Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi7
Bugün Toplam642
Toplam Ziyaret1743610
Hayrullah Güven
hguven@karaisalihaber.net
GEÇMİŞTEN GELECEĞE ESİNTİLER (6)
24/06/2011

 

Yanılmıyorsam köyümüzde ilkokul 1946-1947 öğretim yılında açıldı. Ben okulun ilk öğrencilerindendim. Nedendir bilmiyorum ilk sene okula delikanlı öğreciler de kaydedildi. Belki öğrenci sayısını arttırarak öğretmen isteme hakkını elde etmek içindi. Bu öğrencilerden baziları yaz tatilinde evlendiler,çoğu ikinci yıl okula gelmediler. Bu yaşı büyük öğrencilerden hatırladıklarım: Zekeriya Karsandık, Çolak Mehmet Üğücü, İsmail Mehmet Üğücü, Çömekli'den Mehmetali İncetaş, Köşker Duran, Tılan Ömer, Güzin Özdemir....başka kızlar da vardı ama hatırlayamadım.

Okulun yeni açılmış olması nedeniyle öğrenciler arasında yaş farkı çoktu. Mesela ben tam yaşımda (7) kaydolmuştum ama Raif Boynuince, İbrahim Boynuince( Çağlar), Resul Üğücü, Mansur Eşim, Ahmet Aksu... benden birkaç yaş daha büyüktüler.İlk öğretmenimiz, Mehmet Karatlı idi, sanırım vekil öğretmendi.İkinci sınıfta öğretmenimiz Ahmet Kılıç adında Osmaniyeli çok disiplinli bir öğretmendi. Ondan çok korkardık çünkü çok döverdi. Çarpım tablosunun tamamını ezberlemiştik ve ben zihinden öğrendiğim toplama-çıkarma işlemlerini şu andakinden daha iyi yapıyordum.Ahmet öğretmen, evde yapmamız için matematikten ödev verdi. Problemlerden birini bir türlü çözemiyordum, çünkü problemi anlayamıyordum. Köyde yardım isteyebileceğim bir kimse de yoktu. Bu yüzden ağlamaya başladım. Bu arada Mulla Mustafa amcanın odasına iki jandarma geldi. Belki bunlar okuma - yazma biliyor, problemi çözer düşüncesiyle yanlarına gittim. Problem aşağı yukarı şöyle bir şeydi: Bir tüccar tanesi 5 Liradan 12 koyun aldı.Koyunlardan 24 Lira kar etmek istiyor, koyunların tanesini kaç Liradan satmalıdır? Ben problemi okurken "kar" kelimesinin "a" harfi üzerindeki "^ " işareti tanımadığım için anlamını bir yağış çeşidi olan kar anlamında düşünüyorum. Bu yüzden problemi anlamıyorum. Jandarma okurken durumun farkına vardım, o kelimeyi doğru olarak okumuştu. Tabii problemi de çözdü. Okulun bahçesinde kar topu oynarken Zekeriya abi Yusuf Kocabıyık (Palabıyık)ı biraz örselemiş. Yusuf da babasına şikayet etmiş. Sarahmat emmi okula geldi, öğretmenle görüştü. Öğretmen, Zekeriya'ya kızdı ve okuldan kovmak istedi. Zekeriya öğretmene karşı geldi; " Ver şadetlememi (şahadetname, diploma) gideyim." diyor. Öğretmen sesini yükselttikçe o da aynı cümleyi tekrar ediyor: "Ver şadetlememi gideyim." "Şahadetname" kelimesi kafama takıldı, kendi kendime "Acep nedir bu, nasıl bir şey istiyor?" diye hep düşündüm. Yıllar sonra şahadetnameyi de diplomayı da öğrendim.

Üçüncü sınıfta öğretmenimiz Fuat Yüzbaş adında bir vekil öğretmendi. Sportmen biriydi. Öğrenciler, sırayla öğretmene yemek götürürdük. Bir sincap yavrusu büyütüp,kendine alıştırmıştı.

 

Dördüncü ve beşinci sınıfta öğretmenimiz Yusuf Sevim'di. Lojmanda annesiyle birlikte otururdu. Kader,yıllar sonra Yusuf öğretmenimle aynı okulda bizi karşılaştırdı: Ben Ziyapaşa Ortaokulunda çalışırken Yusuf Bey, Lütfiye Kısacık İlkokulunda öğretmendi, bizim okulda ücretli derse girerdi. Bir gün öğretmenler odasında konuşurken; "Boynuz, kulağı geçermiş." dedi. Benim ortaokul, kendisinin ilkokul öğretmeni olduğunu söylemek istemişti. KIzlarından biri de aynı okulda benim öğrencimdi. 8-9 yıl sonra öğretmenimin kızı ile Sakıp Sabancı okulunda karşılaştık, o, ilkokul bölümünde ben de ortaokul bölümünde çalıştık.

 

Köyde 5 sınıf birarada idik ve tek öğretmenimiz vardı. Tarım-İş dersi, ders saati olarak en fazla olanıydı ve benim hiç hoşuma gitmezdi. Tarım-İş dersi olduğu günler okula kazma kürekle giderdik. Okul bahçesinin cami tarafı ile doğu tarafını bahçeyi genişletmek için kazardık. Okul bahçesinin yol tarafını "barı" dediğimiz taş duvarla çevirirdik. Bugün Ziya Karsu( Karasu) nun dükkanının oradan eski mezarlığa kadar olan yoldan ve yol kenarından sırtımızla taş taşırdık. Çamlıktan çam fidanı getirip okul bahçesinin kenarlarına dikerdik ama hep kururdu. Okulun tam batısında, Deyyus tepesinin önünde bir tanesi tutmuştu, kocaman bir çam ağacı olmuştu. Sanırım yol genişletmek için ortadan kaldırılmış, az ilerdeki dut gibi. YUkarda adı geçen tepenin ucuna insanlar çömelerek dizilirler, gelip geçeni seyrederlerdi.

 Şimdi tepenin gerisine ev yapılmış, tepe biraz da yükseklik kaybetmiş. 


1325 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

GEÇMİŞTEN GELECEĞE - 10/07/2024
GEÇMİŞTEN GELECEĞE
H A L İ M E A B L A - 18/06/2024
H A L İ M E A B L A
S A K I Z O L A Y I - 11/06/2024
S A K I Z O L A Y I
İ L K B A H A R D A Y A Z L I Ğ A G Ö Ç - 03/06/2024
İ L K B A H A R D A Y A Z L I Ğ A G Ö Ç
Ç İ Ğ D E M - 29/05/2024
Ç İ Ğ D E M
GEÇMİŞTEN GELECEĞE - 28/05/2024
GEÇMİŞTEN GELECEĞE
GEÇMİŞTEN GELECEĞE ESİNTİLER (3) - 07/02/2013
üz gelip te havalar serinleyince herkes köye göçerdi. Kış için odun getirme telaşı başlardı.
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ESİNTİLER (2) - 22/12/2012
İlkbahar gelince Mulla Mustafa amcalar hariç herkes yazlığa göçer, köyde kimsecikler kalmazdı. Evlerin anahtarları da kapının üstünde bir deliğe tıkılıp arkasına küçük bir taş konurdu. Kesinlikle hırsızlık olmazdı. Biz çocuklar bu göçme işini çok sev
GEÇMİŞTEN GELECEĞE ESİNTİLER ( 1 ) - 05/12/2012
Çocukluğumun ilk yıllarında köy hayatından biraz söz etmek istiyorum:
 Devamı
AlışSatış
Dolar32.787732.9191
Euro35.540735.6832