Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam278
Toplam Ziyaret838520
HABER VİDEOLARI
Ali Maralcan-E.Kurmay Albay
alimaralcan@hotmail.com
ATATÜRK YAŞIYOR BABA
12/11/2017
ATATÜRK ÜZERİNE

“Büyük adamlar yetiştiren bir ırk, herhalde büyük bir ırktır. Bir kavmi anlamak için, onun ırkını, liderini tetkik etmekten daha iyi vasıta yoktur. Bugün herhangi bir yerde, kendisinden üstün bir devlet adamı bulunmayan Mustafa Kemal gibi büyük, liyakatli bir zatı Türkler yetiştirdiler, Türkiye´yi tetkik etmek için arayacağımız en iyi yol, onun başındaki zatla işe başlamak; kurtarıcı ve milli kahraman olduğu kadar, dünya ölçüsünde devlet adamı olan Cumhurreisini tetkik etmektir.”
Charles Sheril

Amerikalı Diplomat
Bu yüce Türk ulusunun, onun önderliğinde 19 Mayıs 1919´ da başlayan ve 9 Eylül 1922´ye kadar devam eden Ulusal Kurtuluş zaferiyle, bizlere hürriyet ve istiklalimizi veren, 29 Ekim 1923 tarihinde 624 yıllık çağdışı Osmanlı Devletinin meşrutiyet yönetimine son verip ülkemizi çağdaş Cumhuriyet idaresine kavuşturan, ulu önder Atatürk´ün ebediyete intikalinin 79. yıldönümüdür. Yüce milletimizin başı sağ olsun!

ATATÜRK NASIL BİR ÖZEL VASIF VE KARAKTERE SAHİPTİR?
Mustafa Kemal Atatürk de, tarihi bir şahsiyettir. Bu şahsiyetin de tarihin akışında bir rolü vardır. Hem de, içinden çıktığı Türk toplumunun kaderine damgasını vuracak ve çağının olaylarına yön verecek kadar güçlü ve etkili bir rol. Bu bakımdan milletinin kaderine olan müdahalesi şüphe götürmez.

Çağımızın gelişmelerine olan müdahalesine gelince; onun Türkiye´de başardığı ve bütün sömürge, yarı sömürge ülkelerin milli kurtuluş hareketlerine önder olan, yön tayin eden siyasi ve iktisadi egemenlik savaşı dediğimiz hareket, onun çağdaş hüviyetinin diğer orijinal cephesidir.

Yani Mustafa Kemal Atatürk hem toplumumuzun ve devrimizin bir eseridir. Hem kendini yaratan bu toplumun ve çağın hayat ve kaderine tesir ederek onlara yön ve şekil vermiştir. Bu yön ve şekil verişte de bittabi ve her şeyden önce kendi beşeri varlığını ortaya koymuştur. Kendi hammaddesini, kendi kabiliyet kudret ve ihtiraslarıyla yoğrulmuştur. Bu suretle ve bu akış içinde, her tarihi şahsiyet gibi o da, kendini yaratmıştır. Zaten Tek Adam demek, bu demek değil midir?
“İnsan, kendini yapma kudretinin bir hammaddesidir.”
Tek Adam, bu hammaddeyi yoğurarak hem kendini yaratan, hem zuhuru; milletinin, kavminin, çağının tarihinde bir dönüm noktası olan Adam´dır.
“Mustafa Kemal Tek Adam´dı. Çünkü şartlar, olaylar ve yaşadığı atmosfer içinde kendi hammaddesini yoğurarak kendi kendini yarattı. Mücadelesi, milletinin kaderine damgasını vurdu. Ve hayatı, çağımızın yön tayin edici hadiselerinden biri oldu.

ATATÜRK NASIL BİR KAREKTERE SAHİPTİ VE YÜCE TÜRK MİLLETİNDEN BEKLENTİLER NELERDİ?
Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklale timsal olmuş bir milletiz.

Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklalden mahrum bir millet, medeni insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye layık sayılmaz.

Hürriyet ve İstiklal benim karakterimdir.Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevi, hususi ve resmi hayatımın her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millete şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir.

Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşayabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniye icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansız düşmanıyım.

Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar mahvolur. Milletlerin esirliği üzerine kurulmuş müesseseler her tarafta yıkılmaya mahkumdur.

Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.
Milli mücadelelere şahsi hırs değil, milli ideal, milli onur sebep olmuştur.
Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.

ATATÜRK´ÜN KİŞİLİĞİNE ÖZELLİK VE GÜZELLİK VEREN HUSUSLAR NELERDİR?
İnönü anlatıyor:
“Atatürk´ün genç zabitliğinde bilmediğimiz, meydana çıkmamış vasıfları, büyük vazifeler karşısında bulundukça kendini göstermiştir. Büyük hassaları vardır. Karar sahibidir, kararları açıktır. Ve bir defa karar verdikten sonra, onu tatbik ettirmek için şahsiyeti çok tesirlidir. Mesela, kumandanlıkta bu hassası bilhassa dikkati çeker. Muharebe meydanında yürütmek istediği muharebe şeklini, tertipleri en uzak yerde bulunan askere kadar duyurur, onun üzerinde kendi iradesini ve azmini şartlar ne olursa olsun hissettirdi. Bu bir kumandan için en büyük hasletlerden biridir. Askerlik vasıfları hakikaten yüksektir. Her millete, her devirde yüksek vasıfta kumandan sayılır.

Siyasi vasıflarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Bu ikisi birleşince Atatürk´ün şahsiyeti müstesna bir ölçüye çıkmış oluyor.
Siyasi vasıfları hakikaten çok yüksektir. Milli Mücadele´nin askeri safhada idaresi kadar siyasi idaresi de nazikti. Hatta daha nazikti denilebilir. Atatürk siyasi safhanın idaresinde de aynı derecede maharetli, hatta daha maharetli olmuştur. Mesela, benim kanaatimce Milli Mücadele´nin, bir Millet Meclisi kurularak onunla beraber yürütülmesi son derece güç, fakat harikulade isabetli bir karar olmuştur. Padişah idaresi, saltanat idaresi, büyün tarihten gelen mekanizma hayati bir mücadelede karşı tarafta bulunuyor…Bunun karşısında Millet Meclisi´nde ihtilalciler bir hükümet tekil ederek mücadeleyi devam ettirebiliyorlar. Askeri sahada, idari sahada, iç ve dış siyaset sahasında bu, harikulade bir buluştur. Emsali de hemen hemen yok gibidir.
Zannediyorum, anlattığım meziyetlerden sadece bir tanesi bir insanın hayatını dolduracak kuvvette de ehemmiyettedir.

ATATÜRK´ ÜN BAŞARI SIRLARI
Atatürk´te Vatan kavramı ve Ulus sevgisi
Atatürk´ü büyük yapan ve onu başarılı kılan iki unsur mevcuttur. Vatan kavramı ve Ulus sevgisi.
Vatan kavramı:
Mustafa Kemal, 1919´ a kadar asker kumandan bir kişi olarak, o zamanın vatan toprakları addedilen sınırlarında çarpıştı ve ordular yönetti.
Mustafa Kemal için vatan toprakları korunurken hayat feda etmenin fiili örnekleri gözleri önünde cereyan etmişti. Nice vatan evlatlarının savaş alanlarındaki önüm iniltilerini O, kulaklarıyla işitmiş, gözleriyle görmüştü. Devlet sınırlarını terk etmenin acısını büyük hüzünle hissetmişti.
Balkan Savaşı esnasında Trablusgarp´tan dönüşünde Mısır´a geldiği zaman, Makedonya´nın düşman eline düştüğü haberini almıştı. Bu haberden en büyük acıyı hissettiğini daima söylerdi. Doğduğu, büyüdüğü ve devrim fikirlerinin beslendiği şehir (Selanik) için, hayatının sonuna kadar hasret çekmişti.
O “Milli hudut dahilinde vatan bir külldür (bütündür)” cümlesini 23 Temmuz 1919 günü Erzurum Kongresinde tespit etmiş bulunuyordu. Misak-ı Milli ile tayin edilmiş olan bu Türk vatanını düşman istilasından kurtarmak gayesiyle vatan evlatlarının kanı dökülmüştü.
O, 1930 senesindeki bir ölüm haberi karşısında, yurt toprağı için Afet İnan´a şu cümleleri yazdırmıştı: “Yurt toprağı! Sana her şey feda olsun. Kutlu olan sensin. Hepimiz senin için fedaiyiz. Fakat sen Türk milletini ebedi hayatta yaşatmak için feyizli kalacaksın. Türk toprağı! Sen, seni seven Türk milletinin mezarı değilsin. Türk milleti için yaratıcılığını göster.

Ulus sevgisi
Atatürk, mukaddes vatan topraklarının üzerinde yaşayan, ulusunun sevgisiyle iş başarma yolunu tutmuştur. O, bu sevgiyi şu sözleriyle açıklıyor:
“Millet sevgisi kadar büyük sevgi yoktur. İstiklal Harbinde benim de milletime ettiğim bir takım hizmetler olmuştur zannederim. Fakat bunlardan hiçbirini kendime mal etmedim. “Yapılanın hepsi milletin eseridir” dedim. Aranacak olursa doğrusu da budur. Mazide sayısız medeniyet kurmuş bir ırkın ve milletin çocukları olduğumuzu ispat etmek için, yapmamız lazım gelen şeylerin hepsini yaptığımızı ileri süremeyiz. Bugüne ve yarına bırakılmış daha birçok büyük işlerimiz vardır. İlmi araştırmalar da bunlar arasındadır. Benim arkadaşlarıma tavsiyem şudur: Şahsınız için değil, fakat mensup olduğumuz millet için elbirliği ile çalışalım. Çalışmaların en büyüğü budur.
Atatürk fikirleri ve prensipleri tatbik mevkiinde gördüğü zaman huzura kavuşurdu. O, ulus sevgisinden ilhamını aldığı için, büyük işler başarabilmişti. Kişiliğini, bu varlığın büyüklüğünde bulmuştu. O aynen şöyle diyor:
“Bizim yolumuzu çizen, içinde yaşadığımız yurt, bağrından çıktığımız Türk milleti ve bir milletler tarihinin bin bir facia ve ıstırap kaydeden yapraklarından çıkardığımız neticelerdir.”

BAŞARI SIRLARININ GERÇEKLEŞMESİNDE ATATÜRK´ ÜN ÖZEL VASIF VE YETENEKLERİ NELERDİ?
ATATÜRK ÜLKESİ ADINA GİRİŞTİĞİ ASKERİ, SİYASİ VE DEVRİMLERİ İLE İLGİLİ KONULARIN ÇÖZÜMÜNDE;

Üstün Komutanlık vasıf ve yeteniğine, ulaşılması mümkün olmayan liderlik dehasına, sahip olduğu yüksek kültüre v kuvetli bir tevhit  şuuruna (Allahın birliğine inanma) sahip olması başarılarının gerçekleşmesinde önemli rol oynamıştır.

1.     ÜSTÜN KOMUTANLIK VE VASIF YETENEĞİNE SAHİP OLMASI:
Komutanlık yalnızca bir birliği komuta etmek, bir harekatın yapılması veya işlerin yürütülmesi için emir vermek değildir. Komutan komuta ettiği birliğin barışta ve savaşta; Hem Öğreticisi, Hem Yöneticisidir.

Bundan başka bir komutan, kültür denilen kavramda yatan incelikleri en kısa ve en gerçekçi yollardan astlarına aşılayan, kendisini her yönden astlarına kabul ettiren ve inandıran bir kimsedir. Komutan ve komutanlık üzerinde iki görüş vardır. birincisi yetenekli insanların eğitimle iyi bir komutan olabileceği, diğer bir görüş ise bir insan doğuştan askerdir.

Doğuştan itibaren komutanlığın temel niteliklerine sahip olan Atatürk 40 yaş gibi genç bir yaşta Başkomutan olmuş; Bu ülkeyi düşman işgalinden kurtarmış ve Türkiye Cumhuriyetini kurarak Türk Gençliğine emanet etmiştir.

Mustafa Kemal için askerlik bir sanattı. Kendine bu sanatı seçmişti. Kendini askerliğe vermişti. Ama harbi seven harpten anlayan adam değildi. Günlük hayatında anılarında harbi hiç bir zaman özlememiştir. 15/16 Nisan 1912 tarihinde Trablus´tan arkadaşı Salih BOZOK´ a yazdığı mektubunda “Bilirsin ben askerliğin herşeyden ziyade sanatkarlığını severim” diyordu.

Gerçek komutanlığın en belirgin niteliklerinden “İleri Görüşlülüğü, Kuvvetli Azim ve İradeyi, cüret ve Cesareti, soğukkanlılığı, sorunluluğu üstlenme ve İnsiyatif Kullanmayı, Kuvvetli Kişiliği, Astlarını iyi değerlendirmeyi” şahsında toplamış olan Atatürk, bu nitelikleri simgelercesine katıldığı bütün savaşlarda başarılı olmuş, komuta ettiği çeşitli büyüklükteki kıtaları savaş alanlarında zafer ulaştırmış, Türk topraklarını yer yer işgal etmiş olan düşman ordularını yenerek ülkeden atmış ve misak-ı milli hudutları içinde, ebediyete kadar yaşayacak olan Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurmuştur.

2.ULAŞILMASI MÜMKÜN OLMAYAN LİDERLİK DEHASI,

LİDER KİMDİR, LİDERLİK NE ANLAMA GELMEKTEDİR?

30 Ekim 1918´de imzalanan Mondros Mütarekesi gereğince, Ülke­nin İtilaf Devletleri tarafından işgal edilmiş olması, ordunun dağıtılmış olması ve elindeki silahların alınmış olması, parasal kaynakların yeter­sizliği, harbin sonunda yıkılmış harabe bir ülkenin başında İngilizlerin mandasına kendi ve ülkenin kaderini bağlamış olan Padişah ve kukla bir İstanbul Hükümeti sözüm ona devleti yönetiyordu.

Üstelik bu olumsuz koşulların arkasında Cumhuriyetin İlanı, Salta­natın ve Hilafetin kaldırılmasına kendisi ile birlikte Ulusal Kurtuluş Sa­vaşımıza katılan değerli ve kahraman bazı silah arkadaşları da muha­lefet etmekteydiler. Ancak bu komutanlar, askerlik mesleği konusu dı­şında yeterli bilgi birikimine sahip değillerdi. Ayrıca Lider hiç değil­lerdi.

Peki öyleyse, Lider kime derler? Lider bir amaç uğrunda yönetimde gücü ve etkisi olan kimsedir, önderdir, şeftir. Liderlik ise Lider olma sanatıdır.

ATATÜRK´ÜN LİDERLİK VASIFLARI NELERDİR?

Atatürk´ün ömrü boyunca bütün hayat hikâyesi, Onun mizaç ve şahsiyeti bütün şartlar, olaylar ve yaşadığı atmosfer içinde iyice izlen­diği zaman, görülecektir ki Atatürk´ün bu hadiseye hâkim olan ruh ya­pısını kısaca, üç unsurda toplamak mümkündür. 1. Önsezi (üstün sezme gücü), 2. mantık ve 3. meşruluk duygusudur. Bize göre, Atatürk´ü Atatürk yapan vasıfların başın­da gelen üç temel vasfı bunlardır.

Ancak Atatürk, Ülkesi ve milleti adına bir karar tasarlarken ve ve­rirken, hep bu üç temel vasfını birlikte kullanmıştır. Hiçbir zaman bu vasıflarını ayrı ayrı kullanmamıştır. Bu nedenle hep başarılı olmuş, hiç yenilmemiştir. Ve en büyük zaferlerin sahibi olmuştur. Böylece mille­tini bağımsızlığa ve mutluluğa ulaştırmıştır.

ATATÜRK´E GÖRE LİDERLİK NE ANLAMA GELMEKTEDİR?

 ″Bir yolcunun yolda yürüyebilmesi için ufku görmesi yeterli değildir. Ufkun ötesini de görmesi.gerekir.″ Mustafa Kemal Atatürk.

ATATÜRK´E GÖRE BİR LİDERDEN ÜLKENİN VE ULUSUN BEKLENTİSİ NEDİR?

 “Milletler üzüntüsü ve keder bilmemelidir. Önderlerin (Liderlerin) vazifesi, hayatı neşe ve şevkle karşılamak hususunda milletlerine yol göstermektir.“

3.SAHİP OLDUĞU YÜKSEK GENEL KÜLTÜR VE BİLGİYE SAHİP OLMASI

İnsanların liderlik yetenek ve kabiliyetleri doğuştan bir Allah vergisidir. Bu yetenek ve kabiliyete sahip olan her insan kendini kültürle bütünleştirmediği sürece karşılaştığı olaylar karşısında bocalar ve başarılı olamaz.

İşte bu gerçeği çok önceden gören ve çok iyi tespit eden Atatürk kendisini daha gençlik yıllarından itibaren kültüre adamıştır. Genç subaylık döneminde hitabet konusunda arkadaşı Ömer Naci´den daha sonraları Tevfik Fikret ve Namık Kemal´ in eserlerini inceletip araştırarak bu konuda kendini yetiştirmiştir. Atatürk´ e göre kültür ne anlama gelmektedir. “Kültür, okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, uyanık davranmak, düşünmek, zekayı eğitmektir.” Kültür zeminle orantılıdır. O zemin milletin karakteridir.

İşte bu kültür anlayışını kazanmak amacıyla kendisi yerli ve yabancı yazarları kitaplarını okuyarak, ülkenin ve milletin çağdaş bir düzeye gelmesi için belli konularda yoğun araştırmalar yapmıştır.

Türkçe ve Osmanlıca çok zengin bir kitaplığa sahip olduğu bilinen Atatürk´ün yaklaşık 2500 kitabı bulunmaktaydı. Ayrıca okumaya büyük önem veren Atatürk´ ün, Anıtkabirdeki  Atatürk Müzesinde, özel kitaplığında bulunan Türk ve İslam, dil, edebiyat, sosyal bilimler, bilim ve teknik konularındaki Türkçe, Osmanlıca, Fransızca, İngilizce, Almanca, Rusça, Arapça, Farsça, Slav dillerindeki toplam 4289 kitap da sergilenmektedir.

“Atatürk bu yüzyılın büyük insanlarından birinin tarihi başarılarını, Türk halkına ilham veren liderliğini, modern dünyanın ileri görüşlü anlayışını ve bir askeri lider olarak kudret ve yüksek cesaretini hatırlatmaktadır. Çöküntü halinde bulunan bir imparatorluktan özgür Türkiye´ nin doğması, yeni Türkiye´nin özgürlük ve bağımsızlığını şerefli bir şekilde ilan etmesi ve o zamandan beri koruması, Atatürk´ ün Türk halkının işidir. Şüphesiz ki, Türkiye´ de giriştiği derin ve geniş inkılaplar kadar bir kitlenin kendisine olan güvenini daha başarı ile gösteren örnek yoktur.”

4. KUVVETLİ BİR TEVHİT ŞUURUNA (ALLAH´IN BİRLİĞİNE) SAHİP OLMASI
Atatürk´ ün manevi dünyası ve din anlayışındaki ilk kültürü dindar ve yüksek din bilgisine sahip Zübeyde Hanım´dan ve mahalle mektebinden almıştır.

Daha sonra aldığı bu ilk din kültürünü tevhit şuuru düşünce ve inancı ile, 161 adet din kitabı okuyarak genişletmiştir. Bu kitaplardan 121 adedi İslam dini ile, 21 adedi diğer dinlerle ve 19 adedi ise aile bağları ve sosyal yaşamla ilgilidir.

Atatürk Çanakkale muharebesinde ve 26-30 Ağustos 1922 Başkomutanlık Meydan Muharebesinde 25 Ağustos günü Başkomutanlık karargahı olan Kocatepe´ ye çıktığında ertesi günü 26 Ağustos sabahı saat: 05.30´da topçu ateşinin açıldığında ve 31 Ağustos günü Muhabere meydanını dolaştığında Allah´ına dua etti.

23 Nisan 1920 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi´ ninaçılışı için beş maddelik emri bizzat kendi yazdı ve açılış günü öğleden sonra Hacı Bayram camiinde arkadaşları ile namaz kıldı.

29 Ekim 1923 günü Cumhuriyetin ilanında mecliste dua okundu.

7 Şubat 1923 tarihinde Balıkesir´ de Zağnos Paşa Camiinde kutsal dinimiz hakkında halka hutbe verdi.

Ulusal kurtuluştan sonra Adana´ ya 15 Mart 1923 tarihinde ilk gelişinde Ulucamiyi ziyaret etti ve burada Cuma namazını kıldı.

Özel hayatında dahi dini vecibelerini yerine getirmek için çok özen gösterirdi. Örneğin, Atatürk 29 Ocak 1923 tarihinde Latife Hanım´la evlendiğinde eşine en değerli hediye olarak küçük bir Kur´an-ı Kerim hediye etmiş ve “Allah seni korusun” diye dua etmiştir.

ATATÜRK 57 YILLIK KISA YAŞAM SÜRECİ İÇERİSİNDE KENDİSİNE VE MİLLETİNE ANA HEDEF OLARAK NEYİ TESPİT ETMİŞTİ?…
Mustafa Kemal başından beri Türk milletini kurtaracak olan bir lider olacağını biliyordu. Bununla ilgili sayısız kanıtlardan biri de 1906´ da Bulgar Türkoloğ İvan Monelof ile yaptığı Selanik´ te yaptığı konuşmalardır. Şöyle diyordu Mustafa Kemal:

“Bir gün gelecek ben, hayal olarak kabul ettiğiniz bu inkılapları başaracağım. Mensup olduğum Türk milleti bana inanacaktır. Düşündüklerim demogoji mahsulü değildir. Bu millet gerçeği görünce arkasından yürür. Saltanat ortadan kalkacaktır. Devlet mütecanis (tek türlü) bir unsura dayanacaktır. Din ve devlet işleri birbirinden ayrılacaktır. Batı medeniyetine döneceğiz. Batı medeniyetine girmemize engel olan yazıyı atarak, Latin kökünden alfabe seçilecektir. Kadın ve erkek arasındaki farklar kalkacaktır. Her şeyimizle batılı olacağız. Emin olunuz ki hepsi bir bir olacaktır.”

Atatürk´ ün bu konuşmayı yaptığı yıllarda ikinci Abdulhamit ülkenin tek hakimi idi. Yine o yıllarda Padişahlık kurumunun kuvvetli ve kutsal sayıldığı bir ortamda bu sözleri söylemiş olduğunun da altını çizmek gerekir.

Atatürk 26-30 Ağustos 1922 tarihinde Başkomutanlık meydan muharebesini kazandıktan sonra 10 Eylül 1922´ de İzmir´e girer. İzmir´de Latife hanım´ın evinde Halide Edip ile karşılaştıklarında Halide Hanım “Paşam en büyük zaferi kazandık, bundan böyle sizin de dinlenmeniz gerekir” der demez. 20´ nci yüzyılın en büyük komutanı ve devlet adamı olan Ulu önder Atatürk “Hiçbir zafer gaye değildir, zafer ancak kendisinden daha büyük olan bir gayeyi elde etmek için vasıtadır. Gaye fikirdir, bir fikrin istihsaline dayanmayan zafer yaşayamaz. Yoksa başlı başına zafer, boşa gitmiş bir gayrettir.” Benim için tek bir hedef vardır. O da cumhuriyettir.” diyerek kendisinin ve ulusunun ana hedefini böyle açıklıyordu.

ATATÜRK CUMHURİYETİ NEDEN TÜRK GENÇLİĞİNE EMANET ETTİ?
Bugün Atatürk´ ün yolunda olduğunu iddia edenlerin unutmaması gereken bir gerçek vardır ki o da şudur “Atatürk Türk milletini ve Cumhuriyetini vicdanlı, sağduyulu, güzel ahlaklı, dindar, çağdaş, ilerici, vatansever, milliyetçi, itaatli, kişilikli bir nesle emanet etmiştir. Bu nesli yetiştirmek kendisini Atatürk yolunda sayan herkesin birinci görevidir. Bu gençliğin yetişmesi bu görevi üstleneceklerin çalışmasına azmine ve şevkine bağlıdır. Atatürk´ ün hayatını inceleyen ve dünya görüşünü bilen herkes gençlerin Atatürk için özel bir anlamı olduğunu da bilir. Atatürk için gençlik aydınlık gelecek için önemli bir güç, Cumhuriyetin üzerine inşa edildiği tüm değerleri koruyup yaşatacak olan bir kuvvettir. Atatürk´ ün Türk gençliğine verdiği önemi hayatının safhalarında açık biçimde görmekteyiz. Bursa nutku´ da başlı başına Atatürk´ ün Türk gençliğine verdiği değeri ortaya koyacak niteliktedir.
Atatürk 05 Şubat 1933 tarihinde yaptığı Bursa nutkunda Türk gençliğine olan güvenini şöyle ifade etmiştir.

“Türk genci devrimlerin ve Cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine ve doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı bir davranış duydu mu, bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır. Adalet örgütü vardır demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.

Polis gelecek asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç polis, henüz devrim ve Cumhuriyetin polisi değildir. Diye düşünecek, ama hiçbir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek. Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesi için çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek, diyecek ki, ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzetmekte benim görevimdir. İşte benim anladığım Türk genci ve Türk gençliği..

ATATÜRK YAŞIYOR BABA

10 Kasım´da üzgündü.

Bulut buluttu gözleri

“100´den çok fazla olacaktı

Yaşı” dedi. Canım babam.

Eğer yaşasaydı o büyük adam!”

 

“Üzülme” dedim ona

“Ben üzülüyor muyum bak!”

Nedenini açıkladım sonra:

Diyor ki Öğretmenimiz:

“Yaşayıp göçmüş insanların

İsimlerinin sonunda

İki sayı görürsünüz …

İlki doğduğu yılı gösterir

Öldüğü yılı gösterir sonraki


İngiltere´ nin ana kraliçesi

Elizabeth (1558-1603)

Gibi örneğin

Eğer ölmemiş olsaydı, adının

Sonuna yıl yazılmazdı kadının

Atatürk´ ünküne bakalım bir de

Baştaki yıl var sonraki yol

(1881-…)

Demek ki o ölmedi

Hala Kocatepe´ de

Dağları aşıyor baba,

Denizlere ulaşıyor

Atatürk yaşıyor baba!

Fevzi GÜNENÇ

ATATÜRK´ ÜN YÜCE TÜRK ULUSU VE TÜRK GENÇLİĞİNDEN İSTEK VE BEKLENTİLERİ NELERDİ?
/resimler/2017-11/9/1042508923733.jpgGerçekçi bir insan olan Gazi Mustafa Kemal 19 Mayıs 1926 günlü Hakimiyet-i Milliye´de yer alan demecinde insanın faniliği, toplumun sürekliliği kuralının kendisi için de geçerli olduğunu şu sözleri ile açıklamıştı:
“Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır ve Türk Milleti emniyet ve saadetini zamin (düzenleyen) prensiplerle medeniyet yolunda tereddütsüz yürümeye devam edecektir.” Öte yandan “Büyük Adama”´ın doğuşunu gerekirciliğe bağlayarak, benzer koşulların benzer sonuçları yaratacağı görüştedir.
Konu bu açıdan ele alınınca “bir” değil “iki” Mustafa Kemal vardır ve Atatürk daha 1921 yılında bu toplum bilim gerçeğini görerek dile getirmiştir.

“İki Mustafa Kemal vardır, biri ben, fani Mustafa Kemal öteki milletin daima içinde yaşattığı Mustafa Kemal. Ben onu temsil ediyorum. Her hangi tehlike anında ben zuhur ettim se “ortaya çıktımsa”, beni bir Türk anası doğurmadı mı? Türk analar daha Mustafa Kemaller doğurmayacaklar mı? Feyiz (olgunluk) milletindir, benim değildir.”
“Benim müstesna olduğuma dair bir kanun yoktur.”
“Beni görmek demek behemehâl “mutlaka” yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kâfidir.“

SONUÇ OLARAK
Türkiye Cumhuriyeti´nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Türk Ulusuna önderlik yaparak zaferle taçlandırdığı kurtuluş savaşı ve ardından gerçekleştirdiği devrimlerle, çağın gerisinde kalmış köhne bir imparatorluğun küllerinden, çağdaş uygarlık içerisinde onurlu bir şekilde yer alan, modern Türkiye Cumhuriyetini kurarak 20´nci yüzyılın en büyük devlet adamları arasında yer almıştır. Zamanında mücadele ettiği en büyük düşmanları bile, onun dehasını ve büyüklüğünü itiraf edip kabul etmek zorunda kalmışlardır.

Atatürk´ ün ölümünden sonra onun hakkında söylenmiş ve halen söylenmekte olan pek çok güzel söz vardır. Burada bunlardan bazılarını aktararak atamıza duyduğumuz haklı gururu bir kez daha yaşayalım istiyorum.

Bakınız; Unesco Atatürk´ ü nasıl tanımlıyor. Atatürk, uluslararası anlayış, işbirliği ve barış yolunda çaba göstermiş üstün kişi, olağanüstü devrimler gerçekleştirmiş bir devrimci, sömürgecilik ve yayılmacılığa karşı savaşan ilk önder, insan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü, yaşamı boyunca insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayrımı gözetmeyen eşi olmayan devlet adamıdır.

İngiltere Başbakanı Wınston Churchıll, Atatürk´ ün ölümü üzerine şu sözleri söylemiştir.” Savaşta Türkiyeyi kurtaran, savaştan sonrada Türk milletini yeniden dirilten Atatürk´ ün ölümü, yalnız yurdu için değil, Avrupa içinde büyük kayıptır.”

Atatürk´ün ölümü ile ilgili İngiliz basınında şu ifadeler yer almıştır. “Atatürk benzeri olmayan bir devlet adamı idi. Diktatörlerin tahammül edemediği serbest bir nizamla demokrasilerin bile başaramadığı ve başaramayacağı işler yapmıştır.”

Adolf Hitler her türlü yokluğa rağmen kazanılan kurtuluş savaşımızı inceleyip Atatürk hakkında şunları söylemiştir. “Mustafa Kemal; bir milletin bütün vasıtalarından mahrum edilse dahi, kendini kurtaracak vasıtaları yaratabileceğini ispat eden adamdır.”

Kurtuluş savaşında karşı karşıya geldiğimiz Yunanistan Başbakanı Venizelos Atatürk´ ün büyüklüğünü şöyle ifade etmiştir. “Bir ulusun hayatında bu kadar az sürede bu denli kökden değişiklik pek seyrek gerçekleşir. Bu olağanüstü işleri yapan Mustafa Kemal hiç kuşkusuz kelimenin tam anlamı ile büyük adam niteliğine hak kazanmıştır ve bundan dolayı türkler övünebilir.”

ABD Başkanı Franklın Roosevelt, Atatürk´ ün ölümünün ardından şu ifadeleri kullanmıştır. Sovyet Rusya Hariciye Nazırı Litvinof ile görüşürken kendisine bütün Avrupanın en kıymetli ve en ziyade dikkate değer devlet adamının kim olduğunu sordum. Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal olduğunu söyledi.

“Benim üzüntüm, bu adamla taşınmak hususundaki şiddetli arzumun gerçekleşmesine artık imkan kalmamış olmasıdır.”

Ünlü Alman Filozofu Herbert Melzig Atatürk´ün büyük bir düşünce adamı olduğunu şöyle ifade etmiştir. “Büyük Yunan Filozofu Platon´ un keşke krallar filozof olsa ve filozoflar kralların tahtına otursa idi, şeklinde dileği vardır. Bu dileğin 20´ nci yüzyılda ilk defa olarak Atatürk´ ün şahsında gerçekleştiğini görmekteyiz.”
Atatürk hakkında yazdığı kitaplarla Atatürk´ün gençlere tanıtıp sevdirilmesinde büyük hizmetleri olan Turgut Özakman onun büyüklüğünü şöyle tarif ediyor. “dünyada ülkesini savaşta zafere kavuşturan birçok komutan var. Milletini daha ileri bir toplum yapmak için çalışmış birçok önder de var. Ama yokluk, yoksulluk içinde ikisini birden başarmış tek bir kişi var: Atatürk.”
Ömrünü yobazlığa karşı mücadeleye adamış gerçek din alimi Yaşar Nuri Öztürk Atatürk devrimlerine bakınız. Ne güzel ifade etmiş. “Mustafa Kemal´ in devrimleri bir tek cümleye indirgenebilir: aklın prangalarını kırmak.”
Atatürk´ün yüceliği hakkındakidüşüncelerimi ünlü şairimiz Cemal Süreyya´ nın Atatürk için söylediği sözlerle bitirmek istiyorum. Mustafa Kemal bir temeldir. Bir yöndür. Yapılmış herşeyi bitmiş bir bina değildir. Onu ancak devam ettirerek, sürdürerek, kendisine yeni şeyler yeni değerler ekleyerek sevebiliriz.
Atatürk´ ü yalnız yüreğimizle değil, aklımızla da sevelim. Mustafa Kemal en büyük zaferini o zaman kazanmış olacaktır.
SON SÖZ:
SAYGIDEĞER VATANDAŞLARIM VE SEVĞİLİ HEMŞERİLERİM.!

Ulusça bilmeliyiz ki, milletimizin kurtuluşu ve çağdaş uygarlık düzeyine ulaşması ulu önder Atatürk´ ü iyi anlamakla, onun yolundan gitmekle, ilke ve devrimlerini tek rehber yapmakla mümkündür. Milletine bu kadar güzel ve hayırlı miraslar bırakan, hayata gözlerini rahatça kapayan dünyada pek az adam yetişmiş veya hiç yetişmemiştir. İşte bu nedenledir ki çağdaş Atatürk´ ün Türkiye´si olmak, ilk ve tek hedefimizdir. Behemahal bu hedef mutlaka sonsuza dek gerçekleşecektir.
Bugün bize bu mutlu ve onur verici günleri yaşatan Yirminci Yüzyılın en büyük komutanı ve devlet adamı ebedi başkomutanımız Ulu önder Atatürk´ ü minnet ve rahmetle anar manevi huzurunda saygı ile eğilirim, ruhu şad olsun.

KAYNAKÇA:

Atatürk Fotoğrafları Albümü,HanriBenazus
Atatürk´ü anlamak ve Tamamlamak,Prof.Dr.Cavit Orhan Tütengil
Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, Prof.Dr. Afet İnan
TEK ADAM C.1 ve C.3,Şevket Süreyya Aydemir
Ne Mutlu Türküm Diyene, Kahraman Yusufoğlu
Atatürk´ün de Çocukları Vardı, Ali Kuzu
Atatürk´ ün kehanetleri, Ali Bektan
Çankaya, Falih Rıfkı Atay
Cumhuriyet C.1 Ve C.2,Turgut ÖZAKMAN
İnönü Atatürk´ ü Anlatıyor, Abdi İpekçi
Gazi Paşam, Cevat Şenol
Atatürk ve Liderlik, Harika Yamak
 



306 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ATATÜRK ÜZERİNE - 01/01/2019
‘ ALLAH´IN BANA BU EVLADI VATANI KURTARMAK İÇİN GÖNDERDİĞİNE İNANIYORUM.‘
TEOKRATİK VE MONARŞİK SALTANAT DÜZENİNİN YIKILIŞI ÇAĞDAŞ BİR DEVLETE DOĞRU - 09/11/2018
"Bir gün gelecek, ben hayal zannettiğiniz bütün, inkılâpları başaracağım. Mensup olduğum millet bana, inanacaktır. Saltanat yıkılmalıdır. .Din ve devlet birbirinden ayrılmalı, şarktan benli
TÜRK ULUSUNUN ÇAĞDAŞ CUMHURİYET YÖNETİMİNE KAVUŞMASININ 95. YIL DÖNÜMÜ KUTLAMASI - 29/10/2018
ATATÜRK UYARMIŞTI
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN - 29/08/2018
"Bu meydanda akan Türk kanları, bu gökyüzünde uçuşan şehit ruhları. devlet ve Cumhuriyet´imizin ölmez koruyucularıdır. " Mustafa Kemal Atatürk
MUSTAFA KEMAL PAŞA´NIN BAŞKOMUTAN OLUŞUNUN 97. YILDÖNÜMÜ KUTLAMASI - 07/08/2018
Türk Ordusunun Sakarya´nın doğusuna çekilmesinden sonra TBMM´de başlayan gizli oturumlarda Mustafa Kemal´e Meclisin tüm yetkile
ERZURUM KONGRESİ - 20/07/2018
ERZURUMLU MUSTAFA KEMAL
ATATÜRK’ÜN ÖZGÜRLÜK BİLDİRİSİ AMASYA GENELGESİ’NİN 99. YILDÖNÜMÜ KUTLAMASI - 20/06/2018
“Mademki milletimizin şerefi, haysiyeti, istiklali tehlikeye düşmüştür. Artık b
CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN - 28/10/2017
" Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır. Ve Türk Milleti emniyet ve saadetinin kefili olan prensiplerle medeniyet yolunda, tereddütsüz yürümeğe devam edecektir." Mustafa Kemal Atatürk
ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN - 28/08/2017
YÜCE TÜRK ULUSUNUN ÖZGÜRLÜK VE EGEMENLİĞİNE KAVUŞTUĞU “KUTSAL SAVAŞ” BAŞKOMUTANLIK MEYDAN MUHAREBESİ ZAFERİNİN 95. YIL DÖNÜMÜ KUTLAMASI
 Devamı
Anlık
Yarın
31° 33° 23°
AlışSatış
Dolar5.74985.7728
Euro6.36106.3865