Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi8
Bugün Toplam282
Toplam Ziyaret931936
HABER VİDEOLARI
Yılmaz Aydoğan
yaydogan33@gmail.com
ALGILAR OLGULAR
06/10/2019

 

Geçen hafta Haber Türk TV’de Fatih Altaylı’nın programına çıkan İyi Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener, Ak Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘la ilgili bir soruya verdiği yanıtta: “Amerika’ya yüksek sesle bağırdığına bakılırsa yine Amerikalılara hizmet edecek, demektir. Bugüne kadar hep böyle oldu, kimlere en çok bağırdı ise onlara hizmet etti” demişti.

Geleceğe yönelik tahminlerde bulunmak, ucunda biraz ‘falcılık’, daha entel deyimle ‘fortune teller’ lik barındırdığı için tahmin içeren yazılar yazmaktan genelde imtina etmişimdir.

Ama bugünlerde öyle bir konu var ki önümüzde, düşünmemek mümkün değil! Seksen iki milyonun tamamını ilgilendiren kafamdaki karmaşayı, okurlarımla paylaşmak istedim.

“Arap Baharı” başlamadan önce Suriye nüfusunun yok denilecek miktarını oluşturan, Haseke ve Afrin’de yaşayan ve çoğunluğuna Suriye Devleti tarafından kimlik dahi verilmemiş, haymatlos statüsünde yaşayan Suriye’nin Kürtleri (Kurmanç ve Goran) bugün Anadolu’dan, Kuzey Irak ve İran’dan gelenlerle birlikte oluşturdukları ideolojik olarak Marksist ama Amerikan maşası terör örgütü PYD/YPG çatısı altında, Suriye topraklarının üçte birini işgal etmektedirler.

Bu yapı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin birliği, bütünlüğü anlamında gelecek vadede tehlike oluşturmaktadır. Tehlikeyi kavrayabilmek için K.C.K. harflerinden oluşan örgütün (Koma Civakên Kurdistan - Kürdistan Demokratik Toplum Konfederalizmi) ne olduğunu, ne amaçladığını da bilmesi gerekir okuyucunun.

“KCK Sözleşmesi” bu örgütün anayasasıdır. PKK, PYD, YPG, PJAK hatta HDP gibi bütün örgüt ve kuruluşlar bu anayasaya bağlıdır. KCK Örgütü’nü Abdullah Öcalan 21 Mart 2005'te İmralı’da hapis cezasını çekerken kurmuştur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yöneten Ak Parti iktidarı işte bu KCK’yı kuran ve onun başı olan Öcalan ile görüşmeler yapmış, onun mesajlarını taraftarlarına iletmesine aracı olmuştur. Öcalan’ın örgütün başı olarak sözleşmedeki unvanı Rêberê (Önderlik)’dir.

HDP milletvekilleri, Ak Parti iktidarının ve bizzat Erdoğan’nın bilgisi altında ve özel izniyle Öcalan’dan aldıkları mesajları Kandil’e götürmüşler, Kandil ile İmralı arasında irtibat kurmuşlar ve adına “Çözüm Süreci” denilen çalışmaları yapmışlardır. Büyük Türk Milleti’nin Haziran 2015 seçimlerinde Ak Parti’yi iktidardan düşürmesi üzerine, tüm bu çalışmalar yarıda kesilerek “Çözüm Süreci” buzdolabına kaldırılmıştır.

Soru şu:

Ak Parti iktidarı ve iktidarın başındaki kişi, “Çözüm Süreci” hedefinden vazgeçmiş midir?

Yoksa taktik olarak çalışmalara ara mı verilmiştir?

2019 yılı, Ak Parti iktidarının küçük ortağını yanında tutabilmek amaçlı, güya, Kuzey Suriye’de meydana gelen oluşumun ülkemizin gelecekteki birlik ve bütünlüğünü tehlikeye düşürdüğüne dair beyanları(!) ile geçti. Sonunda da ABD ile birlikte sürdürülecek çalışmalarla, sınırdan itibaren 32 km. derinlikte bir Güvenli Bölge oluşturulmasına dair mutabakat sağlandığı duyuruldu. Ne var ki halkımızın kahir çoğunluğu konunun ayrıntısı hakkında bilgi sahibi değildir.

Örneğin:

-BOP haritasında “Bağımsız Kürdistan” diye gösterilen bölgede Afrin ve El Bab yer almamıştır. Buna karşılık Kürdistan denilen bu bölgenin ülkemiz topraklarını da kapsayacak şekilde Fırat’ın doğusunda yer aldığı görülür.

- Haritada Kürdistan’ın denize çıkışı Karadeniz’den Hopa Limanı’na denk gelecek şekilde verilmiştir. Bu durum ABD’nin El Bap ve Afrin Harekâtlarına niçin karşı çıkmadığını açıklar.

- Suriye’de Fırat’ın batısını Rusya’nın, doğusunu Amerikalıların kontrol etmesi taraflar arasında çok daha önceden kararlaştırılmıştır.

-2018 yılında Washington Enstitüsü için hazırlanan ”Suriye Savaşında Sekteryanizm” adlı bir raporda, Afrin’de Türkmenlerin de yaşadığı ve buranın gelecekte “Türkmenistan” olarak adlandırılabileceği; ayrıca Suriye ve Irak’ın BOP kapsamında nasıl parçalanacakları gösterilmiştir.

-Afrin’deki Harekâta “Türkiye’deki iktidarın iç kamuoyu nezdinde güçlenerek yoluna devam edebilmesi için ses çıkarılmadığı”, ancak Fırat’ın doğusunda herhangi bir Harekâtına izin verilmediği anlaşılmaktadır.

-ABD Dışişleri eski Bakanı Tillerson ile Erdoğan arasında, ‘resmi kayıt tutulmadan’ yapılan ve üç buçuk saat süren görüşmeden sonra Amerikan Dışişleri Bakanı, “Suriye’nin kuzeyinde kim nereye egemen olacak, önümüzdeki süreçte bunlara karar vereceğiz,” demişti.

Şimdi Fırat’ın doğusundaki devletçiği güvence altına alacak “güvenli bölge” uygulaması, bu kararın nasıl verildiğini açıklamıyor mu sizce?

Oluşturulacak “Güvenli Bölge” bizim geleceğimize yönelik tehlike oluşturan KCK Devleti Suriye ayağının bertaraf edilmesine değil de korunmasına mı hizmet edecektir? Eğer öyleyse Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Amerika’ya karşı esip gürlemelerini nasıl yorumlayacağız?

İçimdeki ses, bu “asıp kesmelerin” sadece iç kamuoyunu teskine, yatıştırmaya, uyutmaya yönelik olduğunu söylüyor.

Önümüzdeki günlerde, Türkiye’den bakışla “Amerika’ya rağmen”; gerçekte, “Amerika’nın bilgisi ve onayı ile” Fırat’ın doğusuna girilmesi, 5-10 km. derinlikli bir şerit oluşturulması; Amerikan askerlerinin güya, “Bizim askerlerle çatışmamak için,” güneye çekilmesi; böylece Recep Tayyip Erdoğan’ın “Amerika’yı çekilmeye zorlayan devlet adamı!” şeklinde iç kamuoyunda kahramanlaştırılması, sürpriz olmamalıdır.

“Yine algılar olguları gizleyecek, son on yedi yılda olduğu gibi, yaşanan ‘olgu’ ile sunulan ‘algı’ arasındaki farkı yine göremeyecek pek çoğumuz ve yine aldatılacağız,” demektir bu.

Bilelim. İfşa edelim.



96 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

SİYASİ AYAK 14: ÇARE “MİLİTAN DEMOKRASİ” (2) - 06/02/2020
(ÖNCEKİ YAZININ DEVAMI)
SİYASİ AYAK 13: ÇARE “MİLİTAN DEMOKRASİ” - 30/01/2020
23 Nisan 1920’de açılan TBMM’nin çalışma esaslarını düzenleyen “1” sayılı İçtüzük’ten sonra kararlaştırıp yayınladığı ve “2” numara ile yürürlüğe koyduğu ilk kanun, “Hıyaneti Vataniye Kanunu” idi.
SİYASİ AYAK 12: ÖNCEKİ BÖLÜMLERİ ÖZETLERSEK - 23/01/2020
Bugün uluslararası ilişkiler bağlamında hiç çekinmeksizin, Türk Milleti’ni hedef alan planlar, projeler yapılıyor ve “Ülkemizi parçalanmış gösteren yeni haritalar,” asılabiliyor duvarlara. Yöneticilerimiz de bu haritaların önünde, harita çizerlerini
SİYASİ AYAK 11: SUİKASTLAR - 17/01/2020
Atalarımızın Anadolu’ya Müslüman olarak geri gelişinden 25 yıl sonra, 1096 yılında ilki uygulamaya konulan Haçlı Seferleri’nin ortak amacı, “Biz Türkleri Anadolu topraklarından söküp, geldiğimiz Orta Asya bozkırlarına geri atmaktı.” 1912-1922 yılları
SİYASİ AYAK 10: YAHUDİLER VE AMERİKA BAĞLANTISI - 13/01/2020
Rahmetli gazeteci Uğur Mumcu’nun yarım kalan çalışmasının adı, “Kürt Dosyası” idi.
SİYASİ AYAK 9: BARZANİ BAĞLANTISI (2) - 05/01/2020
(ÖNCEKİ YAZININ DEVAMIDIR)
SİYASİ AYAK 8: HALİDİ NAKŞÎ BARZANİ BAĞLANTISI (1) - 01/01/2020
Daha önce de atıfta bulunduğum kitabında Mesud Barzani, “Mevlana Halid Nakşîbendi’nin (1777-1837) bir d
SİYASİ AYAK 7: PKK-TARİKAT VE ERMENİLİK BAĞLANTILARI - 27/12/2019
Yıl 2012, günlerden 18 Ağustos. PKK’nın ilk büyük eylemi Eruh ve Şemdinli baskınları yıl dönümünün üç gün sonrası. Gazetelerde aynı haber:
SİYASİ AYAK 6: HOYBUN, TAŞNAK, KDP VE PKK BAĞLANTILARI - 24/12/2019
Siyasi ayağı ararken, “Karşımızdakiler Kürt mü, kripto Kürt mü?” sorusunu cevaplayabilmenin bir yolu Hoybun Terör Örgütü’nü mercek altına almaktır. Kürtçü yazar Mehemed M
 Devamı
AlışSatış
Dolar6.05396.0781
Euro6.53826.5644