Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi8
Bugün Toplam669
Toplam Ziyaret1743637
Hayrullah Güven
hguven@karaisalihaber.net
H A L İ M E A B L A
18/06/2024

İmiş nenenin Halime adında genç bir kızı vardı, annesi kelerin arkasından odun toplamasını istiyor ama o yalnız gitmekten korkuyor, benim de kendisiyle ormana gelmemi istiyordu ama ben gitmek istemiyordum. Zira Halime ablanın konuşması ve bakışları biraz tuhaf olduğu için korkuyordum.  İmiş nenenin ricalarına dayanamayıp gönülsüzce gittim. Ormana vardık, Halime ablanın odun toplamaya dalmasından istifade edip ağaçları siper alarak evden yan yavaşça  uzaklaşmaya başladım, Halime abla farkına varınca bütün hızımla eve doğru koşuyordum. Kaçarken ayağım iki taş arasına girmiş olmalı ki acıdı ve kanamaya başladı. Halime, arkamdan taşları yağdırıyordu. Eve geldiğimde İmiş nene ne olduğunu, niçin geldiğimi sordu. Kanayan ayağımı gösterip “ Helime taş vurdu” dedim.Biraz sonra odunları sırtlayıp gelen Halime’ye annesi kızıp azarladı. Halime kendini savundu ama İmiş nene hangimize inandı bilmiyorum.                                              Karacin’de Mustafa Üğücü, Rahmi Güven ve ben üç arkadaş birlikte oynardık, civarda gezmediğimiz yer yoktu. Dik yamaçlarda taş yuvarlar zevkle seyrederdik. Kim daha uzağa atabilecek diye taş yarıştırırdık. Bir defasında taş yarıştırırken Mustafa’nın attığı taş kazaen başıma isabet etmişti, çok kan akmış, kendisi de çok üzülmüştü. Koşarak eve gittik, galiba tereyağıyla kavrulmuş, ya da haşlanmış soğan vs. ile bir merhem yapıp başıma sardılar.  Iki-üçyaz bu yaylada yayladıktan sonra, Karacin’den 500 metre daha yüksekte bulunan Sofula yaylasına çıkmaya başladık. Burası ortasında bir kuyu olan taşsız, oldukça düz, bol otlu bir yerdi.           

                                S  O  F  U  L  A

           Köyümüzün doğusundaki dağların üstünde bulunan Sofula yaylasına ilkbaharda beş altı komşuyla birlikte biraz erken göçmüştük. Biz öğrenciler henüz yaz tatiline girmemiştik. Ben üçüncü sınıftaydım, o zamanlar köy okulları biraz erken tatil oluyordu. 23 Nisan günü okulun bahçesinde temizlik yaptık. Ormandan getirdiğimiz çam dallarıyla okulu süsledik. Yaz tatiline  giriyorduk, öğretmenimizle vedalaştık, çoğumuz ağlıyorduk, onu  bir daha göremeyeceğimizi düşünüyorduk. Çünkü köye gelen öğretmenler ertesi sene gelmiyor, başka öğretmen geliyordu.

          Kız kardeşim Sultan bebekti, yaylaya gelirken annem kum getirmemi tembihlemişti. O zamanlarda şalvar, ceket eskilerinden bebek bezi yaparlardı ve bu beze kum koyup bebeği belerlerdi (kundaklarlardı). Eğer kışsa kum ısıtılırdı. Kirlenen bezin içindeki kum atılarak bezler yıkanırdı. Bulabilenler bu bezleri kaput bezinden (amerikan bezi) yapar, ıslaklık dışarı çıkmasın diye bu bezlerde balmumu da kullanılırdı. Daha sonraları bezin dışına naylon da kullanılmaya başladı. Annem, yaylaya gelirken, köydeki kum alınan yerden bebek için kum getirmemi tembihlemişti. Ertesi gün üç arkadaş ve bir abi ile yayla yolunu tuttuk, benim omzumda bir kum torbası vardı.Uzaktan bakılınca dağın yamacında yola benzeyen, dikine uzanan ağaçsız, beyaz bir boşluk gözüküyordu. Buradan çıkarsak çok kestirme yaylaya çıkabileceğimizi düşündük, vadi içindeki patikayı bırakıp tırmanmaya başladık. Oysa burası yol değil çağşakmış, irili ufaklı taşlar bir dere gibi yukardan aşağıya doğru akarmış. İki adım çıkarsak bir adım geri kayıyorduk. Artık kenarlardan tırmanarak, yorucu biryolculuktan sonra yaylaya ulaştık.                                                                                                                         

       Bu yaylada daha önce tanımadığım” yalınca” “ köremen” denilen, yenilen bitkileri tanıdım. Köremen; kokusuyla, tadıyla, rengiyle, yapraklarıyla soğana benziyordu ama yaprakları oldukça inceydi. Buna yabani soğan diyebiliriz. Yalınca ise; tadıyla, kokusuyla, yapraklarıyla sarımsağa benziyordu. Kök kısmında minicik dişler vardı. Bu bitkiye de yabani sarımsak diyebiliriz. Sığır güderken bunları ekmeğimize katık yapardık.



114 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

GEÇMİŞTEN GELECEĞE - 10/07/2024
GEÇMİŞTEN GELECEĞE
S A K I Z O L A Y I - 11/06/2024
S A K I Z O L A Y I
İ L K B A H A R D A Y A Z L I Ğ A G Ö Ç - 03/06/2024
İ L K B A H A R D A Y A Z L I Ğ A G Ö Ç
Ç İ Ğ D E M - 29/05/2024
Ç İ Ğ D E M
GEÇMİŞTEN GELECEĞE - 28/05/2024
GEÇMİŞTEN GELECEĞE
GEÇMİŞTEN GELECEĞE ESİNTİLER (3) - 07/02/2013
üz gelip te havalar serinleyince herkes köye göçerdi. Kış için odun getirme telaşı başlardı.
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ESİNTİLER (2) - 22/12/2012
İlkbahar gelince Mulla Mustafa amcalar hariç herkes yazlığa göçer, köyde kimsecikler kalmazdı. Evlerin anahtarları da kapının üstünde bir deliğe tıkılıp arkasına küçük bir taş konurdu. Kesinlikle hırsızlık olmazdı. Biz çocuklar bu göçme işini çok sev
GEÇMİŞTEN GELECEĞE ESİNTİLER ( 1 ) - 05/12/2012
Çocukluğumun ilk yıllarında köy hayatından biraz söz etmek istiyorum:
YAĞBASAN - 22/09/2012
1071 tarihinde Malazgirt'te, Bizansa karşı kazandığı zaferle ALPARSLAN, Anadolu'yu Türklere açmıştı.
 Devamı
AlışSatış
Dolar32.787732.9191
Euro35.540735.6832