türk milleti emniyet ve saadetinin kefili olan prensiplerle medeniyet yolunda, tereddütsüz yürümeğe devam edecektir.

Cumhuriyetimiz öyle zannolunduğu gibi zayıf değildir. Cumhuriyet bedava da kazanılmış değildir. Bunu elde etmek için kan döktük. Her tarafta kırmızı kanımızı akıttık. İcabında müesseselerimizi müdafaa için lazım olanı yapmağa hazırız.″

Atatürk bu çağdaş devlet yönetimine ulaşmak için çok ülkenin siyasi durumunu, milletin sosyal yapısını ve dünyadaki mevcut devletlerin yönetim şekillerini araştırarak en uygun olan cumhuriyet rejimini tespit etmiştir. Bu tespiti yaptıktan sonra şu kuralı koymuştur. "Benim için tek bir hedef vardır. O da Cumhuriyettir." Bu hedefi tespit ettikten sonra amaca ulaşmak için uzun vadeli bir plan yapmıştır. Bu planda hedefi ele geçirmek üzere, devlet teşkilatının yönetimdeki aksaklıkları düzeltmek ve ulusun sosyal yapısını yeni rejime uygun hale getirmek üzere harekete geçmiştir.

Erzurum ve Sivas Kongresi´nin ardından Ankara´ya gitmeden önce arkadaşlarıyla birlikte Hacı Bektaş bucağına uğrar. Burada yatan ve Horasan´dan buraya gelmiş olan ünlü Sufi Hacı Bektaşı Veli´nin türbesini ziyaret eder.

Anadolu tasavvufi düşünürlerin en ünlülerinden olan Hacı Bektaşi Veli, aynı zamanda Alevilerin ve Bektaşiler için de çok önemli bir zattı.

Dergahı ziyaret ziyaret etmek üzere gelen Mustafa Kemal´i Bektaşi lideri Cemalettin Çelebi karşılar. O tarihlerde Anadolu´da yaşayan Alevi Cemaati´nin 3 ila 4 milyon arasında olduğu tahmin ediliyordu. Cemalettin Çelebi ve ileri gelenlerle gizli bir toplantı yapan Mustafa Kemal şu açıklamalarda bulundu:

1-Kurtuluş Savaşı´nı yapmak zorundayız. Savaşı kazanacağız. (O sırada İstanbul´un yanı sıra, Anadolu´nun da büyük bir bölümü işgal altındaydı.)

2-Padişah ve Halifelik kaldırılacak.

3-Egemenlik: Din, Dil, Mezhep ve tarikat ayrıcalığı olmadan Türk halkına ait olacak.

4- Halk kendisini yönetenleri seçecek.

5-Kadın – erkek eşitliği sağlanacak.

Görüşmeler sürerken, Cemalettin Çelebi, Mustafa Kemal´e: "Paşa hazretleri, cesaretli ve öngörüşlü yönetiminizde Türk Ulusu´nun düşmanı kahredeceğine inancım sonsuz. Ulu Tanrı´nın ulusumuza bağışlayacağı zaferden sonra Cumhuriyet ilanını düşünüyor musunuz?" dedi.

Çelebi´nin Cumhuriyet sözcüğünü böylesine açık yürekle söylemesi üzerine Mustafa Kemal Paşa heyecan ve dikkatle Cemalettin Çelebi´nin gözlerine bakıyor, biraz daha yaklaşıyor, onun elini avuçlarının içine alıyor. Kulağına fısıldar gibi yavaş fakat kararlı bir ses tonuyla: “ O mutlu günün ilanına kadar aramızda kalmak koşuluyla ‘evet´ Çelebi hazretleri, Cumhuriyeti ilan edeceğim.” O günlerde düşünülmesi bir yana akla dahi zor getirilebilecek bu büyük değişimleri kesin olarak başarabileceğinden bu kadar emin olabilmek, normal izah yollarıyla açıklanabilecek bir kararlılık değildir. Bir insanın bu kadar kendisinden emin bir tarzda hareket edebilmesinin tek bir izahı var: “Üstün Sezme Gücü…”

CUMHURİYET HUKUKİ VE SİYASİ YÖNDEN NASIL BİR ANLAM TAŞIMAKTADIR?

Cumhuriyet dar ve geniş anlamda kullanılır. Geniş anlamda cumhuriyette, egemenlik bir topluluğa aittir. Cumhuriyet deyiminin dar anlamı ise devlet başkanının doğrudan doğruya veya dolaylı olarak halk tarafından belirli bir süre için seçilmesi esasına dayanır.

Cumhuriyette egemenlik dar veya geniş bir kitleye aittir ve Devlet Başkanı da bu kitle içinde seçilir. Hakimiyetin sahibi kitle muayyen bir sınıf ise bu türlü cumhuriyetlere aristokratik cumhuriyet, başka bir deyimle seçkinler cumhuriyeti denilir. Kitle halk dediğimiz geniş bir topluluktan ibaret ise buna da demokratik cumhuriyet adı verilir. Bir anlamda Cumhuriyet- demokrasinin en gelişmiş şeklidir. Atatürk´e göre, "demokrasi prensibinin en asri ve mantık tatbikini temin eden hükümet şekli cumhuriyettir."

Cumhuriyet her türlü irs ve intikal yolunu ortadan kaldırır. Hükümet hizmetlerinin seçim yolu sağlanmasına imkân verir. Seçim, Devlet Başkanı için olduğu kadar, her iki meclis içinde söz konusudur. Cumhuriyet bütün idare edenlerin, Devlet Başkanı, Senatör ve Milletvekillerinin hepsinin seçimle işbasına gelmesini gerekli kılar. Ancak bu seçimler süre ile sınırlıdır. Ömür boyu hizmet ile cumhuriyet iki yönden bağdaşmaz. Önce bu hizmeti görenin politik sorumluluğunu bertaraf eder. Ayrıca ömür boyu hizmet, Devlet Başkanı için irsi gücünü zorla sağlamaya yöneltir. Demokrasi ile Cumhuriyetin yakın ilgisi vardır. Demokrasi, devletin en yüksek organından en aşağı basamaklarına kadar halk idaresinin egemenliği ilkesine dayanır. Cumhuriyeti yaşatacak ve ayakta tutacak tek kuvvet ise yurttaşın siyasal olgunluğuna ve ahlaki değerine dayanan kamu yararı düşüncesidir. Bu yönü ile cumhuriyet bir kişi veya zümre yararına değil kamu yararına dayanan ve kamu yararına göre yönetilen devlet şeklidir.

ESKİ TÜRK DEVLETLERİNDE VE OSMANLI İMPARATORLUĞUNDA CUMHURİYET ÖNCESİ UYGULANAN YÖNETİM ŞEKLİ NASILDI?

Eski Türk Devletlerinde ve Osmanlı Devletinde Devletin şekli olarak, modern anlamdaki Cumhuriyete, fikir ve uygulama olarak rastlamamaktayız. Ancak eski Türk devletlerinde, han´ın seçimle işbaşına gelmesi, seçim için belirli şartların mevcudiyeti, kurultayların danışma meclisi hüviyetinde görev görmesi, eski Türklerin Cumhuriyetin temel yapısını teşkil eden demokratik anlayışa ne ölçüde değer verdiğini göstermektedir. Eski Çağlarda, eski Türk Devletlerinde görülen bu gelişme, Osmanlı Devleti ile geriye yönelmiştir. Babadan oğula veya ailenin en yaşlısına intikal eden hükümdarlık, hanlık gibi sıfatlar, eski Türk gelenekleri ile bağdaşmamakta idi. Osmanlı Devletinin ilk kuruluşunda dahi seçimle Osman Bey´in, devlet yönetiminin başına geçmesine rağmen, daha sonraları irs ve intikal kanunları uygulanmaya konulmuştur. Osmanlı devlet düzeninin bu eski Türk geleneklerinden ayrılmasında İslâmi geleneklerin etkisi olduğu kadar, batıya yönelen ve fetih gücünü batıda arayan Osmanlıların sıkı bir merkezi otoriteye duyulan ihtiyacının da etkisi olmuştur. Şöyle ki, babadan oğula otomatik olarak intikal eden devlet başkanlığı, devletin başında bulunan hanın, sultanın ölmesi halinde bir rekabet mücadelesine yer vermemekte idi. Fransız İnkılabının ürünü olarak Cumhuriyet millet idaresine değer ve yer veren bir siyasi düzenin rejimi olmuştur. Ancak Osmanlı düşünürleri ve devlet yönetimi sorumluları imparatorluğu böleceği endişesi ile hep Cumhuriyetin karşısında olmuşlardır, Bu sebepten ötürü Osmanlılar Cumhuriyete itibar etmemişlerdir. Ancak devlet ve toplum hayatında modemleşme, Osmanlı ülkesini batının etkisi altında bırakmıştır. Fransız İnkılâbının fikri mirasının ürünü olan Cumhuriyet, her batılı siyasi düzene örnek ve model olmuştur. İstibdata karşı, baskıya karşı, uhrevi ve dünyevi otoriteyi birlikte, bir arada kullanan sultana karşı, doğru olan, adil olan, insan kişiliğine değer veren siyasi düzen olarak Cumhuriyet, Osmanlı Devletinin yıkılışı ile birlikte aranılan rejim olmuştur.

MODERN ÇAĞLARDA CUMHURİYET NASIL BİR GELİŞME GÖSTERDİ?

Modern çağlarda cumhuriyet, demokrasi ile bir arada, birlikte dile getirilmiştir. Cumhuriyet fikri, halkın serbestçe, iradesini kullanması, kendisini, idare edenleri serbestçe seçmesi anlamı ile birlikte değerlendirilmiştir. Bu bakımdan Cumhuriyet demokrasinin en gelişmiş şeklidir.

Ancak çağımızda, demokratik nitelikleri bulunan cumhuriyetler karşısında, halkına hak ve hürriyetleri kısıtlayan, antidemokratik cumhuriyetler de vardır. Merkezi Amerika ve Güney Amerika´da görülen adı cumhuriyet olmasına rağmen, askeri ve cunta diktatörlükleri ile marksist teoriye dayanan, sosyalist cumhuriyetler, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri birliği, Çin Halk Cumhuriyeti batılı anlamda, modern anlamda demokratik cumhuriyetin özelliklerini taşımazlar. Bu tip cumhuriyetlerde cumhuriyetçi idare, açık veya gizli diktatörlüğün bir aletidir,

ATATÜRK´Ü CUMHURİYETE YÖNELTEN SEBEPLER NELERDİ?

Atatürk´ün Devletin şekli ve siyasi rejimi olarak Cumhuriyete yönelmesinin sebepleri pek çeşitlidir.
Atatürk´ün Cumhuriyeti, devletin siyasi rejimi olarak seçmesinin ilk sebebi, çok uzun bir süreden beri Atatürk´ün cumhuriyetin özlemini duymuş olmasındandır. Daha önce de açıklandığı üzere, Atatürk gençlik yıllarında cumhuriyetin aşıkıdır. 1908 İnkılâbı ile tatmin olmayan genç kolağası Mustafa Kemal, inkılâbı bizzat kendisinin tamamlayacağını ifade etmiştir. Atatürk gençlik yıllarında Türkiye´yi modern devlet ve modern toplum olarak gerçekleştirecek tek siyasi rejimin cumhuriyet olduğu inancı içinde yaşamıştır.

Cumhuriyet, Atatürk´ün ve Türk milletinin karakterine uygundur. Cumhuriyet hürriyet rejimidir, hürriyetlerin en iyi korunduğu ve savunulduğu bir siyasi düzeni ifade eder.

Atatürk, "Hürriyet ve istiklal benim karakterimdir. Ben milletimin ve büyük ecdadımın en kıymetli mirasından olan istiklal aşkı ile yaratılmış bir adamım. Ben yaşayabilmek için mutlaka müstakil bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli istiklal bence bir hayat meselesidir"´ demekle, cumhuriyetin iki temel dayanağını dile getirmiştir. Atatürk´ün değerlendirdiği özgürlük ve bağımsızlık için en uygun ortak Cumhuriyettir. Atatürk´e göre, "Türk Milletinin tabiat ve adetlerine en uygun idare, cumhuriyet idaresidir." Türk toplumu demokratik bir yapıya sahiptir. Türkler hürriyetlerine ve bağımsızlıklarına son derece düşkündür. Türklerde bağımsızlık aşkı, bağımsız devlet kurmakla yaşamlarını sürdürmeleri bunun bir göstergesidir.

Türk toplumunda bir asalet sınıfı ve batı feodalizmine benzeyen ayrıcalıklar da yoktur. Bu bakımdan Cumhuriyet, hürriyet ve eşitlik ilkelerine bünyesinde yer veren bir düzen olarak Türk Milletinin de tabiat ve adetlerine uygundur.
Atatürk´ün, "Türk Milletinin tabiat ve adetlerine en uygun idare Cumhuriyet idaresidir" sözünün bir diğer dayanağı da tarihten gelmektedir.

Konunun tarihi açıdan önemi 7.IV.1924 de Yunus Nadi Bey´e verilen bir mülakat (söyleşi) vesilesiyle ortaya çıkmış ve dile gelmiştir.

"Ben Ankara´yı coğrafya kitabından ziyade tarihte öğrendim ve cumhuriyet merkezi olarak öğrendim. Hakikaten Selçuki idaresinin inkısamı üzerine Anadolu´da teşekkül eden küçük hükümetlerin isimlerini okurken bir takım beylikler meyanında bir de Ankara Cumhuriyetini görmüştüm. Tarih sahifelerinin bana bir cumhuriyet merkezi olarak tanıttığı Ankara´ya ilk defa geldiğim o gün de gördüm ki orada geçen asırlara rağmen Ankara´da hâlâ o cumhuriyet kabiliyeti devam ediyor. Türkiye´nin hemen bütün menatıkını gezdiğim ve gördüğüm için hükmettim ki o zaman isimleri cumhuriyet olmayan diğer yerlerin bugünkü halkı da aynı kabiliyetten asla uzak değildir" 

Atatürk´ü cumhuriyete yönelten en önemli sebeplerden biri de, cumhuriyetin en ileri devlet ve hükümet şekli olmasındandır.
Atatürk´e göre, "Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir."

Cumhuriyetin baş özelliği, millet egemenliğine dayanması, demokrasiyi sistem olarak benimsemesidir. Her demokratik rejim cumhuriyet olmamakla beraber, demokrasinin en gelişmiş şekli, en ileri hüviyeti ile görünümü cumhuriyetle sağlanır.

Atatürk´e göre, "Demokrasi prensibinin en asri ve mantıklı´ tatbikini temin eden hükümet şekli, cumhuriyettir."

Cumhuriyet millet egemenliğini belirleyen ve millet egemenliği ile bağdaşabilen tek rejimdir. Türk Milleti için bundan daha güvenli, daha doğru bir yol olamaz.

Atatürk, egemenliğin millete ait olduğu görüşünü işlemekle ve bu görüşü yeni Türk devletinin temel taşı yapmakla milli devletin devlet ve hükümet şeklinin de cumhuriyet olacağını ortaya atıyordu.

Hâkimiyetin Padişaha değil fakat kayıtsız şartsız ve doğrudan doğruya Türk milletine ait olduğu zihniyetini devlet hayatımıza kazandıran Büyük Atatürk olmuştur. Büyük insan daha Anadolu´da ayak basar basmaz bu fikri gerçekleştirmek azim ve kararıyla hareket etmiş ve Amasya´dan gönderdiği bir tamimle bunu gerçekleştirmeye çalışmıştır. Türk fikir ve siyasi hayatında ilk defa Devlet şekli olarak Cumhuriyeti cesaretle telaffuz eden, dile getiren ve savunan Atatürk olmuştur.

Atatürk başlangıçta yeni kurulan hükümetin ayrıca halk hükümeti olduğunu da söylemiştir. Atatürk´e göre, "Halk hükümeti, hâkimiyeti tamamen halka veren ve halk için çalışan bir hükümettir". Bu demokrasiden başka bir şey değildir. Halk hükümeti halkın saadeti ve refahı için çalışan ve egemenliği kayıtsız şartsız millete veren hükümettir. Bu hükümet düzeni daha sonra Cumhuriyete yönelmiştir.

Atatürk´e göre Cumhuriyet, "milletin yüksek siyasi ve iktisadi müessesesidir. Asri bir cumhuriyet kurmak demek, milletin insanca yaşamasını bilmesi, yaşamanın neye bağlı olduğunu öğrenmesi demektir."
Medeniyet dünyasının çağdaş yönetimi Cumhuriyettir. Cumhuriyet ise insanca yaşamın düzenidir. İnsanlığı Cumhuriyetle mutlu kılmak, cumhuriyet idaresinde insanı kıymetlendirmek demektir.

İnsanca yaşamak ideali de Atatürk´ü Cumhuriyete yönelten sebeplerden biridir.

Anıl Çeçen´e göre, "Cumhuriyet, yeni bir devlet biçimi olduğu kadar çağdaş bir toplum ve insan demektir."

Cumhuriyet insanları mutlu kılacak, adil bir düzenin ifadesi olduğu için, Atatürk Cumhuriyeti hep savunmuş ve onun özlemini duymuştur.

ARKADAŞLAR YARIN CUMHURİYETİ İLAN EDİYORUZ

Masada, İsmet Paşa, Milli Savunma Bakanı Kazım Özalp Paşa, eski kolordu kumandanı Sinop milletvekili Kemalettin Sami ve Halit paşalar, Rize milletvekili Ekrem ve Afyon milletvekili Ruşen Eşref beyler bulunuyordu.

Yemek sohbet şeklinde geçiyordu. Atatürk, orada olanlardan ülkenin genel durumu hakkında fikirlerini alıyordu. Konu ülkenin rejiminin ne olması gerektiğine geldiği zaman, herkes bu rejimin Cumhuriyet olması gerektiğinde hemfikirdi. Atatürk konuyu uzatmadan, yemeğin sonunda şöyle demişti:

“Arkadaşlar! Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz."

Atatürk yemekten sonra konuklarını yolcu ederken İsmet Paşa´nın Köşk´te kalmasını istemişti. Masada iki silah arkadaşı baş başa kalmıştı. İsmet Paşa Başbakanlıktan ayrılmadan önce, bu geceyi yani 28 Ekim gecesini Salih Bozok´a şöyle anlatmıştı:

Masa da Atatürk Hazretleri ile bas başa kalmıştık. Masanın üzerinde pek çok kâğıt ve kitaplar vardı. Paşa Hazretleri eli ile kâğıtları bir kenara ittikten sonra oturduğu koltuğun arkasına dayandı ve:

“İsmet, nereden nereye geldik görüyor musun?”

İsmet Paşa:

“Paşam biz bir yerden bir yere gelmedik. Siz bizleri bir yerden bir yere getirdiniz.”

Atatürk:

“Öyle söyleme Paşam İnönüler olmasaydı, bugün burada bu şartlar içinde olabilir miydik?”

İsmet Paşa:

“Paşa´m, İnönü´de zafer sizindir, imza benimdir.”

Atatürk:

“Barut kokusu, toz toprak, açlık, yoksulluk içinde Türk askerinin mücadele gücü inanılır gibi değildi. Şimdi onların ailelerine güzel bir gelecek hazırlamak bizim görevimiz İsmet. Zaten sen bu geleceğin temelini Lozan´da attın.”

İsmet Paşa:

“Paşam, başımızda siz olmasaydınız, kırgın, bitkin, küskün, yorgun insanları bir çırpıda güçsüz iken kuvvetli, kaçak iken gönüllü, ürkek iken kahraman yapmasaydınız, biz bu akşam bu masanın başında olmazdık.”

Atatürk:

“Hadi Paşam çalışmaya başlayalım.”

TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLAN EDİLİYOR

İki arkadaş sabaha kadar çalışmış ve ilan edilecek olan Cumhuriyet´in önceden ana hatları tamam olan, Anayasa´sını hazırlamaya başlamıştı.

29 Ekim sabahı, Atatürk ve İsmet Paşa Çankaya Köşkü´nden Meclise gelmişti. Meclis sabah saat 10.00´da toplanmış ama hükümet ile ilgili bir karar alınmamıştı. Bir önerge verilerek Atatürk´ün Meclis grubuna davet edilmesi istenmişti. Kürsüye gelen Atatürk kısa bir konuşma yapmıştı, Kendisine bir saat zaman verilemesini istemişti. Bu sürede Atatürk, bazı milletvekilleri ile ikili görüşmeler yapmıştı. Meclis´in öğleden sonraki toplantısında ilk sözü Atatürk almıştı.

Muhterem arkadaşlar! Halletmekte müşkülata uğradığınız meselenin sebep ve illeti bütün arkadaşlarca anlaşılmış olduğu kanaatindeyim. Kusur, takip etmekte olduğumuz usul ve şekildir. Heyeti umumiyenizin hep birden vekiller heyetini seçmeye mecbur olmanızda görülen müşkülatın halli zamanı gelmiştir.

"Yüksek heyetiniz bu müşkülün halline beni memur ettiniz. Ben de bundan ilham alarak, düşündüğüm şekli tespit ettim. Onu teklif edeceğim. Teklifim kabule mazhar olursa, kuvvetli ve mütesanit (birbirine kaynaşmış) bir hükümet teşkili kabil olacaktır. Devletimizin şekil ve mahiyetini tespit eden ve hepimiz için bir gaye olan Teşkilâtı Esasiye Kanunumuzun bazı noktaların! tavzih (açıklığa kavuşturmak) lazımdır. Teklifim şudur." O zaman, tasarısını Meclis kâtiplerinden birine verir. Tasarı okunur. Gazi´nin teklifi, cumhuriyeti getirmekteydi...

Kısa bir açıklamanın ardından Meclis Başkanlığı´na vermiş olduğu Cumhuriyet rejimi ile ilgili önergenin okunmasını istemişti. Önerge hemen gündeme alınmış ve görüşmeler başlamıştı.

Grupta cereyan eden uzun müzakereler sonunda, Cumhuriyetin ilanı kabul edildi. Parti Grubu´ndan sonra, Meclis toplanarak hazırlanan kanun tasarısını aynen kabul etti. "Yaşasın Cumhuriyet" sesleri arasında gece saat 20.30´da Cumhuriyet ilan edildi. Cumhuriyetin ilanı 1921 tarihli Anayasanın bazı maddelerinin değiştirilmesine dair 364 no´lu kanunun kabulü ile olmuştur. Bu kanunla, Anayasanın 1, 2, 4, 10, 11 ve 12´nci maddeleri önemli ölçüde değiştirilmiştir. Bu önemli değişiklikler, 29 Ekim günü yapılmış ve aynı gün, Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılarak, Gazi Mustafa Kemal Paşa oybirliğiyle yeni Türk Devletinin ilk Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Hemen herkes önerge için olumlu görüş bildiriyordu. Birden Meclis´in renkli kişilerinden. Antalya milletvekili Rasim Kaplan Hoca bir konuşma yapmış ve sözlerini, "Yaşasın Cumhuriyet!" diye bitirmişti.

ÜNLÜ TARİHÇİ VE YAZARLARIN CUMHURİYETİ DEĞERLENDİRME VE YORUMLARI

Norbet Von Bischoff a göre de, "İhtilâl, üç buçuk yıldan beri gebe olduğu Cumhuriyeti doğurmuştur."

Tarihçi, Arnold Toynbee´ye göre, Türkiye´de, "Demokrasi olgunlaşmamışsa bile, ilerlemişti ve Cumhuriyet; demokrat fikirli bir ulusun kesin ifade, yoluydu. Cumhuriyet fikrinin tümü, bir tek ulusun, halkının büyük çoğunluğu tarafından onaylanan ve paylaşılan fikriydi."

Enver Ziya Karal, yeni Türk Devletinin adının Cumhuriyet olmasını üç nedene bağlamaktadır. "Birinci ve önemli neden, halifelik ve saltanattan yana olanların boş gibi sandıkları devlet başkanlığı makamı için bunalımlar yaratmalarını önlemek idi. İkinci neden, Türkiye´nin dış ilişkilerinde yabancı devletlerin Türkiye´de siyasal rejimin istikrara kavuşmamış olduğu yolundaki kuşkularını önlemek, üçüncüsü de, yeni Türkiye Devletinin modernleşmesi yolunda yapılacak devrimlere karşı, dinsel bir örgüt olarak yaşamakta olan halifelikten gelebilecek direnmeleri kırmak idi.

Atatürk bu nedenlerle 1923 Eylülünden bu yana, Cumhuriyetin duyurulması sorunu ile yakından ilgilenmeye başladı."

Ahmet Ağaoğlu´na göre, Cumhuriyet Türk inkılâbının halkalarından biriydi.

"Şark´ta (Doğuda) ilk kere demokratik bir Cumhuriyet kuran O´dur. Şark´ta ilk kere dini dünyadan ayıran O´dur. Şark´ta ilk kere medeni beşeriyetin (uygar insanlığın)  müşterek (ortak) bir aile olduğunu ilan ve bu aile efradı (üyeleri) arasındaki hâileleri  (engelleri) kaldırmaya azmeden O´dur."

SONUÇ OLARAK

Cumhuriyet bir devlet şeklidir. Aynı zamanda siyasi rejimin de adıdır. Biz de Cumhuriyetin kurulması ile ilgili araştırmalarda şu sonucu varmış bulunmaktayız. Modern anlamda Cumhuriyeti Türk veya İslam geleneklerine bağlamak, kurultay, saltanat şuraları ve benzeri bir takım organların evrimi olarak göstermek mümkün değildir. Cumhuriyet özellikleri ile Fransız inkılâbından sonra, teoriden uygulamaya yönelmiştir. Milli egemenlik ilkesi cumhuriyetin oluşmasında başlıca etken olmuştur. Kişisel egemenlik yerini millet iradesine bırakmış; millet iradesinde gerçekleşme imkânını genel oya dayanan seçimlerde görmüştür. Cumhuriyetin başlıca özelliği, çoğunluğu halka ait bir yönetim oluşu ve yüksek yöneticilerin de seçimle işbaşına gelmesidir.

Kurtuluş savaşı sonunda kazanılan zafer, doğrudan doğruya Türk milliyetçiliğinin bir zaferi, cumhuriyet ise bu zaferin bir meyvesi olmuştur.

Cumhuriyet yeni ve modern bir müessesedir. Osmanlı Devletinde yer almayan, mevcut olmayan bir müessese yeni Türk devletinin bir özelliğini oluşturmuştur. Cumhuriyet yeni ve modern bir müessese olarak, Türk İnkılâbının Türk Milli mücadelesinin ürünü olmuştur.

Türkiye´de Cumhuriyet, tarihi, sosyal ve kültürel sebeplerle kurulmuştur. Türkiye´de Cumhuriyet güven sağladığı gibi geleceğe bakan yönüyle yeni bir hayatın müjdecisi olmuştur.

Çağımızın en büyük ve en güçlü insani Atatürk, Türk Milletinin kaderini Cumhuriyetle çizerken, ileri ve medeni bir toplum olmanın gereğini de ortaya koymuştur.

Devlet şekli Cumhuriyet olan yeni Türk Devleti, Misak-ı Milli ile çizilen, milli sınırların üzerinde milli devlet anlayışını, millet ve devlet birliğini ve bütünlüğünü ifade eder.

SONSÖZ

SAYGIDEĞER VATANDAŞLARIM VE SEVGİLİ ADANA´LI HEMŞERİLERİM!

Cumhuriyeti ve devrimlerini ilelebet yaşatmak için takip etmemiz gereken yolun rotası ve stratejisinin özü ve esası şudur:

Ulusça bilmeliyiz ki, milletimizin kurtuluşu ve çağdaş uygarlık düzeyine ulaşması ulu önder Atatürk´ü iyi anlamakla, onun yolundan gitmekle, ilke ve devrimlerini tek rehber yapmakla mümkündür. Milletine bu kadar güzel ve hayırlı miraslar bırakan, hayata gözlerini rahatça kapayan dünyada pek az adam yetişmiş veya hiç yetişmemiştir. İşte bu nedenledir ki çağdaş Atatürk´ün Türkiye´si olmak,  ilk ve tek hedefimizdir. Behemahal bu hedef mutlaka gerçekleşecektir.

Sevgili gençler! Cumhuriyetin ne kadar büyük bir nimet olduğunu anlamak için Afganistan´ı, Irak´ı, İran´ı, Pakistan´ı, Emirlikleri, Suudi Arabistan´ı, Suriye´yi, Mısır´ı, Libya´yı, Tunus´u, Cezayir´i, Fas´ı, Müslüman Afrika´yı düşünün. Cumhuriyetin önünde hazır bir model yoktu. Yolunu düşünerek, arayarak, deneyerek açtı. Şartlardan, ihtiyaçlardan, imkânlardan, tarihten yararlandı. Para yok, kredi yok, yetişmiş yeterli sayıda eleman, uzman yok, araç-gereç yok. Osmanlıdan borca batık bir miras kalmış. O altın kuşağın iki gücü vardı sadece: Akıl ve yurtseverlik. Bu iki güçle yola çıktılar. Mucizeler yarattılar.

Bu mutlu ve gurur dolu günleri bizlere armağan eden, Yüce ulusumuza kendi kendini yönetme yetkisi veren, çağdaş cumhuriyeti bizlere armağan eden başta ulu önder Atatürk ve silah arkadaşları ile bu konuda emeği geçen dönemin değerli milletvekillerinin manevi huzurunda saygı ve hürmetle eğiliyoruz! Ruhları şad olsun!

KAYNAKÇA:

TEK ADAM CİLT 2 VE 3 ŞEVKET SÜREYYA AYDEMİR
GAZİ PAŞAM. CEVAT ŞENOL
ATATÜRK HAKKINDA HATIRALAR VE BELGELER PROF.DR. AFET İNAN
CUMHURİYET MUCİZESİ CİLT 1 VE 2 TURGUT ÖZAKMAN
ŞU ÇILGIN TÜRKLER TURGUT ÖZAKMAN
ATATÜRK VE İZMİR HARİKA YAMAK
GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER KAHRAMAN YUSUFOĞLU
ATATÜRK VE CUMHURİYET PROF. DR. HAMZA EROĞLU
ATATÜRK´Ü ANLAMAK VE TANIMAK PROF. DR. CAVİT ORHAN TÜZEN
İSMET İNÖNÜ HATIRALAR SABAHATTİN SELEK
 


268 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ATATÜRK ÜZERİNE - 01/01/2019
‘ ALLAH´IN BANA BU EVLADI VATANI KURTARMAK İÇİN GÖNDERDİĞİNE İNANIYORUM.‘
TEOKRATİK VE MONARŞİK SALTANAT DÜZENİNİN YIKILIŞI ÇAĞDAŞ BİR DEVLETE DOĞRU - 09/11/2018
"Bir gün gelecek, ben hayal zannettiğiniz bütün, inkılâpları başaracağım. Mensup olduğum millet bana, inanacaktır. Saltanat yıkılmalıdır. .Din ve devlet birbirinden ayrılmalı, şarktan benli
TÜRK ULUSUNUN ÇAĞDAŞ CUMHURİYET YÖNETİMİNE KAVUŞMASININ 95. YIL DÖNÜMÜ KUTLAMASI - 29/10/2018
ATATÜRK UYARMIŞTI
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN - 29/08/2018
"Bu meydanda akan Türk kanları, bu gökyüzünde uçuşan şehit ruhları. devlet ve Cumhuriyet´imizin ölmez koruyucularıdır. " Mustafa Kemal Atatürk
MUSTAFA KEMAL PAŞA´NIN BAŞKOMUTAN OLUŞUNUN 97. YILDÖNÜMÜ KUTLAMASI - 07/08/2018
Türk Ordusunun Sakarya´nın doğusuna çekilmesinden sonra TBMM´de başlayan gizli oturumlarda Mustafa Kemal´e Meclisin tüm yetkile
ERZURUM KONGRESİ - 20/07/2018
ERZURUMLU MUSTAFA KEMAL
ATATÜRK’ÜN ÖZGÜRLÜK BİLDİRİSİ AMASYA GENELGESİ’NİN 99. YILDÖNÜMÜ KUTLAMASI - 20/06/2018
“Mademki milletimizin şerefi, haysiyeti, istiklali tehlikeye düşmüştür. Artık b
ATATÜRK YAŞIYOR BABA - 12/11/2017
ATATÜRK ÜZERİNE
ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN - 28/08/2017
YÜCE TÜRK ULUSUNUN ÖZGÜRLÜK VE EGEMENLİĞİNE KAVUŞTUĞU “KUTSAL SAVAŞ” BAŞKOMUTANLIK MEYDAN MUHAREBESİ ZAFERİNİN 95. YIL DÖNÜMÜ KUTLAMASI
 Devamı
Anlık
Yarın
31° 33° 23°
AlışSatış
Dolar5.53595.5581
Euro6.13716.1617